Doktorun beni gördüğünde düzgün biri olduğumu düşünmesini istiyordum, kötü biri değil.

MEYDAN

ECİNNİLİK

Kürtaj: Birinin Deneyimi

Bundan iki yıl önce, eski erkek arkadaşımın ısrarlarına son verebilmek için hamilelik testi yapmak üzere Beşiktaş’taki küresel kahve zinciri halkalarından birinin tuvaletine girdiğimde, bekleme süresi bitip sonuç kaliteli plastik testin üzerinde görününce hayatımda nasıl bir değişiklik olacağı konusunda küçük bir fikrim bile yoktu. Zaten testi, panik ve telaşla boğuşan, endişesi yüzünden dışarı taşan eski erkek arkadaşım beni darlamaya son versin diye yapıyordum.

 

Evet, eski erkek arkadaşım diyorum, çünkü erkek arkadaşımla ayrılmıştık, ama arada sırada sevişmeye de devam ediyorduk. Ona artık âşık değildim, ondan erkek arkadaşımmış gibi hoşlanmıyordum. Ama hala arkadaştık.

 

Testin sonucunu gördüğümde hissettiklerimi anlatabilmenin, yaşadığım şaşkınlığın büyüklüğünü tarif edebilmemin mümkün olduğunu zannetmiyorum. Böyle bir şeyin nasıl vuku bulmuş, nasıl yalnızca bir ihtimalken somut olarak karşımda duran bir olaya dönüşmüş olabildiğini anlamıyordum. Ne yapacaktım. Jinekologumu aradım. Sekreteri açtı. “X Hanım orada mı?” diye sordum, o da “Şu gün gelecek.” dedi. Ben de durumu anlattım, “Ben hamileyim, bugün bir doktorla görüşmem lazım, kiminle görüşebilirim, siz söyleyin.” dedim. O da “Buradaki diğer doktorumuzla görüşün.” dedi. İki saat filan kadar sonraya randevu verdi. Sonra aklıma ilk gelen şeylerden biri, son bir aydır ne kadar sigara ya da içki içtiğimi düşünmek oldu. Az değildi. “Bir sigara içmem lazım.” dedim ve bir sigara yaktım. Sonra eve gidip üzerime abuk subuk kıyafetler giydim. Abuk subuk diyorum ama kastettiklerim, normalde giydiğimden daha cici kıyafetler, normalde hiç giymememe rağmen topuklu ayakkabı. Doktorun beni gördüğünde düzgün biri olduğumu düşünmesini istiyordum, kötü biri değil. Sorumsuzca içki ve sigara içip sonra hamile kalan kötü, gördüğünde onu huzursuz ya da rahatsız edecek, sevmeyeceği kızlardan değil. Doktorlar belki de bunları hiç düşünmüyorlar. Belki de en azından o doktor düşünmüyor, düşünmeyecekti, belki de bunu yalnızca iş gibi görüyordu, belki bu onun için sıradan bir durumdu, belki ben onun umurunda bile değildim. Ama belki de beni kınayacaktı. Bana kızacak ya da içten içe ayıplayacaktı. Bu düşünce beni o anda esir aldı. Sanki bir bilgisayar oyununun içindeydim ve üzerinden atlamam gereken şeylere çarpıyordum ya da herşey hızla akıyordu ve bir tünelin içindeydim. Olanları düşünmek şimdi aklıma niye bilgisayar oyunlarını getiriyor bilmiyorum. Bütün dikkatimi olup bitene vermeye çalışıyor ama yine de ne yapmam gerektiğini anlayamıyordum. Biraz bilgisayar oyunu oynamak gibi bir histi. Hamilelik kontrolü eline almıştı.

 

Muayenehaneye vardığımızda, sekreterin doktoruma haber verdiğini ve doktorun birazdan beni muayene etmek için orada olacağını öğrendim. Biraz rahatladım, çünkü o sevecen bir kadındı, en azından kınama olmayacaktı.

 

Muayeneden dört haftalık hamile olduğumu ve bebeğimin ultrasonda nasıl göründüğünü öğrenmiş olarak ayrıldım. Eski erkek arkadaşım ultrasonun ekranındaki görüntülere bakmaya dayanamamıştı bile. Sanki hamile olan oydu ve birileri birazdan ülkeyi işgal edecekti.

 

Doktor bana bebeği doğurmak ister miyim diye sordu. Bana kendi hikâyesini, tıp fakültesindeyken hamile kalışını, kızını doğuruşunu, kızının şimdi büyüdüğünü anlattı. Ben de ona bunu yapamayacağımı, daha çok genç olduğumu söyledim. Kürtaj için birkaç gün sonraya anestezist randevusu ayarladıktan sonra “Aslında anne olmak hoşuma gitti.” dedim. O da “Daha erken, istersen birkaç hafta bekleyebiliriz.” dedi. Ben de, “O zaman yapamam.” diye cevap verdim. Bunun hemen olması gerektiğini, eğer beklersem, bu düşünce aklıma yerleşirse karar vermenin çok zor olmaya başlayacağını, o zaman da çocuğu doğurmak zorunda kalacağımı biliyordum. Hamilelik keskin içgüdülerin, keskin bilme hallerinin toplamıydı. Karnında bir bebeğin olduğunu idrak etmek, kimileri için hayatlarının normal seyrinde hiçbir sapma yaratmıyor olabilir ki yıllar sonra annemden de benzer bir açıklama duydum, benim için dünyanın nasıl aktığının tamamen değişmesi anlamına geliyordu. Güzel hissediyordum. Güzel bir kadın gibi. Karnımdaki şeye içinde başka hiçbir şeye yer olmayan bir şekilde bağlanmıştım. Bebeği seviyordum. Bunun beni herhangi bir şekilde mutsuz edebilmesi imkansız gibiydi. Bu dünyada kesinlikle kötü olamayacak tek şeydi. Saf iyilikti. Vesaire. (Sonraki dönemlerde okula gittiğim bir gün, Nükhet Sirman bir derste sınıfta hamile kalmış olan biri var mı diye sormuştu. Elimi kaldırmamıştım. Kimse de kaldırmamıştı. Bize hamile kadınların kendilerini güzel hissettiklerini söylemişti. Bu başkalarının da anne olunca benim gibi hissetmiş olabileceklerini ilk anladığım andı. Sanırım ders taşıyıcı annelik ve taşıyıcı annelerin bazen bebekleri biyolojik ebeveynlerine vermek istememeleri, yani yeni akrabalık türleri hakkındaydı.)

 

Bunu hissetmek beni korkuttu da. Çünkü bu kadar güçlü bir şeyin var olduğundan o güne kadar haberdar değildim – ve bu sözlerimde biraz bile abartma ya da romantize etme yok. Olabildiğince basit anlatıyorum. Annemi, arkadaşlarımın bana her zaman ilişki kurulması biraz zor gelen annelerini, bu çarkın neyin üzerinde döndüğünü anladım. O günden sonra bir daha geçmişte olduğum gibi biri olamayacaktım, asla. Ama daha önemlisi, bir daha hiçbir şey beni bu kadar üzemeyecek gibi geliyordu. Annelik bağı ve onun kopuşu. Hamile biri olduğunu bilerek geçirdiğim zaman dakikalar ya da günlerle sınırlı olsa da, bir bebek doğduktan, bir çocuğa dönüşüp öldükten sonra, 18 yaşında, 12 yaşında ya da 40 yaşında ölünce bunu gören bir annenin yaşadığı şeyin tahayyül edilemezliğini anladım ki ben bu saatlerin bir çoğunu kendimi bu bağa kapatarak, bu bağdan korumaya çalışarak geçirmiştim de.

 

Kürtaj yaptırdıktan kısa süre sonraki dönemde her şey yolunda gidiyor gibiydi. Muayenehaneden ilk çıktığımda rahatlamış hissetmiştim, bunu hatırlıyorum. Çünkü artık seçim yapmam gerekmiyordu. Ama sonra, yaz okulu bitip okullar tekrar açıldığı zaman, okula gitmeyi bıraktım, eve kapandım, makarna yiyor, bazen geceleri Leyla ile Mecnun seyrediyordum, o zaman yeni başlamıştı ve ilk bölümleriydi. Televizyonda nasıl böyle bir dizi yayınlanabiliyor diye şaşırıyordum. Türkiye’de nasıl böyle bir dizi olabilir, vesaire.

 

Sonra sanırım çok klişe bir şey yaptım, her şeyi yazgıyla açıklamayı seven eleştirdiğim insanlar gibi, başıma gelenleri kabul etmemi sağlayacak bir şey buldum, biraz daha postmodern ve havalı gibi olan bir şey. Advayta vedanta felsefesi. Budizm. Bu sıradan bir tepki, bugün baktığım noktadan bakınca: hiç hoşlanmadığım gerçeği, ondan hiç hoşlanmıyor olmama rağmen kabul edebilmem gerekiyordu, ama ben inançlı değildim, inançlı olamazdım da, o yüzden bu saydığım şeylere inandım. Başıma gelen şeyleri kabul etmeye çalışmaktan başka çarem olmadığını, geçmişimi kabul edemiyorsam da en azından bu durumu kabul ettim. Çünkü hamile kaldığımı anladığım anda doktora gitmem gerektiğini, doktor kürtajı ertelemeyi teklif ettiğinde ertelersem hiç yapamayabileceğimi ve bu olayı kendime bir şekilde açıklamazsam hep bu soruyu sormaya devam edeceğimi, hep bunu düşünerek yaşayamayacağımı biliyordum. Mantığım bir şekilde çalışıyor, beni hayatta tutacak kararı almamı sağlıyordu. (Böyle olduğu da iyi oldu bence.)

 

Ve işte bu şekilde, yavaş yavaş yaşadığım şeyi bir nevi kabullendim, kabullenemediğim kısmını kabullenemediğimi de kabullendim ve böylece başka konularda düşünmeye başladım. Önce kürtaj yaptıran kadınların yalnızlığı hakkında tabii.

 

Hamile kaldığımı öğrendiğimde, bunu aileme söyleyememiştim. Bunu söyleyebilecekleri yakınlıkta aileleri olanlar olabilir. Ama o zaman 22 yaşındaydım ve solcu olsalar da, babam hapse girip çıkmış olsa da, muhafazakâr zihniyeti her zaman topa tutmuş olsalar da, annem küçükken benim makyaj yapmama, olası bir kaşlarını alma isteğime kızar, böyle şeyleri kınardı. Tabii erkek arkadaşlarımı da kınadı, sanırım orospu olmamdan korkuyordu. Solcu öğretmenlerin kurduğu bir kooperatiften olma bir sitedeki yazlığımızda komşularımız olan en sevdiğim yazlık arkadaşımın ailesi, kızları oğlanlarla öpüşüyor diye site sakinlerinin çıkardığı hengâmeye dayanamayıp evlerini satmışlardı ve daha bir yığın şey. Böylece ben çirkin birçok zeki öğrenci olarak büyürken, içten içe onlardan baya korkuyordum ve artık bana bir şey yapamayacaklarını, belki de artık zaten yapmak istemediklerini anlamam bu yaşlarımı, yani 24-25 yaşlarımı buldu. Kim olduğunu hatırlamadığım birisinin bir komşu teyze için bir zamanlar dediği gibi, “başlarda sevgilin olmamasını isterler, çevre, aile, toplum, sonra da sevgili bulmanı isterler, koca bulamazsan bu sefer ona üzülmeye, kızmaya başlarlar.” Bu cümle ve daha bir sürü şey, insanların ikiyüzlülüklerine işaret ediyor. Evet bu iki yüzlülük ne yazık ki. Genç kızken sevgililerimizin olmasına kızmalarına aşinaydım ama sonra onların istediği gibi, yani okumuş, orospu olmamış (bu noktada orospulardan özür diliyorum, orospuluk bence alçaltıcı bir kelime değil, burada öyle kullanılıyorsa bile), gereken her şeyi yaptıktan sonra hala bize karışmaya çalışıyorlardı. Bu onlar için yeterli değil miydi? Davrandıkları gibi insanlar olmadıklarını anladığımda yetişkinlere saygı duymayı bıraktım. Artık küçükken yaptığım gibi, yalnızca yetişkin olmanın birine saygı duymak için yeterli bir sebep olduğuna inanmıyorum.

 

Evet kürtaj yaptırıyordum ve yalnızdım. Çünkü hamilelik ayıplanan bir şeydi. Hamilelik neden ayıplanıyor?

 

Toplum beğendiği gibi olmayan insanlara acımasız davranıyor. Eğer bazı kurallara uymazsanız cici değilsiniz. Ve eğer hepimiz aynı yaşta doğuyor ve birbirimizle karşılaşıyor olsaydık, o zaman bu o kadar da büyük bir problem olmazdı. Ama eski nesiller yenileri ve aileler çocukları büyütüyorlar. Eğer onların beğendiği gerçekliğin içinde makyaj yapmak, makyaj yapmamak, erkek arkadaşa sahip olmak, sevişmek, sevmek, erkek olup erkekleri sevmek, kadın olup kadınları sevmek, Alevi olup Sünni birini, Yahudi olup inançsız birini sevmek yoksa bu büyüyen çocukları travmatize etmek demek oluyor. Bu insanları yalnız bırakmak ve anne baba sevgisini, koşulsuz olanını, bir topluluk içinde insanca yaşayabilmenin rahatlığını hissetmeden büyümeye zorlamak demek oluyor.

 

Bu fiillerin uygulayıcıları suçlular. Birinci dereceden, kelimenin taşıyabileceği o büyük koca anlamla. Bu eylemleri gerçekleştirenler öyle ya da böyle tolere edilebilecek bir şey yapmıyor, onlar yanlış düşünüyorlar, çünkü huzurlu bir şekilde büyümek bütün çocukların hakkıdır. Kim olduğundan utanmamak da bütün çocukların hakkıdır.

 

Yaşadığım büyük şeyden, başıma gelen büyük olaydan sonra, ben, artık her şeye eskiden olduğundan biraz daha değişik bakıyorum. Böyle olması mantıklı mı diye soruyorum. Değilse o zaman salıyorum.

 

Birkaç ay önce bir arkadaşım, motorla gezelim dedi. Arkasına oturunca, eteğim sıyrıldı, bacaklarımın görünmesinde yanlış bir şey var mıydı, bence yoktu, bacaklarım güzel, ama bana göre seksi değiller, sadece bacaklar. Sadece çıplak olduğu için iki bacağı seksi bulmak isteyen varsa bulmalıydı. Beni ayıplarlarsa da belki de umurumda değildi.

 

Eski erkek arkadaşımla da arkadaş olmak istemiştik, ama sonra bir süre hiç görüşmemenin daha iyi olacağına karar verdik.

 

(Görsel: Catherine Meyers)

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • ipek

    Harika bir yazi! samimiyet ve cesaretin icin tesekkur ederim. Ben kurtaj yaptirmadim hic, ama o buyudugun ortam ayni benim buyudugum ortama benziyor. Kooperatif insanlari, solcu anne baba ama kafa hala muhafazakar, toplum baskisi icimize islemis. Ben de acik sacik ol(a)madan buyudum sitede erkek arkadasim olmadi, universitenin son yillarinda oldu ve onunla evlendim. Esimle mutlu bir evliligim olmasina ragmen yasayamadigim duygular, benim ol(a)mayan anilar icimi yiyor. Bazen diyorum ki keske canim istedigi gibi sevisseydim, keske miletin arkasindan konusan dediikoducu tiplerin sozune gereginden fazla deger vermeseydim… ama yillar gecti ve ben kendimi 30lu yaslara gelirken kesfettim. su an sevisirken bazen kendimi kotu hissetmemin sebebini anliyorum. kizim olursa asla ve asla yapmayacagim dedigim seyler var su hayatta. ‘elalem ne der’ deyip ayni iskenceyi kizima yapmaktansa onla beraber o elalemin karsisinda dururum daha iyi. sozun ozu: butun bu kararsizliklarini ben de hissettim, kendini hep sanik kursusundeymissin gibi hissettiren o duyguyu ben de biliyorum. seni tum kalbimle destekliyorum, sevgilerle

  • ivica olic

    yazinizi cok egitici buldum. tesekkur ederim. benzer bir olay yasamasam da benzer endiseler tasidigim zamanlarim oldu ve yazinizi okurken hepsinden siyrildigimi hissettim. bu sitede bazen oyle metinler oluyor ki okurken icimde bir seylerin olumlu yonde degistigini hissediyorum. yaziniz da oyle oldu benim icin. elinize, yureginize saglik.

  • sevi

    çok güzel bir yazı olmuş. kaleminize sağlık. kürtaj olayı yaşamadım ama benim başıma aynı şeyler gelseydi çok daha kötü sonuçlar doğardı.sağcı ve muhafazakar bir aile diyeyim siz anlayın. ve onların tam tersi hayat tarzım.

  • Halime Mocuk

    Doktora giderken hissettikleriniz, pek çok şeyi paylaşabilir görünen ‘çağdaş ebeveynler ve işin aslının bu olmayışı’ gibi konular yazıyı okuyan pek çok kürtaj olmuş kadının hislerine tercüman olmuştur diye tahmin ediyorum. elbette herkesin deneyimi öyle ya da böyle farklılıklar gösteriyor. hatta birden çok kürtaj olmuş bir kadın olarak şunu da söyleyebilirim ki, yaşadığım operasyonların bende yarattığı duygu durumlarının hiç biri birbirinin aynı değildi. yazının başlığı da herhalde zaten bu sebeple ‘birinin deneyimi’…

    Ben de kendi deneyimimden bahsetmek istiyorum. Çünkü yazınızı okurken beni azıcık tedirgin eden bir his var ve bunu başka kadınların da hissedebileceğini düşündüm. Doktorunuza ‘anne olmak hoşuma gitti aslında’ demişsiniz ancak kadınlar hamile kaldıkları zaman anne olmuyorlar. Anneliğin yüceliğinden dem vurmuyorum yanlış anlaşılmasın ancak şunu söylemek istiyorum, deneyim evet insana hayati, ne oldugunu nerde durdugunu filan sorgulatan bir deneyim ancak yine de ben ‘karnimda bir canli var.’ hissinin bu kadar ustune bastirilmasinda tam adini da koyamadigim bir yanlışlık hissediyorum. Dahası beklenmeyen bir zamanda gerçekleşen gebeliğe bunca güç affetmenin kürtaj karşıtlarının elini güçlendiren bir söylem olduğunu düşünüyorum.

    Güzel hissediyordum. Güzel bir kadın gibi. Karnımdaki şeye içinde başka hiçbir şeye yer olmayan bir şekilde bağlanmıştım. Bebeği seviyordum. Bunun beni herhangi bir şekilde mutsuz edebilmesi imkansız gibiydi. Bu dünyada kesinlikle kötü olamayacak tek şeydi. Saf iyilikti. Vesaire. diyorsunuz ya sanki bu ‘vesaire’ dediğiniz şeyler anneliğe dair şeyler. Oysa henüz 1 aylık bir cenini ‘bebek’ diye değerlendirmeyen benim gibi kadınlar da var. Yani hamilelik yalnızca erkeğe veya topluma veya aileye değil, kadına da uymayabilir. 19 yaşında olabilirsin, iyi bir çocuk yetiştirebileceğine inanmıyor olabilirsin, o ana kadar hayatını bir böyle bir değişikliği kaldıracak şekilde kurgulamamış olabilirsin (evli barklı, maddi sorunu olmayan kadınlar da kürtaj oluyorlar), şimdilik çocuk mocuk istemiyor, ya da hiç bir zaman istemeyecek olabilirsin. sadece korunmayı becerememiş bir gerzekdenyosu olabilirsin :)
    Bıçak altına yatan taraf olmak elbette daha farklı bir stres katıyordur ama erkeklerinkinden çok uzak bir şeyler yaşamak zorunda olduğumuzu bize hormonlarımız mı, toplum mu yoksa holivud mu söylüyor bundan emin olmak lazım. bana nedense hormonlar dilimizi o kadar iyi bilmiyor gibi geliyor.

  • Nevin Stajyeroğlu

    Yazıyı ve bütün yorumları çok ama çok sevdim. Halime Mocuk’un yorumunu çok haklı ve gerekli buldum, ama yazarın o şekilde kesin bir yargıya varma amacında olduğunu düşünmüyorum, buna inanmıyorum yani. Yazı bunun için fazla kişisel bence.

    Yazarın ve yorumcuların bahsettiği “sanık sandalyesinde olma” durumunu acaba aramızda yaşamayan var mıdır? Sanık sandalyesine oturmuş, toplumun çok korkup hemen yaftaladığı, kendini ispatlamak için abuk subuk kıyafetler giymek zorunda olan kişinin, aslında genç, çocuksu, çocukluktan kadınlığa geçme dertleriyle boğuşan bir yeniyetme olması da biraz acıklı bence. Bu yazıdaki bu ton beni çok etkiledi. Yani yanlış anlamayın şimdi bunu demem “ama eşcinsellerden korkmayııın, onlar çok iyi ve tatlı insanlarr”, “iffetsiz dediğiniz kız, kürtaj yaptırdı diye kızdığınız kız daha bir çocuuk ve çok tatlı :(((” gibi görünebilir, aslında öyle demek istemiyorum. Sadece yazıyı okurken yazara gerçekten büyük bir sempati duydum ve düşünüyorum da, genç kızların yetişme koşulları gerçekten bir gencin ihtiyaç duyduğu sevgiden yoksun. Yani ufacık çocuklara mini etek giydi, bacağı göründü diye kızmalar. Lise çağındaki kızlara “orospu” demeler. Yani, o çocukların bu yargılamayla boğuşacak olgunlukları, bu zalimlik ve katılıkla savaşacak güçleri yok. Aynı yaştaki erkeği her halükarda tolere ediyoruz, kadını ise yaşına, zihinsel olgunluğuna, metanetine bakmadan mahkum ediyoruz. Bütün bu yaş muhabbetini yazara sempati duymam yüzünden gelen çağrışımlardan dolayı çevirdim. Yoksa elbette yaşı ilerlemiş kadınlara da seksizmle gelinmesin, ama bu zalimliklerin çocuklara ve gençlere yapılması tek kelimeyle iğrenç. Bir de bu dediğim şeyin kürtaj meselesi ile ilgisi yok, o konuda Halime Mocuk’a katılıyorum, yani kürtaj, hali vakti yerinde, yaşı ilerlemiş kişi için de haktır bana göre. Elbette yaşamın başlangıcı- bitişi açısından bizi sorgulamalara iten bir konu (O konuda AİHM bile henüz karar veremedi), ama yine de Halime Mocuk’a sonuna kadar katılıyorum.

    Son olarak, yazıdaki bacaklar bölümü ne kadar iyi olmuş. Gerçekten, bacağımız bazen sadece bacağımızdır ve ben bunu bir insan olarak sonuna kadar hissederken neden bacağım millete bu kadar dert oluyor? (Az önce Feminizme Giriş 101 konulu aydınlanmamı ve iç sorgulamalarımı dinlediniz :D )
    Neyse, özetle, başına istenmeyen bir hamilelik gelmiş olsun olmasın çoğu kadının kendini az çok özdeşleştirebileceği, çok güzel bir yazı olduğunu düşünüyorum ve yazarı yalınlığı, içtenliği ve cesareti sebebiyle kutluyorum.

  • Ezgi Kali

    Şimdi buraya uzun uzun cevaplar yazacağım, yazmasam olmaz. İpek, sevişirken bazen kendinizi kötü hissettiğinizi okuyunca, ama artık nedenini biliyorum demişsiniz, ne desem bilmiyorum, büyümek çok uzun süren bir şey galiba. Bence neyse ki farkına vardıkça, değişiyoruz. Bence bir süre sonra sevişirken artık neredeyse hiç kötü hissetmediğiniz zamanlar da olacak. Umarım olur. Yazının sonunda bacaklarımın görünmesi konusunda yazdığım şey, aslında çok basit bir şey ve bundan utanmamam gerektiğini aslında küçüklüğümden beri içten içe biliyorum, ama yine de artık bir gün utanmayana dek utanmayamıyorsun işte. Ama sonra birgün artık utanmayabiliyorsun. Neyse ki.

    Ivica, bu yazıyı yazmadan önce Clarissa Estes okumuştum. Okumak ve konuşmak ve tartışmaya açmanın iyileştirici olduğu tezini onun, ben de şiddetle savunuyorum. Teşekkürler ederim, bunları okumak beni sevindirdi. Sevi, size de teşekkür ederim.

    Halime, hamile kaldıktan ve kürtaj yaptırdıktan sonraki dönemde, bu söyledikleriniz gibi şeyleri pek çok kişiden duydum. Okulu durdurduğum, evden pek çıkmadığım dönemde en yakın arkadaşım bigün eve gelip, herkes kürtaj yaptırıyor ve kimse depresyona girmiyor, abartma artık geç yani minvalinden şeyler söylemişti bana. Eski erkek arkadaşım da makalelere baktığını ama kürtaj yaptıran kadınların depresyona girdikleri gibi bir fenomene rastlamadığı açıklamasını yapmıştı. Kürtaj karşıtlığına direnmek zorunda olduğumuz bir dünyayı ve aynı sosyal çevreyi paylaşıyorum onlarla ve onları bu düşünceleri için yargılamıyorum gerçekten. Ama birkaç şeyi açıklığa kavuşturmayı denemek isterim düşündüğüm.
    Hamile kalıp kürtaj yaptıran bütün kadınların ya da hamile kaldıkları erkeklerin bunun için üzüldüklerini ya da mutsuz olduklarını (ya da olmaları gerektiğini) düşünüyor değilim. Hamile kalan bütün kadınların ya da hamile kaldıkları erkeklerin, karındaki cenin hakkında herhangi bir şey hissetmeleri gerektiğini de düşünmüyorum. Belki çoğu hissetmiyordur, belki bazıları hissediyordur. 4 haftalık bir cenine bağlanma konusuna gelince, bence bir kadın ya da bir adam, kendi çocuğu olmayan bir bebeğe ya da çocuğa, bir cenine ya da bence bazen bir hayvana karşı bile böyle bir bağ geliştirme potansiyeline sahip. Böyle olması ya da olmaması gerekmiyor, olabilir de olmayabilir de bana kalırsa.
    Hamilelik kadınlara uymayabilir. Yazıda bunun aksini söylediğimi sanmıyorum. Zaten ne hissetmiş olursam olayım, neticede kürtaj yaptırma kararını veren bendim. Bunu hamilelik bana da uymadığı için yaptım. Hamilelik bana uymadığı için onu sonlandırdım.
    Son olarak erkeklerle kadınların birbirinden çok uzak şeyler yaşadığını düşünmüyorum ben kendi adıma, dışarıda başka şeylere maruz kalıyorlar ama kendi kafalarında bence her zaman öyle değil. Bence erkekler ve kadınlar düşündüğümüzden daha benzer şeyler yaşıyorlar. Bence eski erkek arkadaşımın ultrason ekranına bakmakta zorlanması biraz da bu yüzdendi. O bunu benim kadar şiddetli yaşadı mı sonradan bilmiyorum, ama böyle olaylardan etkilenmeyen kadınlar ve erkekler olduğu gibi, etkilenen kadınların yanı sıra etkilenen erkeklerin de olduğunu tahmin etmiyor, biliyorum. Benimkine benzer duygularla uzun süre sıkıntı çekmiş, benden daha çok sıkıntı çekmiş en az bir erkeği yakından tanıyorum. Bu yazıyı da okuyordur zaten, ona da burdan selam ederim.

  • Artemisia G.

    Elma dilim patates.

    Hamile olma ihtimalim çok düşükken, sırf arkadaşım kendini kötü hissediyor diye onunla birlikte test aldım, yaptım, o hamile değildi, ben hamileydim. Söylemedim de birlikte olduğum adama. Kendi başıma hallettim.

    İki şey beni dibe çekti bu konuda. İlki doktor arkadaşıma gittiğimde, hastanede onların bekleme odasında muhabbete şahit olan bir başka doktorun bakışları. 7-8 senedir çocuk için uğraşıyorlarmış eşiyle, olmuyormuş. Ben de kürtaj için gitmişim. Bir an önce olsun bitsin, derdindeyim. O kadının bana bakışını hayatım boyunca unutmayacağım.

    Diğeri de elma dilim patates. Psikolojik tamamen ama hamile olduğumu öğrendiğim ve kürtaja kadar olan sürede elim sürekli karnıma gitti durdu, canım da deli gibi elma dilim patates istedi. Her gittiğim yerde sordum, muhtemelen de onlarca porsiyon yedim. Artık yiyemiyorum o patateslerden.

    • yula

      folik asit eksikliği? patates.

  • zeynep

    harika olmuş, çok çok teşekkür ederim 1 yıldır bu konuda yazmak isteyip cesareti bulamayan biri olarak. 1 sene geçmiş benim de kürtajımın üstünden o zaman şunu sorgulamıştım, neden bademcik ameliyatı gibi basit bir ameliyat geçirince bile cümle alemden çiçekler,geçmiş olsunlar geliyor ama bu denli önemli bir adımda kimseyle paylaşamıyoruz paylaştıklarımız da kimseye söylemeyeceklerine dair yeminler çekiyor diye. ya da neden kürtaj sonrası “o yüce annelik hissiyatı” ile travmatize olman normal ama sadece canından korktuğun için ve hayatına normal bir şekilde devam etmek için debelenmen “ruhsuz”luk. ben bir de “sorumsuz, cahil” olarak yaftalanmaktan korkmuştum. eski erkek arkadaşım –ki evet benimki de o dönem “eski” idi– “bu bir hata değil, bu bir kaza. biz gerekli tedbirleri almamıza rağmen oldu bu o yüzden kendimizi suçlamayalım” demişti içimi rahatlatmak için. o zaman biraz spiritüel kafayla üstüne bir de “belki de olması gereken bir şeyi engelledim” suçluluğu binmişti üstüme. sonuçta 24 yaşında, mesleği, belli geliri olan ve esasında çocuk sahibi olma fikrinden de hoşlanan bir kadındım. o noktadan itibaren de kararımı cesaretsizlik ve yine sorumluluktan kaçma olarak algılamaya başladım. işin kötü yanı en yanımda olan arkadaşlarımla bile bu konularda konuşamadım. bu yazı da vesile oldu 1 senedir biriktirdiklerimi dökmeye. tekrar tekrar sağol!

  • Özgür Zeytin

    Ezgi, bu kadar içten yazdığın için çok teşekkürler. Çok bulanık konuları berrak bir şekilde anlatmışsın gerçekten. Ben hiç kürtaj olmadım, bir kere isteyerek hamile kaldım, onu da doğurdum zaten. Gençken türlü alem yapmış birisi olarak hormonal değişiklik olayına kafam açıktır bayağı ve henüz reglim gecikmeden, yumurta rahme düştüğünde olduğun tahmin ettiğim bir anda ağzıma bir tat geldi, dolayısıyla Halime’nin “yok canım hormon da neymiş” tarzı yorumuna hiç katılmıyorum. Sonrasında giderek artıyor ve emzirme bitene kadar kafan bir dünya geziyorsun. Zaten öyle olmasa çekilir dert değil ki!! Tenis topu kadar bir organın 6-7 kiloluk bir damacanaya dönüşüyor, diğer her organ büzüşüyor; o serotoninler, relaxinler olmasa acıdan gözü döner insanın.

    Her neyse, şu konuda netim: bütün bu olayın güzelliği, ya da fenalığı, öncelikle annenin meselesidir. Yaşamın kutsallığı başka bir yaşamı felakete sürükleyecekse, bu olmaz. Ben hala içimdeyken bebeğimin benden bağımsız bir canlı olduğnu düşünmedim hiç, benim bir uzantımdı o. Bundan kopmayı seçme olmalı herkesin. Keza o seçimi yaptıktan sonra “ne olacak canım, bitti gitti” dememe hakkı da olmalı.

    Bu arada Artemisia, yazını okurken karnıma ağrılar girdi empatiden.

  • Olida

    Ezgi yazıyı okurken elimde hamilelik testi öğrenci evi tuvaletinde saçlarımın dipleri terlemiş halde yerde oturduğum gün geldi aklıma. Polikistikover için doğum kontrol hapı kullandığım bir dönemdi hemde. 22 yaşındaydım. Bebek değil zigot diye diye kürtaj oldum. Şimdi bile arada aklıma geldiğinde acaba kız mıydı erkek mi yaşama durumu olsaydı neye benzerdi diye düşünüyorum. En kötüsüde reglileri geciken biri olaraktan hala gecikmelerde panik oluyorum evde hep birkaç test bulunduruyorum. Zigot o zigot.

  • muk ellef

    Belki de annebabana söyleseydin,sana yardımcı olacaklardı. Neticede onlar da insan değil mi?

    • muk ellef

      İnsan annebabasına güvenmeyecek ise kime güvenecek ki bu dünya da. Herhalde onlar vaktiyle dış dünyadan çok örselenmişler ki, senin de örselenmemen için sadece kendileri gibi örselenmemen için senin işlerine biraz karışmışlar gibi. Bu karışma seni üzmüş olabilir, ancak korumuştur da. Şurası çok kişi tarafından biliniyordur ki bir insanı koşulsuz sevebilecek en önde gelen insanlar annebabalardır. Ne yazık ki bu çoğu kere geç anlaşılabilir.

  • kırmızı

    Demin hesapladım, doğurmayı seçseydim çocuk 4 yaşında olacaktı.
    Ben öyle uhrevi şeyler hissetmedim, 7 haftalıktı kürtaj olduğumda, kendimi sadece aşırı şişmanlamış, şişmiş ve çirkin hissetmiştim.
    neden, çünkü babasını mümkünse hayatımın geri kalanında istemiyordum, ondan kurtulmak = babadan kurtulmaktı.
    keşke diyorum tek başıma gitseydim operasyona, çünkü biyolojik babanın çekingen ezik hallerinden nefret etmiştim.
    kğrtajdan geriye aşırı bir doğum kontrol obsesifliği, kürtaj diye bir müesesenin varlığına derin bir şükran, ufak bir merak duygusu (acaba neye benzerdi)
    yalnız anneliği de, kürtaj travmasını da çok dramatikleştirmeye gerek yok, onu söyleyebilirim…

  • Arjin

    Ben hayatimda gercekten bu denli guzel ve anlamli bi yazi gormedim seni tebrik ediyorum

  • asi

    Dün öğrendim hamile olduğumu suan sadece kendimi tutamiyorum nasıl kiyacagim ben ona daha ilk kez hamile kalıyorum ve onu aldırmak zorundayım şimdiden okadar çok sevdim ki nasıl vazgececegim çok korkuyorum.bu ne kadar büyük bir sınav ondan defalarca af dilesem nolur ki onun ne günahı var.büyük bir aptalligin en masum en temiz yanı o.suan bütün hayatım o oldu hic birsey düşünemiyorum.

  • Zeynep

    Ne kadar çok kadın açıksözlü bir şekilde kadınlara ait ve toplumca ayıplanan konuları konuşursa, insanlık için o kadar iyi. Elinize ve dilinize sağlık. Tüm kadınlar için dileğim, hazır olmadıklarında kürtaj özgürlüklerinin olması ve diledikleri zaman da gebe kalabilmeleri.
    Sizin gibi açıksözlü ve kendine karşı dürüst bir kadının, yine aynı konuyla ilgili bir işini paylaşmak isterim: http://www.phoebewahl.com/blog/2015/9/19/gray-area

  • su

    Tam 1 hafta önce öğrendim hamile oldugumu.. şimdi birlikte aynı evde yaşadığım kisi istemiyor mecburen kürtaj olucam ama perisanim tabii ben hep anne olmayı çok istedim belki bikac güne gitmiş olucak bedenimden ama bu durum biraz bende travmatik duygular yasaticak sanırım.. düşündüğüm tek şey kız mi erkek mi nasıl bisey olucak vs … zor bi karar ama gerekli onun geleceği için özellikle

  • ayça

    Ne desem bilemiyorum. Ben de daha çok yeni kürtaj olmuş biri olarak yazınızı çok beğendim. üstelik sevdiğim adamdan istediğim bir bebekti ama gençliğim ve tecrübesizliğim beni öyle korkuttu ki öylesine yaptığım testte çift çizgiyi görünce aklıma gelen ilk şey ben bu bebeği doğuramam oldu. Benim 5 haftalıktı. Evet 5 hafta diyorsunuz daha anne sayılmazsınız bile hamile kalmadan önce bütün bu yorumlarınıza katılırdım ama ultrasonda bakmamaya çalışırken yanlışlıkla gördüğüm bebek benim bebeğimdi ben bunu iliklerime kadar hissettim. Sevgilimin tutumu dışında bütün yazdıklarınızla paralel şeyler yaşadım. O doğurmamı istersem elinden gelen her şeyi yapacağını söyledi sadece istemem yeterdi. Bu beni daha çok mahvetti tüm suçluluğu benim üzerime yıktı o hayatının komple değişmesini göze alırken ben alamadım. İğrenç bir anneydim ben. 20 yaşında iğrenç bir kadındım. Güya solcu bir ailenin kızıydım ama ailemin karşına çıkıp ben hamileyim ve evlenicem diyemedim demeyi göze alamadım. Çünkü solcu bile olsalar geleneklerinden vazgeçememiş bir aileydiler. Benden bekledikleri şey sevgili yapmadan okulumu bitirip mesleğe atılmamdı ve ben daha 2.sınfta anne olmaktan bahsediyordum….
    Yazınızla üzüntümüzü paylaştığınız için teşekkür ederiz.

  • Cyda

    Sevgilimi korkutmak istemiştim biraz, hamileyim demiştim reglim birkaç gün gecikince inanmadı bana. Testler yaptık defalarca hep negatif çıkıyordu. Ama ben neredeyse emin olmaya başlamıştım, şaka dediğim şey gerçekti aslında ve bunu hissetmeye başlamıştım. Son testi benzinliyle yapmıştım hatta. Öylece önüne atmıstım testi bana inanmadığı için, sonrası doktor araştırmak. 5 hafta 3 günlük demişti bense ekrana bile bakamamıştım. Bu dramatize etmek değil henüz zifirisi deseniz, annelik o an size bahşedilmiş. Dünyaya gelse kim bilir neye benzerdi. Ayni gün kürtaj oldum. Sonrası rahatlık dedim. Sadece biraz Ağrı onuda ilaçlar kesiyordu. Eve gelip gece olunca araştırmaya geçtim. Sonrası pişmanlık. Kendimden Nefret etmeme sebep. Her gece dua ediyorum, birkez olsun doğsaydı nasıl olurdu göreyim diye kokusunu hissedeyim diye ama yok. Sizi bilmem ama ben anneliği hak edecek bebeğim için dik duracak biri olamadım.

    • Büşra Özkol

      Ceyda bana ulaşma şansın var mı bit kaç sorum olacaktı

  • marla

    merhabalar, ben hamileyim hemde 10 hafta, ama isteyeniyorum bir türlü, haberi alınca evlendim, ama istemiyorum, kürtajada gidemiyorum, çoooook acı çekiyorum yarın son günüm :( lütfen yardım edin ) kocam yalvarıyor o kadar çok istiyor ki, bir kez de kürtaj oldum aynı kişiden, bu travmadan çıkamam lütfen yapma diyor, çok çaresizim, benden anne olmaz ki, hiç bağ kuramadım

    • Mırnav

      Marla, istemediğine, hazır olmadığına bu kadar eminsen ne düşünüyorsun daha? Neden “benden anne olmaz ki” diyorsun bi de? Burayı çözmeden hayatını kökten değiştirecek böyle bi sorumluluğu almak iyi bi fikir gibi görünmedi bana. Çaresiz değilsin, hiçbirimiz çaresiz değiliz. Doğurganlığın duruyor. Hazır hissettiğinde yaparsın çocuk. Hayat boyu istemeyebilirsin de. Sevgilini kaybetmekten korkuyorsun anladığım kadarıyla ama sen bu kadar mutsuz ve çaresiz hissederken bu ilişki nereye gider? Bu ilişkilerde ara sıra yaptığımız fedakarlıklara benzemiyor ki

Bir de bunlar var

Hata Kızlarımızda
Sakaryaspor İçin Sevgilimi
Gezi’ye Gelinlikle Giden Luthier: Pinhani’den Zeynep ile Soru-Cevap

Send this to friend