“Çocuk istemiyorum dememe rağmen neden içime boşaldın?” sorunuza verilen cevaplarla da pek güzel anladınız ki birinin içinize boşalmasından daha kötü olan şey, erkeklik lunaparkının atlıkarıncasında döne döne mest olmuş biriyle erkeklik üzerine muhabere etmektir.

MEYDAN

Korunmasız Sevişme: “Bir sabah seçiminin tutsağı olarak uyanır insan”*

Biriyle tanıştınız. Tanıştığınız kişi politik mücadelesine, bir hamam böceği gibi yaşama özgürlüğüne ve devlet vergisinden gayrı kurulan her yapının bizlere safi özgürlük olarak geri döneceğine dair ortaya koyduğu omuzdaşlığı ile gönlünüzü eyledi ve siz bu kişiye alıcı gözüyle bakıp savaş, direniş, tüketim ve devlet muhasebesindeki bu adamın erkeklik sualinden de nasiplenmiş olabileceğini düşünerek tarihsel bir cürüme düştünüz. Neyi unuttunuz? Erkeklerin, nemalandıkları alanlardan öyle kolay kolay vazgeçmediğini.

 

Gece boyunca sohbetleştiğiniz bu hamam böceği** hayatla ilişkisini anlatırken bir ara çocuk sahibi olma muradından ve sistem karşsında üreyerek daha kuvvetli bir direnç kurma isteğinden bahsettiğinde, siz de 34 yaşında bir kadın olarak çocuk sahibi olmama nedeninizin ‘çocuk yapmayı istememek’ olduğunu, kurguladığınız hayatın içinde çocuğa neden yer vermediğinizi anlattınız. Ve fakat vakit geceye varıp da eblek bir boşvermişlikle korunmadan seviştiğinizde, çocuk istemediğinizi alenen beyan ettiğiniz kişi içinize boşaldı. Eyvahlar olsun.

 

Mezkur boşalmayla en zor zamanlar için sakladığınız hassas siniriniz orta yerinden çatladı, ayarlarınız bozuldu. Bu ayar bozukluğu kendinizi ifadede yüksek ses olarak tezahür etmişse hem bazen bazı vasat erkeklik hallerinin layığı bu olduğundan, hem de verilen cevaplardaki bencilliği bünyeniz ‘hasar’ olarak algıladığındandır. Makuldür, dokunmayın. Nitekim çocuk yapma konuşması, ortak bir “çocuk sahibi olalım mı?” konuşması olarak dahi geçmemişken, o gece tanıştığınız kişinin sizden çocuk sahibi olmak isteyeceğini ve bunu “senden çocuk sahibi olmak istiyorum.” gibi açık bir ifadeye dahi ihtiyaç duymadan eyleyebileceğini düşünmemeniz safdilliğinizden değil, mevzunun ataerkilliğinden. “Çocuk istemiyorum dememe rağmen neden içime boşaldın?” sorunuza verilen cevaplarla da pek güzel anladınız ki birinin içinize boşalmasından daha kötü olan şey, erkeklik lunaparkının atlıkarıncasında döne döne mest olmuş biriyle erkeklik üzerine muhabere etmektir. İşte mevzu bahis cevaplar:

 

– Tamam. Çocuk istemediğini önceden belirttin fakat prezervatifsiz sevişmeye başladığımızda bana ikinci bir şey söylemedin, beni tekrar uyarmadın.
– Ben de sana çocuk yapma isteğimden bahsetmiştim. Neden benim irade beyanımı esas almıyoruz da seninkini esas alıyoruz?
– Sen benim bu hayatta çocuk sahibi olmak isteyebileceğim, hayatımda ortaklaşabileceğim bir kadınsın. Senden çocuk istemem çok normal.

 

Bu cevapları duyduğunuzda aklınıza ilk olarak laf söylemenin beyhudeliği ile gerekliliği arasındaki ince çizgi geldi biliyorum. Yine de, söylemeye takatiniz olmayan tüm lafları, erkeklik karşısında konumlanmış tüm söylemler adına çıkarttınız yerlerinden. Ona canı istediğinde üreyebileceği bir toprak olmadığınızı söylediniz, sizin ne dediğinizin neden önemi olmadığını ve kürtaj olmaya kalksanız size sunabileceği maddi-manevi bir destek yokken nereden cesaretlendiğini sordunuz…Daha bir sürü şey dediniz ama…

 

Hüsnü Arkan’ın dediği gibi hayat bazen gerçekten de iradelerimize tabi olmayacak kadar uzağımızda cereyan ediyor. Cevaplarında hep “kendisi” olan adam size aşık olduğundan bahsedip, ironik biçimde sizi “çocuk sahip olmak istenen kadın” olarak ‘taçlandırdığında’ neşelenmeniz bekleniyor belli ki. Çocuk istemeyişinize karşıt geliştirilen tekli irade aşık adamınızın maskülenitisinde pek de güzel aklanıyor.

 

Çünkü çocuk istemiyorum demeniz yetmez. Onlar da çocuk istemediklerine ikna oluncaya kadar anlatmalısınız. Hep siz, hep daha nitelikli, hep daha aleni, hep daha ikna edici, hep daha sakin olmalısınız. Öyle ya, “erkeklik” diye başlayan cümleler kurduğunuzda “beni genelleştirme, ben herkes gibi değilim.” diye verilen “şahsi” cevaplar sistemin muafiyetinden tam notla geçiyor siz sınıfta bıraksanız da. Fallusu olan birileri, çocuk sahibi olmama beyanının belirtildiği durumda çocuk sahibi olma beyanını esas almayı önerebilecek rahatlıkta konuşarak o maruf erkek kaslarını bir kez daha şişirip şişirip indiriyor. Offf ne de çok kas yaptılar. Oysa ki ne de güzel biliyorsunuz, biliyoruz: Kullanılmayan kaslar zayıflar.

 

*Louis Althusser
** Hamam böceği ifadesi kişinin kendi özgürlüğünü betimlediği ifadeyi ironik biçimde aktarma amacıyla kullanılmıştır. Hayvan olmayı olumsuzlayan manada kullanılmamıştır. (Anlatımızda türcülüğe yer açılmamıştır.)

Görsel, Judith Schaechter.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YEkofeminizm Üzerine bir Söyleşi: Ekovegan Bahçe
Ekofeminizm Üzerine bir Söyleşi: Ekovegan Bahçe

Barışın tabakta, hatta tohumda başladığını söylüyoruz.

Bir de bunlar var

Oynatmaya Az Kaldı, Eski Kadıköy Başkanı Nerde?
Sıradan Bir Kadınlık Hikâyesi: Kimlik
Sebahat Tuncel’le Röportaj II. Bölüm: “Hepsi 3 kelime: Özgürlük, Eşitlik, Adalet.”

Send this to friend