Dilediğimiz erkekle yatma özgürlüğüne sahip olsak da orgazm oluyor muyuz? Olmuyorsak bunu hiç konuşuyor muyuz? Yoksa zevki erkeklere mal edip, sevgilinin kollarında uykuya dalmayı bütün zevklerin ötesinde bir zevk olarak mı tanımlıyoruz? Kaç kadın orgazm ile biten ya da orgazm içeren bir sevişmenin en doğal hakkı olduğunu düşünerek sevişiyor?

MEYDAN

Kızlı Erkekli Yaşıyoruz da Orgazm mı Oluyoruz Sanki Sayın Başkanım?

Ben şimdi Başbakan’a kendisinin tahminimce pek yersiz bulacağı şu soruyu sormak isterim:

 

Kızlı erkekli yaşıyoruz da orgazm mı oluyoruz sanki sayın Başkanım?

 

Sorumu siz de yersiz bulabilirsiniz. İzninizle aklımın taştan taşa atlayarak beni taşımış olduğu son noktayı biraz açayım:

 

Ben şimdi evli mazbut bir kadınım. Gerçi çocuğumuz yok. Çocuk yapmak amacı ile sevişmediğimiz ayan beyan ortada. O zaman siz resmen evli sayılmazsınız, bu ne biçim evlilik, geleneksel aile mefhumuna hakaretten hakkınızda dava bile açılabilir, diyebilirler. Desinler, şaşırmam. Gavurun teki ile evlenip (hem de Yunan) vatanın nadide kalelerini işgale açtığım öne sürülebilir ama yine de kendimi ifade çabamda inat edip, orgazm olayına gireceğim.

 

Efendim, dediğim gibi ben şimdi evli mazbut bir kadınım. Ama itiraf edeyim, zamanında “kızlı erkekli” bir evde oturdum. Hem de tam başbakan ve ahalisinin korktuğu tip bir ev idi bizimki. Genç kadınlar bizim çatı altında nikahsız yaşadıkları erkeklerle aynı yatağı paylaşıyor ve her gece, ve hatta zaman zaman gündüzleri de gönüllerince sevişiyorlardı. Ve dahası bizim özgür yuvamızın kanepeleri, koltukları, onlar doluysa mat ve uyku tulumundan ibaret döşekleri de sevişecek yeri olmayan sevgililere açıktı ve sıkça ziyaret ediliyordu. Bu bahsettiğim zamanlar neredeyse yirmi yıl öncesi. Şimdi yirmili yaşlarını süren genç okurlar o zamanların bu zamanlardan daha özgür, daha serbest zamanlar olduklarını düşünmesinler. Valinin yakamızdan tutup bizi polise teslim etmek gibi yükümlülüğü yoktu o zamanlar, şimdi orası doğru, ama komşu olayı ve “aile apartmanının namusu” gibi mefhumlar aynı bugünkü kıvamındaydı. Başımızdakiler de şimdikiler gibi ortalıkta bas bas bağırmasalar da bugünkü başkan erkekler ile tıpatıp aynı zihniyeti gütmekte idiler.

 

Annemin evinden Cihangir Cumhuriyeti’ndeki bu “kızlı erkekli” cennet parçasına geçiş yaptığım yıllar boyunca mahallelinin “fuhuş var” diye bizim evi Fuhuşla Mücadele’ye ihbar edeceği korkusu tazecik yüreğimi kemirdi durdu. Çünkü mahalle Cihangir de olsa, polisin kapımıza dayanması için bir adet “muhafazakar demokrasi” taraftarı komşunun telefonu yeterdi.

 

Daha fenası mahallenin delikanlılarının kapımıza dayanması tehlikesiydi. Mahallenin oğlan çocukları ile onlarla futbol oynamak için aşağı mahalleden bizim köşeye çıkan arkadaşları, bütün akşamlarını bizim balkonun demirlerinde top sektirerek geçiriyorlardı. Bugün olduğu gibi o zaman da Cihangir’in kapıcısız apartmanlarının giriş kapıları hep açık, daire kapıları da bir omuz atsan açılacak cinstendi. Evet, evde kızlı erkekli kalıyorduk ama aslında evi kiralamış iki tanecik genç kadındık ve mahallelin bıyıkları yeni terlemiş delikanlıları, erkeklerin evimize rahat rahat girip, sabahları balkonda onlar için pişirdiğimiz sucuklu yumurtalarla kahvaltı etmeden çıkmadıklarını bildikleri gibi, arada sırada evde yalnız kaldığımızı da biliyorlardı. Madem abilere veriyorduk, komşunun gencecik çocuklarına da verirdik bir gececik ne olacak?

 

Fuhuşla Mücadele tarafından içeri alınacağımız korkusu bir yanda, mahallenin delikanlılarının kapımıza dayanacağı dehşeti öte yanda, biz evin bütün perdelerini akşam oldu mu sonuna kadar çekip, kapıya üç kilit birden vurmayı adet edinmiştik. Belki de iki adet ödlektik bilmiyorum. Cihangir’de bu korkuların kenarından köşesinden geçmeden yaşayan bir dolu kadın vardı muhakkak. Biz onlardan değildik.

 

Bu ahval ve şerait içinde yaşanan sevişmelerde orgazm mı olunur tabii, diyeceksiniz şimdi. Yok hayır, öyle bağlamayacağım. O da var tabii. Aman perdenin kenarı açık mı, aman çok ses ediyor muyuz, balkonda durup gemileri izlerken bizi bir gören olmuş mudur korkuları içinde yatağa giren bir kadının kaderinde orgazma yer var mıdır? Belki her koşulda gürül gürül boşalan kadınlar vardır bu dünyada. Ben kendim onlardan olmadığım gibi, onlardan biri ile henüz karşılaşmadım.

 

Screen Shot 2013-11-07 at 8.10.43 PM

Çukurcuma’da bir dükkanın kepengi, 2012

 

Ama diyeceksiniz şimdi, nereden biliyorsun? Hiç sordun mu kız kardeşine orgazmları nasıl gidiyor, ve hatta orgazmları hiç geliyor mu diye. Hayır sormadım. Bu yazıda ince ince işlemek istediğim konu da bu aslında. “Kızlı erkekli” yaşayan biz özgür kadınlar, dilediğimiz erkekle yatma özgürlüğüne sahip olsak da orgazm oluyor muyuz? Olmuyorsak bunu hiç konuşuyor muyuz? Yoksa zevki erkeklere mal edip, sevgilinin kollarında uykuya dalmayı bütün zevklerin ötesinde bir zevk olarak mı tanımlıyoruz? Kaç kadın orgazm ile biten ya da orgazm içeren bir sevişmenin en doğal hakkı olduğunu düşünerek sevişiyor?

 

İşte ben bunları bilmek istiyorum kardeşlerim. “Kızlı erkekli” yaşamayı becermekle tabuları kırmış olmuyoruz çünkü. Evet, tamam kabul, kızlarla oğlanlarla aynı merdivenleri çıkmalarının bile ahlaksızlık sayıldığı bir ülkede, evlenip boşanmadan tek başına bir ev açmayı başaran genç kadınların yaptığı cesaret isteyen bir şey. Evlenmeden sevişmek, birden fazla erkeğin koynuna girip kendini hala değerli ve ahlaklı hissetmek… Bunlar az buz zaferler değil. Sapına kadar kabul. Ben şimdi bu özgürlük mücadelesini bir adım daha ileri götürüp orgazmlarımıza da sahip çıkmamızı öneriyorum.

 

Erkekler bir araya geldiklerinde rahat rahat cinsellikten ve kendi zevklerinden söz edebiliyorlar. Cinselliği orgazmdan bağımsız düşünen erkek yok denecek kadar az. (Yoga çevrelerinde nadiren rastladığınız bu erkek tipini yakalarsanız bırakmayın!) Erkeklerin çoğu sıkı bir orgazmı en doğal hakları olarak görüyorlar. “Benim her gün boşalmam lazım,” demişti bana bir sevgilim bir defasında. “Bunu sen sağlamazsan başkasına gitmekten başka çarem kalmaz.” (Bak, bak, bak!) Sex and the City dizisinin ilk bölümünde Carrie, öğle molasında karşılaştığı bir yakışıklı ile ayak üstü sevişmek üzere onun evine gider. Adam da hödük çıkmaz, önce başını Carrie’nin bacaklarının arasına sokup kadının boşalmasını sağlar. Carrie zevkin titreşimleri dinince yataktan kalkar, teşekkür edip adamın dairesini terk eder. Kadın olarak son derece aşina olduğumuz bu durumun bir erkek tarafından yaşanmasını düşünebiliyor musunuz?

 

Hayır, biz kadınlar olarak orgazmlarımıza sahip çıkmıyoruz. Kızlı erkekli yaşıyor, evlenmeden sevişiyor ve hatta birden fazla erkekle sevişiyoruz. Bütün bunlar ülkemizde özgürlük mücadelesi veren kadınlar için önemli, çok önemli, değerli adımlar. Sadece muhafazakar demokrat komşunun değil, ana babanın ve hatta sevgilinin gözünde yanlış bir şeyler yaptığımıza dair izler görmek mümkün. Erkeklerin çoğunluğu hala bir bakire ile evlenmeyi tercih ediyorlar. Ya da en fazla bir adet eski sevgilisi olsun. O kadar. Ben yattığı adamların sayısı ile gurur duyan ve bunu orta yerde rahat rahat konuşan bir kadına henüz rastlamadım.

 

Şartlar böyle iken kendi zevkimiz ve tatminimiz için mücadele vermeden geçen ilişkiler, nihayetinde dönüp dolaşıp bizi “kızlı-erkekli” yaşamdan öcü gibi korkan zihniyetin kucağına hop diye bırakıyor. Seks ilişkinin dar alanda yaşanan bir modeli. Tıpkı yoganın mat üzerinde yaşanan bir mikro hayat olması gibi iki insan arasında yaşanan cinsellik de var olan ilişki dinamiklerini gözler önüne seriyor.

 

Bitirirken bir kaç orgazm anısı:

 

Bir tanesi lise sevgilim ile ilgili. İkimiz henüz kimse ile yatmamışız. Yaş 16. Öpüşüp sürtünmekten ileri gitmiyoruz. Ben birbirimizin ilki olalım istiyorum. O direniyor. “Neden yahu, yapalım işte” diyorum. O cesaret edemiyor. “Ben sana bunu yapamam” ayaklarında. Sonunda “Neden korkuyorsun sen”, diye sordum. “Gözümde senin değerin düşecek, ondan korkuyorum” dedi. (Bak, bak, bak.)

 

Diğer anı, yine aynı zamanlardan. Halam soruyor, kızım sen bu sevgilinle sonuna kadar gidecek misin, diye. (Halam çok şeker, müthiş özgür ruhlu filan ama bu konuşmadan iki yıl sonra başka bir sevgili ile ilk defa sonuna kadar gittiğimi kendisine müjdelediğimde, “Ay bir tuhaf oldum. Ne bileyim sanki artık sana sahip değilmişiz gibi geldi” diyen de yine kendisi.) Ben diyorum ki “Valla istiyorum ama o yanaşmıyor”. Halam bunun üzerine diyor ki, “Boş ver zaten bu işin tamamını yaptığında da şimdi yaptıklarınızdan daha fazla zevk almayacaksın”. Ben isyan etmek istiyorum bu sözün üzerine! “Şimdi yaptıklarınız” dediği sonsuz sürtünmeden ibaret benim için. Oysa gerçek bir sevişme bana orgazmı verecek. Ya da ben öyle sanıyorum. Nitekim iki yıl ertesinde ful sevişme olayını yaşadıktan sonra halama hak vermeden edemeyeceğim. Sonuna kadar gitmenin, sürtünme zevkinden fazla bir farkı yokmuş. Hani nerede orgazm? Yoksa oldu da kaçırdım mı? Nereden anlayacağız orgazmı? Bu sorular böyle gidiyor. Ta ki on dokuz yaşındayken, bu orgazm olayını bana bir erkeğin değil, kendi kendimin vereceğini idrak edip elimi donumun içine sokana kadar. O güne kadar “Belki de bu işte” diye düşündüğüm bütün çekilmelerin, kasılmaların orgazmın eşsiz benzersiz, rengarenk, çikolatadan bile tatlı ve azalacağına artan yoğunluğunu yaşadıktan sonra nasıl komik göründüğünü siz düşünün artık.

 

Velhasıl, erkeğimizi memnun edeceğiz diye numara yapmayı bırakıp orgazmı sonuna kadar hak ettiğimize inanmalı, çağıl çağıl boşalana kadar sevişmeyi öğrenmeliyiz. Çünkü sadece “kızlı erkekli” yaşamakla orgazm olunmuyor.

 

GÖRSEL: Zinaida Serebriakova – On the Beach, 1927

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YTrump Başkan Olduğu Gün Ne Yapıyordun?
Trump Başkan Olduğu Gün Ne Yapıyordun?

Torunlarımız “nineciğim, dedeciğim Donald Trump ABD’nin (dünyanın) başına geçtiğinde sen ne yapıyordun,” diye soracaklar

TARİH

YGenç Dostuma Madımak ile İlgili bir Mektup
Genç Dostuma Madımak ile İlgili bir Mektup

O zaman da aynı şimdilerde olduğu gibi ülkede gerçekten olup bitenleri bilmek çok zordu. Sivas’ta olanlar haberlerde bulanık görüntüler halinde bir görünüp bir kayboluyordu.

MEYDAN

YMarjinalin Masumiyeti
Marjinalin Masumiyeti

Kadınlı erkekli, insan bedeniyle, hazla, neşeyle, rengârenk, çok sesli bir yaşamı hak ettiğimize inanıyor, sosyal medyadan mahrum yaşadığımız o yıllarda, kendi bedenimiz üzerinden verdiğimiz mesajlarla kafa dengi insanlarla bir araya gelmeye çalışıyorduk. Zaman yarım kuşak atmışken, Gezi kadınlarının özgürlük feryadından güç alıp da sokaklara fırlayan bizler nihayet meydanlarda buluştuk.

MEYDAN

Yİnsanlık Ayıbı
İnsanlık Ayıbı

Anlatacağım hikaye İstanbul’un iyi, çok iyi okullarından birinde geçiyor. Okul Nişantaş’ın göbeğinde, eğitimli, kültürlü, ilerici, modern ailelerin çocuklarını göndermeyi seçtikleri, disiplini ve zorluğuyla ünlü bir okul.

  • lys

    size hemen http://bayan.helalsexshop.com/scream-orgazm-krem veriyoruz. ürün tanıtımından: “Kadınların pek çoğu stres,rahim alınması,vajinal kuruluk,menepoz ve yorgunluk gibi nedenlerle bu zevkten yoksun yaşamaktadırlar” velhasılıkelam, orgazmın erkeklerle heeeçbir alakası yok, oluyorsan da olmuyorsan da sarı saçlarından seğğn suçlusun.

  • Varol Döken

    2 hafta önceki Uykusuz’un Esnek ile Geniş’inde benzer bir konu vardı. Bir iddia üstüne erkek karakterimiz kadınına hizmet ediyor, ne derse onu yapıyordu. Tabi bunların sonu kadının boşalıp yataktan kalkmasıyla son bulacakken, erkek karakterimiz kasıklarıma ağrılar girer vallahi diye sızlanıyor ve anaç kadınımız da tamam hadi tamam diyip erkeğinin kasıklarını üzmüyordu. Resmini bulamayınca böyle uzun uzun anlatmak zorunda kaldım:) Demek istediğim tabuları kırması gereken mizah dergileri bile öğretilmiş, bellenmiş, içe işlemiş kalıpların dışına kolay kolay çıkamıyor. Zira buralarda konuşup hemzemin olduğumuz konular gündelik hayatta kolay kolay tekrarlatılmıyor. Erkek hemcinslerimiz arasında genelgeçer akçe olmanın yolu erkeklik kodlarından devam etmekten geçiyor. Velhasıl kelam, ben yazınızı çok beğendim, tartışmanın aslında ne kadar sığ bir düzeyde yürüdüğünü göstermişsiniz. Kızlı-erkekli yaşanamaz tepkisine karşı ”yaaa aslında onlar ders çalışıyorlar ama yaaa” tepkisi de aynı ölçüde zavallıca. Memleketin dam benim belletirim diyecek kadınlar kadar, masaya çıkartıp vurup müdür buna konuş diyecek ama bunu yaparken kadının dilediği belletmeni seçmesine saygı duyacak adamlara da ihtiyacı var.

    Netice itibariyle orgazm hakkınız. Söke söke almanız umudu ve dileğiyle, esen kalın…

    Not:İlk gönderdiğim yorumu editleyemeden göndermişim, moderasyon onayı gerektirdiğinden düzeltip yeniden yolluyorum.

  • ipek

    yaziyi begendim, hakkaten de bu konuyu ele alan gordugum ilk turkce yaziydi. ben de ilk zamanlar sevismekten zevk alamamistim, sonra sonra, sevise sevise ogrendim diyebilirim. benim deneyimim sizinkinin tam tersi yonde, masturbasyondan zaten zevk aliyordum ve ergenligimden beri bu ugrasin(:)) icindeydim, ama sevismeden ayni zevki almiyordum, neyse sonra yavas yavas ogrendim, farkli pozisyonlar vs… bir de seks konusunda acik acik konusulan bir kadin ortami yok etrafimda, baska insanlar icin de boyle midir? o yuzden bu yazi iyi oldu…

  • D.B

    Heteroseksüelim dolayısıyla yalnızca heteroseksüel ilişkiye dairdir yorumum, 8 senedir cinsel olarak aktifim, epey cinsel deneyimim oldu ve ben de yalnızca son 2 senedir orgazm olabiliyorum. Cinsel organ büyüklüğü, saatlerce ilişkiye girme, dokunma ve öpmeden ibaret uzun ön sevişme hepsi porno yalanları. Orgazm olamıyorum diyen kadınların (büyük travmaları ayrı tutuyorum) sorununun kaynağı yüzde 80 beraber olduğu erkek ve beraber olduğu erkeğe karşı olan duyguları. Bence orgazm hakkında sadece kadınların söylediklerini kaale alın.

  • Cansu

    Bilmiyorum, sanırım çevreyle de alakalı bu işler. 25 yaşındayım, etrafımdaki neredeyse her kadın arkadaşımla tüm detaylarıyla bu konuları konuşabiliyorum. Başta çekinmeden konuyu ortaya atmak lazım, sonra gerisi geliyor. Ne kadar çok konuşulursa, ne kadar normalleşirse bunları konuşmak, o kadar iyi.

  • Eliza Bennet

    Evet bu konular konuşa konuşa daha iyileşebilecek şeyler. Ben mesela masturbasyondan hiç bir zaman zevk al(a)madım. Hayal gücüm mü az, beceriksiz miyim bilemiyorum, bütün denemelerim başarısızlıkla sonuçlandı.

  • Karı Kuvvetleri

    yazıyı ben de çok beğendim, adeta içimi açtı bu muhabbeti yazılı görmek. ben bu konuları (bazı kadın) arkadaşlarımla bayağı rahatça konuşabiliyorum, bu konuşmalardan anladığım da orgazm konusunda şanslı azınlıktan olduğum. “orgazmla biten bir sevişmenin en doğal hakkım” olduğunu düşünmüyorum, ama bunu partnerim için de düşünmüyorum – blue balls mitini en son 18 yaşında ciddiye almıştım. fakat bana yazının şurası dokundu, bilmiyorum belki yanlış anladım: “Benim her gün boşalmam lazım, bunu sen sağlamazsan başkasına gitmekten başka çarem kalmaz” diyen erkek, yattığı kadınların sayısı ile gurur duyan ve bunu orta yerde rahat rahat konuşan bir erkek evet eşit olmayan bir durumun yarısı, ama benim için örnek alınacak bir model, erişilmesi gereken bir düzey değil, ben bu özgürlüğün peşinde değilim. istediğin kadar sayıda insanla istediğin şekilde ilişki kurma özgürlüğünü savunuyorum ama bunda gurur duyacak ne var onu anlamıyorum. bir de şu var: hani “kendi zevkimiz ve tatminimiz için mücadele vermeden geçen ilişkiler” diyor ya defne, kendi zevkim ve tatminim için mücadele vereceğim ilişki bir kere ilişki olmalıdır bence, az tanıdığım, beni az tanıyan biriyle birbirimizin tatminini daha az umursarız gibime geliyor. (hiç one night stand yapmadığım ve yattığım hiçbir erkekle de ilk seferde orgazm olmadığım için benim önyargım olabilir, belki de sadece karakter meselesidir. ama o sex and the city hikayeleri de çok tırt geliyor uzaktan). gel gör ki bu gibi endişeler (mesela mahremiyete, özel alana önem vermek de böyle) genelde ahlakçılık, muhafazakarlık sepetine konuyor, ondan hoşlanmıyorum. tekrar eline sağlık defne.

    • Murat

      “Blue balls” bir mit değil. Çoğu erkeğin bizzat tecrübe ettiği, bilimsel, kanıtlı, üzerine kapı gibi makaleler falan yazılmış bir olgu. İki dakika Google aramasıyla da hepsini bulabilirsiniz. Nasıl bir özgüvenle bu kadar rahat sallayabiliyorsunuz bazen gerçekten hayret ediyorum. Şu halde “adet sancısı kadınların trip yapmak için uydurduğu bir hurafedir” diyen adamlara benziyorsunuz. Erkek düşmanlığı da bir yere kadar.

    • gakguk

      ben de tam bunu söylemek icin aşağıya iniyordum.. ben feminist degilim, kalıplardan köşe bucak kaçtıgım için olabilir (biri olsanız oteki oldugunuzun hatrı kalıyor). erkeklerle eşit algılanacağız diye girdikleri her yanlışa ortak olmak gerekiyor mu diye soruyorum kendime, hayırlar ardı arkasına geliyor. çok rahat büyüdüm sevişmek, alkol hatta uyusturucu dünyalarını yıkmıyordu cevremdeki kimsenin ama ne yaşadığını anlamamış gibi ölene kadar içmek, önüne gelenler her ortamda sevişmek ve hayattan kopartacak kadar uyusturucu hep yanlış geldi bana oyuzden ‘yanlış’ diyorum. özgürlük kendini bilmekle başlıyor, alerjin varsa hertarafın kabaracak kadar cilek yemezsin mesela, 3 dubleden sonra tıksırıyorsan 2,5 güzel bir ozgurluktur, seks ile duygularını ayırmak istemiyorsan her dokundugunda bir anlam arıyorsan seks yapmak icin sevmeyi beklemek bu da ozgurluktur hemde cok guzeldir. etrafımda cok rahat insanlar var kadınlar özellikle, sayamayacağı kadar insanla seks yapıp bunu meşrulaştırmak için erkeklerde yapıyor diyorlar kendilerine ama gözlerinde hep bir acı var gördügüm, iki kişi kalınca da, aşık olunca da kelimelere dökülüyor bu acılar(erkeklerde de var aynı acı ama onların erkek hegamonyasındaki gunleri bizden cok oyuzden babamda yapıyoru tekrarlıyorlar meşrulaştırmak adına). okuyan genc arkadaslar (kız erkek farketmez) varsa cok seks cok ozgurluktur algısına kapılmayın diyorum, kendin kadarı özgürlüktür. bencil olmayalım karşımıza cıkacak insanlara ne sevgiyi, saygıyı ne de saatlerce vucutlarını izlemeyi dokunmayı sakınmayalım onlardan. sekste en güzel özgürlük her anını her hucrende hissedip o an başka hicbiryerde olmayı düşünememektir kanımca. bunun muhafazakarlık ve ahlakla alakası yoktur kimse bilmez icinde ne hissettigini kimseye acıklamanda gerekmez hicbir hareketini, bu söyleye söyleye anlamsızlaştırdıgımız kelimeler benlik baglamından uzaklaştırıyor özgürlük ve seksi. ‘kendini kaybetme’ her durumda özgürlük hususunda söylenmiş en yeterli cümledir bana, cocuklarıma arkadaslarıma aileme her insana da söyleyebilecegim tek şey budur. ellerinize saglık

  • deniz

    Rabbim ıslah etsin.

    • nil

      Neyini islah ediyormus Rabbim acaba? Inancli bir musluman olarak soruyorum bunu, simdi siz bana da gelip “senin muslumanligin sayilmaz” diye ahkam kesersiniz? Nesi kotuymus orgazmdan konusmanin? Allah size akil fikir versin dilerim, ki bir omur orgazm nedir bilmeden yasamayi veya bunu kuytularda saklamayi sahane bisey sanmayin.

  • xyz

    Tabii bunun %100 boyle oldugunu soylemek de yanlis olur. Universite yıllarında kızlı erkekli yaşamanın yanı sıra orgazm olmayı becerebilenlerdendik biz. Bir sorunumuz olduğunda kızlarla oturup konuşandık. o yüzden orgazm olmak isteyen ve partneriyle bunu konusabilen kadınlardık. Hatta bazılarının yalnızca efsane dediği squirt orgazmı yaşayanlardandık.

  • Hüseyin

    Özetin özeti niteliğindeki şu paylaşımı yapamadan geçemeyeceğim, çünkü bence çok zekice: http://twicsy.com/i/ASiiRc
    Yazı güzel, sorun yaşayanlara da “abi, seviyosan git konuş bence” demek istiyorum, yani bu işler biraz da “konuşa konuşa”.
    Varol çok güzel bir laf etmiş yukarıda: “Erkek hemcinslerimiz arasında genelgeçer akçe olmanın yolu erkeklik kodlarından devam etmekten geçiyor.”.Biz erkekler cidden o kadar rahat seks konuşuyoruz ki, aklınız şaşar. Dolayısıyla çoğu kişi de varsayımlar üzerinden sevişiyor sanki, yani genelgeçer akçe olma çabasıyla. Aslında bunu birçok pornoda da görebilirsiniz: çoğu oyuncu hep aynı stilde sevişiyor (tabii burda pazarlamanın da payı büyük). Kadınların seks konusunda birşeyler bilmesi, hemcinslerimi rahatsız ettiğini de söylemek isterim. Bu durum biraz psikolojik belki. Erkekler, kadının hayatında alternetif erkek konumuna düşmekten korkuyorlar bence, seks konusunda da. Çoğu kişi “daha” bilmemne tadında kıyaslanmak istemiyor gibi. Bütün bunlar özgüven eksikliği bi nevi de. Sosyal kodlardan dolayı, ya da kadın da genelgeçer akçe olmak için, tatminsizliğini içine atıp erkeğe bırakıyor bütün işi. Bi nevi bilmiyormuş ayağına yatıyor, ya da yatmak durumunda kalmak zorunda hissediyor kendisini.
    D.B.’ye de katılıyorum; duygu çok önemli. Sonuç olarak, konuşmak lazım. Ayrıca “sevişmek” işteş bir fiil, yani “karşılıklı” yapılan bişey. Öteki türlüsünde diğeri kullanılmış oluyor bence. O yüzden “one night stand” olayı da kullanılıp atılma hissinden dolayı rahatsız edici. Dolayısıyla konuşmak lazım ki erkek de kendini o anlamda geliştirebilsin, kişiler bu iş için ayırdıkları vakti etkin ve verimli kullanabilsin.

  • http://www.gunceltarih.org Selahattin Özkan

    Tam da “kızlı-erkekli” muhabbetinden gına gelmek üzereydi ki yine imdada 5harfliler yetişti. Tam da yerinde, olması gerektiği yerde, olması gerektiği gibi, sözünü çekinmeden, dürüstçe ve açıkça. Elinize sağlık.

  • Karı Kuvvetleri

    Murat mit yanlis kelime ama kastettigim “blue balls=sevismezsek, olmadi bir handjob olur blowjob olur isim gorulmezse cok canim yanacak” anlayisiydi.

  • Özgür Zeytin

    Benim içi orgazm çocukluğumdan beri yaptığım birşeyin ergenlikle başka birşeye dönüşmesiyle başlamıştı. 13-14 yaşımı sürekli elim kukumda geçirdim diyebilirim :o) Ama cinsellikte orgazm çok sonra geldi, hem zaman hem partner olarak. Sevişe sevişe öğrendimden ziyade, şunu fark ettim ki benim için aşkla, fanteziyle, oyunlarla çok ilgiliymiş ve laf olsun torba dolsun ilişkilerde yaşayabileceğim birşey değilmiş.

    Yazı çok güzel, ve çok çok önemli bir konuya parmak basıyor (ehe) Tek minik itirazım, aslında direk bu yazıya değil de bu konularda konuşulan genel sayma sistemine. Hani yatağa girdin soyundun, seks sadece bu mudur? Dediğim gibi benim için orgazm kafamda başlayan birşey, dolayısıyla bazen çok yavaş gelişiyor. Erkekim içinse daha fiziksel. Öyleyse o benden daha sık olsun, buna ne kötülük var? Benimki onunkinden 4 kat uzun sürüyor ve 10 kat şiddetli oluyor, bir de aynı sayıda mı olsun? Niye ki? Ben kendimi haksızlığa uğramış gibi hissetmiyorum hiç (o hissediyor bazen bana haksızlık yaptığını..) Oysaki ihtiyaçlarımız farklı olabilir. Sınıfsız imtiyazsız toplum mu olacağız ille de? Ben her yatağa girildiğinde orgazm olmalıyım kafasını biraz zorlama buluyorum.

  • Nil

    Gerçekten tartışılması gereken bir konu. Ama tartışmakla da çözülemeyebilecek bir konu sanki. Seksle ilgili en ince ayrıntıya kadar konuşabildiğim bir kadın arkadaş çevrem var. Bir tanesi “Hayatında hiç orgazm olmamış kadınlar var, inanabiliyor musun?” diyor. Diğeri “Ben cinsel ilişkide çok bir şey hissetmiyorum, öyle inanılmaz bir zevk almıyorum. Orgazm zaten yok” diyor. Beriki “Cinsel ilişki çok sevdiğim bir olay. İnanılmaz zevkli. Ama hiç boşalmadım. G noktası, pornoda boşalan kadınlar falan hep yalan mı?” diye geziyordu (pornoda ne gerçek ne yalan karışmış durumda gerçi, ama konu bu değil). İşte sonuncusu böyle gezerken bir süre sonra dedi ki “Sonunda orgazm oldum. Çiş yaptığımı sandım önce korktum, ama başka bir sıvıydı ve önceden hissettiğim zevklerden farklıydı. Bence penisin boyuyla alakalı” dedi. Penisin boyuyla ilgisi olsa çözüm çok basit olurdu, ama öyle değil malum. Her neyse, kendim için şöyle bir konu var. Klitorisin dahil olduğu mastürbasyon ya da oral seksten, penetrasyonda olduğundan daha çok zevk alıyorum. Ama sorun bende mi partnerimde mi yoksa bu bir sorun bile değil mi, onu bilmiyorum. “Ben de cinsel ilişkide hiç orgazm olmadım” yazacaktım tam (mastürbasyon/oraldan aldığım zevkle kıyasladığım için.) Ama şimdi diyorum ki, kadın orgazmı nasıl olur? Kadın arkadaşlarımdan boşaldım diyenden sıvı gelmesi olayı, bünyenin verdiği daha farklı bir tepki mi mesela ve aslında orgazm olmayabilir mi? Orgazm olmuyorum diyen kadınlar aslında orgazm oluyor da fark etmiyorlar mı? Hayatımızda hiç tatmadığımız, aşırının aşırısı, bizi uçuran bir zevk bekliyoruz ama (erkek orgazmı da dahil) böyle bir zevk yok mu, biz yalnızca varmış gibi mitleştiriyor muyuz? Orgazm derken ne kast ettiğimiz ve nasıl bir şey beklediğimiz konusunda hemfikir değiliz. Hemfikir olmak zorunda mıyız, o da var. Herkesin kendi cinsel ilişkilerinde yaşadığı en yüksekteki zevk noktası kendince orgazmdır diyebilir miyiz, böylelikle herkes orgazm oluyor mu aslında? Kafamda deli sorular. Sizce?

    • Willow

      Aşağı yazdım da, doğrudan buraya da koyayım. Herkesin kendi ilişkisinde yaşadığı zevk noktası, herkesin kendi zevk noktasıdır. Orgazm ayrı bir olgu. Vücudun bir süre paralize olması, istemdışı kasılmalar, fiziksel olarak çok kolay tespit edilesi bir hal yani. Orgazm olup olmadığı sorgulanıyorsa maalesef o bir orgazm değildir. Bir şey “oluyor” çünkü o an, hafif hafif geçen bir şey değil o. Çişini yaptığını zanneden arkadaşınız muhtemelen “squirt” diye tabir edilen sıvı fışkırması durumunu yaşamış. Her kadına kolay kolay nasip olmuyor, değerini bilsin hehe. Öyle orgazm olunduğu gibi bir fışkırma olmadan da olunuyor. Yani kısaca orgazm kadından kadına değişebiliyor elbette, ama orgazm olan bir kadının “Oldum mu olmadım mı?” diyebileceği bir deneyim değil.

      • bombom

        bence bu o kadar da kesin bir şekilde karar verilebilecek bir şey değil. çünkü farklı zamanlarda farklı farklı orgazmlar yaşayabiliyor insan (en azından kendi deneyimim bu). kendi kendime takılırken bazen daha eğlenceli oluyor, bazen de eh olduk bugün de orgazmımızı hayırlısıyla diyebiliyorum. öte yandan penetrasyonlu seks sırasında da acayip kasılmalar, eğlence hisleri vs. yaşadığım halde bildiğimiz (kim o bilen?) ‘klitoral’ – diyeceğim adına ama aslında kastettiğim esas olarak bızırın uyarılmasıyla olan ve genelde mastürbasyondan tanıyıp bildiğim – orgazmdan farklı bir şeyler olabiliyor. o yüzden ahanda vajinal orgazm oldum galiba lem diye düşünmüşlüğüm de var. hıh vajinal/klitoral orgazm ayrımının anlamsız olduğunu biliyoruz artık ama bu orgazmın tek çeşidi olduğu anlamına gelmiyor. kişisel algı değişik olabiliyor. o yüzden isteyen herkes sorgulasın kendini bence hala, oldum mu olmadım mı diye, sınırlarının genişliğini keşfetsin…
        bir de ‘orgazm beyinde başlar’a kayan ya da bunu tamamen reddeden yorumlara bir şi demek istiyorum. çohafedersiniz ama sıçmak da, koşmak da beyinde başlıyor. bu demek değildir ki orgazmın tek ya da en büyük müsebbibi partnere karşı hissedilen duygular. o sıradaki ruh hali, insanın kendi cinselliğine karşı tutumu falan, bunlar daha belirleyici olabilir bana kalırsa. aynı şekilde partnerin tavrı da etkileyebilir. bunları dile getirmek orgazma giden yoldaki (beynimizde bir eye of the tiger çalmadan orgazma giden yola çıkmak caiz midir ahahahah) kapıları açabilir. ama bunlar hep olasılık, değerlendirmek lazım. sonra da davranışlara yansıtmak lazım.

        buralarda bir yerlerde bir de orgazm-yoga benzetmesi var ki çok sevdim. gerçekten yoga sonrası nefes çalışması sırasında orgazma giden yola girmişliğim var, sonra çıktım gerçi, eye of the tiger modunda değildim o sırada. o yüzden hazzı kalıplara koymayalım. ha, hazlar arasında hiç ayrım yapmayalım da demiyorum, o yoldan gitsem orgazma ulaşır mıydım bilmiyorum zaten.
        son olarak, kadınların erkeklerin namusu rolünden çıktığı, sekste kadının birincil işlevinin erkeği boşaltmak ve yavrulamak olduğu anlayışının yıkıldığı her an, kendi çapında bir devrim, bir Zaferdir (burda en altlardaki yorumlardan birine cevap veriyorum, farklı farklı on tane yorum açmamak için), çünkü belli bir kesim için dezavantaj ve en hafif tabirle sıkıntı kaynağı olan yerleşik kalıpları kırar geçer. zafer sarhoşluğuna kapılmamak kadar zaferlerin zafer olduğu bilincine varmak da önemli. yoksa kadının erkeğin boyunduruğundan kurtulması süreci gerçekten çok uzun ve sıkıcı olurdu. hele bir durup soluklanalım, yarın yine yeni mücadeleler var (yok mu? var).

  • http://www.okanakinci.com Okan Akıncı

    Tanıdığım bazı adamlar, seks yapmayı kadına yapılmış bir kötülük olarak görüyorlar. Ki toplumda çok yaygın bir şey bu. Bu yazıda da parmak basılmış. Burada tecavüzden bahsetmiyorum. Yetişkin bir kadının kendi özgür iradesiyle seks yapması durumunda bile aynı şey düşünülüyor.

    “Nasıl yani? Hani seviyordun sen o kızı? Seviyorsan nasıl elini sürüyorsun?” diyorlar. Sanki tecavüz etmişim gibi. Ya da sanki seks sadece erkeğin aktif olduğu, kadının edilgen bir et parçasıymış gibi durduğu bir şeymiş gibi.

    Sabahtan akşama kadar seksten başka bir şey düşünemeyen bir toplumuz. Ama bu, seksi olumlu bir şeymiş gibi gördüğümüz anlamına gelmiyor.

  • cemil gülüm

    yazınızı okudum. birbirimizle konuşma-davranma-farkındalık biçimine bir eşik armağan ettiğinizi duyumsadım. teşekkür ederim. deneyim-tefekkürünüzün yazılarını bizimle paylaşmanız temennisiyle.

  • Willow

    “Acaba orgazm olmuş muyumdur?” gibi bir düşünce maalesef orgazm olunca zaten sözkonusu değil. Orgazm öyle belli belirsiz bir his değil, vücudu birkaç saniye paralize eden ve aktif bir varoluş hali. O sebeple erkek kişiyle olmuyorsa, ellere kuvvet. O orgazm olunacak.

  • Birisi

    O değil de, Squirtinator diye bi adamın videoları var fingering technique üzerine, çok başarılı, highly recommended A++.

  • evrim

    Kesinlikle çok iyi bir noktaya değinmişsiniz. Kızlı-erkekli kalınır mı kalınmaz mı tartışmalarının gereksizliği.. Aslında kadınların sahip çıkması gereken kendi bedeni ve hayatıyla ilgili çok şey var. Bunlardan en önemlilerinden biri de orgazm olmak.. Kadının o erkeği mutlaka boşaltmalıyım modundan çıkıp seksi daha çok hissederek isteyerek yaşaması gerekiyor. Bunu bencillik gibi düşünmemek lazım, erkeği yatakta önemsemesin gibi bir şey değil dediğim. Sevişmek işteş bir fiil zaten. Devletin ataerkil bir yapı olmasından tutun da sekse kadar hayatımızın her alanında bu ataerkil yapı var ne yazık ki.. İşin en kötüsü de kadınların çoğunun buna alışması, böylesini doğal yada normal sanması.. Kısacası; evet bence her kadının sahip çıkması ve -her sekste gerekli midir bilmiyorum ama – kadının 9/10’unda olabilmesi gereken bir şey orgazm.

  • ipek

    bu arada konuyla ilgili olarak Masters of Sex diye yeni bir dizi basladi, 1950’lerde cinsellik uzerine yapilan ilk calismalarla ilgili bir dizi. cok ilginc gercekten, o zamanlar sevismeler hep tek tarafli mutluluk saglamak icinmis (amerika icin), mesela iki farkli uzuvla (klitoriz, vajina) da orgazm olabildigimizi o zamanlar kesfetmisler vs. ve hatta klitoral olanina olgunlasmamis orgazm diyip kucumsemisler (immature orgazm)…

  • ECB

    “Ama diyeceksiniz şimdi, nereden biliyorsun? Hiç sordun mu kız kardeşine orgazmları nasıl gidiyor, ve hatta orgazmları hiç geliyor mu diye. Hayır sormadım.”

    Her kadın, bu cümlelerde de sezilen o iç sıkıntısı üzerinde daha fazla dursa, bu sıkıntıyı cinsel özgürlük(!)ten daha fazla dikkate şayan bulsa, bir şeyleri değiştirebilmek adına ilk adım ancak o zaman atılır.

    “Kızlı erkekli” yaşamayı becermekle tabuları kırmış olmuyoruz çünkü.

    Doğru tespit. Ne var ki, bu üzücü doğruluğuna zemin hazırlayan da, hemen ardındaki ifadeleri sarfettiren bakış açısı:

    “Evlenmeden sevişmek, birden fazla erkeğin koynuna girip kendini hala değerli ve ahlaklı hissetmek… Bunlar az buz zaferler değil.”

    “Çok sevişip yine de kendi gözündeki değerini yitirmemek” gibi şeyler, görüyorsunuz işte, daha bir orgazma bile fayda edemiyorsa, nasıl zaferden sayılabilir? Bu bile yanlış yolda olunduğunun yeterli göstergesi. Birer “zafer” kabul edilen bu şeyler, aslında erkek egemen düşünceyi dolaylı falan değil, doğrudan destekliyor ve güçlendiriyor.

    Kadın, orgazm olup olmadığı önemsensin istiyorsa, kendisine önem verilmesini değil, saygı duyulmasını sağlamalıdır. Kendini evleneceği kişiye saklayan kadın da ‘önemli’dir çevresinin gözünde, ama erkekler (başta eşi) ne kadar saygı duyacaktır ona? Orgazmı da bu yüzden önemsenmeyecektir: Bir birey olarak değersiz bulunduğundan değil, saygı uyandırmadığından.

    “Erkeğin gözünde saygı inşa etmek için özgürlüğünden feda edeceksin” diyenler elbette haksızdır. Öte yandan, özgürlükten feda etmeyi ‘boyun eğmek’, dolayısıyla bunun karşıtı olarak özgürlük sahibi olmayı da ‘başkaldırmak, zafer kazanmak’ olarak gören de yanılgıdadır.

    Kadına erkeğin gözünde saygı kazandırmanın yolunu bulmadan önce, oraya ulaşan bir yol varsa elbet, bunun deminki alıntıda “zafer” olarak anılan şeylerden geçmediğini görmek gerektiğini düşünüyorum. Onlardan geçiyor olsaydı, kadınlar yol aldıklarını hissetmezler miydi?

    “Hayır, biz kadınlar olarak orgazmlarımıza sahip çıkmıyoruz. Kızlı erkekli yaşıyor, evlenmeden sevişiyor ve hatta birden fazla erkekle sevişiyoruz. Bütün bunlar ülkemizde özgürlük mücadelesi veren kadınlar için önemli, çok önemli, değerli adımlar. (…) Şartlar böyle iken kendi zevkimiz ve tatminimiz için mücadele vermeden geçen ilişkiler, nihayetinde dönüp dolaşıp bizi “kızlı-erkekli” yaşamdan öcü gibi korkan zihniyetin kucağına hop diye bırakıyor.”

    Bu çok doğru tespitlerin sağlam bir hedef tayinine dönüşebilmesinin önüne, işte alıntıda vurgu yaptığım cümle geçiyor.

    Bütün sorun, özgürlüğün ancak “zafer” kazandırınca özgürlük sayılabileceğine ilişkin çarpık algıdan kaynaklanıyor. (Yüzeysel düşünenler aradaki bağlantıyı kurayabilir. Siz derin düşünün. İki şey arasındaki bağlantı doğrudan olmadıkça ona dikkat etmeyenlerden olmayın.) Sorunu büyüten de, pek çok kadının bu algıya sahip olduğunun farkında olmaması veya bunu kabullenmemesi.

    Yazının sonundaki iki anı çok değerli. Sevgilinizin kollarında uykuya dalmanın ne güzel bir şey olduğunu nasıl ifade edebileceğinizden daha çok böyle anılarınızı, bu anıların nasıl var olabildiğini düşünün. Bu yolda zafer diye anılmaya değecek bir şeyler varsa, ancak böyle ulaşabilirsiniz ona.

  • esra

    yaşım 33. yattığım adam sayısı 22. orgazm oldum. :) birkaç tanesi de ecnebiydi :) hepsini gururla söylüyorum..

  • ugahey

    gericiliğin kol gezdiği ülkemiz için bunların konuşulmaması her ne kadar üzücüyse de, çoğu erkeğin ve @esra’nın yaptığı gibi yapıp bunun çetelesini tutmak da bir o kadar üzücü.

  • Serpil

    Özgür ağzına sağlık, aynı şeyleri yaşadım ve aynı şeyleri düşünüyorum. Her defasında boşalmıyorum ama bu da ok. Daha az ama olduğum zaman daha uzun ve yoğun oluyorum. Herkes farklı.

  • @mirtikk

    resmen hatun guzel yazmis

  • zenith

    Kadinlara yada erkeklere ilgi duymak farketmez. Karsindaki fiziksel olarak cekici gelmeli. Tenine dokundugunda parmak ucundaki sinirler beynine yildirimlar gondermeli ve en onemlisi de koku. Ten kokusu bence cok sihirli . Yani klasik olacak ama kimya tutarsa orgazm kelimesini buraya yazmak kadar rahat yasayabiliyorsunuz. Bu arada menisi bosalan her erkek orgazm oldugunu sanmasin . Beyinde inanilmaz yuksek level lar var ve inanilmaz fiziksel etkiler birakiyor. Orgazmi en yuksek yasadiginizda vucudunuzda olan biteni hatirlamaya calisin. Mesela benim dis etlerim cekiliyor ve beynim akacak zannediyorum. Her zaman bunu yasayamamak uzucu olsa da kiymetini bilmemi sagliyor. Siz de kendinizi gozlemleyin ve sevistiginiz kisiyle kimyanizin uyumuna bakin. Ten kokusuna bakin . Bol parfum surenlerden uzak kalin. Birbirimizin kollarinda uyuyakalmanin keyfini herkesin yasamasi dilegiyle (:

  • Alper

    erkeklerin yaşadıklarını ayrıntısıyla anlatma huyu çok yok bu noktaya kesinlikle katılmıyorum. anlatıldığında da ayrıntıya pek giren olmaz, genel olarak rekabet ve yetersizlik korkusu gibi yaygın korkular ya anlatmamaya ya da yaşamadıkları hayali birliktelikleri dillendirmeleri daha yatkındırlar. bunun dışında skor bazlı saçma bir mantık yaygınlaşmış dururumda bunun bir sonucu olarak kendilerine bile dönük yaşayamadıkları yani başkaları için yaşadıkları pek çok rastgele çarpışa düşünüldüğünde birlikte oldukları diğer kişilere dönük olanlarının azlığı rahatça fark edilebilir.

  • Evrim

    Bir erkek, bir kadina orgazmi yasatamiyorsa, bunun suclusu yine kadinlardir. Orgazm taklitleri, kendinde orgazm olma hakki gormemek, bunu dile getirmemek..Sicacik kollar gorunce, orgasm olmasak da olur diye dusunmek.. E sonre ne oluyor? O adamin karsisina gercekten seks yasamak isteyen ve orgazmin hakki oldugunu dusunen bir kadin ciktiginda, tablo korkunc.. Adam daha once beraber oldugu kadinlara hep zevk verdigini sanmis ama olay boyle degil. Lutfen, tum kadinlar olarak “aman erkeklik gururu kirilir mi?, Aman uzulur mu?” demeden, erkeklere bunu anlatalim. O adam bizden ayrilsa bile belki sonra karsisina cikacak kadinlara bir hayrimiz dokunsmus olur. O eger size yatakta zevk vermesi gerektigini dusunmeyerek size saygisizlik yapiyorsa, birakin siz de onun canini yakin, belki akillanir.

Bir de bunlar var

Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor (Nisan)
Kadınlar “Sınır” Tecavüzünü İhbar Ediyor
“Tanıdığım transseksüellerden biri bile eceliyle ölmedi”

Send this to friend