Koronavirüs nedeniyle tüm ülkelerde alınan önlemler arasına kadınların kürtaj hakkına erişiminin kısıtlanması da ekleniyor. Türkiye’deki durumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Irmak Saraç değerlendirdi.

MEYDAN

Kadın Doğum Uzmanı Doktor Irmak Saraç: Kürtaj Karşıtı Adımlar Anne Ölüm Oranlarını Arttıracaktır

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle ülkeler önlemler almaya başladı. Salgının yayılmasını engellemek için alınan bazı önlemlerin gerekliliği ile birlikte bazılarının ise ‘önlem’ olarak değerlendirilemeyeceği tartışması gündemde. Bu noktada endişe yaratan konuların başında da kadınların istenmeyen gebeliklerini sonlandırabilme haklarının bu önlemler kapsamında ihlale uğraması geliyor.

 

ABD’nin Teksas eyaletinde kürtaj, “zorunlu haller dışında mecburi olmayan tıbbi müdahale” kapsamına alınarak yasaklandı. Alabama, Indiana, Iowa, Mississippi, Ohio, Oklahoma eyaletlerinde de alınan bu karar, kadın örgütlerinin bir araya gelerek karşı çıkması ve mahkemeye başvurması sonucu askıya alındı. Polonya’da zaten zor ulaşılan kürtaj ile ilgili “Stop Abortion” (Kürtajı Durdur) isimli bir yasa tasarısı oluşturuldu. Sağlık sorunu durumunda bile kürtajı yasaklayan bu yasa tasarısı ertelense de ilerideki görüşmelerde ne olacağı bilinmiyor. İtalya’da ise doğrudan bir yasak olmasa da pratikte kadınlar kürtaj hakkına erişimde bir kısıtlama ile karşı karşıya. Koronavirüs nedeniyle pandemi hastanelerine dönüşen devlet hastanelerinin kürtaj servisi de kapatılmış durumda. Özel hastanelerde çalışan doktorların ise kürtaj talebini reddetme hakları var. Medikal kürtajın da yasak olduğu İtalya’da kürtaj yaptırmak isteyen kadınlar zor bir durumla karşı karşıya. İngiltere ise evde medikal kürtaj hakkına erişimi ve süresinin de uzatılması kararını yayınlasa da, karar birkaç saat sonra geri çekildi. Olumlu olan gelişmeler de var tabii: Fransa, gebeliğin 7. haftasına kadar uygulanabilir olan medikal kürtaj süresini 9 haftaya çıkardı. Hollanda, kürtajı öncelikli tıbbi müdahale kapsamına aldı. İspanya ise acil olmayan tüm operasyonları durdursa da kürtaj kliniklerinin açık olacağını belirtti.

 

Türkiye’de ise kürtaj, devlet hastanelerinde kağıt üzerinde yasal iken fiilen uygulamada büyük sorunlar yaşanıyor. Kadir Has Üniversitesi’nin 2016’da yayınladığı “Devlet Hastanelerinde Kürtaj Hizmetleri” raporuna göre, 81 ilin 53’ünde isteğe bağlı olarak kürtaj hizmeti veren hastane yok. Bu durum kadınları özel kliniklere yönlendirirken orada da keyfi bir uygulama söz konusu. Belirli bir ücret sınırlaması olmadığı için özel kliniklerin de ücretleri kendi kararları doğrultusunda belirleniyor. Ücretsiz kürtaj hakkından yararlanamayan kadınların ekonomik olarak da belli bir bütçeye sahip olması bekleniyor.

 

Türkiye kürtaj konusunda ne durumda, salgın sürecinde nasıl bir politika uygulanmalı soruları üzerine Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktoru Irmak Saraç ile görüştük.

 

Kürtaj yaptırmak isteyen kadınlar salgın sürecinde neler yaşıyor? Salgın öncesi durum nasıldı, şimdi nasıl? Salgın kadın doğum alanını nasıl etkiledi?

 

Dr. Irmak Saraç: Türkiye’de isteğe bağlı gebelik sonlandırma hizmetleri 2012’den beri sıkıntılı ve bu sıkıntı yıllar içerisinde arttı. Kadınların yasal hakları olmasına rağmen ulaşmakta güçlük çektikleri bir hizmet. Özellikle ücretsiz olarak bu hizmete ulaşmaları bazı şehirlerde imkansız. İstanbul genelinde yalnızca bir devlet hastanesinde bu hizmete ulaşabiliyorlar maalesef. Bu hak kaybı salgın sürecinde daha da belirginleşti. Bazı hastaneler pandemi hastanesine dönüşürken, pandemi hastanesi olmayanlarda da başhekim ya da uzman doktorun insiyatifinde yapılmayabiliyor. Kadınlar bu durumda yalnız değiller. Kadın örgütlerinin baskısıyla olgu bazında çözüm sağlanabiliyor.

 

Salgın sürecinde kürtaj yaptırmanın riskli olmaması adına ne yapılmalı, nasıl önlemler alınmalı?

 

Dr. Irmak Saraç: Herhangi bir nedenle hastaneye gitmek gerekirken maske, eldiven, sosyal mesafe gibi alınması gereken önlemler alınmalı elbette. İlaçla gebelik sonlandırma yöntemi bu noktada önemli bir yer tutuyor aslında. Evde de uygulanabilecek bir yöntem olmasına rağmen Türkiye’de bu ilaçlara ulaşılamıyor ve bu sürecin kullanıldığı ülkelerde de doktorlar hastanede uygulamakta ısrarcı olabiliyor. Salgın döneminde hekimler kadınların yasal hakkı olan bu işlemi uygulamaları için teşvik edilmeli, yasal süre uzatılması da düşünülebilir.

 

Bazı ülkelerde medikal kürtaj uygulama süreleri bu süreçte uzatıldı. Bu süreçte daha risksiz bir uygulamadır diyebilir miyiz? DSÖ bunu kadınlara bir seçenek olarak sunarken Türkiye’de bunun uygulanmamasına dair ne düşünüyorsunuz?

 

Dr. Irmak Saraç: İlaçla gebelik sonlandırma DSÖ tarafından güvenli olduğu kabul edilmiş ve standartlaştırılmış bir yöntem. Pek çok ülkede kadınlara bir seçenek olarak sunuluyor. Maalesef Türkiye’de bunun için kullanılan ilaçlardan biri hiç yok, diğeri de reçeteli satışı olmadığı için karaborsadan alınabiliyor ancak. Bu uygulamanın hekimin bilgisi dahilinde ve kontrollü olması gerekir. İlaç kullanımı sonrasında düşük tam olarak gerçekleşmeyebilir ve müdahale gerekebilir. Öncesinde de çok iyi bilgilendirme yapılmalı. Bu şartlar sağlandıktan sonra oldukça güvenli bir yöntem. Türkiye’de buna erişilemiyor olması bir kısıtlama, hak kaybıdır.

 

Bazı ülkelerde ise kürtajın mecburi olmayan tıbbi müdahale kapsamına alınarak uygulanmadığını görüyoruz, buna dair neler söylemek istersiniz? Türkiye’de böyle bir durumun olduğunu hiç duydunuz mu?

 

Dr. Irmak Saraç: Kürtaj karşıtı olan ülke ve eyaletlerde bu salgın fırsat bilinerek bu tip uygulamalara gidildi. Bekleyen kürtaj yasaları ertelendi. Bu kürtajı azaltmaktan çok sağlıksız koşullarda yapılmasına zemin hazırlamaktan başka bir şeye neden olmaz. Sonuçta anne ölüm oranları ve komplikasyonlar artacaktır. Türkiye’de ise şimdilik böyle bir durum olduğunu duymadım.

 

Tüm bunlarla birlikte kürtaj süreci bu dönemde nasıl işletilmeli?

 

Dr. Irmak Saraç: Kadınlar için ulaşılabilir olması en önemli konu. Salgın öncesinde de bu çok ciddi bir sorundu. Bu konuda mücadeleye devam edilmeli. İlaçla gebelik sonlandırma yönteminin Türkiyeli kadınlar için de bir seçenek olması için uğraşılmalı diye düşünüyorum.

 

 

Ana görsel: Hannah Höch, “Siebenmeilenstiefel”, 1934.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Gündem: Kobanê
Spice Girls’ün 20. Yılında Kadınlar Ne İstiyorlar?
Trans Çocukları Dinlemeden Haklarında Konuşmayın

Send this to friend