Game of Thrones'da bu sezon kadınlar ve 'tam erkek' olmayanların zaferleri vardı. Akgezenlerden dünyayı kurtarma operasyonunda en büyük rol de onların olacak gibi duruyor.

SANAT

Game of Thrones’da Gün ‘Adam’ Olmayanların Günü

Yine bir pazartesi sabahı ama bu sefer seyredecek bir Game of Thrones bölümü yok. Dizi bu zalim dünyayla bizi baş başa bırakıp gitti.

 

Game of Thrones tuhaf dizi. Spoiler verirsen arkadaşını küstürebilirsin, İngiltere’den Brexit haberlerine bakarken “Brexit Game of Thrones’un prodüksiyonunu nasıl etkiler?” diye makaleler okuyabilirsin. Kendi dünyan ile paralellikler kurup, arkadaşlarınla felsefi konuşmalar gerçekleştirirsin. Bu diziye çok kaptırırsan kendini sürekli Youtube’da kedi-köpek videoları seyreder gibi dizinin fan ve teori videolarını izlerken bulabilirsin. Bağımlısı rahatlıkla olabilirsin. Aslında çok şanslıyız. HBO, her sezon arasında 10 aylık boşluklar yaratarak bize rehabilitasyon dönemi sağlamış oluyor.

 

Altı sene kendi dünyamızdaki olaylar yetmezmiş gibi bu diziyi seyredip ağladık durduk, elimiz kolumuz bağlı oralarda da katliamlar seyrettik, Stark çocuklarını kış gelmeden evlat edinmek istedik, kurtları ölmeden veterinere götürüp yaralarını sarmak istedik, Ned Stark’ın ölümüne hiç inanamadık. Bir çocuğu kuleden aşağı atsa bile Jaime Lannister’ın içinde hala iyi bir insan olabileceğine inandık, nedense eli kesildikten sonra kendisine daha çok ısındık. O da “tam ‘erkek’ olamayanlar grubu”na katıldı diye mi acaba?

 

Senelerdir dizinin temalarından olan bu “tam erkek” meselesi, son sezonla iyice ön planda. “Liderin iyisi, kılıcı tutuşundan, damarlarında akan asil kraliyet kanından, marifetli penisinden ve erkek doğurabilen eşinden belli olur…” Game of Thrones’un vizyonsuz karakterleri bunu bize hatırlattı durdu ama artık onlara “hadi canım oradan!” diyebiliriz çünkü bu inanç gün geçtikçe yok oluyor. The Night King liderliğindeki whitewalker’lardan dünyayı kurtarma operasyonunda en büyük rol sahipleri tam ya da hiç erkek olmayanlar olacak gibi duruyor.

 

Game of Thrones’un ana kıtası Westeros, sonunda gelişiyor, rönesansını yaşamaya çok yakın. Peki neler oldu da bu kanıya vardık?

 

6. Sezon’un en sön bölümünü seyretmediyseniz, BURADA OKUMAYI KESİN.

 

7e934cdc4f07b608999989e3e511e005

 

Sezon finalinin son sahnesinde,  Ejderhaların Annesi Daenerys (Dany) Targaryen, ejderhaları, gemileri ve binlerce kişilik ordusuyla Westeros’u himayesine almak için yelken açmayı başardı. Dany’nin ana takımına bir göz atalım.

 

ship

 

Üç hadım edilmiş adam: ‘Örümcek’ Varys, Unsullied Ordusu’nun başındaki Greyworm ve Theon Greyjoy.

 

Bir küçük adam: Aklı ve yüreği büyük Tyrion Lannister.

 

İki kadın: Eski köle Missandei ve Iron Islands’ın müstakbel lideri Yara Greyjoy.

 

Bu sadece bir pozitif ayrımcılık örneği midir? Kesinlikle hayır.

 

Game of Thrones dünyasında genelde adamdan sayılmak ve saygı duyulan bir lidere dönüşmek çok zor. Sürekli sömürülen bir kadınsanız (Sansa ve ejderhaları öncesi Dany), sadistler, büyücüler veya köle sahipleri tarafından hadım edilen bir erkekseniz (Theon Greyjoy, Varys, Unsullied Ordusu’nun tüm neferleri), anası veya babası belli olmayan bir ‘piç’seniz (Jon Snow), kalıcı bir sakatlığınız söz konusu ise (Bran Stark) kılıçla savaşamayacak kadar küçük bir erkekseniz (Tyrion Lannister) veya ürkek bir şişmansanız (Samwell Tarly), zalim bir hayat sizi bekliyor. Güçlülerin arasına girmeniz çok zorlaşıyor.

 

Ancak hayatı başka açıdan tecrübelemek zorunda kalan bu ’tam erkek’ olmayan insanlar, güçlü oldukları alanları keşfedip geliştirince ve güçlerini birleşince inanılmaz bir takım oluşturabilirler. Farklılıklarından dolayı da birbirlerine daha kolay ısınırlar. Güney’de Dany, adam’sız takımıyla dobra dobra Westeros’a yaklaşırken, kuzeyde de, çocukluğunda üvey annesi Catelyn Stark tarafından hep dışlanmış ve bir piç olarak bilenen Jon Snow yükseliyor. Çok iyi kılıç kullanan ama egosuz ve naif olan Jon, liderlik gücünü insanları birleştirici özelliğinden alıyor. Babasının kontrolündeki Kuzey’in muhafazakar değerlerini benimsese de, birisi onunla tartışırsa, karşısındakini dinliyor. Sonuçta o da, çocukluğunda, bir piç olarak, hep dinlenilmek ve fark edilmek istemişti. İşte bu özelliğiyle Jon, yüzyıllar boyu devasa duvarın öbür tarafında yaşamaya mahkum edilen ve sonra da mutlak düşman ilan edilen ‘Özgür Halk’ı (‘Wildingler’) kuzey derebeylikleri ile birleştirmeyi başardı. Bunu yaptığı için canına bile kıyıldı ama tabii ki bizim ‘White Wolf’ prensimiz Işığın Tanrısı tarafından hayata geri getirildi. Yani Jon, kendisi gibi dışlananları yanına alarak sevilmeyi ve yükselmeyi bildi. Takımında, parmaklarını ve oğlunu kaybetmiş Sör Davos da danışmanı olarak bulunuyor. Öte yandan sakat kaldıktan sonra ‘Üç Gözlü Kuzgun’ olmayı başarıp zamanda yolculuk yapabilen Bran Stark’ın Winterfell’e dönüp Jon’a destek olması an meselesi.

 

 

 

Ayrıca, Jon’un en iyi arkadaşının şişman kitap kurdu Samwell Tarly olduğunu da hatırlayalım. Citadel’deki kütüphaneye ‘Üstatlık’ eğitimi için gelen Sam, babası tarafından şişmanlığı yüzünden çok itilip kakılmıştı ama bütün bunlar geçmişte kaldı. Sam’in kütüphanede öğreneceği bilgilerlerle Gece Kralı ile olan mücadelede Jon’a ne kadar yardımcı olabileceğini tahmin etmek güç değil. (Gilly’nin çocuğu ile kütüphaneye girmesine izin vermediler ama Dany oraya bir ayak bassın, görün siz.)

 

Dany’nin sağ kolu küçük Tyrion Lannister’ın da, Stark ve Lannister arasındaki aile gerilimlerine rağmen, Jon ile 1. Sezonda bir bağ kurduğunu unutmayalım. Black Castle’da Jon, Tyrion’ın öğütlerini dinleyip Gece Nöbetçileri arkadaşları ile olan iletişiminde uygulamıştı. Jon’un aslında iki asilzadenin çocuğu olduğu sezon finali ile ispatlandı ama her halükarda Jon, tüm başarılarını neredeyse sıfırdan başlayarak elde etti.

 

pic2

 

‘Tam erkek’ veya ‘adam’ olmayanların hepsinin niyeti iyi değil tabii. Dizinin yaratıcıları David Benioff ve D.B. Weiss, ileriki sezonların en büyük “kötü adamı” görevine Cersei Lannister’ı terfi etti. Cersei, Gece Kralı’ndan daha ürkütücü bir yaratık oldu. Bu sezon finalinden sonra, kendisine çok rahatlıkla kadın düşmanı ve terörist diyebiliriz ama işe bakın ki sezonu Yedi Krallığın Kraliçesi olarak kapattı. Tüm düşmanlarını ve diğer bir çok masum insanı patlattı. Bu canavarca davranış sonrası, kral olan oğlu Tommen Baratheon/Lannister kendisini saray penceresinden aşağı attı. (Acaba, Tommen, Jon gibi bir piç olduğunu bilse, kendine başka bir kader çizer miydi?) Cersei, sessiz bir törenle, Demir Taht’a kraliçe olarak oturdu.

 

 

 

Çok şükür, kadın lider olarak tek örneğimiz Cersei, veya ejderhalarının yardım takviyesi ile yükselen Dany değil. Kadın yönetimindeki hanedanların sayısı arttı. Şu anda bazı esas hanedanlar ve liderleri şöyle:

 

Martell Hanedanı (Ellaria Sand)

Tyrell Hanedanı (Olenna Tyrell)

Targaryen Hanedanı (Daenerys Targaryen)

Greyjoy Hanedanı (Henüz resmi olmasa da herkes Yara Greyjoy’un ‘hakiki’ lider olduğunu biliyor)

Mormont Hanedanı (Lyanna Mormont)

 

Stark kadınları da, çektikleri onca eziyet sonrası hala ayaktalar ve yükselişteler. Ümit edelim ki dünyadan intikam almak için yanlış yollara sapmasınlar. Örneğin Sansa, platonik aşıktan pedofilliğe geçiş yapan ve demir taht manyağı, manipülatif Petyr Baelish’e uyup Jon Snow’a kazık atmasın veya Arya ölüm listesindeki insanları öldürürken ruhunu kötülüğe satmasın. Stark olduklarını hatırlasınlar.

 

 

 

‘Adam’ olmayanlar arasında belki de en büyük saygı duruşunu, Mormont Hanedanı’nın Leydi’si Lyanna Mormont hakediyor. Lyanna sadece 10 yaşında. Ne ejderhaları var ne de büyük bir derebeyliği. Bu kızımız, doğruyu söyleyecek ve yapacak kadar dürüst, onurlu, önyargılara mahkum olmayan, kendi iradesiyle doğru kararları alabilen birisi. Akgezenler tehlikesini görmüş geçirmişleri dinledikten sonra, Kuzey’i birleştirmek isteyen Stark Hanedanı’na ‘Piçlerin Savaşı’nda asker desteği veren yegane liderlerden biri olan Lyanna, Jon Snow’u -piç olmasına rağmen- bağrına basacağını ve ‘kral’ olarak tanıdığını, dedesi yaşındaki lordların önünde ilan etti. Jon abisine tatlı bir gülücük atıp konuşmasını bitirdiğinde tüylerimiz diken diken oldu. Sonrasında da, salondaki tüm lordlar, kılıçlarıyla Kuzey’in yeni kralı Jon Snow’u selamladı. Jon’un, annesinin adını alan Leydi Mormont tarafından korunup kollanması çok şiirsel. Hatta, ne sembolik bir durumdur ki, Jon Snow, psikopat düşmanı Ramsay Bolton’un oklarından, Ayı sembollü Mormont kalkanıyla kurtuldu ve Ramsay’yi bu kalkanla yendi. Lyanna Mormont, sana şapka çıkarıyorum. Jon Abin sana o kadar şey borçlu ki. Bizim meclise de bir uğrar mısın? Lütfen.

 

giphy (2)

 

‘Adam’ olanlardan hiç hayır gelmedi mi peki hiç bu Westeros’a? Gelmez mi? Rahmetli Ned Stark, rahmetli Jon Arryn, rahmetli Rhaegar Targaryen (Lyanna Stark’a tecavüz etmediği 7. sezonda muhtemelen ispatlanacak), rahmetli Robb Stark (belki tek hatası yemin bozup aşkı seçmeseydi), ve rahmetli onlarca diğer karakter. Ancak işte bu insanların hepsi öldürüldü. Yani demek istediğimiz, gün ‘adam’ olamayanların veya olmayanların günü. İyisiyle, kötüsüyle önümüzdeki 2 sezonda sahneyi onlar kaplayacak.

 

O zaman, Daenerys Targaryen’ın Yara Greyjoy ile el sıkışmadan önceki sözleri ile bitirelim:

 

Babalarımız kötü insanlardı, şu an burada duran hepimizin. Onlar dünyayı bulduklarından daha kötü bir durumda bıraktılar. Biz öyle yapmayacağız. Biz, dünyayı bulduğumuzdan daha iyi durumda bırakacağız.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Cuma Şarkıları 3
Deve Üstünde Aşk
Orange is the New Black 4. Sezon: Nerede Kalmıştık?

Send this to friend