Ayşolpan okula gidiyor, dama oynuyor, bulaşık yıkıyor, arada da kartal uçuruyor.

KÜLTÜR

Belgesel: Kartalcı Kız Ayşolpan

Ayşolpan’ı gördünüz mü? Geçtiğimiz Aralık ayının ortalarında izleyiciyle buluşan bir belgeselin (Eagle Huntress) konusu Ayşolpan. Bir yazıda “belgesellere ödüller, karakterlerin sevimliliği üzerinden verilse, Ayşolpan tüm zamanların en başarılı belgeseli sayılabilir” gibi bir şeyler yazmıştı birisi. Katılmamak mümkün değil.

 

Kartalcılık nedir diyenler için hemen bilgi vereyim. Toprakları geniş, nüfusu küçük Moğolistan’da yaşayan Kazak göçebelerin hayatı sürdürme yollarından biri kartalcılık.  “Annesiz yaşayabilecek denli büyümüş ama eğitilebilecek kadar genç” iken yakalanan kartallar, tilki, tavşan avlamak için kullanılıyorlar. Yiyecek ve maddi gelir sağlama yolu bu göçebeler için. 2000 senelik geçmişi varmış bu işin. Bu kartallar her zaman dişi olurmuş, çünkü dişiler bedenen daha büyük, avcılıkta daha yırtıcı olurlarmış. Yedi sene tutulan kartallar kendi yavruları olabilecek denli olgunlaştıklarında doğaya geri salınıyorlarmış. Bu serbest bırakılma anı başka bir hayvanın kurban edilişini de içeriyor. Bir koyun, kartala veda hediyesi olarak bırakılıyor o an. Belgeselin açılış sahnesi de bu.

 

Ayşolpan ise kartalcılık işini kuşaklardır devam ettiren bir ailenin kızı. Abisi askere gidince evin ikinci büyük çocuğu olarak babasından devralmak istiyor bu işi, sonradan anlıyoruz ki babası da “kızların ne işi var ya kartallarla” deyip kestirip atmıyor hemen. Aklına yatıyor kızının isteği. “Çok kararlıydı” diyor o başlangıç günlerini hatırlayarak, “yapabilecek gücü vardı.” Hatta bir kartalı idare edebilmek için gereken hasletin kadın, erkek olmakta değil bedensel güçte, kararlılıkta olduğunu belirtiyor. (Ne güzel bir ayrım değil mi, ne kadar basitçe koyuyor ortaya meseleyi böyle diyerek.) Kartalların ağırlıkları 7 ila 10 kilo arasında, kanat açıklıkları 2 metre civarında oluyormuş. Film boyunca gördüğümüz Altay dağlarında, sonsuz Moğolistan steplerinde, kayalıklarda, karlara bata çıka yürüyen atların üstünde Ayşolpan, babası ve kartallar.

 

Ayşolpan’ı keşfeden İsrailli, ülkesindeki mecburi askeri hizmeti tamamladıktan sonra kendini yollara vurmuş, soluğu Moğolistan’da almış bir fotoğrafçı ve gezi yazarı. Bu bölgedeki kartal terbiyeciliği meselesini bilirmiş zaten, fotoğraf çekerken tanışmış Ayşolpan’la da. Yazısı, fotoğrafları BBC’de yayınlanmış iki sene evvel. Bu fotoğrafları gören ve New York’ta yaşayan bir yönetmen iletişime geçmiş hemen onunla, yanlarına bir de kameraman katıp Moğolistan’a koşmuşlar hep beraber. Hatta galiba vardıkları gün, aileye belgesel çekmek istediklerinden bahsettiklerinde Ayşolpan’ın babası “e bugün biz de yuvadan kartal almaya gideceğiz, gelin onu çekin” deyiverince afallamışlar. Aileyi, Ayşolpan’ı ikna etmeleri gerektiğini düşünürken, kendilerini çekim yaparken bulmuşlar. Üç günde bitirmeyi planladıkları bazı sahnelerin çekimi üç hafta sürmüş, arada paraları bitmiş, bazı günler sıcaklık eksi 50 dereceymiş Moğolistan’da.

 

Belgeselde Ayşolpan’ın büyük bir kayalığın üzerinden aşarak, iple aşağı inerek, tırmanıp yukarı çıkarak bir kartalı yuvadan alışını seyrediyoruz, sonra katıldığı yerel bir kartalcılık festivalini, kartalı besleyişini, uzaklardan onu huka diye seslenerek geri çağırmasını, kartal koluna konduğunda başına geçen kanatlardan kendini koruma çabasını. Annesi görünüyor arada, ama o hiç konuşmuyor. Ayşolpan okula gidiyor, dama oynuyor, bulaşık yıkıyor, arada da kartal uçuruyor. Belgesel boyunca “bunu kızlar yapamaz, münasip değildir, kızların yeri evdir” diyen birtakım otorite adamlar Ayşolpan’ın başarıları karşısında çıtayı sürekli yükseltiyorlar. Uçurdu ama, hızlı mıydı, hızlıydı ama yakaladı mı, yakaladı ama ava götürebilecek mi, götürdü ama bakalım esas kışın ne yapacak? Aslında, bu belgesel Ayşolpan’ın hikâyesi olduğu kadar babasının da. Bu otorite adamlara pabuç bırakmıyor baba.

 

eh3

Fotoğraf: Asher Svidensky

 

Belli ki filmin tanıtımı için Ayşolpan’ın iki bin yıllık bir geleneği tersine çeviren ilk kadın kartal terbiyecisi olarak sunulduğu anlar var. Bu doğru değil tabi ki, biraz kurcaladım ve modern zamanlara yaklaştıkça kadın kartalcıların sayısının giderek azalmış olabileceğine dair bir şeyler okudum. Bu örneklerin arasında tanınanlar da var. Yalnız ne zaman bir habere, yazıya, belgesele konu olsalar, ya ilk, ya da tek olarak sunulmuş bu kadınlar. Yakın tarihten bir örnek: Reuters’in 2012’de Kadınlar Günü için hazırladığı minik bir haber. Kazak bir kartal terbiyecisi olan Makpal Abdrazakova.

 

Denk gelirseniz seyredin Ayşolpan’ı. Yönetmen Otto Bell gözü önündeki muazzam görüntüleri mümkün olan en makul biçimde bir araya getirmiş, derli toplu bir hikaye çıkarmış. Elindeki malzemenin elverişliliğini düşününce 87 dakikaya bu kadarı sığmış belki. Fakat kartallar var mesela, onlar biraz bu 2000 bin yıllık geleneğin minik bir parçası gibi sunuluyorlar biraz. Oysa insan ve diğer hayvanları konu edinen bunun gibi işler ne güzel fırsatlar sağlıyor hayvanlar için de yer açmaya, ses duyurmaya.

 

Ayşolpan da ülkesinde çok ünlü biri haline gelmiş tabi, bir okul tam burs sağlamış eğitimi için. Bu arada Ayşolpan’nın adında anlaşılan iki kelime var Ay ve çolpan. Daha doğrusu bir İngilizce makalede gördüm Kazakça adın anlamını Ay/Venüs olarak çevirmişlerdi. Çoban yıldızı? AyYıldız belki hatta adı Ayşolpan’ın. Kartalının adı da Ak Kanatlar.

 

 

eh4

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TARİH

YKarpuz Kabuğundan Taç
Karpuz Kabuğundan Taç

Maraton yüzen ilk kadın sporcu Canan Ateş, 1979'da katıldığı bir TRT programında yüzücülük kariyerini anlatıyor.

ECİNNİLİK

YAnnesi Amelya Hanım’ı Oynarken Adile Naşit
Annesi Amelya Hanım’ı Oynarken Adile Naşit

Annesi Amelya Hanım rolünde Adile Naşit kendi çocukluğuna bakıyor.

SANAT

YSöyleşi: Şövket Elekberova, Pıçıldaşın Lepeler
Söyleşi: Şövket Elekberova, Pıçıldaşın Lepeler

Sovyet Azerbaycanı'nın efsanevi ismi Şövket Elekberova'nın bu şarkısı neler anlatıyor?

ECİNNİLİK

YSanal Ev İşleri Sergisi: Sonsuz Patates
Sanal Ev İşleri Sergisi: Sonsuz Patates

Ne yapalım, nasıl yapalım da görünür hale getirelim ev işlerine gömdüğümüz zamanı? 

Bir de bunlar var

Şehir Rehberleri: Ayşegül’ün Paris’i
Bir Taciz Hikayesi Daha ve Hollaback’in* Önemi
Nerdesin Aşkım? Partideyim Aşkım!

Send this to friend