Kadın Tenisçiler Birliği WTA’in yılın en iyi sekiz ismini buluşturduğu yıl sonu finallerine derin dalış

KÜLTÜR

24 Kadın, İki Kupa ve 7 Milyon Dolar

1 Ocak’ta başlayan tenis sezonunun kadınlar ayağında sona gelindi. Tenisçilerin sezon boyunca topladıkları puanlarla hesaplanan tekler ve çiftler sıralamalarının ilk 8 basamağında bulunan isimler 22 Ekim’de Singapur’da korta çıkmaya hazırlanıyorlar. Amaç sezonun Grand Slamlerden sonra en çok para ödülü ve puan dağıtılan turnuvasında şampiyon olmak. Sıralamanın ilk beş basamağında yer alan isimlerin sezonu teklerde dünyanın 1 numaralı oyuncusu olarak bitirme olasılığını düşününce, çekişmeli bir turnuvanın bizi beklediğini söyleyebiliriz. Heyecanlanmak için sebep çok.

 

Yaklaşık 10 aydır dünyanın birçok köşesinde (tam 31 ülke) turnuvalar oynayan, zaferler kazanan, beklenmedik yenilgiler alan bu sekiz isim, en iyilerin arasından sıyrılıp sezonu büyük bir kupayla kapatmak için ter dökecekler. Kortta birbirleriyle olduğu kadar kort dışında da cinsiyetçilikle cebelleşen, erkeklerle eşit para ödülü kazanabilmek için örgütlü bir mücadele sürdüren kadın tenisçileri sıkı takipteyiz biliyorsunuz. Hazırsanız bu turun servis atışıyla başlayalım.

 

Tarihçe

 

Kadın Tenisçiler Birliği WTA’in yılın en iyi sekiz ismini buluşturduğu yıl sonu finalleri ilk kez 1972 yılında organize edildi. Bugüne kadar Boca Raton, Los Angeles, New York, Oakland, Münih, Madrid, Doha ve İstanbul’da düzenlenen turnuva, 2014 yılında Asya’ya taşındı. Singapur, turnuvaya 2018 yılının sonuna dek ev sahipliği yapacak. Organizasyon 2019’da başka bir şehre taşınacak ancak henüz bir sonraki durağın neresi olduğunu bilmiyoruz. Manchester ve St. Petersburg’un da aralarında olduğu altı şehir turnuvaya düzenlemek için aday. Karar önümüzdeki aylarda açıklanacak.

 

Turnuvada tenis tarihine damga vurmuş birçok isim boy gösterdi bugüne kadar. Bazılarının zaferlere doymadığı organizasyon bazı önemli isimler için ne yazık ki hep bir rüya olarak kaldı. Gelmiş geçmiş en iyi kadın tenisçi olarak nitelenen isimlerden biri olan Martina Navratilova turnvada en çok final oynayan ve kupa kaldıran isim. 14 kez final oynayan ABD’li tenisçi sekiz kez şampiyon oldu.

 

Navratilova’yı beşer şampiyonlukla iki efsane, Serena Williams ve Steffi Graf takip ediyor. Serena yedi, Graf ise altı kez final oynadı.

 

Dört kupayla Chris Evert, üçer kupayla Kim Clijsters ve Monica Seles Serena ve Graf’ı izliyor. Justine Henin, Lindsay Davenport, Martina Hingis, Gabriela Sabatini de bu turnuvada şampiyon olmuş efsanelerden bazıları.

Turnuvada yüzü gülmemiş tenisçiler arasında ise Arantxa Sánchez Vicario, Mary Pierce, Victoria Azarenka ve geçen yılı 1 numara olarak bitiren Angelique Kerber’i sayabiliriz.

 

Format

 

Sekiz isim (çiftler için sekiz takım) dörderli iki gruba ayrılıyor ve üçer maç yapıyorlar. Dünya 1 ve 2 numaraları olan Halep ve Muguruza bu sene iki grubun seri başı olacaklar. Grupta ilk iki sırayı alan dört isim yarı finale yükseliyor ve ardından final maçı şampiyonu belirliyor. Oyuncular kazanılan her maç için puan kazanıyorlar. Para ödülü de kazanılan maç sayısına göre belirleniyor. Tabii ki şampiyon ve finalist olmanın bonusu da var.

 

Turnuvada şampiyon olan tekler oyuncusu kadın tenisçilerin eşitlik mücadelesini başlatan isim efsane tenisçi Billie Jean King’in adını taşıyor. Çiftler şampiyonu ise feminist ve LGBTİ hakları aktivisti, efsane tenisçi Martina Navratilova’nın adının verildiği kupayı kazanacak.

 

Turnuvada dağıtılan toplam para ödülünün 7 milyon dolar olduğunun altını içlene içlene, haset ede ede çizmek isterim. Sizin mayış ne kadardı sahi?

 

Grup formatının turnuvaya bambaşka bir heyecan kattığını da söylemek gerek. Zira, aynı grupta karşılaşan isimlerin finalde birbirleriyle oynama olasılığı var ve bu da ilk maçı kaybeden için rövanş anlamına geliyor. Kuralar henüz çekilmedi. Gruplarda kim kiminle mücadele edecek bilmiyoruz ancak coming soon! Hafta sonu öğreneceğiz.

 

Ekim ayında oynandığı için haliyle hava şartlarının etkilediği bir turnuva. Bu nedenle maçlar kapalı kortta oynanıyor. Bu arada, WTA bu sert zemin turnuvasında kortun rengi konusunda tercihini mordan yana kullanıyor İstanbul’daki ilk organizasyondan bu yana.

 

Sezonun en iyi 8 ismi ile tanışın

 

Şimdi gelin bu yıl turnuvada mücadele edecek isimlere yakından bakalım. Bazı istatistiklere göz atalım, bilgiler yağmur olsun aksın… Nihayetinde her şey turnuvada kimi tutacağınıza karar verebilin diye. Tenisi sevelim, yeşili koruyalım!

 

 

1. Simona Halep

 

 

Romanyalı oyuncu için gerçekten de acayip bir yıl oldu. Tam dört kez dünya 1 numarası olmanın eşiğine gelen tenisçi, bir maç uzağına kadar yaklaştığı zirveye bir türlü oturamadı. Ta ki Ekim’in ilk haftası Pekin’de oynanan turnuvaya kadar. Şeytanın bacağını nihayet kıran Halep, turnuvada finale yükselerek kadınlar tenisinde zirveye çıkan ilk Rumen oldu. Kariyerinde toplam 15 tekler kupası bulunan tenisçinin 2017 aldığı önemli dereceler şunlar:

 

Şampiyonluk: Madrid
Final: Fransa Açık, Roma, Cincinnati ve Pekin
Yarı final: Stuttgart ve Toronto
Çeyrek final: Wimbledon, Miami, Eastbourne, St. Petersburg ve Washington

 

 

Halep’in yıl sonu finallerinde karşılaşacağı isimlere karşı aldığı sonuçlar (parantez içindeki rakamlar oyuncuların kariyerleri boyunca yaptıkları maçlardaki skoru gösteriyor) şöyle:

 

G. Muguruza: 0-1 (1-3)
K. Pliskova: 1-0 (5-2)
E. Svitolina: 1-2 (1-2)
V. Williams: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (1-3)
C. Wozniacki: 0-1 (2-3)
J. Ostapenko: 1-1 (1-1)
C. Garcia: 1-1 (2-1)

 

Güçlü forehandi ve kort içinde çabuk hareket etmesiyle öne çıkan Halep, yeni kurulduğu zirveyi terk etmek istemiyor. Ancak kendisi gibi sezonu dünya 1 numarası olarak bitirmek isteyen dört güçlü rakibi geçmek zorunda. Baskıyla baş etmekle ilgili yaşadığı sıkıntılar nedeniyle toplam dört final kaybetti ki bunlardan biri Grand Slam turnuvası Fransa Açık. O maçta ilk seti almış, ikinci sette de servis kırarak öne geçmişti ancak 20 yaşındaki rakibine (Bkz: 7. numara) yenilmekten kurtulamamıştı. Maçın ardından büyük hayal kırıklığı yaşasa da toparlanmayı bildi ve kadınlar tenisinin zirvesine oturdu. Bakalım dişli rakiplerini ardında bırakmayı başarabilecek mi? Bu arada turnuvaya üst üste üç yıl katılma başarısı gösteren Rumen oyuncunun en iyi derecesi 2014’te elde ettiği final.

 

2. Garbiñe Muguruza

 


 

Zirvenin tam sekiz kez el değiştirdiği bu baş döndürücü sezonun 1 numara koltuğuna aday beş isminden biri de yarı Basklı yarı Venezüelalı Garbiñe Muguruza. Tıpkı diğer rakipleri gibi oldukça inişli çıkışlı bir sezon geçiren tenisçi için kuşkusuz en özel an Grand Slam turnuvası Wimbledon’da yaşadığı şampiyonluk. Geçen yıl kariyerinin ilk Grand Slam’ini Fransa Açık’ta yaşadıktan sonra düşüşe geçen oyuncu, arka arkaya başarısız sonuçlar almış, beklentileri aşağı çekmişti. Ancak, bu yaz kötü gidişe dur dedi ve finalde Venus Williams’ı yenerek ikinci Slam’ini kazandı. Muguruza, takvimin dört büyük turnuvasından biri olan ABD Açık bittiğindeyse kadınlar tenisinin zirvesine yükseldi. Dünya 1 numarası koltuğunda dört hafta geçiren oyuncunun elinde sezonu zirvede bitirme şansı var. Teklerde kariyeri boyunca toplam beş zafer elde eden Muguruza’nın 2017’si şöyle geçti:

 

Ş: Wimbledon, Cincinnati
YF: Brisbane, Roma, Birmingham, Standford ve Tokyo
ÇF: Avustralya Açık, Indian Wells, Toronto ve Wuhan

 

Sezon sonu turnuvasında karşılaşacağı rakiplerine karşı karnesi ise şöyle:

 

S. Halep: 1-0 (3-1)
K. Pliskova: 1-2 (2-6)
E. Svitolina: 2-1 (3-4)
V. Williams: 2-0 (2-3)
C. Wozniacki: 0-2 (3-3)
J. Ostapenko: 1-1 (2-1)
C. Garcia: 1-0 (1-0)

 

 

Sert servisleri, doğrudan sayı (winner) üretmedeki yeteneği ve güçlü vuruşlarıyla Serena Williams’a benzetilen Muguruza’nın da en büyük sıkıntısı maç içinde yaşadığı psikolojik düşüşler. Konsantrasyonunu kaybettiğinde toparlanmakta zorlanıyor ve bu durum maçları kaybetmesine neden oluyor. Sezonun son kısmını pek de iyi geçirmeyen Muguruza, günündeyse turnuvanın en önemli favorilerinden biri olacaktır. Oyuncu bugüne kadar üst üste üçüncü kez finallere katılmaya hak kazandı. En iyi derecesi 2015’te oynadığı yarı final.

 

3. Karolina Pliskova

 

 

25 yaşındaki Çek oyuncu, geleceğin yıldız adayları arasında gösterilen isimlerden biri. Ancak beklentileri şu ana kadar karşılayabildiği söylenemez. Henüz bir Grand Slam kazanamadı, 2016’da ABD Açık’ta final oynadı. Ancak buna rağmen bu yıl Wimbledon bittiğinde tenisin zirvesine yerleşti. Wimbledon’a 2. turda veda etmesine rağmen, Halep ayağına gelen fırsatı tepince 1 numaraya yükselen Çek oyuncu, 8 hafta kaldığı koltuğu ABD Açık’tan sonra Muguruza’ya devretti. Ve o günden bu yana da katıldığı turnuvalarda dikkat çekici bir başarı gösteremedi. Dokuz tekler şampiyonluğu bulunan Pliskova’nın 2017 karnesi:

 

Ş: Brisbane, Doha ve Eastbourne
YF: Indian Wells, Miami, Fransa Açık ve Cincinnati
ÇF: Avustralya Açık, Stuttgart, Roma, Toronto, ABD Açık, Tokyo ve Wuhan

 

Yıl sonu finallerindeki rakiplerine karşı oynadığı maçlarda ise manzara şu şekilde:

 

Halep: 0-1 (3-1)
Muguruza: 2-1 (6-2)
Svitolina: 2-1 (2-1)
Williams: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (1-1)
Wozniacki: 1-0 (3-2)
Ostapenko: 1-1 (1-1)
Garcia: 1-1 (1-2)

 

 

Kadınlar tenisinde servisi en güçlü isim Pliskova. Servislerinde doğrudan puan çıkarmak (ace atmak) konusunda eline su dökebilen yok. Serena’nın hamilelik nedeniyle tenise ara vermesiyle bu alanda yalnız kaldı. Ancak, mükemmel servisler atsa da oyunları çabuk bitirmeye çalışması beraberinde hataları da getiriyor. Uzun boyu (affedersiniz 1.86) nedeniyle kortta hızlı hareket edememesi bir sorun. Sonbaharı kötü geçiriyor ve formsuz. Bir süredir beraber çalıştığı koçuyla da yollarını ayırdı. Tüm bu olumsuzluklar bir araya gelince ümitli konuşmak kolay değil. Fakat yine de sezonu hem büyük bir kupayla hem de zirvede bitirmek istediği muhakkak. Bunun için kendi sınırlarını ne kadar zorlayacağı, kendisinden kısa ve hızlı rakiplerini nasıl ekarte edeceği merak konusu. Turnuvaya ilk kez geçen yıl katılan Pliskova gruptan çıkamamıştı.

 

4. Elena Svitolina

 

 

Yarışmaya Ukrayna’dan katılan 23 yaşındaki Elena Svitolina, kuşkusuz bu sezonun en parıldayan ismi. Kariyerindeki dokuz tekler şampiyonluğunun beşini bu yıl kazandı. Grand Slam turnuvalarında istediği sonuçları alamasa da hem zirve yarışına dahil oldu hem de nihayet yıldızını parlatmayı başardı. 1 numara olmanın kıyısından döndüğü sezonu zirvede bitirme şansı var. Svitolina’nın 2017’sinde öne çıkan başarıları şunlar:

 

Ş: Taipei, Dubai, İstanbul, Roma ve Toronto
YF: Brisbane
ÇF: Fransa Açık ve Pekin

 

 

Singapur’a katılacak diğer isimlere karşı en parlak karneye sahip isim de Svitolina.

 

Halep: 2-1 (2-1)
Muguruza: 2-1 (4-3)
Pliskova: 0-1 (1-5)
Williams: 1-0 (1-1)
Wozniacki: 2-0 (3-0)
Ostapenko: 0-1 (0-1)
Garcia: 0-1 (1-1)

 

Svitolina, her şeyi kararında yapan, herhangi bir özelliği ön plana çıkmasa da tutkuyla tenis oynayan ve bunun karşılığını da almaya başlayan bir isim. Hala çok genç ve kısa bir süre sonra, oyunu daha da olgunlaştığında adından daha sık söz edeceğiz gibi görünüyor. Formunu sezonun geneline yayabildiği için bugün dünya 4 numarası. Ve sezonu kadınlar tenisinin en iyisi olarak bitirme şansı bulunuyor. Fakat bu unvan için çok terlemesi gerekiyor. 2017, Ukraynalının kariyerinde katılacağı ilk yıl sonu finali.

 

5. Venus Williams

 

 

Sezonu ilk sekizde bitiren isimler arasında en yaşlı ve tecrübeli isim yedi Grand Slam (5 Wimbledon, 2 ABD Açık) şampiyonu Venus Williams. 37 yaşındaki oyuncu, Sjögren sendromu ile mücadele ettiği yıllarda gözle görülür bir form düşüklüğü yaşamış, yaşının da ilerlemesiyle artık emekli olsun denmeye başlanmıştı. Ancak Venus, önce hastalığını yendi ardından da çok çalışarak yeniden en iyi tenisçiler arasına girdi. Bu yıl, kariyerinin yeniden şahlandığı bir sezon geçiriyor. Dört Grand Slam turnuvasında da ikinci haftayı gören tek isim (Slamler diğer turnuvaların aksine iki hafta sürüyor). Şampiyonluk yaşamadı ancak iki Grand Slam’de final, birinde de yarı final oynadı. Bunu yaparken kendisinden yaşça küçük, geleceğin yıldız adayları olarak gösterilen isimleri yendi. Venus de sezonu 1 numara olarak bitirmeye aday isimlerden. Lakin bunun için turnuvayı kazanması şart. Diğer dört ismin alacağı sonuçlar da önemli.

 

 

Venus’ün 2017’si:

 

F: Avustralya Açık ve Wimbledon
YF: Miami ve ABD Açık
ÇF: Indian Wells ve Roma

 

Finallere katılmaya hak kazanan rakiplere karşı karnesi:

 

Halep: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (3-1)
Muguruza: 0-2 (3-2)
Pliskova: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (1-1)
Svitolina: 0-1 (1-1)
Wozniacki: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (7-0)
Ostapenko: 1-0 (1-0)
Garcia: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (1-1)

 

ABD Açık’ta yarı final oynadıktan sonra ilk kez geçtiğimiz hafta Hong Kong’da korta çıkan Venus 2. turda elendi. Final turnuvasına nasıl bir motivasyonla geleceği önemli. Kapalı kort turnuvalarında genelde iyi oynasa da uzun ve yorucu bir sezonun yorgunluğuyla ve genç rakipleriyle baş etmek zorunda. Bu geri dönüş sezonunu bir kupayla kapatmak isteyecektir. Zorlu bir yol onu beklese de bu sezon başardıklarından sonra belki de zorlar kolay olur.

 

Finallere ilk kez 1999 (evet doğru okudunuz) yılında katılan Venus o yıl yarı final oynamıştı. 2000, 2001 ve 2003 yıllarında katılmayı garantilemiş ancak sakatlık nedeniyle mücadele edememişti. 2008 şampiyonu, 2009’da da final oynadı. İşte o 2009 yılından tam sekiz yıl sonra turnuvaya bir kere daha katılacak! 41 kere maşallah!

 

6. Caroline Wozniacki

 

 

Polonya asıllı Danimarkalı Wozniacki, Venus’ten sonra finalistler arasındaki en tecrübeli isim. Kariyerinde hiç Grand Slam kazanmamasına rağmen iki sezonu dünya 1 numarası olarak bitirdi. Zirvede toplamda 67 hafta kalan oyuncu, inişli çıkışlı yılların ardından bu sezon yeniden yükselişe geçti. Hem çok sevilen hem de çok eleştirilen bir isim. Yetenekli bulanı da çok oyununu sıkıcı olarak niteleyen de. Ama herkesin hakkında ortaklaştığı bir konu var. O da çalışkanlığı. Peki bu sene neler yaptı?

 

Ş: Tokyo (Tam altı final kaybettikten sonra kazandı)
F: Doha, Dubai, Miami, Eastbourne, Bastad ve Toronto
ÇF: Auckland, Sydney, Indian Wells, Charleston, Fransa Açık ve Cincinnati

 

 

Sezon sonu finallerindeki rakiplerine karşı aldığı sonuçlar:

 

Halep: 1-0 (3-2)
Muguruza: 2-0 (3-3)
Pliskova: 2-3 (3-5)
Svitolina: 0-2 (0-3)
Williams: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (0-7)
Ostapenko: 0-3 (0-4)
Garcia: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (2-0)

 

Wozniacki de tıpkı Svitolina gibi, her şeye biraz sahip. Ama en öne çıkan özelliği mücadeleci kişiliği. Kortta terinin son damlasına kadar mücadele ediyor. Hızlı hareket edebilmesi ve azmi onu bir tenis yıldızına, sevilen bir yıldıza dönüştürdü. Bugüne kadar toplam 29 tekler şampiyonluğu kazanan Danimarkalı oyuncu zafere her daim aç bir isim ve rakiplerinin yorgunluğunu iyi değerlendirebilirse burada şampiyon olabilir.Toplam dört kez finallere katılmayı hak eden Wozniacki’nin en iyi dereceleri 2009 ve 2015’te gördüğü yarı finaller.

 

7. Jelena Ostapenko

 

https://www.youtube.com/watch?v=obUCEKiGnf0

 

Letonyalı Ostapenko bu sezonun en flaş ismi. Kimsenin bu konuda bir şüphesi yok. 20 yaşındaki genç isim, kariyerinin ilk kupasını bu yıl Grand Slam turnuvası Fransa Açık’ta kazanarak tarihe geçti. Çünkü, Grand Slam kazanan ilk Letonyalı tenisçi oldu. Ve bunu 20. yaş gününü kutladığı hafta yaptı. Fransa Açık finalinde turnuvanın favorisi olan ve iyi bir toprak sezonu geçiren Halep ile karşılaşan Ostapenko, ilk seti kaybetmiş, 2. sette de geriye düşmüştü ancak maçı oradan çevirmeyi başardı. Bu sansasyonel zaferinin ardından Wimbledon’da da çeyrek finale kadar ilerledi ancak kendisinden 17 yaş büyük olan Venus Williams’a kaybetti. Yaz ve sonbaharı kötü denemeyecek bir seviyede bitirdi ve yıl sonu finallerinde ilk kez mücadele edecek.8 oyuncunun en genci olan Ostapenko için 2017’de öne çıkan başarılar şunlar:

 

Ş: Fransa Açık ve Seul
F: Charleston
YF: Auckland, Prag, Wuhan ve Pekin
ÇF: Acapulco ve Wimbledon

 

En iyilerin iyisi olmak için korta çıkacak rakiplerine karşı aldığı sonuçlarsa şöyle:

 

Halep: 1-1 (1-1)
Muguruza: 1-1 (1-2)
Pliskova: 0-1 (1-2)
Svitolina: 1-0 (1-0)
Williams: 0-1 (0-1)
Wozniacki: 3-0 (4-0)

 

Ostapenko alev aldığında gerçekten yenilmesi zor birine dönüşüyor. Kaybetmekten o kadar nefret ediyor ki kazanmadığı maçların sonunda rakipleriyle el sıkışırken imkânı olsa bir kaşık suda boğacakmış gibi bakıyor yüzlerine. Bu nedenle Fransa Açık şampiyonluğuyla kazandığı sempatiyi bir parça kaybetti. Olgunlaştıkça kaybettiği maçları daha sakin karşılayacaktır diye düşünüyorum. Kortta hızlı, ayakları çabuk bir isim Ostapenko. Doğrudan sayı üretmek konusunda özel bir yeteneği var. Zor vuruşları kolay gösteriyor çoğu zaman. Korkusuz olması da artısı. Bu nedenle ilerleyen yıllarda adını manşetlere taşımaya devam edeceğine kimsenin kuşkusu yok.

 

8. Caroline Garcia

 


 

Fransız raket, son yıllarda yükselen yıldızlar arasında sayılan ancak başarısız sonuçlar alarak beklentileri boşa çıkaran bir isim. Daha doğrusu isimdi. Zira, bu yıl ortalarda pek görünmediği sezonun sonunda vitesi beşe takıp arka arkaya iki önemli turnuvada şampiyon oldu. Önemli isimleri mağlup ederek kazandığı bu iki zafer sayesinde kariyerinde ilk kez yıl sonu final turnuvasına katılmaya hak kazandı. Çin’de kazandığı iki turnuvanın ardından dinlenmeye çekilen Garcia’nın Singapur’a ekstra bir motivasyonla geleceği muhakkak. Özgüveni yerinde ve artık herkes yenebileceğini biliyor. Pekin’deki zaferinden sonra artık kimseye bir şey ispatlamak zorunda olmadığını söylemesi de uzun süredir baskı altında hisseden oyuncunun rahatladığını gösteriyor. Fransız tenisi son yıllarda acıklı bir seviyede. Garcia bu umutsuz, siyah-beyaz tabloya birkaç renk ekledi. Daha fazlasını yapma potansiyeli de var. Umarım kendisini şarj edebilmiştir.

 

 

Yedi rakibiyle oynadığı maçlar:

 

Halep: 1-1 (1-2)
Muguruza: 0-1 (0-1)
Pliskova: 0-2 (2-3)
Svitolina: 1-0 (1-1)
Venus: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (1-1)
Wozniacki: Bu sezon hiç karşılaşmadılar (0-2)
Ostapenko: Kariyerleri boyunca hiç karşılaşmadılar

 

Çiftlerde manzara

 

Sezonun en iyi sekiz çiftler takımı da yıl sonu finallerinde mücadele edecekler demiştik. Yedi takım turnuvaya katılmayı garantiledi. Son biletin sahibi bu hafta sonu belli olacak. İşte o yedi takım:

 

1. Martina Hingis & Yung-Jan Chan
2. Elena Vesnina & Ekatarina Makarova
3. Casey Dellacqua & Ashleigh Barty
4. Andera Hlavackova & Timea Babos
5. Kveta Peschke & Anna-Lena Groenefeld
6. Yi-Fan Xu & Gabriela Dabrowski
7. Maria Jose Martinez Sanchez & Andera Klepac

 

Sekizinci koltuk için en güçlü adaylar Johanna Larsson & Kiki Bertens çifti.

 

Yıl sonu finalleri, bu yıl kadınlar tenisini yakından takip etmiş olanlar için 2018 sezonu öncesi verilecek uzun aradan önceki son büyük nümayiş. Singapur’la olan saat farkı nedeniyle akşam saatlerinde maçları yakalayabilirsiniz.

 

Tenisi seviyor ve izliyorsanız ya da sevmeye bu yazıyla başladıysanız ( o-la-la!) turnuvayla ilgili tahminlerinizi veya sezon değerlendirmenizi paylaşmak isterseniz yorumlarda buluşalım.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YOyun, Mücadele, Cüret, Set ve Maç!
Oyun, Mücadele, Cüret, Set ve Maç!

Serena&Venus Williams, Martina Navratilova, Billie Jean King, Amelie Mauresmo tenis dünyasını hallaç pamuğu gibi sallarken...

KÜLTÜR

YTV Yarışmaları: İkinci Belli Şampiyon Kim?
TV Yarışmaları: İkinci Belli Şampiyon Kim?

Neden bütün yarışmaları erkekler kazanıyor sayın seyirciler?

  • Hazal Halavut

    Yazıyı yayına hazırlarken kuralar da çekildi. Durum şöyle:
    Kırmızı grup:
    halep
    svitolina
    wozniacki
    garcia

    Beyaz grup:
    muguruza
    pliskova
    v. williams
    ostapenko

  • http://farukahmet.blogspot.com/ Faruk Ahmet

    Simona turnuva galasına eteğinin dibinde “Equality” (Eşitlik) yazan bir elbiseyle katılmış:
    https://uploads.disquscdn.com/images/d674e01efa13839d8d1c31836c5ab28ab3e1e4e39ba04b5d11baa61381ca23dc.jpg

    Daha birkaç ay önce maç sonrası basın toplantısında “Yani erkeklerle eşit para almamız biraz saçma… sonuçta daha onlar daha çok seyirci topluyor” demişken ve genel olarak zaten herhangi bir politik fikir ifade etmekten uzak, utangaç, önüme bakıp işimi yapar maaşımı alırım karakterli biriyken şimdi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu bilmiyorum ama ilginç. Sinikliğimi serbest bıraksam çayırlara salsam, takımından birileri PR cakasını biraz olsun düzeltmek istedi, WTA Finalleri’ni de “bizbizeyiz” hissinin hakimiyeti altında, bu tür bir sloganın fazla dikenleşmeyeceği yumuşak, tehlikesiz bir ortam olarak gördü, terziye talimatı çaktı, derdim. (Simona’yı eleştirir gibi geliyor kulağa bu dediklerim ama yo, aslen favori oyuncum).

    Özellikle bu aralar herhangi bir WTA turnuvasının gidişatına bahis oynamak delilik, herkes herkesi yenebilir, ama bir tahmin sallayayım: Yarı finaller—Wozniacki v. Halep ve Muguruza v. Williams. Final—Wozniacki v. Muguruza. Kazanan—Muguruza.

    • Oşu Bubu

      Faruk acayip güzel bir noktaya parmağını basmışsın :) Elbise detayı Simona’nın feminizm trendine kapılmasından ve bir PR çalışmasından kaynaklanıyor olabilir dediğin gibi. Bi yandan içime şöyle de bir kurt düştü, üstünde taşıdığı eşitlik mesajı acaba bunu kapsamıyor mu? yani kadın erkek insan olarak eşittir ama eğer bir meslek içinde bazıları daha çok para getiriyorsa onlar da tabii XXi hakediyor da diyebilir mi hala? Yani Simona oradaki cinsiyet bazlı sistematik eşitsizliği görmüyor olabilir mi? Bana ‘toplumsal eşitlik toplumsal adalet getirmez’ saçmalığını hatırlattı.

      • http://kulampara.tumblr.com Bawer

        kadınların erkeklerle eşit para ödülü kazanması için yürütlen mücadeleye karşı böylesi saçma laflar etmiş bir ismin senin dediğin gibi “güvenli bölgede” ancak eşitlik talep etmesi tabii garip. öte yandan, simona’nın argümanı ne yazık ki hakim düşünce. grand slamlerde erkekler beş, kadınlar üç set üzerinden oynadıkları için birçok kadın erkeklere tabii ki daha fazla para ödülü almalı diyor. ancak wta her seferinde biz de 5 set oynamaya hazırız. bunu bize argüman olarak sunmayın dedi. ancak, slam organizatörleri turnuvaların sarkma ihtimallerini gözettikleri için kadınları 3 sette oynatıyor. yan bu kadınların tercihi değil. üstelik, erkekler tenisi daha çok izlenmiyor. bazı isimler daha çok izleniyor. atp’de federer, nadal, djokovic ve murray, wta’de de serena ve sharapova, diğer oyunculardan fersah ferdsah ötedeler popülerlik ve izlenme oranlarında. daha önce, giles simon’un filan açıklamalarına istinaden masha’nın “erkekler maçları daha mı çok izleniyor bilmiyorum ama benim maçlarımı simon’unkinden daha çok izleniyor” diyerek çiğ de olsa bunu vurguladı.

        teniste mevzu yıldızlar üzerinden ilerlediği için, izlenme oranlarına göre ücret dağılacak olsa hem kadınlarda hem de erkeklerde çok sayıda tenisçi daha az para kazanacak. aptal insanların bu olasılığa rağmen mevzuyu izlenme oranları üzerinden tartışması bence işin en acıklı kısmı.

      • http://farukahmet.blogspot.com/ Faruk Ahmet

        > yani kadın erkek insan olarak eşittir ama eğer bir meslek içinde bazıları daha çok para getiriyorsa onlar da tabii XXi hakediyor da diyebilir mi hala?

        Eteğindeki sloganla bilhassa onu demeye çalıştığını (açıkçası, herhangi net bir şey demeye çalıştığını) sanmıyorum açıkçası, ama genel olarak böyle düşündüğünü biliyoruz zaten. Bunda öyle çok şaşıracak bir şey de yok aslında bence: Birincisi, tenisteki eşit ücret tartışması alışageldiğimiz “eşit iş için eşit ücret” tartışmasından biraz daha karmaşık bir yapıda, ve eşitliğe karşı bu tür itirazlar en azından yüzeysel olgulara bakıldığında otomatikman “saçma” denilip geçilemeyecek kadar kuvvetli argümanlara sahip (dikkat ve rikkatle bakıldığında bu argümanların yetersiz kaldığını düşündüğüm için ben de eşitlik yanlısıyım, ama tenis dünyasındaki feministlerin de bu kavgada en az karşıtları kadar kafası karışık ve çelişkili konuşmaya meyilli oldukları için net, kuvvetli bir tavır sergileyemediklerini düşünüyorum). İkincisi de, takdir edersin ki bu türden aktivist farkındalık zaten az bulunur bir şey, tüm hayatlarını 7/24 tek bir fiziksel işin inceliklerine adamak mecburiyetindeki genç sporcularda daha da az… Üstüne Simona bir de Romanya’nın bizimkini çok andıran delicesine maço, güçlü adam merkezli spor dünyasından yetişme birisi, küçüklüğünden beri çevresinde, nüfuzu, himayesi altında bulunduğu insanlar da Ion Tiriac gibi adamlar (Ion Tiriac, tanımıyorsan, bayağı leş bir adam, eski tenis oyuncusu sonradan milyarder, en büyük tenis turnuvalarından Madrid’in sahibi, Berlusconi stilinde birisi). Allahtan kendisi çok açık kalpli ve nazik bir insan, tenis de çok enternasyonal bir spor olduğundan Tiriac’a mahkum değil, artık daha düzgün insanlarla da iletişim halinde de (Serena olsun, Billie Jean olsun… koçu Darren Cahill de iyidir) kendisinin kazanılabileceğinden, ya da hiç olmadı kaybedilmeyebileceğinden ümitliyim.

        • http://kulampara.tumblr.com Bawer

          tenis dünyasındaki feministler tenis dünyasının büyüklüğünü düşününce çok küçük bir grup gibi kalıyor aslında. kafalar karışık mı bilemiyorum, bana öyle gelmiyor. karışık olan sistemin (turnuva organizatörleri, atp’nin büyük dörtlü sayesinde kazandığı ivme, sponsorlar vd) kafaları karıştırmaktaki becerisi malum. o nedenle king, navratilova, venus ve serena gibi isimler bu mücadelenin sürdürülebilmesi için çabalıyorlar. ancak hala genç isimlerden buna dahil olan pek isim yok. çıkmıyor.

          onları da hem para kazandıkları işleri bu olduğu hem de sponsorların kölesi oldukları için (burada sponsor sövüldü) anlayabiliyorum. hem gençler hem üzerlerinde baskı var hem kendilerini ispatlamak zorundalar ve mücadele/feminizme sıra gel(e)miyor. korkunç erkek koçları, ekiplerini de düşününce onlara akıl veren de olmuyor haliyle.

          romanya gibi polonya da işte hem katolik hem muhafazakar hem korkunç maço ülkeler/toplumlar. simona’nın tiriac canavarının pençelerinden kurtulması onun adına olduğu kadar tenis adına da hayırlı bir durum. o adamdan o kadar nefret ediyorum ki anlatamam.

          eşit ücret tartışması benim kafamda net. mevzuyu izlenilebilirlğe indirgeyen herkes bu durumdan zararlı çıkar. zira izlenen isimler malum. kalanının daha az para almaları gerekiyor o durumda. hangi oyuncu buna razı olur? hiçbiri… erkekler kadınlardan daha fazla para isterken böyle saçma bir argüman ileri sürdüklerinde, örneğin g. simon, tsonga gibi isimler federer/nadal/djokovic/murray dörtlüsünden daha az para almayı kabul ederler mi? sanmam.

          mevzu sadece slamlere indirgendiğinde asıl sorun da görünmez oluyor. zira, erkeklerin de üç setten oynadıkları sayısız ortak turnuvada erkeklere kadınlardan daha fazla para ödeniyor. emek, iş gücü, vs diyorlarsa o turnuvalardaki ödül miktarlarını düzenlemekle başlasınlar işe. ben tartışmanın bilerek böyle karmaşık bir hale getirildiğini düşünüyorum.

          • http://farukahmet.blogspot.com/ Faruk Ahmet

            Dediklerinde katılmadığım bir yan yok, ama senin benim bu argümanları bilmemiz, üretebilmemiz, ikna olmamız başka, eşitlik yanlılarının ve herhalde eşitlik yanlısı olması gereken WTA gibi odakların bunu düzgün, tartışma zeminini hemen karşı tarafın sahasında kabul etmeyen tutarlı bir narratifle insanlara aktarabilmesi bambaşka. Benim kötümser izlenimim daha çok geçen sene Djokovic’in kafası karışık mırmırlarıyla peydah olan hengâmede gördüğüm tartışma stiliyle ilgili sanırım: “Biz de 5 set oynamak istiyoruz” bile denilemedi mesela (fî tarihinde “aslında yani karşı da çıkmayız” denmiş olması yeterli değil bence, devamlı bunu gündeme getirip karşı tarafı köşeye sıkıştırmak gerek), onun yerine “Kadın oyuncular erkek oyuncuları yenebilir mi?” gibi apaçık tuzak soruların peşinden “Serena Federer’den daha büyük, çünkü 23 slam’i var” gibi “rakama karşı rakam” çiğliğine düşüldü sık sık–Serena’nın her erkek oyuncuyu yenebileceğini iddia eden “radikal feminist” arkadaşlarla bile tanıştım o arada (bunlara çok şahit olmadıysan şanslıymışsın, belki ben daha az sosyal medya takip etmeliydim :/). Neyse, dertli, girift konular. Daha kendi kurumları bunları toparlayıp anlatamıyorken, Billi Jean bile konuyu “Novak’la konuştum anlattım, severim iyi çocuktur” seviyesinde geçiştirip daha doping cezası bitmemiş Şarapova’yla “Inspiring Women” konferanslarında boy göstermeyi tercih ederken Simona ve onun gibi genç oyuncuların derin bir aktivist tavra sahip olamamaları şaşırtıcı gelmiyor bana.

    • http://kulampara.tumblr.com Bawer

      dün elbiseyi ben de ilk gördüğümde aklıma hemen “bacım hayırdır” demek geldi. ne yazık ki kadın tenisçilerin eşit para ödülü mücadelesi uzun yıllardır sürse de bu mücadeleyi örgütleyen ve sürdüren tenisçi sayısı hala çok az. tenis dünyasında zaten genel olarak bir politikadan vs. uzak durma tavrı var. b. jean king’in başlattığı, navratilova’nın dahil olduğu, daha sonra venus ve serena’yla ilerleyen o hatta dahil olan çok isim yok. ancak wta, elbette “feminizm”i bir araç olarak kullanıyor bir süredir. bu elbise de senin dediğin gibi, biraz wta’in yaratmaya çalıştığı imajla alakalı olabilir. ya da simona’nın gerçekten kafasına dank etmiş olabilir. umarım ikincisidir :)

      wta turnuvalarında tahmin yapmaktansa çocuğumu keserim noktasındayım ben de hehe

      kuralar çekildikten sonra öyle acayip bir dağılım oldu ki herkes kazanabilir gibi duruyor. kaldı ki kimseye şu kazanabilir diyemiyorum ben. sen muguruza demişsin ancak, asya turunu pek de iyi geçirmedi, pliskova desen keza… halep’in kazanmakla ilgili sıkıntısı var. wozniacki o kadar maç kazandı ancak 6 final kaybetti. ilk ve tek kupasını ancak tokyo’da kazanabildi. venus’un bu isimler arasında sıyrılma olasılığı, özellikle de geçen hafta hong kong’daki kötü performansından sonra ne kadar olası bilemiyorum. çin’de arka arkaya iki büyük kupa kazanan garcia sürpriz at olur mu? ostapenko yine ortalığı ateşe verir mi? svitolina da kapalı kutu. sonbaharı feci geçirdi ama yılın en çok kupa kazananı da o.

      düşün düşün hiçbir isme varamıyorum :)

      ama venus kazanırsa ne güzel olur diyorum hehe

      • http://farukahmet.blogspot.com/ Faruk Ahmet

        Tamamen hissiyatla salladım ben de, yoksa bayağı imkansız tahmin etmek. Hissiyatımın mantık basamakları da biraz şöyle gelişti: Garcia daha yeni iki turnuva kazandı, ama üst üste üst üste turnuva koparacak biri değildir pek, Halep de bir turnuvada kaybettiği insanı hemen bir sonrakinde yenmeyi iyi biliyor. Üstelik Garcia grubundaki tek ofansif odaklı oyuncu, diğer üçü de çok kuvvetli counterpuncher, zavallı hangi birini geçsin? Simona her zamanki gibi bir iki cakalı galibiyetten sonra birdenbire yarı final civarı çöküverir diye hissediyorum. Svitolina’nın gazı sene ilerledikçe yavaş yavaş bitmeye tuttu, Wozniacki ise ancak 7. denemede final kazandı, ama benim için oradaki asıl veri ısrarla finale ulaşmaya devam etmesi–ivmesi hâlâ yukarı doğru… finali yine bulursa şaşırmam o yüzden.

        Diğer tarafta… keşke Venüs olsa, ama çok da ümidim yok. Pliskova hem formunda değil, hem de Singapur’un yavaş kortu ona pek yardımcı olmayacaktır. Ostapenko’nun ne yapacağı belli olmaz, ama artık sürpriz, bilinmeyen oyuncu olmadığı için diğerlerinin o tuzağa düşme ihtimali azaldı. “Ben bunu kazanacağım” diye karar verdiği anda ortalığı dağıtabilecek kuvvetteki tek kişi Muguruza. Stan Wawrinka’ya benziyor büyük turnuva oyunculuğu Muguruza’nın, o yüzden son birkaç aydaki kötü formu çok bir şey ifade etmez bence. Bakalım…

        • http://kulampara.tumblr.com Bawer

          ilk iki günün sonunda senin senaryoya doğru yelken açtık gibi. svitolina perişan haldeydi daha ilk maçta. ostapenko da yine dediğin gibi artık tahmin edilebilir oyunuyla pek varlık gösteremedi mugu karşısında. garcia ilk set direnebildi ama onu kaybedince 2. sette error verdi. venus de ne yapsın işte pliskova :)

          muguruza = stan benzetmen şahane. çok kıskandım bu niye benim aklıma gelmedi diye.

          bugünkü muguruza-pliskova maçı umarım beklentileri karşılayacak türden bir çekişmeye sahne olur da ilk iki günde oynanan dört tek taraflı maçı unuturuz. böyle devam edemez! etmemeli!

Bir de bunlar var

Eski Sevgilinize Kızgın Mısınız?
Dünyanın Kaderi Candy Crush’ın Tombul ve Kalleş Drajelerinde
Asit Saldırısına Uğramış Bir Anne Kız

Send this to friend