IŞİD’e karşı tutum alması için AKP hükümetine yönelik gerçekleşen gösteriler bir anda Kürt hareketi, Hüda-Par, ülkücü çatışması olarak tebarüz etti. Bu çatışma ortamında da AKP muhatap olmaktan sıyrılıp nizamı sağlamaya çalışan “devlet” görümüne büründü.
Akşama doğru varıyoruz Suruç’a. İlçe kapalı. Girişler kapalı. Özel tim askerleri ve çevik kuvvet tutmuş. Panzer, TOMA, Akrep, çeşitli araçlar hazır bekliyor.
Artık alıştığımız üzere medyanın her türlüsünden süregelen bir bilgi yağmuru altındayız, ama bilgi kelimesi sık sık tırnak içinde. Siz de nereye bakacağınızı şaşırdıysanız, burada kendi aramızda paylaşıp tartıştığımız bazı kaynaklar var.
Ayinin bir parçası olmayı yüksünmeden kabullendim. Ama kimse istemedi. İğrenç bir şeye bakar gibi önce kasenin içindekine, sonra yüzüme baktılar.
Watson, kadın sorununu çözmenin yöntemini erkeklere eşitsizliğin esasında kendileri için de ne kadar kötü olduğunu anlatmakta görmüş. Çok kereler sistemin onları da suistimal ettiğinin farkına varmalarını istiyor ve onlara ‘işte bu sizin resmi davetiyenizdir’ diyor.
“Belli ki, bu Müslüman beyler, Veet reklamına bakınca “bacak” görmüşler; canları sağolsun. Dervişin fikri, zikri falan demeyeceğim de; e be kardeşim, illa rahatsız olacak bir şey arıyorsan o reklamın sloganını hiç mi farketmiyorsun?”
Sıcak hava dalgaları, yükselen deniz seviyesi, kuraklık; canlı ve cansız dokunduğu her şeyi etkiliyor da bi tuhaf gibi, ne canlı ne cansız gibi olan devlet politikalarına dokunamıyor.
…Dünya için kendini yakmayı düşünmez misin peki?
Arkadaşım yanımda olmasaydı veya o cesareti vermeseydi muhtemelen arkasından küfredip yoluma devam edecektim.