Yıkılan genelevlerin arazilerine park, otopark, mesire yeri, sosyal tesis, “kadın konuk evi” yapılacağı vaat ediliyor. Peki kadınlar nereye gidiyor?
Gündelik mücadeleler alanı içinde kaybettiğimiz ve sürekli yenilenmesi gereken, ‘feminizm nedir?’ ‘feministler kimdir?’ sorularını sormaya devam etmek gerekiyor.
İstanbul Feminist Kolektif 2015’in Ocak ayında başlattığı “kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor” raporunun Nisan ayı dosyasını yayınladı. Hayatta kalmak için şiddete başvurmak zorunda kalan kadınlar…
92. yılına girdi girecek Türkiye Cumhuriyet’inde cinayetler bazında bir eşitlik için en ama en kaba hesapla hemen bugün yüz altmış yedi bin dokuz yüz (rakamla 167.900) erkeği öldürmemiz gerek.
Lezbiyen kadın, topluma “Affedersiniz benim cinselliğim var ve sizin onayladığınız yönde değil” demiş olduğundan, tüm kadınlar için ölçü olan namus zırhını delme cüretinde bulunan bir kadın olarak algılanıyor olabilir mi?
Akademidergisi.com’un bugünkü haberinden öğrendiğim kadarıyla “Türkiye sinsice ibneleştiriliyor”muş.
İstanbul Feminist Kolektif’in hazırladığı Mart 2015 raporunda hayatını savunmak için şiddete başvuran kadınlar var.
Transları ve kadınları birbirine yaklaştıran, toplumsal cinsiyet deneyimlerini ortaklaştıran gerçek, kolayca öldürülebiliyor olmamız, daha doğrusu, öldürülebiliyor kılınmamız. Güven duygusu ve adalet için ölüme karşı birbirimize tutunmamız gerekiyor.
‘Bana inanmayan, beni aşağılayan mahkemenize gelmeyeceğim’