30 yaş ve kadın olmak bahane, yeter ki değişiklik olsun.

MEYDAN

Türkiyeli Bir Kadının 30’undan Önce Yapması Gereken 10 Şey

Tam 42 gün sonra 30 yaşında olacağım. 30’dan önce yapmanız gerekenler geyiklerine hassasım bu sebeple. Herkesin hikayesi başka türlü gelişiyor, herkesin ilkesi, değeri kendine. Ama listeleri gezinirken kendime bakıp bulduklarımı paylaşmak istiyorum. Bunlar tamamen benim 30 yıllık hayat deneyimime “evet evet tam da bu” dedirten maddeler. Siz de kendi deneyimlerinizden yola çıkıp tespitlerinizi paylaşın, beraber büyütelim, gençlere faydamız dokunsun.

 

 

1- Ana eviyle vedalaşın

 

Ataerkil toplumlarda kız çocuklarına ilk aşılanan bilgilerden biri dış dünyanın tehlikelerle dolu olduğu. Kırmızı Başlıklı Kız’daki gibi: Evden uzaklaşırsanız sizi kurt kapar. O kurttan da sizi ancak yiğit bir ormancı kurtarabilir. Kırmızı pelerininizi ya da bekaretinizi evden uzaklaşmayarak korumalısınız.

 

Doğrudur. Dış dünya tehlikelerle doludur. Ancak bu tehlikeleri görüp, kabul edip kendi yolunuzu bulmaya çalışmazsanız ömür billah yiğit ormancıya muhtaç yaşarsınız. Hayat tehlikelerle doluysa siz de bu tehlikelerle baş edebilecek kudrete sahipsiniz. Ailenizin evinden ayrılın, kendi hayatını idare edebilmenin ne denli zor ama bir o kadar tatminkar olduğunu keşfedin.

 

2- Bir kadın eylemine katılın

 

Tamam eylem demek tehlike demek, her an kafanıza gaz fişeği yiyip ölebileceğimiz bir ülkede yaşıyoruz. Ama boğulmaktan korkmadan yüzebiliyorsanız, eyleme de gidebilirsiniz. Alın düdüğünüzü, giyin en hızlı koşabileceğiniz ayakkabılarınızı, çıkın sokağa kız kardeşlerinizle beraber bağırın: ‘Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa!’

 

Etrafınızda onlarca güzel kadın göreceksiniz. Derdinizde de sevincinizde de yalnız olmadığınızı fark edeceksiniz. Başkasının sesinin sesinize karıştığını hissedeceksiniz. Yaşadığınız ve bireysel sandığınız problemlerin çoğunlukla toplumsal olduğunu ayırt edebilmek her şeyi değiştirecek.

 

3- Tek başına tatile çıkın

 

Çok uzağa gitmenize gerek yok. Paranızın yettiğince bir bilet alın, otobüs, uçak her neyse ona binin, gidin. Sizin gibi olmayanların yaşantılarına yakından bakın. Yanınıza güzel görünme gerek kaygısıyla taşıyacağınız hiçbir yükü katmayın. Habire selfie çekip, tecrübenizi teşhir etmekle uğraşmayın. Yolda güzel müzik dinleyin, aklınıza izin verin saçmalasın. Yalnız hissederseniz rahatlayana kadar ağlayın. Kimseyle tanışmaya çalışmayın. Yekpareliğin keskin varoluşuna bırakın kendinizi. Dönüşü düşünmeyin. Gidin ve rahatsız edici tekilliğinizle yabancı bir yerde bulunun. Bu hoş bir anı olmayabilir. Kendinizden kaçacak delik bulamayabilirsiniz. Ama döndüğünüzde bir şeyleri bırakmak daha kolay olacak. Hem neyi özlediğinizi de tespit etmiş olacaksınız.

 

4- Bir yolunu bulup sahneye çıkın

 

Muhafazasız olma korkusu, insana neler yaptırıyor neler. Bir topluluğun önünde, hazırlıklı hazırlıksız farketmez, etinizle kemiğinizle öylece bulunmak cesaret ister. Herkesin ne diyeceğini merak ettiği o insan olmanın ilkel bir stresi var. Bunu bir kez deneyimlerseniz, başkaları ne der diye düşünmeden yaşama konforu edinmeniz kolaylaşır. Çünkü başınıza çok da bir şey gelmeyeceğini öğrenirsiniz. Artık konferans mı olur, tiyatro mu olur, dans gösterisi mi olur, benim denediğim gibi komedyenlik mi olur -komik değilim- bir şey bulun, fırsat çok. Çıkın canınız ne isterse onu söyleyin. Sonra da sesli düşünmenin sorumluluğunu fark edin. Sahnede sizi olmak istediğiniz insana yaklaştıracak Instagram filtreleri yok, olmadı sonra silerim lüksü yok, siz varsınız. Her şey oluyor ve bitiyor. Sonra uzun uzun düşünmeniz gerekiyor. Düşünün.

 

5- Psikoloğa gidin

 

Sizde bir sorun var mı yok mu diye düşünmeyin. Bu topluma doğmuş her kadın, yaralı. İlla ki sizi de dönüştüren bir şeyi olmuştur bu devranın. Kendi kendinize çözüm aramayın. Hayatta en büyük sorumluluğunuz kendinizi keşfetmek. Profesyonel destek alın. Filtresiz, nezaket derdi olmadan içinizden ne geçiyorsa anlatın.

 

6- Soyunun

 

Tamam kendinize göre bir çizginiz vardır ama hayatınızda bir kez olsun kötülenen, aşağı görülen o kadınlardan biri gibi görünmeyi deneyin. Mini etek, file çorap, topuklu ayakkabı, kırmızı ruj, göğüs dekoltesi ile karikatürize edilen o kadınlardan birinin şekline bürünün. Bu sizi canı öyle istediği için öyle giyinen, kendini o şekilde rahat ve mutlu hisseden kadınları yargılamak ile ilgili bir adım geriye alır. Bir insanın paşa gönlü nasıl isterse öyle toplumda var olmasının nasıl cesaret istediği ile ilgili tecrübe edinirsiniz. İsterseniz çarşaf giyin beni ilgilendirmez. Ama hayatınızda en azından bir kez o figür olmayı deneyin. Giydiklerinizin sizi tanımlamadığını, ama etrafınızdaki kadın erkek farketmez, büyük bir çoğunluğun sadece ‘soyunduğunuz’ için size saygısının azaldığını fark ettiğinizde, hak savunurken seçici olmamanız gerektiğini de anlayacaksınız.

 

7- Bir erkeğe/kadına çiçek alın

 

Diyelim ki aşık oldunuz. Ama böyle kelebekli, havai fişekli. O noktada süzüm süzüm süzülmeyi bırakmayı deneyin. Onun en sevdiği çiçeği merak etmeksizin kendi en sevdiğiniz çiçekten koca bir demet alın, geçin karşısına ‘aha sana çiçek aldım, beni sev çünkü ben sana aşık oldum’ diyin. Bu sayede daha sonra kimse sizi çiçekle, çikolatayla kandıramaz.

 

8- Bir şeyi bırakın

 

Bağımlı olmayı öğrenerek büyüdünüz. Önce annenize, sonra işte bir şeylere tutunarak yol aldınız. Tutunacak bir şey olmayınca, sendeleyip çabukça tutunacak başka bir şey buldunuz. Bundan kurtulmanız gerekiyor. Bir şeyden vazgeçin. Size iyi gelmediğini düşündüğünüz ama hayatınızda kemikleşmiş bir şeyi bırakmayı deneyin. Sigara, alkol, arabesk müzik, çikolata, o adam, şu kadın, nefret ettiğiniz halde mecburen gidip geldiğiniz işiniz, çekirdek, pembe dizi… Her neyse. Herkesin konforlu olmasına destek olan bir bağımlılığı vardır. Bırakın. Bırakmanın ne denli zor olduğunu tecrübe edin.

 

9- İnsan içinde, avaz avaz ağlayın

 

Duygusal olmak suç. Bu etiketten dolayı çoğunlukla gerçek hislerimizi içimize atıp, pasif agresif olmayı tercih ediyoruz. Pasif agresif olmayın. Şeffaf olun. Bunu bir başkaldırıya dönüştürün. 30’unuza gelmeden en az bir kez, halka açık bir yerde, eğer içinizden geliyorsa avaz avaz ağlayın. Etrafınızı sizi lanetledikleri ‘duygusal’ etiketiyle terörize edin. Gözlerinde korku göreceksiniz. ‘Sizin durumunuza düşmek’ ile ilgili endişelenecekler. Teselli ederken büyüklenecekler. Kimse bunu ‘normal’ karşılamayacak. Sizden rahatsız olacaklar. Olsunlar.

 

10- Bir sanat öğrenin

 

Okudum, yazdım ama başka hiçbir şeye mesai ayırmadım. Bir müzik aleti çalmak, dans etmek, resim yapmak, fotoğraf, sinema… Kendinizi ifade edip, o eyleme konsantre olup, orada var olmayı tecrübe edebileceğiniz bir sanat öğrenin. Ama trend oldu diye bir şeyin kursuna gitmek değil bu. Gönülden istediğiniz, sizi ele geçirecek, ruhunuza iyi gelecek o şeyi keşfetmek. Yetkinliğin ve emeğin en güzel birleşimi.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Welcome to İstanbul, Sarai
2015 San Francisco Onur Geçidi’nden Fotoğraflar
Kuzey Kore Tıraşı

Send this to friend