Nur içinde yatsın...

TARİH

SANAT

Müzeyyen’in Saç Kesikleri

Müzeyyen Senar’ı şarkılarıyla, rakı kadehiyle, o güzel saçlarıyla anmaya başlamadan önce bahsetmek istediğim başka bir şeyler var. Bunların başında, Müzeyyen Senar’ı cumhuriyet rejimiyle özdeşleştirmiş bir toplumun fertleri olarak, kendisine bu yaftayla yaklaşmamızın yanlışlığı geliyor. Senar, birçok yönüyle bana kadınlığa dair şeyleri anımsatıyor. Öncelikle pek çoğunuz tarafından bilindiğini tahmin ettiğim şu hikaye nedeniyle: Mustafa Kemal Atatürk, onu ilk kez Dolmabahçe Sarayı’na şarkı söylemesi için davet ettiğinde arkadan toplu uzun saçlarını gördüğünde, Senar’ı hemen sarayın berberine gönderip saçlarını alagarson biçimde kestirmiş. Ve Senar, kendisini anımsadığımızda aklımıza ilk gelen o küt-dalgalı saçlı haline o gün kavuşmuş. Birkaç cümlelik bu hikayeden, güzel bir Türkiye Modernleşme Tarihi çıkma potansiyeli olması zaman zaman beni heyecanlandırırdı. Değişmekte olan, değişmeye zorlanan bir toplumsal yapının merkezinde, bir genç kadının saçları kesiliyordu. Bir emir-komuta zinciri örneğiymişçesine bu emri itiraz etmeden kabul ediyordu Senar. Saraya gelirken ona eşlik eden kocası Ali Senar da o gün, Mustafa Kemal’in emriyle bıyıklarından oluyordu.

 

Hikayenin sonrası da var tabii. Aslında bu topraklarda pek de yabancı olmadığımız, tam da ataerkil kodlarımıza uygun bir olay patlak veriyor. Ali Senar, eşiyle yakından ilgilenmiş bir adamın varlığına tahammül gösterememiş, bunu Müzeyyen Hanım’la aralarındaki ilişkinin bitmesine kadar gidecek bir tartışmaya dönüştürmüş. Sabahın ilk ışıklarıyla eve döndüklerinde Ali Senar, onu dövmek için Müzeyyen Senar’ın üzerine yürümüş ve hatta araya giren Müzeyyen Hanım’ın annesine de saldırmış. Müzeyyen Senar, bu olayı bu şekilde anlatırken ardından Ali Senar’a eline ne geçerse fırlattığını anlatıyor. Müzeyyen Hanım’ın vazo fırlatmasıyla Ali Bey, odaya saklanıyor ve ardından bebekleri Ergun ağlamaya başlıyor; Müzeyyen Hanım Ergun için sakinleşiyor. Fakat bu gece Müzeyyen Hanım için “ilişkileri taze olmasına rağmen bir şeylerin kopmaya başladığı bir gece” olarak tanımlanıyor kafasında. Atatürk’ün birkaç davetinden sonra olaylar devam ediyor ve Ali Senar ile evlilikleri noktalanıyor. Hatta Ali Bey’in tepkilerinin sonucu, yataklara düşecek kadar rahatsızlandığından da bahsediyor.

 

Müzeyyen Hanım’ı, iki ataerkillik arasında sıkışmış fakat mesleğine tutkulu bir kadın olarak görmekten vazgeçemiyorum. Bir yandan hem sözlü hem yazılı mutabakatlarla bağlı olduğu kocasının sözünden çıkarak, diğer yandan başka bir ataerkil figürün sözü altına girerek çelişkili bir güçlülüğe sahip genç bir kadın. Saçlarının, kıyafetinin ne kadar “modern” olacağı konusunda kaygıyla kıyafet seçen, berbere giden ve sonucunda onaylanmayı bekleyen, aslında çoğumuz gibi bir kadın o da. İçinden sıyrılıp kopmaya çalıştığımız bu basmakalıp istekler karşısında pek de güçlü gözükmeyen, hatta bundan haz bile duyduğu söylenebilecek Senar, bir yandan da kocasına gayet savaşçı bir şekilde karşı çıkıp gönlü ne istiyorsa onun peşinden giden bir kadın. Şimdi durup baktığımızda tek elinde dolu kadehiyle rakı içen, sahnede iki elini havaya kaldırıp gülümseyen, o küt ve dalgalı saçlarıyla unutulmaz bir figür haline gelmiş. Bunların yanında onun muhteşem sesini de unuttum değil elbet ama Senar’ı biraz da rakı masamıza davet ettiğimiz halamız/teyzemiz gibi görmek istedim. Anlattıklarını pür dikkat dinlediğimiz görmüş geçirmiş bir kadından deneyimler bulmak istedim; kendi hayatlarımız, kendi çelişkili kabullenmişliklerimiz ve mücadelelerimiz için. Müzeyyen Hanım huzur içinde uyusun, şarkıları masalarınızda davetli olmaya devam etsin.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YVejetaryen ve Veganlar İçin Hayatı Kolaylaştırmanın bir Yolu: Veggistanbul
Vejetaryen ve Veganlar İçin Hayatı Kolaylaştırmanın bir Yolu: Veggistanbul

Veggistanbul'un kurucuları Merve ve Yaprak'la vegan ve vejetaryen yaşam tarzını benimseme ve paylaşma serüvenlerini konuştuk.

KÜLTÜR

YYollar Açık
Yollar Açık

“Hayatın ve ruhun sürekliliğini kaybetmemize sebep oluyor yılbaşıları. Kendinizi sanki bu yıl ve sonraki yıl arasında bir kopuş varmış gibi, yeni bir tarih başlıyormuş gibi düşünürken buluyorsunuz...”

KÜLTÜR

YBugün De Yaşıyoruz Sevgili Pazarlama Müdürüm
Bugün De Yaşıyoruz Sevgili Pazarlama Müdürüm

"Kadın konulu" sosyal sorumluluk projelerinin beklediği teşekkürü onlara vermeyi reddediyorum.

MEYDAN

YKorku Ortaklığımız
Korku Ortaklığımız

Kadınlığı bizim dışımızda herkes inşa ederken iyiydi de biz kurarken mi kötüydü veya yanlıştı? Elimizden geldiğince direndik, ailemize, sevgililerimize, etrafımızdaki erkeklere. Az veya çok. Bizi kapatmaya çalıştıkları onlarca farklı kelime, cümle, oda vardı. Hiçbir bağın güven duyulacak kadar güçlü olmadığını anca idrak ediyorduk.

Bir de bunlar var

Ulrike Meinhof’un Gözünden Kazanç Kıyımı
M.Ö. 2. Yüzyıldan bir Kitabe: Kız Çocuklarını Öldürmek Yasak Ola
Bundan Böyle

Send this to friend