Arkadaşım yanımda olmasaydı veya o cesareti vermeseydi muhtemelen arkasından küfredip yoluma devam edecektim.

RobertCapa_03

KÜLTÜR

MEYDAN

Bir Taciz Hikayesi Daha ve Hollaback’in* Önemi

İki üç saat kadar önce tacize uğradım. Bilen bilir Ankara’nın Cinnah Caddesi yokuştur. Bir arkadaşımla yokuş yukarı çıkarken, aşağı doğru inen bir velet (Velet diyorum çünkü tahminimce lise öğrencisi olsa gerek.) popoma vurup koşmaya başladı. İlk anda gerçekten tacize uğradığımdan bile emin olamadım; hatta ilk olarak başarısız bir yankesicilik girişimi zannederek çantamı kontrol ettim. Arkadaşımın (ona R. diyelim) ve yoldan geçen bir adamın tepkisi beni uyandırdı. Adam da biraz gerisinde yürüyordu, ne olduğunu anlasam müdahale ederdim gibisinden bir şey dedi. Ben öyle şaşkın şaşkın bakarken arkadaşım gel kovalayalım dedi. Arkasından koşmaya başladık. Epeyce kovaladık, epeyce bağırdık ve takip ettik. Bir ara Kuğulu Park’taki zabıtadan yardım isteme gafletinde bulunduk. Tacize uğradığımı söyledim, adam gevrek gevrek sırıtarak nasıl oldu diye sordu. Ben de taciz işte nesini anlatayım bana bunu soramazsın diye birazcık bağırmışım. O da bağırmanıza gerek yok, biz zaten polis değiliz dedi. CMK m. 90/1’i* tüm zabıtalara tavsiye ediyorum.

 

Neyse esas anlatmak istediğim mesele taciz değil; arkadaşımın tavrı aslında. O yanımda olmasaydı veya o cesareti vermeseydi muhtemelen arkasından küfredip yoluma devam edecektim. Ama onun sayesindeki kovalamacamız o veledi bir parça korkutmuştur diye umuyorum; bir gün daha sert bir yere (veya daha iyi koşan birilerine) toslayarak bu kadar kolay kaçamayabileceğini anlamıştır belki. Hani rezalet bir insan olduğunun farkına varacağını zannetmiyorum; sadece kıçına elleme cesaretini gösterdiği biri kendisine doğru iki adım atınca nasıl ödünün patladığını hatırlar birine ellemeyi istediğinde diye umuyorum. Eğer bir şekilde kimliğini tespit etme imkânım olsaydı gerçekten korkusu biraz daha büyüsün diye hakkında şikâyetçi olmayı çok istedim. O salağın ifadeye çağırılmasını, mahkeme salonunda sanık sandalyesindeki hâlini düşünmek bile hoşuma gitti. Hukuk okudum, eğer bunlar gerçekleşebilecek olsa beni de neyin bekleyeceğini biliyorum ama kendimi olacaklara hazır hissettim. Gerçi Cinnah, Kuğulu, Tunalı’daki kameralarda kaydı var muhakkak ama o kayıtların benim şikâyetimle incelenip kimliğinin bulunacağını umacak kadar saf değilim.

 

Kendimi tutamayıp yine tacize döndüm. Esas mesele arkadaşım ve onun verdiği cesaretin önemi. Eve geldikten sonra bir başka arkadaşımın (ona da A. diyelim) yıllar önce tacize uğraması geldi aklıma. O zaman ikimiz de küçüktük, 18 yaşındaydık. Bir konserde birisi arkadaşımın poposunu elledi, sonra çok net hatırlamıyorum ama arkadaşım yer değiştirmeyi istedi sanırım. Oradan uzaklaştıktan sonra adamın kendisini taciz ettiğini söyledi. Ben de üzüldüm ama bir şey yapmadık, o kalabalıkta bulabilir miydik tekrar onu da bilemiyorum. Sonra daha yakın zamanda aynı arkadaşımla sokakta dururken mendil satan çocuklar geldi, on dört on beş yaşlarındalardı herhalde. Mendil almayacağımızı söyledik. Sonra çocukların kendi kendilerine Milli Piyango diyerek gittiklerini gördüm. O sırada A.’nın suratı asıldı ve sokakta bizi beklememize sebep olan arkadaşımıza söylenmeye başladı. Ben bugün de örneğini sergilediğim bönlüğüm sebebiyle duymamışım ama çocuklardan birisi mendil almıyorsa da yanındaki diğer veledi milli etmesini söylemiş A.’ya. Sinirlendik ve söylendik ve durmaya devam ettik. Eğer harekete geçsek en azından sağlam bir ayar verebilirdik bebeler. Hem şimdi hiç de küçük değiliz. Bugün bu olayları düşününce A.’ya üzüldüm; kendimi de biraz suçladım. Eğer yanında ben değil de R. gibi bir arkadaş olsa en azından öfkesini atma fırsatı yakalayabilirdi.

 

Özetle bugün tacizciye ses çıkarmanın ve bönlük etmemenin önemini öğrendim. Hiçbir şey olmuyorsa bir parça korktuğunu bile görmek güzel o pislik tiplerin. (Aklıma low-life demek geliyor; en güzel bu laf oturuyor.) Yani tabi her zaman mümkün olmayabilir ses çıkarmak ama koşullar uygunsa bönlük etmemek çok güzel. Ha bir de tacizci kovalarken zabıta görürseniz durup onlarla konuşarak vakit kaybetmeyin.

 

Son olarak teşekkürler R. ve özür dilerim A. Bundan sonra daha uyanık olacağım.

 

* Buralarda takılanlar zaten bilir ama mevzubahis Gwen Stefani değil böyle bir şey: http://en.wikipedia.org/wiki/Holla_Back

** Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler

Madde 90 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:

a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.

b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.

 

(Görsel: Robert Capa)

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • nini

    Taciz edildiğimde asla taciz edildiğimi karakola kadar söylemiyorum. Adama, ister otobüste, ister sokakta, ister kütüphanede, ister mağazada, avazım çıktığı kadar “HIRSIIIIZ YAKALAYIIIIN” diye bağırıyorum. O inkar edince etrafındaki kitle, tacizden ziyade hırsızlık teşebbüse uğramış birine daha çok empati duydukları için adamı meydan dayağından geçiriyorlar. İş ancak karakola varınca adamın hırsızlık değil de belki taciz ettiğini, yanılmış olabileceğimi söylüyorum. O zaman iş önemsizleşiyor ama o ana kadar yeterince acısını çıkartmış oluyorum.

  • Sybel

    Sanırım Ankara’da Hollaback girişimi olmuş ancak çok faal olamamışlar anladığım kadarıyla. https://www.facebook.com/pages/Hollaback-Ankara/413765002021749

    https://twitter.com/HollabackAnkara

    iletişime geçerseniz belki tekrar harekete geçilebilir :)

  • http://www.umityardim.blogspot.com Ümit YARDIM

    SAdece poposuna ‘şaplak’ attığı için o kişiyi kovalayan, yakalayamayan ama hayal dünyasında en son ” “O salağın ifadeye çağırılmasını, mahkeme salonunda sanık sandalyesindeki hâlini düşünmek bile hoşuma gitti ”
    ” noktasına kadar ulaşan sayın birey, sizlerde hiç empati duygusu yok mudur? O çocuğun o şekilde olması sizce onun suçu mudur? Kadınların taciz edilmesinin nedeni nedir? Öncelikle bu sistemtir. Bu sistemin insanların kimyaları üzerinde meydana getirdiği değişimdir. Bastırılmış iç güdü ve kendini ifade etmekte yaşanılan sıkıntıdır.

    Poponua inan şaplaktan daha fazla sizi ‘gaza’ getiren arkadaşınızın benzeri tarih sayfalarında vardır ve binlerce insan idam edilmiştir: düşünce suçundan veya öğretilmiş çaresizliklerden dolayı.

    Eğer arkasından koşmak yerine kadınların popolarına şaplak atan gençlerin eğitim seviyesini yükselterek ve bilinç düzeni arttırarak bu sorunu çözecek bir sosyal kampanya başlatsanız; bu kampanyaya devlet destek verse ve o çocuklara zorla cinsellik eğitimi, empati ve drama dersleri aldırsa, işte o zaman haklı bir savunma moduna geçmiş olacaksınız.

    Tacizi, tacizcileri hiçbir şekilde savunmuyorum. Yaptıkları karşısındaki insana saygısızlıktır, onun özgürlüğünü elinden almaktır. Ama bu çocukların diğer imkanı kısıtlı bireylerden farkı yoktur. Toplumsal bir sorundur, toplum bu sorunu çözebilir, şiddet daha çok şiddet yaratır.!!!

    • bahar

      Bir birey, bir vatandaş, ”gençlerin eğitim seviyesini yükselterek ve bilinç düzeni arttırarak bu sorunu çözecek bir sosyal kampanya başlat”makla yükümlü değildir. Böyle bir kampanya başlatılacaksa bile (ki bireysel girişimin bu durumda esamesi okunmaz, sivil toplum kuruluşlarının önemi medeniyetlerde bu noktada ortaya çıkar) bunda gönüllülük esastır. Böyle bir görevi siz(!) Ümit Yardım, herhangi bir vatandaşın üzerine vazife biçemezsiniz. Bu, haddi aşmaktır olsa olsa.

      Tarihteki idam cezaları, düşünce suçu, öğretilmiş çaresizlik(?) ve bastırılmış iç güdü(?) gibi içeriğine bir nebze hakim olmadığınız gayet belli olan başlıklardan haklarına tecavüz edilmiş bir sivili mesul tutamazsınız. Mesulmüş gibi gösteremezsiniz.

      Böyle bir kampanyaya ”devlet destek verse” değil ”vermeli” derseniz daha bilinçli bir söylem olur. Uygar devletlerde vatandaş, devlete sorumluluk alması için ricacı olmaz; dilenmez.

      Vatandaşlık hak ve görevleriyle devletin temel amaç ve görevlerini, devlet organlarının yetki alanını, yaptırım gücünü birbirine karıştırmışsınız belli ki. Başka deyişle devletin görev ve yükümlülüklerini bireyden beklerken bireyin inisiyatif alma özgürlüğünü devlete mal ediyorsunuz.

      Birey her zaman devlet teşkilatı ve bilumum diğer örgütlerin, hatta sivil toplumun karşısında maddi ve manevi bakımdan zayıftır. Bu yüzden insan hakları kavramı iyi ki de doğmuş ve günümüzde geçerli ve işlerdir.

      Bir gün vücut bütünlüğünüze kastedilirse bunun altındaki sosyokültürel/ekonomik, psikolojik vs diğer etmenleri inceleyip ortadan kaldıracak kadar bilgi birikiminiz, zamanınız ve gücünüz emin olun OLMAYACAKTIR.

      Kendinize bu kadar işkence etmeyin üstelik; her tacizciyle, hırsızla, katille, dolandırıcıyla, birey ve toplum düşmanıyla empati kurmak ruhsal açıdan ağır bir yük. Onun yerine burada derdini anlatan, toplumsal uzlaşıya ve hukuka bağlı kalmış sade vatandaşla empati kurmaya çalışmak toplum huzuruna ister istemez katkıda bulunmanızı sağlar herhalde. Bunu gerçekleştirmek için kampanya başlatmaya da gerek yok hem.

  • rumuzneayol

    Siz “Sadece poposuna ‘şaplak’ attığı için” derken bile tacizi meşrulaştırıyorsunuz. Ve tacizciden zerre farkınız yok gözümde. Belli ki sadece şaplak dediğiniz şeyin suç olduğunun farkında değilsiniz.
    Ceza Kanununun ilgili hükmüyle cevap vereyim:
    TCK m. 102/1: Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
    CMK’nın suçüstü halinde herkesin yakalama yapabileceğine dair hükmüne yazıda yer vermiştim.
    Ortada bir şiddet yoktu, hakkımı kullandım.
    Anlamamışsınız.
    Sizin nazarınızda tacize uğrayan tacizciyi mahkemede yargılanırken görmek istediği için sorunlu.
    Tacizci yardıma muhtaç bir çocuk.
    Benim tacizciyi yakalamak istememle düşünce suçlularının idam edilmesiyle bir tutuyorsunuz. Çünkü size göre taciz düşünce suçuna benziyor ve cezalandırılmaması gerek. Bu benzetmeden ben bunu anlıyorum, kusura bakmayın.
    Ben erkeklerin tacizci olmamasını öğretmekle yükümlü falan değilim. Eğer bir erkek çocuğum olursa onun sizinle aynı zihniyete sahip olmaması için elimden geleni yapacağım. Fakat beni taciz edene veya sizin gibilere karşı hiç bir yükümlülüğüm yok.
    Erkekler taciz etmemekle, tecavüz etmemekle, suç işlememekle yükümlüsü.
    Siz iddia ettiğinizin aksine tam da tacizcileri savunuyorsunuz.

Bir de bunlar var

ses
Kadın Kadına Öyküler 10 yaşında
636px-Scene_3
Oynamak ya da Oynamamak
5H-Mark-Fox-howilavya-poster-1998
Türk Medyası Kokuyor

Send this to friend