Arkadaşım yanımda olmasaydı veya o cesareti vermeseydi muhtemelen arkasından küfredip yoluma devam edecektim.

MEYDAN

KÜLTÜR

Bir Taciz Hikayesi Daha ve Hollaback’in* Önemi

İki üç saat kadar önce tacize uğradım. Bilen bilir Ankara’nın Cinnah Caddesi yokuştur. Bir arkadaşımla yokuş yukarı çıkarken, aşağı doğru inen bir velet (Velet diyorum çünkü tahminimce lise öğrencisi olsa gerek.) popoma vurup koşmaya başladı. İlk anda gerçekten tacize uğradığımdan bile emin olamadım; hatta ilk olarak başarısız bir yankesicilik girişimi zannederek çantamı kontrol ettim. Arkadaşımın (ona R. diyelim) ve yoldan geçen bir adamın tepkisi beni uyandırdı. Adam da biraz gerisinde yürüyordu, ne olduğunu anlasam müdahale ederdim gibisinden bir şey dedi. Ben öyle şaşkın şaşkın bakarken arkadaşım gel kovalayalım dedi. Arkasından koşmaya başladık. Epeyce kovaladık, epeyce bağırdık ve takip ettik. Bir ara Kuğulu Park’taki zabıtadan yardım isteme gafletinde bulunduk. Tacize uğradığımı söyledim, adam gevrek gevrek sırıtarak nasıl oldu diye sordu. Ben de taciz işte nesini anlatayım bana bunu soramazsın diye birazcık bağırmışım. O da bağırmanıza gerek yok, biz zaten polis değiliz dedi. CMK m. 90/1’i* tüm zabıtalara tavsiye ediyorum.

 

Neyse esas anlatmak istediğim mesele taciz değil; arkadaşımın tavrı aslında. O yanımda olmasaydı veya o cesareti vermeseydi muhtemelen arkasından küfredip yoluma devam edecektim. Ama onun sayesindeki kovalamacamız o veledi bir parça korkutmuştur diye umuyorum; bir gün daha sert bir yere (veya daha iyi koşan birilerine) toslayarak bu kadar kolay kaçamayabileceğini anlamıştır belki. Hani rezalet bir insan olduğunun farkına varacağını zannetmiyorum; sadece kıçına elleme cesaretini gösterdiği biri kendisine doğru iki adım atınca nasıl ödünün patladığını hatırlar birine ellemeyi istediğinde diye umuyorum. Eğer bir şekilde kimliğini tespit etme imkânım olsaydı gerçekten korkusu biraz daha büyüsün diye hakkında şikâyetçi olmayı çok istedim. O salağın ifadeye çağırılmasını, mahkeme salonunda sanık sandalyesindeki hâlini düşünmek bile hoşuma gitti. Hukuk okudum, eğer bunlar gerçekleşebilecek olsa beni de neyin bekleyeceğini biliyorum ama kendimi olacaklara hazır hissettim. Gerçi Cinnah, Kuğulu, Tunalı’daki kameralarda kaydı var muhakkak ama o kayıtların benim şikâyetimle incelenip kimliğinin bulunacağını umacak kadar saf değilim.

 

Kendimi tutamayıp yine tacize döndüm. Esas mesele arkadaşım ve onun verdiği cesaretin önemi. Eve geldikten sonra bir başka arkadaşımın (ona da A. diyelim) yıllar önce tacize uğraması geldi aklıma. O zaman ikimiz de küçüktük, 18 yaşındaydık. Bir konserde birisi arkadaşımın poposunu elledi, sonra çok net hatırlamıyorum ama arkadaşım yer değiştirmeyi istedi sanırım. Oradan uzaklaştıktan sonra adamın kendisini taciz ettiğini söyledi. Ben de üzüldüm ama bir şey yapmadık, o kalabalıkta bulabilir miydik tekrar onu da bilemiyorum. Sonra daha yakın zamanda aynı arkadaşımla sokakta dururken mendil satan çocuklar geldi, on dört on beş yaşlarındalardı herhalde. Mendil almayacağımızı söyledik. Sonra çocukların kendi kendilerine Milli Piyango diyerek gittiklerini gördüm. O sırada A.’nın suratı asıldı ve sokakta bizi beklememize sebep olan arkadaşımıza söylenmeye başladı. Ben bugün de örneğini sergilediğim bönlüğüm sebebiyle duymamışım ama çocuklardan birisi mendil almıyorsa da yanındaki diğer veledi milli etmesini söylemiş A.’ya. Sinirlendik ve söylendik ve durmaya devam ettik. Eğer harekete geçsek en azından sağlam bir ayar verebilirdik bebeler. Hem şimdi hiç de küçük değiliz. Bugün bu olayları düşününce A.’ya üzüldüm; kendimi de biraz suçladım. Eğer yanında ben değil de R. gibi bir arkadaş olsa en azından öfkesini atma fırsatı yakalayabilirdi.

 

Özetle bugün tacizciye ses çıkarmanın ve bönlük etmemenin önemini öğrendim. Hiçbir şey olmuyorsa bir parça korktuğunu bile görmek güzel o pislik tiplerin. (Aklıma low-life demek geliyor; en güzel bu laf oturuyor.) Yani tabi her zaman mümkün olmayabilir ses çıkarmak ama koşullar uygunsa bönlük etmemek çok güzel. Ha bir de tacizci kovalarken zabıta görürseniz durup onlarla konuşarak vakit kaybetmeyin.

 

Son olarak teşekkürler R. ve özür dilerim A. Bundan sonra daha uyanık olacağım.

 

* Buralarda takılanlar zaten bilir ama mevzubahis Gwen Stefani değil böyle bir şey: http://en.wikipedia.org/wiki/Holla_Back

** Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler

Madde 90 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:

a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.

b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.

 

(Görsel: Robert Capa)

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Sıradan Bir Kadınlık Hikâyesi: Kimlik
Türkiyem Türkiyem Cinnetim
#MüftülereNikahYetkisineHayır

Send this to friend