Ve mektubu.

MEYDAN

Ayşe Deniz’in Seçimi

“Ayşe Deniz Karacagil IŞİD’e karşı savaşırken Rakka’da yaşamını yitirdi.”

 

Dün yayılan bir haber. Gezi’yle tanınmıştı, ölüm haberi de Gezi’nin dördüncü yıldönümünde geldi. Çok geçmeden Türk ırkçısı, İslamcısı ya da ikisi birden hesaplar (olabilecek en kötü kombo?) her zamanki gibi çıplak kadın cesedi fotoları paylaşmaya koyuldular.

 

“IŞİD’e karşı savaşırken yaşamını yitiren kadın” ifadesinin Kürt hareketiyle alakasız insanlarda dahi “helal olsun” etkisi yaptığını içten içe bildiklerinden olmalı.

 

(Kaçınılmaz soru: halkla ilişkilerin önemini içten içe de olsa kavrayabilen bu bilinç neden mesela parçalanmış beden fotosu paylaşmaktan vazgeçemiyor yıllardır? Kavrayış daha oraya uzanamadı demek.)

 

Broadly, IŞİD’le savaşmak için YPJ’ye katılan İngiliz bir kadının günlüklerini yayınladı birkaç ay önce. “Rojava devrimine tamamen inanıyorum” demekle ve kumandanı Sorxwin isimli kadından övgüyle söz etmekle beraber Kimberley Taylor şunu da eklemeden geçemiyor: “Xezal’a YPJ’ye katılma sebebin ne diye sorunca ‘ha, Kobani’deki savaş” demişti, ama tekrar detaylı konuştuğumuzda ailesinin kuzeniyle kendisini zorla evlendirmeye çalıştığını, aslında bundan kaçmak için katıldığını anlattı. Buradaki genç Kürt gönüllüler arasında yaygın bir tema bu”. Yaşasın devrimimiz anlatısında sakil durabilecek grilikte bu gözlemi (zorla evlendirilmeme “lüksünün” bedeli IŞİD’le çarpışmak mı olmalı?) paylaşmaktan da çekinmeyen ilginç bir günlük. Karşılaştığı tek nedenin bu olmadığını da ekliyor bu arada Taylor, mesela Amira adlı bir Arap kız var, Esad yanlısı bir aileden geliyor, sekiz yaşındaki kızkardeşi duvara “önderimiz olmadan yaşayamayız” yazdığı için IŞİD askerleri tarafından defalarca arabayla çiğnenip sonra yüksek bir binadan aşağıya atılıyor. Amira, kızkardeşinin intikamını almak için katılmış. Yezidi kadınlar da.

 

Peki bundan niye bahsettim? Çünkü kadınların bu mücadeleye katılmalarındaki kişisel hikayeleri tabii ki merak ediyorum ve fakat şimdiye kadar sadece ya oralı ya Batılı kadınlarınkini okumuştum. Ta ki Ayşe Deniz Karacagil’in giderken ailesine yazdığı dokunaklı mektupla dün karşılaşana dek.

 

Başını kuma gömmek istemeyenler için burada:

 

Merhaba annelerin gülü, güzeller güzeli kızçe’m…

 

Aslında nasıl başlayacağımı hiç bilmiyorum. Küçük kızınız ve ablanız sizi bir hayli aydınlatacak şimdi. Bu name elinize geçtiğinde ben Rojava topraklarına varmış olacağım. Yoğun ve zor dönemden geçiyor insanlar [silik kısımlar, tam okunamıyor]… Memin (sevdiğim adamın) yine bu doğar doğmaz içine düştüğümüz savaşın içinde olması gibi sebepler de bana göre zor bir süreç oldu. Ama doğduğumdan beri vücudumda yüklü olan o heyecan tüm bunların üstesinden gelmemi sağladı. Doğrusu bu nameyi yazmak size hapishanede yazdıklarım kadar kolay olmuyor. :)

 

Size üzülmeyin diyemiyorum. Çünkü aynı üzüntüyü bir gün öncesinden ben de yaşadım. Dediler: “Dik durmalısın Koçeri”. İlk defa bu cümleyi o gün yersiz ve anlamsız buldum. Her ne kadar kavgamızı en ağır şekliyle yaşadığımızı sansak da bu hallere mantığımız erişmiyor. Beni anlayacağınızı düşünüyorum. Bu sürece kadar hep sizler için var oldum. Kararlarıma dahi siz yön verdiniz. Her şeyden önce bunun için bana bu seferliğine hak vermeli ve iyi düşünmelisiniz. Hemen ülkemizin yanındaki insanlık ve var olma savaşını görmezden geldik. Orada savaşın esiri altında olanlar insan değildi sanki… Ama ben bunun böyle olmadığını, sistemin okulları bas bas bağırırken de “Ne mutlu Türküm diyene” her zaman sorgulama içerisindeyken kavradım. Elbette diyeceksiniz ki – ideolojilerin- ! Ben oraya enternasyonalizmi savunan bir insan olarak gideceğim/gitmiş olacağım. Aynı Deniz Gezmişler gibi, Serkan Tosunlar gibi… İyi biliyoruz ki biz gibi insanlar T.C. kimliğinde yazanlardan ibaret değiliz. Hiçbir zaman da o kalıba sığmadık. (…) Böylesi gidişlerde dönüşlere pek yer verilmez ama o gün denize bir dilek tut diyip verdiğin parayı atarken ben size geri dönebilmeyi tuttum. Ve öyle ya da böyle bedenim size geri dönecektir. Baba’m sana uzunca yazmak isterdim ama senden bir isteğim olacak. Dünya malını kızından, kardeşimden esirgeme, o mimar olacak. Sizi seviyorum, hoşçakalın! Ve bu gidiş için kimseyi suçlamayın!

 

Kızınız, ablanız Deniz

 

 

Mektubun tamamı

  • Tezer

    Kız kardeşine içim yandı. Umarım hayat ona bir daha böyle büyük acılar yaşatmaz.

  • Fiona

    Üzülmenin yanında büyük bir suçluluk hissettiriyor bu mektup. Sanki biz yanı başımızdaki insanlık ve var olma savaşını görmezden geliyormuşuz gibi.. Geliyoruz belki de ya da farkındayız ama Ayşe Deniz’in yaptığını yapacak kadar güçlü değiliz ya da başka bir şey, bilemiyorum.

  • aydabir

    askerimize ve polisimize kurşun sıkan pkk ya katılan bu kıza gerçekten üzülüyormusunuz

Bir de bunlar var

Kadınsız, Temiz Eurovision
Metin Erksan 1990’dan Bildiriyor: Sinemada Sansür Akıldışı, Olanaksız ve Sakıncalıdır
Bir Müslüman Veet Reklamında Ne Görür?

Send this to friend