Nuriye Gülmen, Semih Özakça Ankara'da, Kemal Gün Dersim'de açlık grevinde!

MEYDAN

63 Gündür Aç Olmayı Hayâl Edebiliyor musunuz? Ya 74 Günü?

Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve Kemal Gün’ü yaklaşık iki ay önce çekilmiş fotoğraflaryla görüyorsunuz yukarıda. Henüz eriyip minicik kalmadan, yanakları içeri çökmeden, gözlerindeki bakış matlaşmadan önce çekilmiş fotoğraflar. Bugün ne durumda olduklarını gugıllayıp görebilirsiniz dilerseniz ya da iki aydan fazla süre aç kalmanın insan bedenine neler yapabileceğini tahmin etmekle yetinmeyi seçebilirsiniz.

 

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça 63 gündür Ankara’nın göbeği Yüksel Caddesi’nde, Kemal Gün ise 74 gündür Dersim’de açlık grevinde.

 

Hükümete, yetkililere, sorumluluk ve söz sahiplerine başka hiç bir şekilde ulaşamadıkları, seslerini duyuramadıkları için açlık grevindeler. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça KHK’yla haksız yere ellerinden alınan işlerini geri istiyorlar,Kemal Gün ise Kasım ayında Dersim’de düzenlenen hava bombardımanında yitirdiği oğlunun cenazesini.

 

Akademisyen Nuriye Gülmen’in mücadelesi açlık grevinden epey önce başladı biliyorsunuz. KHK’yla açığa alınmasının ardından Ankara’da bi başına başladığı oturma eyleminde tam 27 kez gözaltına alındı, darp edildi, pes etmeyip eylemine devam etti. Fakat protestosu amacına ulaşmayınca, bir başka KHK mağduru öğretmen Semih Özakça’yla birlikte açlık grevine başladılar 63 gün önce. Açlık grevinin henüz 23. gününde kendisiyle konuştuğumuzda 120 günlük direnişini görmezden gelen yetkililerin “açlık grevini bilmezden, görmezden gelemeyeceklerini” söylemişti. Oysa 63 gün oldu, sağlık meslek örgütleri Gülmen ve Akça’nın kritik eşiğe geldiğini duyurdular, Sezen Aksu hükümetten ricacı oldu, David Harvey bile açıklama yaptı, ama “yetkililerden” henüz çıt yok.

 

Kemal Gün’ün ismine ise henüz hiç rastlamamış olabilirsiniz. Dersim’de oluşu ve oğlunun ölüm şeklinden bahsetmenin “sakıncalılığı” onu daha da görünmez kılıyor. Oysa dünyanın en kadim insan haklarından birini istiyor Kemal Gün, sevdiğini gömme hakkını. “Hiç değilse bir kemik bana verilsin, kabristan hakkım olsun…Bir mezar hakkım var, onu istiyorum” diyor. ( (Antik Yunan’dan filan bahsedecek değilim de savaş suçlularının yargı önüne çıkacağı bir gün gelirse bu ülkede, her hafta Antigone üzerine yeni bir kompozisyon yazmak hapis cezalarının ağırlaştırılmış kısmı olsun talebimi burdan sunmuş olayım.) Kemal Gün, bedende kalıcı hasarların meydanı geldiği kritik eşiği çoktan aşmış durumda ama Gülmen ve Özakça gibi o da tıbbi müdahaleyi kabul etmiyor. Bu şu demek: Bedenleri artık iflas noktasına gelse ve bilinçleri kapansa bile herhangi bir tıbbi işlem ya da rahatlatıcı tedaviyi kabul etmeksizin açlıklarına devam edecekler. Tamamen tükenene kadar.

 

Açlık grevinin bir eylem biçimi olarak doğruluğu, yanlışlığı tartışılır. Tartışalım da zaten. İktidarın ne kadar umurunda olur ki bir değil bin kişi kendini açlıkla tüketse? diye soralım mesela. Ama Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve Kemal Gün için yapabileceklerimizi yaptıktan sonra. Gülmen her röportajında herkesin eylemlerine destek için yapabileceği bir şey olduğunu, bu desteği beklediklerini söylüyor. Kemal Gün, “sesimi duyurmama yardımcı olun” çağrısını tekrarlıyor. Sezen Aksu’nun sorusu bu yüzden çok doğru: “Gözümüzün önünde eriyip giderlerse, bu günahtan hangimiz azade kalabiliriz?”

 

63 gündür aç olmayı hayâl edebiliyor musunuz? Ya 74 günü?

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YGlow: Dostlar Güreş Ringinde Görsün
Glow: Dostlar Güreş Ringinde Görsün

Netflix'in yeni bebeği, kadın güreşçiler dizisi GLOW.

MEYDAN

YSen Sus Da Gözlerin Konuşsun
Sen Sus Da Gözlerin Konuşsun

Kazananları ve kaybedenleriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ünlülere verdiği iftarın en müthiş kareleri

Bir de bunlar var

Odalar ve Merdivenler
Ülküm Güzel Olmak, Hoşuna Gitmektir
9 Maddelik Bir Gazetecilik Masalı

Send this to friend