Siz evde yeteneğinizle baş başa oturur "nasıl yaparım da sevdiğim, yapmak istediğim şeyden para kazanabilirim?" diye düşünürken, paralel evrende kader ağlarını örüp önemli bir şahsın sizi ve işlerinizi farketmesini sağlamıyor. Ahu Olgundeney çiziyor, tasarlıyor, dikiyor, bugünlerde "akuoguma" ismindeki kendi markasını yaratmak için çalışıyor.

ECİNNİLİK

Bir Marka Yaratmak: Filmlerdeki Gibi Değil

 

Yukarıda gördüğünüz kızıl bela çizimin ve karakterin sahibi böyle söylüyor: “Marka yaratmak filmlerdeki gibi olmuyor.” Yani siz evde yeteneğinizle baş başa oturur “nasıl yaparım da sevdiğim, yapmak istediğim şeyden para kazanabilirim?” diye düşünürken, paralel evrende kader ağlarını örüp önemli bir şahsın sizi ve işlerinizi farketmesini sağlamıyor.

 

Ahu Olgundeney çiziyor, tasarlıyor, dikiyor, bugünlerde “akuoguma” ismindeki kendi markasını yaratmak için çalışıyor. Olgundeney’le yaptıkları, işleri, kendi deyimiyle “zengin doğmamış ve sıfır, hatta eksi (çünkü borçlar) sermayeyle yola çıkan bir kadın” için marka yaratmaya çalışmanın nasıl bir deneyim olduğunu konuştuk.
Kendi markanızı birkaç ay önce oluşturdunuz sanırım: akuoguma. Akuoguma neyin markası? İşinizi nasıl tarif edebiliriz?

 

Çizgiyle ilgili her şey aslında. Çizmek, renklendirmek, illüstrasyonlar yapmak. Tasarım da bunun içinde. Karakter tasarımı, kıyafet tasarımı, oyuncak tasarımı, takı tasarımı. Çocuk kitabı illüstrasyonları, kumaş deseni, bu aralar yoğun olarak çanta ve takı.

 

Karakter tasarımı nedir?

 

O animasyon geçmişimden geliyor tabi. Üniversitede çizgifilm/animasyon okudum. Ama çizgifilm yapmıyorum şu an. Aslında ben animasyon bölümüne de daha çok karakter tasarımı yapmak için gitmiştim. Biraz da tesadüfler işte. Lisede moda tasarımı okudum. Liseye başlarken moda tasarımcısı olmak istiyordum. Üniversiteye de “çizgifilm yapmak istiyorum” diye girdim. Aslında bir hocam sayesinde öğrendim çizgifilm/animasyon diye bir bölüm olduğunu. Din kültürü öğretmenimizdi aslında ama çok inanılmaz bir insandır kendisi. Hattat ve ressam aynı zamanda. Onunla bir sohbet sırasında Eskişehir’de Anadolu Üniversite’nde çizgifilm bölümü olduğunu öğrendim. O yıllarda bir tek orada vardı zaten. Grafik okuyacaktım aslında. Biraz da hırs yapmıştım. Lisedeki öğretmenlerim “Animasyon bölümünün yetenek sınavları çok zor. Siz moda tasarımından gidip kazanamazsınız orayı” diyorlardı meslek lisesi olduğu için. Ancak tekstil okuyabilirdik onlara göre. Ben de “görürsünüz siz” deyip, çok yüksek bir dereceyle kazandım sınavı.

 

Sonra?

 

Bölüme girdiğimde programları filan hiç bilmiyordum tabi. Ben aslında karakter tasarlama umuduyla girmiştim bölüme. Bana güzel gelen kısmı oydu. Okurken de en çok illüstrasyon ve desen derslerini seviyordum. Animasyon kolay bir bölüm değil. Piyasada kullanılan programlar değişiyor, siz tam bir programa alışıyorsunuz, sonraki dönem başka bir program geliyor. İşte bir yandan da programlarla filan uğraşırken 3. sınıfta asıl yapmak istediğimin illüstrasyon olduğunu fark ettim. Mezun olduktan sonra da ilk işimde bir asistanlık aldım. 3D çizgifilm. İşi aslında piyasada öğreneceğimi düşünüyordum o zamanlar. Ama biraz öğrendikten sonra kendi yolumdan gidecektim.

 

Kendi yolunuz?

 

En büyük hayalim tasarım ofisi açmaktı. Her şeyin tasarımı. Kıyafet, takı, karakter tasarımı, kumaş deseni, öyle büyük kapsamlı bir şey. Kendi markamı yaratmak gibi bir düşünce liseden beri aklımdaydı. Ama “büyük marka olayım, çok paralar kazanayım” gibi değil de, yapmaktan zevk aldığım şeyleri yaparak para kazanabilmek. Çünkü küçüklüğümden beri kendi kıyafetlerimi kendim tasarlarım, aksesuarla bir şeyleri değiştiririm. Kesip biçerim. Pazardan aldığım bir şeyin üzerine bir şey eklerim. Babaannemim elbiselerini kendime göre dönüştürerek başlamıştım ilk. başladım. O gün bugün öyle devam etti. Çok çok nadiren dışarıdan hazır kıyafet alırım. Giydiğim şeyin özgün olmasını seviyorum. Sonra kendim için yaptığım şeyleri arkadaşlarıma da yapmaya başladım. Onlardan güzel tepkiler aldıkça bunu bir işe çevirmek fikri oluşmaya başladı. Ama bir yandan da karakter tasarımı, desen tasarlamak, işin o kısmını da çok sevdiğim için bunların hepsini bir arada yapabileceğim bir iş kurmaktı hayalim. O hayale beş-altı yıllık bir ara vermek durumunda kaldım. Şimdi baştan başlıyorum diyebiliriz.

 

Neden ara vermiştiniz?

 

İbret olsun diye anlatayım. (gülüyor)
12

 

Mezun olduktan sonra ilk başladığım işte, asistanlığını yaptığım kişiyle evlendim. Evlenip işi bırakmadım aslında, asistanlığa devam ettim. 3D Max, üç boyutlu animasyon yapıyordu o. Ben de evli olduğumuz için başka yerlerden gelen teklifleri değerlendirmedim, başka firmalara gitmedim, yapmak istediğim şeyleri yapmayı erteledim. Kendi şirketimizi kuracağız, diye düşünüyorduk çünkü, o zaman yaparım diyordum ben de. Sonra çocuğumuz oldu. Bu sefer çocukla ilgilenmekten yine çizime zaman ayıramaz oldum. Evde freelance çalışıp illüstrasyon yaparım diye bir hayale kaptırdım kendimi. Ama öyle olmuyor. Evde hiçbir şey çizemiyordum. Anneliğe alışma süreci, bütün hayatın değişmesi, tek başına çocukla uğraşmak. Şu an oğlum Uzay 5 yaşına geliyor ve daha yeni yeni evde kendime vakit yaratabilmeyi öğrendim. Boşandım tabi bu arada. Şimdi esas hayallerimi gerçekleştirmeye çalışıyorum.

 

Nereden, nasıl başladınız?

 

Aslında boşandığımda başta bir bocalama yaşadım. Sadece kariyere değil hayata da mola vermişim gibi. Çok geç kaldım her şeye, 30’umdan sonra nasıl başlarım bütün bunlara, herkes çok genç filan, gibi bir dolu kaygı. Ama sonra fark ettim ki başka türlü tecrübeler kazandım ben de. Evliyken ve Uzay ilk doğduğunda çizememiştim, ancak kendi kıyafetlerimi tasarlayıp dikiyordum işte. E evliyken de giyinmek zorundasınız. Sonra Uzay’la birlikte, yani biraz anneliğe alıştıktan sonra ona yönelik bir şeyler çizmeye başladım. Aslında çizgiye Uzay’la döndüm diyebilirim.

 

Çocuklar için ne yapıyorsunuz?

 

Oyuncaklar mesela. İlk şöyle başladı: Uzay’ın bir köpekbalığı vardı ve onu çok seviyordu. Kaybettik onu. Evin içinde arıyoruz, yok. Ve ağlıyor durmadan. Dışarıda sordum filan, yok, bulamıyoruz köpek balığı. Dedim ki “sana dikelim o zaman”. “Tamam” dedi, “dikelim”. Kumaşları filan seçtik. Çizdik önce köpek balığı formunda. Bezden, içine pamuk doldurduk. Köpek balığı oyuncağı yaptık öyle. Zaten ona bayıldı, hala da en sevdiği oyuncak o. Biz diktiğimiz için. Bir de dikim aşamalarında sürekli “oldu mu oldu mu” diye heyecanla takip edince, onun için daha özel oluyor tabi. O köpekbalığından sonra canavarlara başladık işte. Uzay canavarları çok seviyor. Kendisi de canavar çiziyor sürekli. Kendi tasarımını yapıyor aslında, hikayelerini yazıyor. Her çizdiği canavarın bir hikayesi var. Bütün çocukların yaptığı bir şey bu. Bir gün evde canımız sıkılıyordu, çizdiğin canavarlardan birini dikelim mi dedim. Bayıldı tabi. Resimlerinin içinden bir tanesini seçti. Ona uygun kumaş seçtik, kestik kumaşlarını. Sonra diktik birlikte. Onu üç boyutlu gördükten sonra daha bir şevkle çizmeye başladı.

 

uzay

 

Sonra başka çocuklar için yapmaya mı başladınız?

 

Aslında Uzay’ı, onun yaratıcılığını, hevesini nasıl geliştirdiğini görünce benim de hem hevesim hem cesaretim arttı. Tabi önce çevremdeki çocuklar için hediyeler yapmaya başladım böyle. Sonra arkadaşlarım için. Özel günlerde, doğum günlerinde, yılbaşında filan arkadaşlarıma onların seveceğini düşündüm hediyeler hazırlıyordum. Takı, bileklik, ya da sevdiği çizgi roman karakterinin olduğu bir çanta, çocuğu için bir oyuncak. Hediyeler beğenildikçe benim de çalışma azmim, isteğim arttı. Sonra bana “bunlar hediye olunca, sipariş veremiyoruz, ama istediğimiz şeyler var” demeye başladılar. Birdenbire sipariş alırken buldum kendimi. Sonra işlerimi gören bir iki veteriner hastalarına hediye olarak kedili yastık kılıfı, çanta vs yaptırmak istediler. Öyle öyle derken Cihangir’de birkaç butik işlerimi almaya başladı. Kendi markamı oluşturmanın zamanı geldi gibi hissettim.

 

3886_410189352448941_1052263910_n

 

Bir marka nasıl oluşturuluyor, sonraki süreç nedir?

 

Kendi imzanızla piyasaya sunduğunuz işleriniz varsa markanızı oluşturabilirsiniz. Ama her şey o kadar kolay değil tabi. İşlerinizin talep görmesi, beğenilmesi lazım. Talep görebilmesi için de işleriniz görülmesi lazım. Yani bir yerlerde arayanın sizi bulabilmesi, aramayanın da tesadüfen görüp “aa, ne güzelmiş” diyebilmesi lazım. İşin zor kısmı bu zaten. En basitinden bir ofise, işlerinizi de sergileyebilecek bir dükkana ihtiyacınız var. E bu da para demek. Ben boşandıktan sonra ailemin yanına taşındım. Hiçbir gelirim yoktu. Ailem tabiî ki bana çok destek oluyor ama onlar da geçimlerini ancak sağlayan insanlar. Bana iş kurabilecek bir durumları yok. E bu işler için de belli bir sermaye gerekiyor. Zengin doğmamış ve sıfır, hatta eksi (çünkü borçlar) sermayeyle yola çıkan bir kadının durumu hiç kolay değil. O yüzden biz de 6 kadın bir araya geldik şimdi, birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Aramızda grafiker de var, pr’cı da. Ortak özelliğimiz çocukluktan beri kesiyor, biçiyor, dikiyor, çiziyor, boyuyor olmak. Kimimiz evlilik, çocuk, kimimiz para kazandığı işin yoğunluğu gibi sebeplerle ertelemişiz ya da geri plana atmışız bu yönümüzü. E faturaların ödenmesi lazım. Hayatta sevdiğin işi yapabilmek bir lüks sonuçta.

 

yakalık

Şimdi 6 kadın birlikte mi çalışıyorsunuz yani?

 

Evet, ama bu daha başlangıç aşamasında olduğumuz bir şey. Tasarım ofisi için 6 kadından oluşan bir çekirdek kadro. “DEV” bir ofis olacak gibi, bu kadar ipucu vereyim şimdilik. Birlikte katıldığımız eylemlerden doğan bir isim seçtik kendimize. Bir yıl içinde adımızla sanımızla ortaya çıkarız diye umuyorum.

 

Ama akuoguma, sizin kişisel markanız da devam ediyor mu bir yandan?

 

Evet, o hep devam edecek. Şu an daha çok başındayım. Birkaç yüz kişi haberdar böyle markanın varlığından. Ama azimliyim. Çantalar, üzerinde ne isterlerse onun illüstrasyonu olan çantalar ve takılar yoğun devam ediyor bu ara. Takı tasarlarken de aslında kendi beğendiğim, kendi kullanacağım takıları tasarlıyorum. Bir yandan farklı teknikler deniyorum illüstrasyon için. Çocuk kitabı projesine başladık . Uzay olduktan sonra çocuk kitaplarına yöneldim. Kendi çocuğumun görsel olarak görmesini istediğim, yaratıcılığını arttıracak şeyler peşindeydim hep. Şimdi onları kendim yapmak istiyorum, aynı oyuncaklardaki gibi. Dergilere illüstrasyonlar yapıyorum ara sıra. Bir yandan ileride yapılabilecek çizgifilmler için karakter tasarlamaya devam ediyorum. Onlar şimdilik bir yerde görünmüyor ama zamanı gelecek diye düşünüyorum.

 

6 kadının tasarım ofisini merakla bekliyoruz o zaman.

 

Biz de öyle valla.

 

Not: Ahu Olgundeney ve akuoguma’nın internet sitesi şu an yapım aşamasında. Şimdilik şunlarla idare ediyormuşuz: https://www.facebook.com/akuoguma, http://akuoguma.tumblr.com/archive

 

çizimmm 2çantaüst

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSon Kadın Bükücü: Aka Kubi
Son Kadın Bükücü: Aka Kubi

Ataaaa! Erkill! Hızlı uçmayın, pelerininiz kırışacak çocuğum!

MEYDAN

YBaşlangıçta Cumhur Vardı
Başlangıçta Cumhur Vardı

Açıkçası benim de yeni dönemden umudum var.

KÜLTÜR

YBir Kertenkelenin Ömrü: Patrick Melrose
Bir Kertenkelenin Ömrü: Patrick Melrose

Dizi bir çocuğa tecavüz etmeyi ve bunu sürdürmeyi mümkün kılan bütün bir eril dünyayı küçük detaylarla gözler önüne seriyor.

Bir de bunlar var

Bir Sexting Biçimi Olarak “Aşkım Bunu Alıyım Mı?”
Bir Denyoyu Sevmek
Ne kadar zevk, o kadar tehlike!

Send this to friend