Erkeklerin bedenlerini implantlarla değiştirmesine ileri teknoloji deniyor. Aynı şeyi kadınları yapınca ise bunun adı yüzeysel narsisizm.

MEYDAN

Beden Hackerları Her Yerde, Hem De Kadınlar

[Rose Eveleth’in Fusion’da yayınlanan “Bodyhackers are all around you, they’re called women” başlıklı yazısının çevirisi.]

 

İki sayborg implantım var. Bunlardan biri elimin içinde; elimi sallayarak telefon ve kapı kilitlerini açmamı sağlıyor. Diğeriyse rahmimde ve bana doğurganlığımı kontrol etme olanağı tanıyor.

 

Sol işaret parmağımla başparmağım arasında, pirinç tanesinin yaklaşık iki katı kadar küçük bir cam kapsül içinde bir RFID (Radyo Frekansı ile Tanımlama) mikroçipi bulunuyor. Evcil hayvanlara yerleştirilen, kaçtığında onu bulmanızı sağlayan çiplere benziyor bu. Rahmimdeyse hormon salgılayarak hamile kalmamı engelleyen, T şeklinde küçük bir plastik parçası olan bir IUD (intrauterin cihaz) var. IUD, elimdeki implanta göre çok daha kuvvetli ve hayatım için daha önemli; ikisinden birinden vazgeçmem gerekse, seçmek oldukça kolay olurdu.

 

Ama insanlara bu implantlarımdan bahsettiğimde birine sadece omuz silkerek tepki verilirken, diğeri şaşkın bakışlarla karşılanıyor. Dehşete kapılıp geri sıçrayarak “Rahminde ne var?” diye soran hiç olmadı. Çipimse sürpriz oluyor. İkisine de sayborg implantı diyorum, ama çoğu insana göre bunlardan sadece biri sayborgça.

 

IUD’nin bir sayborg implantı olduğuna ikna olmadıysanız, bir de şöyle açıklayayım. Vücudumun içerisinde, bedenimin işleyişini kontrol eden bir cihaz var. Teknoloji gazetecisi Quinn Norton’ın yazdığı gibi, benim gibi IUD’si olan kadınlar “biyolojilerini neredeyse mükemmel bir başarı oranıyla, görünmez şekilde ve mekanik olarak tadil ediyor.” Ne zaman gebe kalacağımı kontrol etme becerisi, binlerce yıllık insanlık tarihinde duyulmamış şey. Telefonumun veya araba kapısının kilidini açabilmemden çok daha fazla etkiye sahip. Yine Norton, doğum kontrol teknolojilerine dair şunları söylüyor: “Hangi teknoloji kırıntısı toplumu bu kadar kısa süre içerisinde böylesine değiştirdi? Kadın son derece masum ve bir o kadar da sikilebilir duruyor, ama hangi sayborg böylesine hızlı bir şekilde hazır ve nazır, üstelik bu kadar görünmezdi?”

 

Grinderların (vücutlarına çip, mıknatıs, sensör ve benzeri cihazlar yerleştiren hackerlar) yükselişi, popüler medya tarafından hem büyük merak, hem de dehşetle karşılanmıştı. NPR (ABD Ulusal Radyosu) geçenlerde grinderlar hakkında, belirsizlik tonu neredeyse mizaha varan “Beden hackleme hareketi, ahlaki yanıtların önünde yükselişte” başlıklı bir yazı yayımladı. Hatta yazıda meditasyon tanıtımı yaptığı bir konferansta RFID implantlarından “şimdiye dek gördüğü en çılgınca şey” olarak bahseden bir kadından da bahsediliyor. Yine de o konferanstaki kadınların önemsiz sayılamayacak bir kısmının muhtemelen IUD’si var. Buna da çılgınca der miydi? Şüpheliyim.

 

Peki neden RFID çipim tuhaf, tehlikeli, hatta belki de ahlâken tartışılır olarak görülürken IUD böyle bir tepkiyle karşılanmıyor?

 

Bunun bazı bariz nedenleri var. En azından insanlar için, IUD’ler RFID çiplerine göre çok daha yaygın. Kediler ve köpeklerde çip sık görülüyor: Bir anket köpeklerin yüzde 60 ila 70’i arası bir nüfusunda çip olduğunu öne sürmekte. Guttmacher Enstitüsü’ne göre, ABD’de doğum kontrol kullananların yaklaşık yüzde 10’u, 2012’de IUD’yi tercih etmiş. Avrupa’da daha bile yaygın; bir araştırmaya göre Avrupalı kadınların yüzde 16,3’ü IUD kullanıyor. Kaç insanda RFID çipi olduğunu söylemek zor, ama IUD sahibi olanların çok daha fazla sayıda olduğunu söyleyebiliriz.

 

Ancak sırf böylesi istatistiklerin bu cihazlara yönelik benzeşmeyen algıları açıklayabileceğini düşünmüyorum. IUD ilk çıktığında bile kimse bunlardan sayborg implantı olarak bahsetmiyordu.

 

Bu farkın, biri cildin kesilmesini gerektirirken diğerinde böyle bir işlem olmamasından kaynaklandığını da düşünmüyorum. İkisinin de yerleştirilmesi benim için eşit ölçüde acılı oldu ve bu acı burun deldirirken veya dövme yaptırırken hissedilenden daha fazla değildi. Nedeninin birinin bir sağlık görevlisi, diğerinin ise bir grinder tarafından yerleştirilmesi olduğunu da sanmıyorum. Çocuklarının kulaklarını deldiren ebeveynlere itiraz etmiyoruz ve (benim istediğim zaman çıkartabileceğim RFID çipimden daha kalıcı olan) dövmeler de gitgide kabul edilebilir hale geliyor.

 

Bu uçurum, tamamen neyi teknoloji olarak görüp neyi görmediğimizle alakalı. Alan Kay’in meşhur bir sözü vardır: “Teknoloji, doğduğunuzda henüz olmayan her şeydir.” Söz konusu uyuşmazlık kısmen bununla ilintili. Mıknatıs ve RFID çipleri insanların yeni yeni hakkında endişelenip kafa yorduğu konular. Ama burada teknolojinin konuyla daha alakalı bir tanımı da söz konusu. Teknoloji, erkeklerin yaptığı bir şey. Beden hackleme de teknoloji haline gelmeye başladıkça (ki her zaman böyle değildi), erkeklerin alanı haline geldi.

 

Bunun gibi cinsiyetlendirilmiş ayrımları her yerde görebilirsiniz. Erkekler Soylent’i icad eder ve bu teknoloji olarak görülür. Kadınlar on yıllardır SlimFast ve Ensure içiyor, ama bunlara yalnızca kilo vermeye yardımcı araçlar olarak bakılıyor. Kendini ölçme, Apple gibi teknoloji devlerinin sağlık takibini iPhone’un bir parçası haline getirmesine yol açan heyecan verici bir teknoloji sektörü. Ama kadınların binlerce yıldır âdet döngülerinin kaydını tutmasına rağmen, Apple regl takibini  Sağlık Kiti’ne sonradan ekledi. Kadınlar yüzyıllardır diyet yapıyor, ancak erkekler yaptığında bunun adı “aralıklı oruç” oluyor ve bir teknoloji trendi olarak haberlerde yer veriliyor. Erkekler bedenlerini implantlarla değişime uğratıyor ve bu, ileri seviye beden hackleme ve ileri teknoloji olarak görülüyor. Kadınların binlerce yıl boyunca ayaklarını sarması, göğüs kafeslerinin şeklini değiştiren korseler giymesi, göğüs implantı takması ise yüzeysel narsisizm olarak kabul ediliyor.

 

Beden hackleme dünyası, bu aralar neye beden hackleme isminin verilip neye verilemeyeceğini tartışıyor. Birkaç ay önce ilk kez düzenlenen BodyHackingCon’da organizatörler neyin “beden hackleme” çatısı altına girebileceğine dair bazı kararlar vermek durumunda kaldı. Kapsamı geniş tutup, tereyağı kahvesi yapan adamlardan (bu aslında sıklıkla kadınlar tarafından demlenen kadim bir Tibet geleneğinin yeniden yorumu), bilinçlerini “hackleyen” farkındalık uzmanlarına ve deriye yerleştirilen sensörler üreten insanlara dek pek çok kişiyi davet ettiler. Grinderlar deriyi yarıp içine mıknatıs, RFID çipi, sensör, kulaklık, güneş paneli gibi çeşitli cihazlar yerleştirerek hackliyor. Sağlık hackerları bedenin çalışma şeklini diyet ve meditasyonla başkalaştırıyor. Bazı insanlar ise vücudu ilaç veya egzersiz aracılığıyla hacklemeyi hedefliyor. BodyHackingCon fuar alanında şöyle bir yürüyünce bunların hepsini görebiliyordunuz. Bir uçta çevrimiçi grinder mağazası Dangerous Things’in kurucusu Amal Graafstra insanların eline RFID çipler yerleştiriyor, diğer uçta ise EPIC şirketi etten yapılan granola atıştırmalıklarını tanıtıyordu.

 

Ama bütün amacı farklı insanların birbiriyle iletişim kurabilmesini sağlamak olan bu fuarda bile, bazı oldukça net varsayımlar ve ayrımlar olduğu görülüyordu. Grinderlar (hepsi erkek) farkındalık masalarına yüzlerini buruşturuyorlardı. Bunlardan biriyle konuşurken IUD’mi bir implant olarak gördüğümden bahsettiğimde ise, görünür bir şekilde rahatsız oldu ve konuyu değiştirdi.

 

Kadınlar aslında gelecek tahayyüllerinde yer alıyor -dişi robot, bilim kurgunun temel unsurlarından biri- ama bu hikâyelerde kadınlar teknolojinin yaratıcısı veya yöneticisi değil, teknolojinin yarattığı bir ürün veya dahi mucit erkekler tarafından yaratılmış nesneler. Kadınlar, sayborg geleceklerde O filminde Theodore’un aşık olduğu yapay zekânın sesi ya da Ex Machina’daki seksi robot Ava gibi romantik nesneler. Kendi sayborg doğalarının kontrolüne öyle pek sahip değiller. Erkekler tarafından yaratılıyor, kuruluyor, tasarlanıyor ve inşa ediliyorlar. Samantha ve Ava kapı kilitlerini açıp gidebilir, ama eminim ikisi de ne zaman üreyeceklerini veya kopyalanacaklarını kontrol edemez. Teknolojik kapasitelerini düşününce, her iki kadının da bu mızmız ve müşkülpesent adamların yanında neden o kadar uzun süre kaldığını hiçbir zaman anlayamamışımdır.

 

Telefonumun kilidini elimle açabiliyorum. İnsanları eğlendiren, hoş bir numara bu. Ama IUD’nin bana verdiği kontrol çok daha kuvvetli ve sayborg hayatımın çok daha önemli bir kısmı. Filmler ve basında yer alan uzun uzadıya tartışmalar bir yana, kadınlar olarak kendimizi sürekli hackliyoruz. Bize sadece beden hackerı denmiyor.

 

Bir bakıma, beden hackleme etiketinin dışında bırakılmanın faydaları var. İnsanlar IUD’lere genelde RFID çiplerine veya diğer implantlara olduğu gibi dehşet ve kafa karışıklığıyla yaklaşmıyor. Ama insanlığın ve teknolojinin en ön cephesi olarak görülen şeyden dışlanmanın bazı dezavantajları da var. Çoğu teknoloji şirketi tasarımlarını kadınları düşünerek yapmıyor ve kadınların ilk beden hackerlarından olduğunu hatırlatmak bu durumu değiştirebilir. IUD’ler teknoloji olarak görülmeye başlanır ve iyileştirilebilecek bir şey olarak algılanırsa, diğer doğum kontrol yöntemleri, trans erkek ve kadınlar için hormon tedavisi gibi şeyler de bu kategoriye dahil edilebilir.

 

Teknoloji heyecan verici bir şey olduğu için ilgi ve para çekiyor. Neyi teknoloji olarak gördüğümüz bu nedenle önemli.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Siyasetin Şefkat Eli
Kadının Adı Devletten Siliniyor: Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Kapanıyor mu?
Sömürgecinin Dilini Konuşmak Kendininkini Reddetmek Anlamına Geldiğinde

Send this to friend