Albay babasının eşcinsel olduğu için kaçırdığı oğlu Umut Göktuğ S. dört gündür kayıp...

MEYDAN

Umut Nerede?

Onur Çelik tarafından hazırlanan Pembe Hayat haberi şöyle:

 

Ankara’da bir süredir sevgilisiyle yaşayan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği üyesi eşcinsel UMUT Göktuğ S., üç ay önce Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda görevli olan albay babası ve polis amcası tarafından ölümle tehdit edildi, zorla Amasya’da ev hapsine tabi tutuldu. Kaçarak Ankara’ya gelen genç, 3 Ocak’ta şikâyette bulundu. Aile Mahkemesi çağırmalı koruma verdi. Buna karşı önceki gün, önceden polise haber verildiği halde albay baba ve adamları silahlarla evi bastı; oğlu Umut.S’yi zorla kaçırıp sevgiliyi dövdü. UMUT Göktuğ S.’yi koruyamayan polis, kaçıranlar ve aracın plakası belli olmasına rağmen halen harekete geçmedi. Pembe Hayat Derneği Avukatı Ahmet Toköz, Umut S.’nin hayatından endişe ettiklerini belirtirken ‘mağdur eşcinsel, failler asker ve polis diye kimsenin işlem yapmadığını’ ileri sürdü.

 

Umut Göktuğ Söyler’in aynı zamanda Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Avukatı  Ahmet Tokgöz savcılığa, “Müvekkilimin hayatından endişe ediyoruz” diyerek suç duyurusunda bulundu ancak nöbetçi savcılık, kaçıran kişinin asker olması nedeniyle, “Askeri savcılık bakar” diyerek dosyayı reddetti. Suçun albayın göreviyle ilgili olmadığını, “şahsi suç” kapsamında olmasına rağmen yetkililerin hiçbir şey yapmadığını belirten Tokgöz, Habertürk’e, “Olayın üzerinden üç gün geçti. Hem Umut Göktuğ Söyler’in, hem de Ankara’da korku içerisinde yaşayan erkek arkadaşı Ramazan Kalkan’ın öldürülmesinden endişe ediyorum” dedi.

 

“BENİ VUR, ONA BİR ŞEY YAPMA”

 

Umut G. Söyler’in birlikte yaşadığı ve Pembe Hayat Derneği Üyesi Razaman Kalkan, polise verdiği ifadede, olayı şöyle anlattı: “Umut ile kapının iç tarafında kapıyı açmasınlar diye direniyorduk. Arkadan 5-6 kişi daha kapıya yüklendi. 8-10 kişi oldular, kapı açıldı. Umut yere yüzüstü yattı, bu esnada S.S. ve diğer eşkâlini verdiğim kişi yumrukla beni darp etmeye başladılar. Ben bağırmaya başlayınca S.S. ve diğer şahıs bellerinden silahlarını çıkarttılar, ikisinin de silah çıkarttığını net bir şekilde gördüm. S.S.’nin tabancası siyah renkliydi, diğer şahsın da tabancasının rengi siyahtı. Bu eşkâlini verdiğim şahıs tabancayı kafama yakın bir şekilde tuttu. S.S., mermiyi ağzına vererek tabancayı benim kalbimin üzerine tuttu. Ben de kendisine ‘Vur vur beni, Umut’a bir şey yapma’ diye bağırmaya başladım. ‘Vatanımı koruyorum, oğlumu bir ibneden mi koruyamayacağım’ diye bağırdı. Umut’u götürürken, eşkâlini verdiğim şahıs beni yumrukla ve tekmeyle darp etmeye devam etti. Umut’un hayatından endişe ediyorum; ailesi tarafından öldürüleceğini düşünüyorum.”

 

“BEN EŞCİNSELİM DEYİNCE BABAM SİLAHINI BANA DOĞRULTTU”

 

Kaçırılan Umut Göktuğ Söyler ise bir süre önce kendisini eve kapatan albay babası ve amcaları hakkında yaptığı suç duyurusunda şöyle demişti: “Ben eşcinselim. Erkek arkadaşım olan Razaman Kalkan ile birlikte yaşıyoruz. Ben kendisini seviyorum. Şüpheli babam S.S., bu durumu öğrenmiş ve 15 Kasım 2012’de bana eşcinsel olup olmadığımı evdeyken sordu. Babam, eşcinsel olduğumu ve Ramazan Kalkan’ı sevdiğimi söyleyince ruhsatlı silahını bana doğrulttu ve ‘Bırakacaksın yoksa seni öldürürüm’ dedi ve beni silahla tehdit etti.”

 

20 GÜN ÖNCE EMEKLİLİK DİLEKÇESİ VERDİ 

 

“Bir haftayı ev hapsiyle geçirdim. Sonra beni Amasya Taşova’ya gönderdiler. Orada da göz hapsinde tutuluyordum. 15-20 gün sonra Taşova’dan kaçtım. Babam Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda albay olarak görev yapıyordu, 20 gün önce emekli olmak üzere dilekçesini verdi.”

 

Radikal‘in haberinde olaya dair başka ayrıntılar var:

 

Avukat Ahmet Toköz’ün verdiği bilgiye göre; baba S.S. ile anne H.S’nin, 26 Şubat’ta oğulları için, ‘akıl sağlığının yerinde olmaması, uyuşturucu madde kullanımı, sarhoşluk ve kötü yaşam tarz’ hallerinde başvurulan ‘kısıtlılık’ için karar alınması ve vasi tayini için Taşova Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurduğu ortaya çıktı. Başvuru evrakında; anne H.S.’nin vasi olarak atanması isteniyor. Karara istinaden Umut Göktuğ’un ilkin Samsun’da bir hastaneye ve ardından önceki akşam tekrar Taşova Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne yatırıldığı ifade edildi. Avukat Ahmet Toköz, sevk gerekçesi olarak ‘madde bağımlılığının’ gösterildiğini söyledi.

 

Bakan Güler aradı fakat…

 

İçişleri Bakanı Muammer Güler’in de Pembe Hayat Derneği’ni arayarak “Hassasiyetle üzerinde duruyoruz” dediği öğrenildi. Bu söze rağmen savcılar Ferhat Sarıkaya ve Namık Kemal Saltuk şüpheli baba, amca ve kuzen hakkında yakalama kararı almadı. Umut Göktuğ ve sevgilisi Ramazan Kalkan’ın madde bağımlısı olmadıklarını kaydeden Avukat Toköz; Umut Göktuğ’un 14 Şubat’ta muayene edildiğini ve böyle bir bulgunun saptanmadığını kaydetti. Toköz, şöyle diyor: “Madde bağımlısı olduğu iddiası tümüyle yalan ama varsa bile devlet, çocuğu ailenin elinden almalı, süreci kendisi izlemeli. Hastanelerin bu kişileri saklaması, bildirmemesi suç değil mi? Onu koruması gereken devlet çocuğu saklıyor. Şüpheliler rahat rahat gidip devletin mahkemelerinde dava açıyor. Kaçırıldığı gün yakalama kararı çıkarmayan Savcı Ferhat Sarıkaya, ‘Kendi çocuğu, biz ne yapabiliriz’ demiş. Hâlâ daha bu karar çıkarılmış değil. Umut hepimizin telefonunu ezbere biliyor. İmkânı olsa birine ulaşırdı, diye düşünüyoruz. Sıkı kontrol altında olduğundan arayamıyor.”

 

Rapora müdahale

 

Umut Göktuğ, 15 Şubat’ta askerlik işlemleri için gittiği Beytepe Askeri Hastanesi Baştabipliği’nde kontrolden geçti. Binbaşı Bülent Devrim Akçay, “İleri derecede psikosekseül bozukluk” tespit ederek, “sağlık kuruluna çıkması uygundur” diye görüş bildirdi. Umut Göktuğ herhangi bir hastaneye gitmeye hazırlanırken; Avukatı Toköz’ün iddiasına göre babası S.S. devreye girerek, raporu değiştirdi. Bunun üzerine Binbaşı Akçay, 14 Şubat tarihli yazıyı iptal ederek, 18 Şubat’ta bu kez “GATA’ya sevki uygundur” diye yazdı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YBu Resim Gitmeli Mi?
Bu Resim Gitmeli Mi?

Sanatçı Hannah Black'in siyah bir çocuk cesedini tasvir eden sanat eserinin var oluşunu ve sergilenmesini eleştirdiği açık mektubundan hareketle: "onurlandırmak" ve "lafı ağzına tıkmak" arasındaki ince çizgi nerede durur?

KÜLTÜR

YMary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar
Mary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar

Cambridge Üniversitesi Klasikler Profesörü Mary Beard'ın konuşması: Kadınlar Antik Yunan'dan bugüne güçle nasıl ilişkilendi?

SANAT

YÖlüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann
Ölüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann

Renate Bertlmann, 1970’lerde bir çok çağdaşı gibi 1968’in devrimci atmosferi ve ikinci dalga feminizmin gücüyle kadın bedenini bir kutlama ve devrim aracı olarak yeniden kurgulayan eserler üretmiş.

SANAT

YGüncel Kızlar (1977)
Güncel Kızlar (1977)

Vintage sarısı, yalnızca çözülmüş meselelere, başarıyla alınmış haklara mı değer?

Bir de bunlar var

Trans Çocukları Dinlemeden Haklarında Konuşmayın
Ne Malum?
Feminizm, İnsan Sonrası ve Ölü Beyaz Adamlar

Pin It on Pinterest