“Lily aracılığıyla konuşan, nihayet, kadındır. Sesini duyurmak için halkın karşısına çıkmıştır.”

TARİH

1849’dan 2017’ye: ABD’nin İlk Kadın Gazetesi Lily

İnsanların gazetelerle 1600’lü yılların başında tanıştığını düşünecek olursak, yayıncılık bazı istisnalar dışında yaklaşık 200 yıl boyunca erkeklerin hakimiyetindeydi diyebiliriz. Hakları için savaşabilecek, entelektüel tartışmalar yapabilecek ve fikir beyan edecek bir mecraya sahip olmak şöyle dursun, kadınlar her türlü bilgiyi ancak erkeklerin süzgecinden geçtikten sonra edinebiliyordu. Kendi sağlıklarını ilgilendiren konuları bile erkeklerin kurduğu gazetelerden, onların bakış açısından öğrenmek zorundalardı. Erkekler uzun yıllar boyunca, sigara dumanı altındaki odalarında ayaklarını uzatıp kadınlara gerçek dışı sağlık tavsiyeleri yazdı. Sağlam bir toplum için kadınların nasıl davranması gerektiğine dair nutuklar attı. “Özgürlüğe Pedallayan Kadınlar” yazısında alıntıladığım köşe yazılarındaki gibi, doktorlar sağlık köşelerinde hiç çekinmeden “bisiklete binmenin kadın sağlığına ve psikolojisine zararları” hakkında yazabiliyordu. Kadın sağlığı hakkında verilen yalan yanlış bilgiler ve doktorların gazetelerde yaydığı hurafeler bir yana, kadınların hayatındaki en ufak değişim, dünyanın tek basın organı olan ve erkeklerin tekelindeki gazeteler tarafından masaya yatırılıyordu.  Bu nedenle kadınların çıkarttığı gazeteler, kadınları sessizliğe mahkûm eden düzeni yıkan, diğer özgürlüklerin yolunu açan bir kırılma noktasıdır. ABD’nin ilk kadın gazetesi Lily’nin sloganı tam da bunu anlatıyor: “Lily aracılığıyla konuşan, nihayet, kadındır. Sesini duyurmak için halkın karşısına çıkmıştır.”

 

 

Özgürlüğe Pedallayan Kadınları yazarken Amelia Jenks Bloomer’ın öncülüğünde gerçekleşen kıyafet devrimi ve “Bloomers” pantolonlar hakkında birçok şey okudum. Pantolonları araştırırken Bloomer’ın aynı zamanda ABD’de kadınların çıkarttığı ilk gazetenin kurucusu olduğunu öğrendim.  Kadınların pantolon giydiğini gören erkekler yine gazeteler aracılığıyla bu “ahlaksızlığı” durdurmaya çalışmıştı.  Böylece, şimdilerde mirasını Washington Post’un devraldığı Lily Gazetesi’ne daha yakından bakmaya karar verdim.

 

Amelia Jenks Bloomer, 1818 yılında New York’a bağlı bir kasaba olan Homer’de doğmuş. Hayatı New York’un farklı kasabalarında geçmiş. Mütevazi bir aileye mensup; prestijli okullara gitme şansı olmamış. Birkaç yıl mahalle okuluna gitmesi dışında sistemli bir eğitim almadığını söyleyebiliriz. Sonraları öğretmen, yazar, editör ve bir gazete kurucusu olan Amelia Jenks, bulunduğu konumu bilgiye olan açlığına borçlu. 22 yaşındayken editör Dexter Bloomer ile evlenmiş. Evlilik için seçtiği yaş, 19. Yüzyılın başlarında yaşayan bir kadın için “evde kalmışlığın” bile ötesinde. Başa çıkmam gereken evlilik sorularıyla kıyaslayınca hem hayranlık duyuyorum hem de kendime soruyorum: Yüz yıl önce yaşasam bu kadınlar kadar cesur olabilir miydim?

 

Amelia Bloomer hakkında söylememiz gereken ilk şey, kıyafet devriminin belki de en önemli lideri olması. Korselerin ve ağır elbiselerin sağlığa zararlarını ve kısıtlayıcı doğasını fark ettikten sonra, kadınları yeni bir giyim tarzı benimsemeye teşvik ediyor. Şimdi Bloomers olarak adlandırılan pantolonlar, kadın hakları hareketindeki aktivistleri de temsil etmeye başlıyor bu dönemde.

 

 

Eşi Dexter Bloomer hakkında detaylı bilgi edinemesem de evliliklerinin sıra dışı olacağı daha nikah törenlerinden belliymiş. Nikahlarını kıyan presbiteryen papaz, yeminler okunurken Amelia’dan kocasına itaat etme sözü vermesini istememiş. Bu durum belki de törene katılan herkes için bir ilk. Biyografisinden yapılan alıntılarda, nikah törenlerinin epey sansasyon yarattığı söyleniyor. Dexter Bloomer’ın, Amelia’nın bir aktivist, yazar ve gazeteci olarak kendini geliştirmesi için çalıştığı yerlerde ona alan açtığını söyleyebiliriz. Gerçi iş kendi gazetesini kurmaya geldiğinde eşinin hevesini kaçırdığına ve pek destek olmadığına dair iddialara da rastladım.

 

Evlendikten sonra Dexter Bloomer’ın çıkarttığı Seneca County Courier gazetesinde birlikte yazmaya başlıyorlar. Bir süre sonra Seneca Fall kasabasının posta müdürü olan eşi, Amelia’yı vekili tayin ediyor.  Posta ofisindeki günlük işlerden sorumlu olan Amelia Bloomer yazarlığa da devam ediyor. Alkol karşıtı harekete destek veren yazar, bu konuda bilinç uyandırmayı hedefleyen Water Bucket isimli gazeteye yazılar yazıyor. Aşırı alkol kullanımının aile yapısına verdiği zarar, kadınlar ve çocukların istismar edilmesi ve aile içi şiddet Bloomer’ın Water Bucket için yazdığı önemli konular. Washington ve New England’da alkol karşıtı eylemlere katılıyor, konuşmalar yapıyor. Zaten Lily de 1849 yılında The Lily: A Ladies Journal Devoted to Temperance and Literature ismiyle, alkol karşıtı reformistlere de yer vermek amacıyla yayın hayatına başlıyor. Amelia Bloomer, Lily’yi kurma nedenini şöyle açıklıyor: “Yeni hakikatin gerçeklerini her kadına yayabilmek için bir araç gerekiyordu ve ben bunu yapmadan duramazdım. Lily, kadınlar için çıkarılan ve bildiğim kadarıyla bir kadının kurduğu ilk gazete. Bunu yapmak o günlerde benim için son derece alışılmışın dışındaydı.”

 

Lily, bir kadın tarafından kurulan ve bütünüyle kadınların hazırladığı ilk gazete. İlk yılında Amelia Bloomer gazetenin tüm yükünü tek başına sırtlanmış ve yazılar büyük oranda alkol karşıtı hareketle ilgili. Amelia Bloomer, tek başına bu işe girişirken ne kadar zorlandığını şöyle anlatıyor: “Bu işe başlarken yeterince hazırlıklı değildim. Ancak şartların zorluğu beni bu hale getirdi, verdiği güç devam ettirmemi sağladı.”

 

1850’de meşhur süfrajet Elizabeth Cady Stanton’la çalışmaya başladıktan sonra yazılar ağırlıklı olarak kadın hakları tartışmalarına kaymaya başlıyor. Oy ve mülkiyet hakkı, kıyafet reformu, çocuk velayeti gibi konularda yazılar yayımlanıyor.  Sunflower takma adıyla yazan Stanton’ın gelişiyle gazetenin mottosu: “Kadınların Faydasına Adanmıştır” olarak belirleniyor. Ayrıca Elizabeth Cady Stanton, ölene dek en iyi dostlarından biri olacak Susan B. Anthony ile Lily’de yazarken tanışıyor. İki aktivisti, kölelik karşıtı bir konferansta Amelia Bloomer tanıştırıyor ve hem Lily’de hem de sonrasında birlikte üretmeye devam ediyorlar.  Jane Grey Swisshelm de gazetenin önemli yazarlarından, kadın hakları ve kölelik tartışması hakkında yazıyor.

 

 

Dexter Bloom’un işi sebebiyle farklı eyaletlere taşınmalarına rağmen Amelia gazeteyi bir şekilde ayakta tutmayı başarıyor. Ancak Ohio’da kadın haklarından bahseden bir gazete çıkarmanın zorlukları yüzünden 1954’te Lily’i Mary Birdsal’a satıyor.  Yayın hayatı kısa sürmesine rağmen Lily; bir ilki gerçekleştirdiği, önemli süfrajetleri bir araya getirdiği ve daha sonra yayımlanacak gazetelere ilham verdiği için tarihte önemli bir yere sahip. Lily’den sonra kadınların çıkardığı gazete ve dergiler birbiri ardına gelmeye başlıyor. Editörlüğünü Paulina Wright Davis’in yaptığı The Una (1853-1855), Ann W. Spencer’ın ilk sayısı 1852’de basılan The Pioneer and Woman’s Advocate’i, Lydia Hasbrouck’un kıyafet reformunda önemli bir yeri olan yayını The Sibyl (1856-1864) ve belki de en radikal kadın gazetesi olan, Susan B. Anthony’nin 1868’de kurduğu The Revolution örnekler arasında sayılabilir.

 

Lily’nin yarattığı etkilerin son dalgası ise The Washington Post’un 2017’de hayata geçirdiği girişim olmuş. 161 yıl sonra Amelia Bloomers’ın mirasını devralan kadın editörler, tümüyle kadınlardan oluşan bir ekiple, feminist gündem haberleri yapıyor. Editör, internet sitesinde yeni Lily’nin misyonunu şöyle tanımlıyor:

“O günlerde alışılmışın dışındaydı. Tartışmalıydı. Kadınlar tarafından ve kadınlar için oluşturulmuş bir yayın. Hatta onlara adanmış. Bloomer ve ekibi ilkti. Ve bu konuda seslerini duyurdular. Bir Lily başyazısının dediği gibi, ‘Kadın haklarının tartışılmasının tam zamanı ve kadınlar bizzat bu çekişmeye katılmalı.’ Katıldılar da. Lily’nin sayfalarında köleliğe son vermeyi, bir kadının oy kullanma, mülk sahibi olma ve pantolon giyme hakkını savundular. Bugünlerde kadın yayınları o kadar da acayip değil. Umarım bizimki Bloomer’ı ve Lily’nin diğer kadınlarını memnun eder. Belki de bazılarımızın niteliklerini ve ilgi alanlarını görselerdi şaşırırlardı.”

 

2017 model Lily’i hem internet siteleri üzerinden takip edebilir hem de iki hafta bir gönderdikleri e-bültenlerine üye olabilirsiniz. Bir kadının 1849’da yaktığı meşalenin hala yandığını görmek belki size de umut verir.

 

 

 

Kaynaklar:

Bloomer, D.C. (1895). Life and Writings of Amelia Bloomer. Boston: Arena Publishing Company

https://www.thelily.com/about/

https://medium.com/the-lily/10-things-to-know-about-the-original-lily-and-its-founder-amelia-bloomer-7563bd7cb6bb

http://faculty.elmira.edu/dmaluso/loislane/lily/lily.html

https://www.britannica.com/biography/Amelia-Bloomer#ref668812

https://www.washingtonpost.com/pr/wp/2017/01/18/the-washington-post-announces-the-lily/

https://lib.ku.edu/databases/lily-temperance-and-feminist-newspaper-1849-1856

https://www.nps.gov/wori/learn/historyculture/amelia-bloomer.htm

 

 

Görsel Kaynakları:

Ana görsel ve 3. görsel 

Görsel 1

Görsel 4

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YDünyanın Kaderini Değiştirecek Şey Bir Simit Mi?
Dünyanın Kaderini Değiştirecek Şey Bir Simit Mi?

Kate Raworth'tan: Simit Ekonomisi: 21. Yüzyıl İktisatçısı Gibi Düşünmenin Yedi Yolu.

MEYDAN

YElinor Ostrom ve Müştereklerin Yönetimi: Herkese Ait Olan, Kimseye Ait Değildir 
Elinor Ostrom ve Müştereklerin Yönetimi: Herkese Ait Olan, Kimseye Ait Değildir 

Elinor Ostrom, suyun, toprağın, havanın mülk olarak görülmesine baştan karşı çıkıyor: “Herkese ait olan, kimseye ait değildir.”

KÜLTÜR

YMavi Bilet Üzerine: “Seçimler yalnızca yanılsamadır.”
Mavi Bilet Üzerine: “Seçimler yalnızca yanılsamadır.”

Biletli kadınların dünyasında hayallere, arzulara ve deneme yanılma yöntemine yer yok. 

KÜLTÜR

YFantastik Edebiyatın Babalarından Söz Etmeye Kısa Bir Mola: Edith Nesbit
Fantastik Edebiyatın Babalarından Söz Etmeye Kısa Bir Mola: Edith Nesbit

Babalar kuşağına kısa bir ara verip fantastik edebiyatın gelişimine katkıda bulunan ve Tolkien’den itibaren birçok yazara ilham olan Edith Nesbit’le tanışalım.

Bir de bunlar var

Dünyadaki Kremlerin En İyisi
Okuyucu Şikâyeti I: Beni Tahkire Ne Sebep Vardır?
19. Yüzyıldan Günümüze Delilik: Fatih Artvinli ile söyleşi – 2. Bölüm

Pin It on Pinterest