Yayalaştırma değil yağmalama projesi

MEYDAN

Taksim Yağmalama Projesi

Taksim için daha iyi bir proje istiyoruz bu yüzden Taksim için nöbetteyiz!

 

Dün Taksim Dayanışma’nın meydanda başlattığı nöbetteydik. Akamayan trafikte etraf araba ve otobüs kaynıyordu. Taksim Yayalaştırma Projesi canavarı için Harbiye’ye giden yol tamamen kapatılmış. Hatta bu kapatma işlemi sırasında insanlar çitlerin içerisinde mahsur kalmışlar. Metal ve suntadan hazırlanmış olan plakaların üstüne tırmanıp ya da suntaları kırarak çıkabilmişler, görüntüler bakarken yoruyor:

 

 

 

 

 

Sözde yayalar için yapılan bir projenin yapım aşamasında yayaların akıbetinin ne olacağının düşünülmemesi ve önümüzdeki aylarda çekeceğimiz çile oldukça aşina olduğumuz ama HİÇBİR ZAMAN kabullenmediğimiz ve kabullenmeyeceğimiz bir durum. Ya da? Yoksa? Bu yepyeni fit mi fit bir yaya projesi mi aklımızın ermediği? Meydanda beden eğitimi? Engelli koşu? Enerjini, nefesini boşa kullanacağına 2 engel atla vatandaş! Okuldan beridir uzak kaldın, göbek yaptın… Al sana kamu hizmeti!

 

Bakın yurtdışında, bilmem ne ülkesinde şöyle yapılıyor, bizde neden böyle değil, ile başlayan argümanları hiç sevmesem de şimdi bunlardan bir tanesini kurmanın vakti geldi. El alem mahallesini bırak, kendi evinin bahçesindeki bir ağacı kestirmek hatta budatmak için bile mahalleden ve gerekli mercilerden izin alırken, böyle önemli bir kamu alanının değiştirilmesi/dönüştürülmesi projesi için biz fanilerden ne bir fikir alınıyor ne de iyisiyle kötüsüyle bir tartışma ortamı yaratılıyor. Etraf kazmayı nereye çakacağını bilmeyen adam kaynıyor (gerçek manada, işçilere 5 dakika kulak verin).

 

Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi’nin 2010 senesinde Cemal Kafadar ile yaptığı bir röportajda (cilt 8 sayı 15), son zamanlar Haliç Metro Köprüsü Projesi dolayısıyla kamusal alan ile ilgili olarak yorumlarına daha sıkça rastladığımız tarihçi söyle diyor: ‘Soyut bir kamusal alan kavramsallaştırması hele Türkiye’de öyle saçma yerlere gitti ki…Türkiye’deki otoriter söylemin kamusal mıntıka demesi daha doğru olur diye düşünüyorum bazen.’ Kamusal mıntıka ne de harika bir laf, insan sayfalarca yazabilir, saatlerce konuşabilir, rap yapabilir üstüne. Bu arada Cemal Kafadar’ın geçen ay Tarih Vakfı’nda gerçekleşmiş olan İstanbul konuşmasının videosuna link vermeden geçmeyelim:

(1:16’dan itibaren sevgili 5harfliler için bir sürpriz de var, reklamın iyisini bulmuşken yapalım dedim.)

 

Üstelik bu mesele İstanbul sınırlarını aşan bir mesele, tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor. Biz bütün kavgalarımızı o meydanda vermedik mi? Bu kavgalar verilirken düşündüğünü savunmak için, demokratik hakkını kullanan, sesini duyurmak isteyen herkes bu meydana dökülmedi mi, burada gaz yeyip, dayak yiyip, öldürülmediler mi? Anne babalarımız kendi ve bizim geleceğimiz için burada yürümediler mi? Bu bir yayalaştırma projesi değil, bir yağmalama projesidir. Kazma öncelikli olarak kafamıza, kolektif hafızamıza iniyor.

 

 

Kapatılmış olan alan içerisinde, yani Taksim Gezi Parkı’nın Cumhuriyet Bulvarı’na bakan kenarında kalmış olan esnaf belediyeden tahliye yazıları almalarının üstüne sulh hukuk mahkemesine gitti. Sonunda tahliyenin durdurulması ve/veya iptali yönünde tedbir kararı alındı. Ancak İstanbul Belediyesi ya da müteahhidi Kalyon İnşaat bu mahkeme kararını yok sayarak restoranlarda, mağazalarda ve hatta devlete ait THY’nin Taksim bürosunda insanlar alışverişlerini yaparken, yemeklerini yerken, hatta yoldan geçenler Taksim’den Elmadağ’a doğru yürürken yolu çitlerle kapattılar. Yahu manyak mıyız biz evimize gideceğiz derken Tarlabaşı Bulvarı’nı dolanalım çünkü evimize giden yol bize hiçbir alternatif sunulmadan kapatılmış olsun? Deli miyiz biz dükkanımızı tahliye edelim kıçı kırık hukuksuz bir proje için? Aptal mıyız biz seneler evvel yıkılmış bir binayı yeniden inşa etmenin ‘hoş’ durabileceğini, AVM’lerin yetmediğini bir de meydanda alışveriş yapmanın ne de modern ne de şık olduğunu düşünecek kadar?

 

YOK YİİİAAAAAA!!!

 

Restorasyon maymunu olduk. Taksim meydanını kullanmıyor bile olsanız, görüntülere bakıp rahat uyuyamıyor olmanız lazım. Benim lanetim gelip de uyandıracağından değil. Dün Sulukule’ydi, çingeneler diye doğru düzgün kimse sesini çıkarmamıştı. Sıra hepimize gelecek diye bağırmıştı o zamanlar bu zamanları görebilenler (çingene meselesine değinirlerse hiçbir şey elde edemeyeceğini bilen boynu bükük aktivistler).

İşte kabus gibi geldi. Bu bir TACİZDİR. İstemediğim tiksindiğim bir eli bacağımda mememde hissetmek gibi bir şey. Taksim Dayanışması, İstanbul Dayanışması adına ne derseniz deyin, tartışamadığımız, isteklerimizi beyan edemediğimiz diktatöryal projelere karşı sesimiz çıksın. Dileyen varsa eline kağıdı kalemi pergeli cetveli alsın proje çizsin. Ne kadar çok proje o kadar iyi. Fikirlerimiz ve önerilerimiz bol olursa, Ağaoğlu’nun o unutulmaz maslak 1453 reklam filmindeki gibi kimse bizi yere saçamaz. Demişken Işıl Eğrikavuk’un SPOT Üretim Fonu’yla hazırladığı Dönüşüm Muhteşem Olacak performansına bir göz atın!

 

Keops piramidini Taksim’e getirelim!

 

Son olarak (bombardıman oldu biraz biliyorum ama çok doluyum) dün gördüğüm ve şaka yapıyorlar herhalde diye izlediğim bir reklam filmini paylaşmak istiyorum. Eski evleri alıp rezidans yapacaklarını söyleyen konut sanatının ustalarından mesaj:
Fadime ben seni kente dönüştürecoğum geliyor siz sevgili 5harfli izleyiciler için şimdi.

 


Taksim Dayanışması, hergün saat 18.00 ile 21.00 arası Taksim meydana bizleri nöbete çağırıyor. Haydın!

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YAm
Am

"Bana insanlığımı geri veren hazzım, dünyanın yarasını sağaltan, beni neşeye geri ören..."

MEYDAN

YYarasından Doğan Bir Hareketin Koynunda
Yarasından Doğan Bir Hareketin Koynunda

Feminist hareketin gücünün kırıklarımızda, yarıklarımızda, damar damar bin yoldan akıyor oluşumuzda köklendiğini unutmayalım.

TARİH

Y18. Yüzyıldan Bir Resimde Ankaralı Kadınların Peşinde
18. Yüzyıldan Bir Resimde Ankaralı Kadınların Peşinde

Tarihsel anlatılar içinde sarayla harem dışında ve Oryantalist tipolojilerden bağımsız olarak hayal etmekte güçlük çektiğimiz kadınları, bu resim sayesinde, Ankara’da gündelik hayatın içinde, işinde gücünde, kanlı canlı resmedebiliyoruz.

KÜLTÜR

YAğzımızın Tadını Save Etmek Mümkün Mü?
Ağzımızın Tadını Save Etmek Mümkün Mü?

Gıdalarımıza eklenen aromalar nasıl yapılıyor? Bu alanda ne tür araştırmalar yapılıyor? Bir aroma firmasında çalışan Ezgi ile konuştuk.

Bir de bunlar var

Onur Haftası Doludizgin Devam Ediyor!
Bir Müslüman Veet Reklamında Ne Görür?
“O eski yanlışın bir güzelliği çirkinliğe dönüştürmesi, bunun hiçbir yararı olmaması, doğal mı?”

Send this to friend