Kadın ve erkekliği müesseseye dönüştürür, bunu bir de doğal olan budur, diye sunarsanız burada vahamet içinde boğuluruz hep beraber.

MEYDAN

KÜLTÜR

Türkçe Dilinize Batmasın (Battı)

Türk Dil Kurumu’nun websitesinden uzun zamandır faydalanıyorum. Her seferinde de ne kadar eksik olduğundan, bazı kelime veya kelime öbeklerini kale bile almadığından, tanımların etraflıca ele alınmamasından ve iyi ifade edilmediğinden yakınıyorum. Hele de eski kelimeler söz konusu olduğunda iyice zorlanıyor TDK motoru, fena sesler çıkartıyor, dumana boğuluyor. Eş ve zıt anlamlı kelimeler bölümü ise…fecaat.

 

Geçenlerde bir internet sayfasında TDK’nın bazı kelime tanımlarıyla ilgili haklı bir serzeniş vardı. Bunlar tabii ki cinsiyet ve ırk meselelerini kapsayan terimlerdi. Ben birincisini ele almak istiyorum, yoksa konu acayip geniş. Üstelik farklı dillerdeki karşılaştırmalara da girilirse deniz derya…

 

TDK diyor ki:

 

kadın
isim
1. isim Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen
“Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar veya erkekler görmek isterler.” – A. Ş. Hisar
2. sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan
3. Hizmetçi bayan
4. Bayan

 

Akabinde ‘kadınlık’ kelimesine bakıyoruz:
kadınlık -ğı
isim
1. isim Kadın olma durumu
“Onun kadınlığına saygı gösterdim.”
2. Kadının gerekli erdem ve nitelikleri taşıması durumu
“Kendisinden uzak duran kadın şimdi ona sokuluyor, kadınlığının bütün silahlarını birbiri arkasından tecrübe ediyordu.” – A. H. Tanpınar
3. Dişiliğin özelliklerini kullanma durumu
“O, sonra kadınlığını ispat eder, parasını geri alır.” – B. Felek

 

E bravo! Toplum içinde belli kelimelerin farklı anlamları olduğu ve bunların bazılarının hoşumuza gitmeyecek anlamlar olduğu doğru. Fakat bir sözlük bunları onaylar biçimde bir tarafsızlıkla vermemelidir. Edebiyattan seçtiği örnekler fi tarihinden kalma cinsiyetçi söylemler içermemelidir. Bir kelimenin herhangi bir anlamı bir ırkı, dini, cinsiyeti vs. aşağılıyorsa, bu anlamın en azından hakaretamiz olduğu bilgisiyle/ibaresiyle paylaşılıyor olması gerekir. Bunun örnekleri İngilizce sözlüklerde var mesela. Eğer TDK bunu yapamıyorsa da o zaman sözlük olmamalıdır. (Gitsin kötü akademik kitaplar yazsın mesela.)

 

Örneğin 3. maddede olduğu gibi ‘Perşembe eve kadın geliyor’ kullanımı vardır. Ancak bunu kadın kelimesinin ‘hizmetçi bayan’ demek olduğu şeklinde verirsen, bambaşka anlamlara açarsın. Hem daha iyi anlatıma hem de örneklemeye muhtaç bu tanım TDK için yüz kızartıcı bir örnektir.

 

erkek -ği
isim
1. isim Yetişkin adam, bay, er kişi
“Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar.” – R. N. Güntekin
2. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı
“Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler.” – T. Buğra
3. Koca
“Kadın erkeğini uğurladı.”
4. biyoloji Sperma oluşturan organizma
5. sıfat Sözüne güvenilir, mert
6. sıfat Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı
7. sıfat Sert, kolay bükülmez
“Erkek demir, erkek bakır.”

 

erkeklik -ği
isim
1. isim Erkek olma durumu
2. Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik
“Ondan usanmak, onunla didişmemek erkekliğin şanından mıydı?” – S. F. Abasıyanık
3. Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü

erkek koyun kasap dükkânına yaraşır

“miskin erkek, yaşamaya layık değildir” anlamında kullanılan bir söz

 

Yazık bu erkeklere yahu! Miskin erkek yaşamaya layık değildir diye bir atasözü var! Nası yani?! Asıp keselim hep! Kadın namuslu olacak, erkeğin gözü yaşlı olmayacak, çünkü efem erkeğin fizyolojik özellikleri sadece ve sadece 1 tanesini kapsıyor o da ‘erkeklik’ kelimesinin 3. anlamında ortaya konmuş olduğu gibi iktidarlı olmaya bakıyor. Nitekim, kaldırabilen erkeğim diye dolanıyor. Erkeğim diyen aynı zamanda mert ve de bükülmez ve de sert ve de dürüst oluyor. Pes! Bu ütopik? erkek çerçevesinde barınmak için hayat boyu çabala dur sen. Çünkü tersi çok fena; miskin adamı kasapta, kasap amcalar kesiyorlar.

 

Erkeklik kaldırabilmekse, kadınlık yani ‘dişiliğini kullanmak’ da apaçık söylenmiyor ama cilveleşme, kuyruk sallama, belli tür bakış, yürüyüş gibi daha muğlak özellikleri kapsayan bir kavram oluveriyor. (TDK’nın cümle içinde kullanınız bölümlerinde kullandığı örneklerde görülüyor bu.) Üstelik bunlar genelde kurnazlık olarak tarif ediliyor. Erkek kaldırınca fizyolojik görevini yerine getirmiş oluyor, kadın da doğası gereği kurnazlık edip akılları baştan alıyor.

 

Kadın’ın kaidesi olan analık belli erdemleri ve becerileri gerektiriyor/içeriyor. Tam emin değiliz bunların ne olduğundan, varsayıyoruz. Muğlak bir kesinlik var yine. Kırmızı çizgiye basarsanız borazanları öttürürüz ne de olsa, o zaman anlarsınız sınırları ve bu kelimenin anlamını…

 

Neyse bunlar bildiğimiz eski hikayeler, uzatmaya gerek yok. Ancak bir devletin dil kurumunun sözlüğünde bu tarz tanımlamalar olması DEHŞET VERİCİ. Kadın ve erkek haklarını savunmak kanun düzenlemelerinden çok daha öte, çok boyutlu araştırmayı, kültürün her alanına bakmayı gerektiren, lazım gelen uygulamaları hakkıyla yerine getirmekten geçiyor. Dil gibi meşakkatli, toplumların dere yatağını oluşturan, yok olanı var eden bir konuda gerekli hassasiyetlerin gösterilmemesi şu noktada cehalet ya da imkansızlıkla açıklanamaz.

 

Açıp baktım, ‘ırk’ ve ‘ırkçılık’ nasıl ele alınmış diye. Irkı zaten hep varolan doğal bir olguymuş gibi ele alıyor. Belli bir ırka mensup olmayı doğal ama ırkçılık etmeyi kötü niyetli olarak anlatıyor. Halbuki ırk denen kavramın bir tarihi vardır, oldukça yeni olduğunu da söyleyebiliriz sanırım. Irkçılığın önüne geçilmesi de ancak ırk olgusunun tarihselleştirilmesi ve baştan sorgulanmasıyla olacak bir iştir. Aynı durum toplumsal cinsiyet rolleri için de geçerli işte. Kadın ve erkekliği müesseseye dönüştürüyor, bunu bir de ‘doğal olan budur’ diye sunuyorsanız sözlük işinden pek bir şey anlamamışsınız demek değil midir?

 

Not 1:Kadın sözcüğünün geçtiği yemek ve çiçek isimlerine ayrı bir bölüm ayırmamız gerekecek. Hatta bir yemek şöleni mi düzenlesek bunları konuşmak için? Mesela önden kadınbudu servis edip ardından gerçek kadın budunun tadına baksak…

 

Not 2: Cihan Aktaş’ın Bacı’dan Bayan’a isimli bu iki kelimenin evrimine bakarak kadının kamusal alandaki yerini tartışan aydınlık bir kitabı var. Bu iki kelimeye yüklenen bir dünya anlam üzerinden başlayarak sosyalleşmeye çalıştığımız alanların iyi bir analizi. Bir bakmak gerek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YAm
Am

"Bana insanlığımı geri veren hazzım, dünyanın yarasını sağaltan, beni neşeye geri ören..."

MEYDAN

YYarasından Doğan Bir Hareketin Koynunda
Yarasından Doğan Bir Hareketin Koynunda

Feminist hareketin gücünün kırıklarımızda, yarıklarımızda, damar damar bin yoldan akıyor oluşumuzda köklendiğini unutmayalım.

TARİH

Y18. Yüzyıldan Bir Resimde Ankaralı Kadınların Peşinde
18. Yüzyıldan Bir Resimde Ankaralı Kadınların Peşinde

Tarihsel anlatılar içinde sarayla harem dışında ve Oryantalist tipolojilerden bağımsız olarak hayal etmekte güçlük çektiğimiz kadınları, bu resim sayesinde, Ankara’da gündelik hayatın içinde, işinde gücünde, kanlı canlı resmedebiliyoruz.

KÜLTÜR

YAğzımızın Tadını Save Etmek Mümkün Mü?
Ağzımızın Tadını Save Etmek Mümkün Mü?

Gıdalarımıza eklenen aromalar nasıl yapılıyor? Bu alanda ne tür araştırmalar yapılıyor? Bir aroma firmasında çalışan Ezgi ile konuştuk.

Bir de bunlar var

Başörtülü Bülent Ersoy ve Müslüman LGBTI Varoluş
Devlet Hastanesinde Narkozsuz Kürtaj Dehşeti
Dünya Organik Kongresi Amuda Kalkarak Başladı!

Send this to friend