‘Bir köye yerleşmek isteyenler’ nesline, neslimize, biraz ilham, bir-iki fikir, birkaç uyarı...

ECİNNİLİK

Şehirden Köye: Belirsizlikten Korkmuyor

 

Alen, İstanbul’daki hayatını bırakıp toprağa yakın olacağı bir yere taşınmaya çalışıyor. Birkaç yıldır. Araştırıyor, deniyor… Şimdi hayali gerçekleşmek üzere. ‘Bir köye yerleşmek isteyenler’ nesline, neslimize, biraz ilham, bir-iki fikir, birkaç uyarı…

 

 

Bugünlerde neler yapıyorsun Alen?

Alen Mevlat: Edremit’teki bir aile çiftliğinde, İdamera’da, ev yapıyoruz.

 

Nasıl bir yer orası?

Bu çiftlik, zeytinyağı ve peynir üretiyor. Mera hayvancılığı yapıyor, hayvanlarını kendi yetiştirdiği otlarla besliyor.

 

Neden gittin oraya?

İşten ayrılmaya karar verdikten sonra aile çiftliklerini gezmek, böyle bir yerde deneyim kazanmak, sonra belki kendi çiftliğimi kurmak istiyordum. Ticari olmasa da kendi kendime yeten bir gıda üretim sistemi oluşturabilir miyim diye düşünüyordum.

 

Neden?

Çocukluktan beri toprakla haşır neşir olmayı seviyorum. Kendi sebzemi meyvemi yetiştirmek bana mutluluk veriyor. Bir de işin temiz ve iyi gıdaya erişme kısmı var.

 

 

Toprağa yakın yaşamaya ne zaman karar verdin?

Aslında bu fikir, üniversiteden beri aklımda. Mezun olduktan sonra, bir arkadaşımla birlikte Gökçeada’da on günlük bir gezi yapmıştık. O zamanlardan beri.

 

Bu maceraya atılmadan önce ne iş yapıyordun?

Aslında kimyagerim ama 15 yıl boyunca satış-pazarlama alanında çalıştım.

 

İşinin neyini sevmiyordun?

Bir yerden sonra benim için sadece para kazanma aracına dönüştü. Aslında çok rahattı. Evden çalışıyordum. İstanbul trafiğine karışmıyordum. Sürekli bir sürü müşteriyi gezmem gerekmiyordu. Oturduğun yerden para kazanıyorsun gibi bir durum vardı. Ama çok sıkılıyordum. Ruhsuz, kendinden bir şey katamayacağın bir işti. Ben de başka şeyler yapıyordum. Kaktüs yetiştiriyordum, bol bol okuyordum, geziyordum. Yine de hiçbir şeye yoğunlaşamıyordum. 2012-13’ten beri işi bırakmayı düşünüyordum. 2015’te, 41 yaşında bıraktım.

 

Planın neydi?

Önümde iki seçenek vardı. On yıl daha çalışıp, sonra bir yer alıp çiftlik kurabilirdim. Fakat bu bana biraz emekli hayatı gibi geldi. Böyle bir şeyi değil, ciddi üretim yapan bir çiftliği deneyimlemek istedim. İçinde hayvanlar olan, tarım yapılan bir çiftlik. Buğday Derneği’nin yürüttüğü TaTuTa projesi var. O proje kapsamında çiftlikleri gezeyim, dedim. Bu işi yapan ailelerden fikir alayım, çiftlik kuracağım yeri belirleyeyim…

 

Edremit’te karar kılmadan önce kaç yer gördün?

Yalova’daki bir çiftlikte çok az kaldım, Bayramiç’teki bir çiftlikte toplam 10 gün falan kaldım. Bu arada, Doğa Derneği’nin bir parçası olan Doğa Okulu’nun kurslarına gidip geldim.

 

 

Ve Edremit’e yakın bir yerde daha ayrıntılı bir arayışa giriştin.

Ayvalık’ta bir ev kiraladım. Bir iki köyü gezdim, birkaç emlakçıyla konuştum. Fiyatlar beklentilerimizin çok üstündeydi. Bu arada, orada sıkılıyordum. Zaman zaman Edremit’teki İdamera’nın sahibi Ferit Uzunoğlu ile haberleşiyorduk. Onlara çiftliklerinde yardım ediyordum. Yaklaşık bir yıl geçti. Kaldığım yer çok soğuk ve nemliydi. 2016 Şubat’ında zatürre başlangıcı geçirdim. Ferit, “Gel, bizde kal, sana bir çorba yapalım bari” dedi. Onlara gidip orada kaldım. Eşim de öğretmen, yarı yıl tatilinde o da geldi. Ferit, “Sizle çok iyi anlaşıyoruz, gelin, arazinin istediğiniz yerinde size bir ev yapalım, burada kalın. Bu arada isterseniz başka arazi de bakarsınız” dedi.

 

Siz ne dediniz?

Açıkçası çok sevindik. Ben çok mutlu oldum. Bir kere ben bu işi tek başıma yapamayacağıma kanaat getirmiştim zaten. İkincisi, orası çok iyi bir okuldu. Ferit ve eşi Gudrun Wagner, Avusturya’da ziraat okumuşlar. Ayrıca, Ferit’in ailesi de bu işleri yapıyormuş. İşin hem tekniğini hem de yerel kadim yöntemleri iyi biliyorlardı yani.

 

Şimdi ev yapılıyor…

Evet. Ferit’in aklında bir yer vardı. Bir çam var, onun altı. Ben de çok beğendim orayı. Tamam, dedik, buraya yapalım. 2016 Mart’ında başladık. Biz, şuradan şu zeytini görelim, şuradan şu ağacı görelim diye hayal ettik. Mimar bir arkadaşımız, hiç ağaç kesmeden, ağaçların arasına oturacak kadar bir ev çizdi. Yaz sonu gibi temeli attık. Evi olabildiğince kendimiz yapalım, dedik.

 

Neden?

Hem keyif almak hem de maliyeti düşük tutmak için. Ferit’in bilgisi ve yeteneği de var bu konuda. Bir yıl kadar inşaat okumuş. Bu arada altyapıyı da geliştirdik. Bu yıl Ocak sonu gibi duvarları örmeyi bitirdik. Şimdi çatı yapılıyor.

 

Çevrendeki insanlar bu maceraya ne diyor?

Benim için işin en sıkıntılı ve zor yanı buydu. “Abuk subuk işler yapıyorsun” diyenler, “Ben anlayamıyorum” diyenler oldu. Annem hala böyle bir şeyi kabullenemiyor, mesela. ‘Bunca sene okudun, çalıştın, para kazandın, şimdi ne yaptığın belli değil’ şeklinde yaklaşıyor. İnsanlar çok kalıp ve net cevaplar arıyorlar. “Kaç dönüm arazi almak istiyorsun? Kaç zeytin var? Kaç kilo zeytinyağı çıkacak? Zaytinyağını kaçtan satmak istiyorsun?” Fizibilite istiyorlar. ‘Business plan’ istiyorlar.

 

Sen böyle bir şey yapabilecek durumda mısın?

Hayır. Sadece şu var: ben işten ayrılınca iki maaştan tek maaşa düştük. Tek maaş bize fazlasıyla yetiyordu, ekonomik bir sıkıntımız yoktu, bu süreci devam ettirecek lüksümüz vardı. Ama hayatımızı çok küçülttük, tabii. Kirada, daha büyük bir evde oturuyorduk. Eşimin babaannesinin küçük bir evi vardı, oraya taşındık. Tüketimi ciddi oranda azalttık.

 

Peki belirsizlik seni korkutmuyor mu?

Korkutmuyor. Çünkü yaşadığım ortamda çok mutluyum ve huzurluyum. Sırtım dağa dönük, doğanın içindeyim. Ama az ama çok bir üretimin parçasıyım. Artık daha da kararlıyım. Buraya yerleşmek istiyorum.

 

Ferit ile birlikte şirket mi kurdunuz?

Hayır. Burası bir aile çiftliği, şirket mantığıyla işlemiyor.

 

Ama birşeyler satacaksınız…

Zaten şu anda da satılıyor. Bir e-mail listesi üzerinden, ‘kutuculuk’ deniyor ya, aile çiftlikleri kutular gönderiyor… Fısıltı gazetesiyle yayılıyor. Orada nasıl bir tarım yapıyoruz, nelere dikkat ediyoruz, bunları bire bir anlatmak istiyoruz çünkü.

 

 

Sen şimdi temelli taşınacaksın, öyle mi?

Evet, çiftlikte Feritlerle birlikte yaşadığımız evden yeni yapılan eve taşınacağım. Eşim bir yıl daha gidip gelecek. Her şey tahmin ettiğimiz gibi olursa önümüzdeki yılın sonunda işinden bir yıllık ücretsiz izin alacak. Benim deneyimlediğim süreçleri o da yaşayacak. Gerçekten orada birşeyler yapmak ister mi yoksa gidip gelmelerle mi idare edecek, kararını verecek. Onu da zamana bırakıyoruz.

 

Yeni hayatından neler bekliyorsun?

Son iki seneki hayatımdam çok farklı olmayacak. Üç kişi iki senedir aynı evde yaşıyoruz zaten. Her şeyi beraber yapıyoruz. Belki ben evimde kahvaltı edeceğim ama bahçeye beraber çıkacağız, oraya buraya beraber gideceğiz. Eşim de gelirse daha uzun süre orada kalacağız.

 

İstanbul’daki hayatınla çiftlikteki hayatın arasında nasıl farklar var?

En başta sağlık. Daha zinde, daha güçlü hissediyorum kendimi. Mide ve bağırsak sıkıntıları çekiyordum. Hazımsızlık sorunum vardı. Yavaş yavaş ortadan kalktı. Tamamıyla. Mevsim dönümlerinde sıcak-soğuk değişimlerine hassasiyetim var zannediyordum, meğer yokmuş. Uyuyamıyordum, hep bir huzursuzluk vardı içimde, şimdi daha huzurluyum.

 

Böyle hayalleri olanlara tavsiyen var mı?

Bu işe tek başına kalkışmasınlar. Ya bir arkadaş grubu olarak yola çıksınlar ya da kurulu bir düzene eklemlenmeye çalışsınlar. Birbirlerinden güç alsınlar.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YHA!
HA!

Ben her gecenin eşsiz olmasını isterim. Bunun için de sanatçıların kendilerini özgür hissetmesi gerekir.

SANAT

YÇürümeye karşı ‘jogging’
Çürümeye karşı ‘jogging’

Lübnanlı aktivist oyuncu Hanane Hajj Ali''nin tek kişilik gösterisi A Corner in the World'de.

SANAT

YAnne/kız yarasına merhem niyetine
Anne/kız yarasına merhem niyetine

Belçikalı sanatçı Sachli Gholamalizad’dan "Konuşmak İçin Bir Sebep"

SANAT

YPerformans sevenleri Bomonti’ye alalım!
Performans sevenleri Bomonti’ye alalım!

Sahne sanatları festivali A Corner in the World 2 Mayıs’ta başlıyor.

Bir de bunlar var

Bugün Hieronymus Bosch İçin Ne Yaptınız?
Utanıyorum ama Hakan Ural
Hayali Kadın Kahramanlar Ansiklopedisi: Sultan

Send this to friend