Facebook Twitter Email Facebook Twitter Google+ Pinterest LinkedIn Digg Del StumbleUpon Tumblr VKontakte Print Email Flattr Reddit Buffer Love This Weibo Pocket Xing Odnoklassniki ManageWP.org WhatsApp Meneame Blogger Amazon Yahoo Mail Gmail AOL Newsvine HackerNews Evernote MySpace Mail.ru Viadeo Line Flipboard Comments Yummly SMS Viber Telegram Subscribe Skype Facebook Messenger Kakao LiveJournal xNe zamandır magazin […]

KÜLTÜR

Seda Sayan Dövdü, Ben Niye Dövmeyeyim Dedim

Ne zamandır magazin haberine denk gelmemişim, kötü olay anlatırken haber metnine yedirilmeyen samimi sentaks mucizesini unutmuşum. Oysa Ankaralı Namık (kim?) uçakta Erol Köse (kiiim?) ve isimsiz bir adet kadını (ha tamam onu çıkarttım, tanıyorum) nasıl tokatladığını ne kadar güzel anlatmış… Cumhuriyet’in bu gizeme ışık tutan haberi şöyle:

 

 

Screen shot 2014-05-09 at 9.35.31 PM

(“Kendisiyle tanışmak istemeyen Köse’yi tokatladı” –> Artık bi meraba meraba noktasına gelinmiştir ama di mi)

 

Öncelikle, ve bunu ne beylik ne komiklik diye söylüyorum, şiddet ve özellikle uçakta insan dövmek çok yanlış bir hareket. (Peki bunun küçük ünlülerin başına daha sık geldiğine dair bir istatistik var mı? Nedense böyle bir hissim var) Ama ne yalan söyleyeyim, haberin metnine katıla katıla güldüm. Sebebine bu haftanın gündemi deyin, kader kurbanı kadın katilinin televizyonda eş aramasının getirdiği ekstra sinir bozukluğu deyin, saf ayılık deyin… Ama bir yandan hadiseye de bakın. Yani o uçakta yolculara verilen eksi elli derece donmuş fıstık paketi olmak vardı ki bu yaşanan saçmalığı, bu eril tokat ve özür ekonomisini birinci elden görecektim. Orada neler oldu? Neden böyle oldu? Orada malesef edilememiş bir çıkma teklifi mi vardı?

 

Yani bir şöhret düşünün, arkasından “Seda Sayan dövmüştü, ben de yapabilirim” tarzında kendine inanmalı, güvenmeli bir dayak ihtimali getiriyor. Bir şöhret düşünün, radikal sanatçı kişiliğiniz on bin fitte düdüklü tencere etkisi yapıyor. Ve bir şöhret düşünün ki (ilkokul şiiri tarzında yutkunuyorum) egolar çarpışması yanındaki isimsiz kadınlara da patlıyor. Kaybedilen asalet gene dövülen kadına özür paydasında bulunuyor, torunlara anlatılacak bir hikaye çıkıyor ortaya. (“Sonra koca kurt dönüp sansara “kadından bir özür dile” demiiiiiş” *kitabı kapatıyor*) Aslında ilk ve son düşündüğüm şu, bu kadar lafı da bunu not düşmek için ettim: Uçakta Erol Köse’nin yanında bulunan ve o gün şiddet gören kadınla röportaj yapmak için neler vermezdim. Bulutlararası doktor Erol Köse’nin de, 38F’de sinsi sinsi tokat planı yapan Ankaralı Namık’ın da hikayesi o kadında saklı.

 

Ama bizimle konuşmaz ki.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YRöportaj: Deodorantımız Bizi Öldürmeye Mi Çalışıyor?
Röportaj: Deodorantımız Bizi Öldürmeye Mi Çalışıyor?

Son zamanlarda davranışları öyle tuhaf ki... Sanki bir şeyler planlıyor gibi. Deodorantların bilinen ve bilinmeyen niyetlerini Aysu Uygur'a sordum.

ECİNNİLİK

YKız Patron Mitingi’ne Davetlisiniz
Kız Patron Mitingi’ne Davetlisiniz

Kız Patron Mitingi'nde olmayı ve almayı istediğiniz her şey var ancak orada ne bok yediğinize dair tek bir ipucu yok

Bir de bunlar var

“Atmayın Arkadaşlar”
Çevreye Verdiğimiz Rahatsızlıktan Dolayı Özür Mü Dileyelim?
Laverne Cox Time’ın kapağında!

Send this to friend