Dinim ve ailem saçımın görünmesini yasaklıyor, devletim saçımı görmeyi eğitim almam için zorunlu tutuyordu.

MEYDAN

Saçımın Teli

Netflix’de Nappily Ever After adlı bir film izledim. Film, başkahramanı olan siyahi Violet’in saçı ile olan bağlantısı etrafında dolaşıyor. 8 senedir ABD’de yaşıyorum ve siyahların bu sistemde ve toplumda çektiklerine her gün tanık oluyorum. En yaygın ve yerleşik ayrımcılıklardan biri siyahların saçlarının beyazlar tarafından bir sorun olarak görülmesi. ‘Nappy’ bebek bezi anlamına gelen fakat ABD’de siyahilerin kıvır kıvır, düzensiz saçlarını küçümsemek için de kullanılan bir kelime. Siyahlar doğal saçlarını düzleştirmek, görece düzenli şekle getirmek için her gün uğraşıyorlar. Saçlarının düzeni iş görüşmelerinde nasıl karşılandıklarından, askeriyedeki kurallara kadar her yerde karşılarına çıkıyor. Biz lisede örgü yaptırıyorlar diye kızardık, ama en azından kurallar herkese eşit uygulanıyordu. ABD’de bu kurallar sadece siyahi saçları gözden uzaklaştırmak için uygulanıyor.

 

(Aşağıda spoiler var!)

 

Beni bu filmde en çok etkileyen sahne Violet’in saçlarını kazıma sahnesi oldu. Tabii ki siyahların deneyimlerini hiçbir zaman birinci elden anlayamam. Ama benim de saçlarım ile dolaşık bir tarihim var. Müslüman bir ailede yetiştim. Adet olmaya başladıktan sonra başımı kapattım. Saçın yeri kadınlar için İslam’da çok özel. Mahrem. En yakın akrabalarınızdan başkasının görmemesi gerekiyor. Ama tabi ben başörtüsü kullanırken Türkiye’de zamanlar farklı. Başörtüsü kamu ortamlarında yasak. Kamu ortamı nedir diye sürekli tartışılıyor. Beni etkileyen en önemli kamu ortamı okul. Okula giderken saçlarım gizli ama okulda göstermek zorundayım. Üniversite için özel bir okul olan Bilkent’e gidiyorum, ama özel mözel fark etmiyor. Orda da saçımı sınıfta göstermem lazım. Yoksa derse giremiyorum. En azından kampüs içinde başörtüsü kullanabiliyorum, bazı üniversitelerde kampüse girerken saçınızı göstermeniz gerek. Ama bu akrabalarımı tatmin etmiyor, benim için yas tutuyorlar.

 

Bir örtülü bir açık sürekli saçlarımın anlamını düşünmek zorundayım. Dinim ve ailem saçımın görünmesini yasaklıyor, devletim saçımı görmeyi eğitim almam için zorunlu tutuyor. Bu ikilem arasında git gel git gel sonunda üniversitenin ikinci senesinde gidiyorum kafamı kazıtıyorum. Açıkçası bunu yaptığımda V For Vendetta filmindeki Natalie Portman’a benzeyeceğimi düşünüyorum ama gerçekte Gollum’a yakın bir şey çıkıyor ortaya.

 

V for Seyda

 

Anladım ki saç olmayınca kafatasım baya yamuk yumuk bir şey. Saçlarımdan kurtulunca ferahlayacağım sanmıştım, nafileymiş. Çünkü Violet’in aksine kendime güvenip gerçek hislerimi açıklayamıyorum. ‘Saçıma odaklanmayın, beni insan olarak görün’ diyemiyorum. ‘Merak ettim, yaptım’ diyorum soranlara, bandana takıyorum kafatasımı saklamak için.

 

Başörtüsü, çarşaf vs sürekli gündemimizde olan konular. Herkesin çok derin duyguları, güçlü fikirleri var. Kadın hakları ve eşitliği İslam’da tartışılması gereken ve de tartışılan konular. (5Harfliler’de de çok güzel yazılar yayınlandı bu konu hakkında.) Benim bu yazıda söylemek istediklerim kendi deneyimimden yola çıkıyor sadece. Benim için Türkiye’nin laikliği de en az İslam kadar cinsiyetçiydi. Başörtüsü kuralları hükümet binalarında dini simgelere izin vermemek için getirilmişti ama bunların kadınları erkeklerden daha çok etkilediği bir gerçekti. Bunun yanında kıyafet kuralları da vardı güya okullarda, mesela şapka takmak yasaktı. Ama eğer ben saçlarımı tamamen kapatan bir şapka taksam sınıfa almayan profesörler beyzbol şapkası takan bir erkeğe ses çıkarmazlardı.

 

Yıllarca hem örtülü hem saçlarını boyatan ablamın, başı açık olan insanların ‘Aman kim görecek?’ sorularına ‘Kendim için yapıyorum’ diye cevap vermesinin anlamını çözmeye çalıştım. Saçlarımın varlığı gerçekten benim için olan bir şey miydi? Saçlarıma iliştirilen bu önem, bir yerden sonra beni de etkiledi: saçlarım demek ki beni ben yapan, bazen güzel bazen çirkin, bazen istenen bazen istenmeyen yapan bir şeydi. Hep dolu dolu, biraz dalgalı bir saçım olsun istedim. Çünkü eğer görülecek olsa en azından güzel olsundu. Ne yazık ki bu yaştan sonra saçlarım o yönde değişecek değil. Ama en azından saçlarımın kontrolünü kendi elime aldım yıllar önce. Artık başörtüsü takmıyorum. Ne kendi yaşamımla ilgili daha çok şey söylemek ne de başörtüsü yanlış mı doğru mu tartışması yapmak istiyorum. Arkasında durduğum tek fikir var: Bırakın kadınlar saçlarıyla ne isterlerse yapsınlar. İster saklasınlar, ister kazıtsınlar, ister örsünler, ister boyatsınlar.

 

Yalnız kazıtma işine gerçekçi beklentilerle girmekte yarar var. Sonra demedi olmasın!

 
 
 

Görsel: Nappily Ever After.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YParçacık Fizikçilerin Cinsiyetçiliğe Karşı Ayaklanması
Parçacık Fizikçilerin Cinsiyetçiliğe Karşı Ayaklanması

Bilimde cinsiyetçiliğe karşı şimdi de Adalet için Parçacıklar! Parçacık fizikçilerin mücadelesi

KÜLTÜR

YBilim Kadınları Elime Mum Diksin!
Bilim Kadınları Elime Mum Diksin!

Bilimde kadınları nasıl daha görünür kılabiliriz?

TARİH

YYontma Taş Devri’nde Dişi Bedenler Kimin Gözünden Yontuluyordu?
Yontma Taş Devri’nde Dişi Bedenler Kimin Gözünden Yontuluyordu?

Vücutlarının orantısızlığıyla aklımızda yer etmiş 20 bin yıl evvelden kalma Venüs figürlerini, kendilerini görmeye çalışan kadınlar mı yontuyordu?

Bir de bunlar var

Kadınınız Top Oldu
Lamekan: Metalaşan Kentin Çöküşü
Kurtarılmış Otonom Seksek Bölgesi

Send this to friend