Bilimde cinsiyetçiliğe karşı şimdi de Adalet için Parçacıklar! Parçacık fizikçilerin mücadelesi

KÜLTÜR

Parçacık Fizikçilerin Cinsiyetçiliğe Karşı Ayaklanması

 

Ekim ayının ilk haftası aralarında bulunduğum bir grup parçacık fizikçi alanımızdaki açıkça cinsiyetçi bir bireye karşı zehir zemberek bir bildiri yayınladı. Bildirimize aralarında Nobel ödüllü parçacık fizikçilerin de bulunduğu 4 bini aşkın kişi imzaları ile destek verdi. Adalet İçin Parçacıklar (Particles For Justice) adlı bu oluşumun detaylarını sizlerle paylaşmak istedim: Ne oldu? Ne bitti? Bundan sonra parçacık fizikçilerin hayatında ne değişecek?

 

Ne Oldu?

Eylül’ün son haftası dünyadaki en büyük parçacık fiziği merkezi olan CERN’de bir çalıştay yapıldı: 1. Yüksek Enerji Fiziği ve Cinsiyet Çalıştayı. Ben de davet edilmiştim fakat vize sorunları yüzünden gidemedim. (Burada da yakındığım gibi vize sorunlarımın haddi hesabı yok.) Katılımcılar çoğunlukla genç, master veya doktora öğrencisi olan (kadın) parçacık fizikçileri. Çalıştayın bitmesinin ertesi günü arkadaşlarımdan öğrendim ki Alessandro Strumia adlı bir parçacık fizikçi aşırı cinsiyetçi hatta mizojen bir konuşma vermiş burda. Öğrenmemle hemen o konuşmayı indirip incelemem bir oldu. (Konuşma çalıştayın sayfasından kaldırıldı fakat şurada bulmak mümkün.) Günlerden 29 Eylül Cumartesi idi.

 

Strumia benim de çalıştığım teorik parçacık fiziği alanında ünlü bir insan. Pisa Üniversitesi’nde profesör olan Strumia yıllardır CERN teori grubunda misafir araştırmacı olarak bulunuyor. Şu anda uzaklaştırmaya alındı ama oraya daha sonra geleceğiz. (Bu arada CERN teori grubundaki cinsiyetçilik üzerine kitap yazan Mary K Gaillard hakkında bir yazı yazmıştım 5 Harfliler için. Grubun sayfasına baktığımızda hala süren kadın-erkek sayısındaki eşitsizliği açıkça görebiliyoruz.) Strumia bu yılın başlarında yüksek enerji fiziğindeki makalelerin atıflarını analiz etmek için yeni bir teknik geliştirdiğini anlatan bir makale koydu ArXiv adlı siteye. (ArXiv hakemli olmayan, herkese açık erişimli, birçok değişik alandan araştırmacıların makalelerini hakemli bir dergiye göndermeden önce yayınladığı akademik bir arşiv.) Strumia çalıştayı düzenleyenlere o makalesindeki analize göre kadınların ve erkeklerin atıflarındaki benzerlik/değişikliklerden bahsedeceğini söylüyor, onlar da izin veriyorlar. Çalıştaydaki konuşmalar ikiye ayrılıyor: parçacık fiziği konuşmaları ve fizik alanındaki cinsiyetçilik üzerine konuşmalar. Strumia’nın konuşması sanki ikisinin arasına düşüyor ve sonrasında sahiden de parçacık fiziği dünyasına düştü bomba gibi. İçlerinde bulunduğum 18 parçacık fizikçisinin bir araya gelip yüzlerce imza toplayarak cinsiyetçiliğe karşı bir bildiri yayınlamasına sebep oldu. Bu konuya da geleceğim daha sonra, ama önce Strumia’nın konuşmasından bahsedelim.

 

Konuşmanın her kelimesinden kadın nefreti damlıyor. Strumia’nın ana teması ‘Bilimde kadınlara karşı hiçbir ayrımcılık yok, hatta ayrımcılık erkeklere karşı yapılıyor’! Kadınlara karşı ayrımcılık olmadığını ‘Marie Curie’ye bakın, kendisini gösterince herkesten kabul aldı’ diyerek ispatlıyor (!). Strumia Curie’nin bir kadın olarak neler çektiğini bilmiyor gibi. Cinsiyetçilik ve ırkçılık yüzünden neredeyse Nobel almamış olacağını da bilmiyor olsa gerek. Strumia bir de ‘Fizik erkekler tarafından inşa edildi ama davetiyeye ihtiyaç yok’ diyor. Acaba şu anda çalıştığı Pisa Üniversitesi’ne kadınların ilk ne zaman alındığını biliyor mudur? Avrupa ve kuzey Amerika’da üniversiteler kadınlara son 100-150 yılda açıldı. Oxford’da bazı kolejlere kadın alınması 1980’lerin sonunu buldu. Şu anda yaşayan bazı kadın profesörler gençliklerinde Harvard’a sadece kadın oldukları için alınmamış insanlar. Bunları Strumia bilmiyor mu yoksa görmezden mi geliyor? Gerçi bilmemek ne zaman bir erkek için sorun olmuş ki zaten! Açükladıkça açüklüyor adam! Erkeklere karşı yapılan ayrımcılıklara örnek olarak ‘kadınlara özel burslar ve pozisyonlar’ı gösteriyor. Kadına karşı şiddeti önlemek için alınan tedbirleri bir nevi erkeklere karşı ayrımcılık olarak gösteriyor bir de. Denecek söz yok gibi ama dahası da var, devam edelim.

 

Bu konuşmanın en şeytani yönlerinden biri fikirlerini sanki bilimselmiş gibi ‘data’ ile sunması. Strumia’nın datasına göre kadınların akademik hayatları boyuncaki toplam atıfları erkeklerden çok daha az ve ayrıca kadınlar daha az atıf ile iş buluyor. Datasını baz aldığı makalesi daha hakem gözetiminden geçmedi. Bu datanın ve analizinin çok eksik ve sorunlu olduğu birçok kez söylendi. En basitinden: Strumia yazarların kadın veya erkek olduğuna isimlerinden ulaşmaya çalışıyor. Ama tabii ki bazen aynı isim erkek ve kadınlar için kullanılabiliyor, mesela Deniz. Ayrıca bazı isimler bir ülkede kadın için daha çok kullanılırken başka bir ülkede tam tersi olabiliyor, mesela Andrea. Bir de Uzakdoğulu isimlerin cinsiyet ayrımını Batılıların yapması zor. Bu sebepten dolayı birçok insan analizin dışında tutuluyor ve de Strumia bize hiçbir yerde analizdeki hata paylarını vermiyor. Diğer insanlar da baktı bu tarz datalara ve değişik sonuçlar buldular. Mesela Sabine Hossenfelder adlı bir teorik fizikçi de baktı benzer bir dataya. Hossenfelder biraz daha ayrıntılı yapıyor işini. Diyor ki bir kişinin atıflarına bakarken son 5 senede makale yazıp yazmadıklarına da bakacağım, çünkü eğer yazmamışlarsa büyük ihtimalle akademiyi bırakmışlardır. Böyle yapınca kadın ve erkek atıf sayısı neredeyse eşit. Yani Strumia’nın tek gösterdiği şey kadınların fiziği erkeklere kıyasla daha yüksek oranda bıraktığı olabilir! Tabi bu medyada böyle algılanmıyor, birçok yerde ‘Ünlü parçacık fizikçi erkeklerin fizikte daha başarılı olduğunu ispatladı!’ diye duyuruldu. Strumia’nın yaptığı bir başka iddia ise bir kişinin atıflarının zekası ile eşdeğerli olduğu. Bu kulağa ne kadar saçma gelse de ne yazık ki bilim insanları olarak hepimizin atıf ile bir saplantısı oluyor. Özellikle doktoranın başında biri bana bunu söyleseydi inanırdım. Strumia genç kadın dinleyicilerine bunu yapıyor. ‘Atıflarınız hiçbir zaman erkeklerinki kadar çok olmayacak ve bu sizin erkeklerden daha aptal olduğunuzu gösterir’ demek istiyor.

 

Strumia’nın dile getirdiği içi geçmiş bir konu da ‘erkeklerin araç gereçlere, kadınların ise insan ilişkilerine daha çok ilgi gösterdiği’ iddiası ve bundan dolayı erkeklerin fiziğe meyli olmasının mantıklı olması. Bu konuşma sırasında odada bulunan birinden öğrendiğimize göre dinleyicilerden biri ‘Pardon, bir teorik fizikçi olarak hangi araç gereç ile uğraşıyorsunuz acaba? Ve eğer kadınlar insan ilişkilerinde daha iyi ise o zaman CERN’deki büyük grupları kadınların yönetmesi daha mantıklı değil mi?’ demiş. Helal olsun! Strumia duymamış gibi yapıp konuşmasına devam etmiş.

 

Strumia’nın asıl derdini konuşmanın ortalarında anlıyoruz aslında. Bu adam geçen sene İtalya’da bir araştırma bölümü başkanlığı pozisyonuna başvurmuş ve reddedilmiş. İşi alan ise bir kadın, Prof Ceresole. Hele hele de Ceresole CERN’deki bu çalıştayın organizatörlerinden ve o anda o odada! Strumia durur mu, çocuk gibi kalkıp kendi atıflarını kadınınki ile karşılaştırıyor! CERN’in bu konuşmayı web sitesinden kaldırma sebebi aslında bu nokta, çünkü Strumia kişisel bir saldırıda bulunuyor CERN’in platformunu kullanarak. Bu arada evet, Strumia’nın atıfları fazla. Bunun bir nedeni adamın nasıl yaptıysa Higgs bozonunun keşfedildiğini gösteren deney makalesine girmiş olması. Makalenin 3 bin tane yazarı, nerdeyse 9 bin tane atfı var. Strumia bir teorici olarak ne yapmış belli değil. Sidik yarıştırır gibi sayıları karşılaştırmanın ötesinde bir de şöyle bir gerçek var ki atıflar her şey değil akademik bir işe başvururken, yoksa niye başvuru materyali hazırlamak ile uğraşıyoruz? İsmimizi ve atıf sayımızı gönderirdik olur biterdi. Ayrıca burada bahsi geçen iş yöneticilik işi ve sahiden görmesi ve algılaması olan bir kişi Strumia’nın böyle bir işi yapamayacağına karar vermiş, çok da iyi etmiş!

 

Strumia konuşmasını Tim Hunt gibi, Larry Summers gibi cinsiyetçi ‘dâhi’lere taziyeler düzerek bitiriyor. Bu adamların ne yazık ki feministler tarafından linç edildiğini, kendisinin de büyük ihtimalle bu linç ile karşılaşacağını ama yine de bu cesareti göstermesi gerektiğini düşündüğünü söylüyor. Bilimin kadınlara karşı ne kadar cinsiyetçi bir ortam olduğunu söyleyen kişileri kültürel Marxism yapmak ile suçluyor. (Bu konuşmadan sonra öğrendim ki ‘kültürel Marksizm’ ABD’de aşırı sağcı (alt-right) grupların (orjinal anlamını değiştirerek) kullanmaya başladığı bir deyiş imiş. Bir 5 Harfli bunun üzerine yazsa da okusak!)

 

Ne bitti?

Konuşmada daha neler neler var sinirlerimi hoplatan, ama bu kadarı bile yeter diye düşünüyorum. Ben bunları görünce, 29 Eylül Cumartesi akşamı Twitter’da isyanımı paylaştım. Benden sonra Strumia’nın konuşmasını kendi gözleri ile görmüş olan Jess Wade de paylaştı kendi yorumlarını. Pazar sabahı kalktığımda iş almış başını yürümüştü çoktan! CERN önce çalıştayın sitesinden konuşmayı kaldırdı, sonra ‘Bu davranışları çok yanlış buluyor ve teşvik etmiyoruz’ tarzında bir bildiri yayınladı. Pazar günü bir konuşma vermek için seyahat ediyordum, ama telefonum açık oldukça hiç susmadı. Parçacık fiziği camiası çalkalanıyordu. Strumia’yı tanıyan birçok insanın ilk tepkisi ‘Hiç şaşırmadım!’ oldu. ‘E kardeşim şaşırmadıysan eğer bu adamı daha önce niye durdurmadın?’ demekten dilimde tüy bitti. Böyle bir insan 30 sene en prestijli yerlerde nasıl çalışabildi???

 

Ben 1 Ekim Pazartesi günü konuşmama odaklanmaya çalışırken olaylar hızla gelişiyordu. CERN Strumia’yı açığa aldı, bu haberler BBC ve Guardian gibi birçok gazete tarafından yayınlandı, bana iğrenç internet trolleri dadandı, CERN’le beraber Pisa Üniversitesi ve Strumia’ya para desteği sağlayan European Research Council konu ile ilgili soruşturma başlattı. (Bu konu hakkındaki en güzel Türkçe haberi Evrim Ağacı yaptı bu arada, unutmadan geçmeyelim.) Strumia açığa alındıktan sonra bazı insanlar beni cadı avcılığı yapmakla suçladı. Onlara Lindy West’ten alıntı yaparak cevap vermeye başladım: ‘Öyle diyorsanız öyle olsun: Bu bir cadı avı. Cadı benim ve sizi avlıyorum!’

 

Bunun yanında bir grup parçacık fizikçi bu konu hakkında bir bildiri yayınlamaya karar verdi. Benim de aralarında olduğum bu grup yaklaşık 25 kişi ile işe başladı. (Fakat bir kısmı kişisel sebepler, işten güçten dolayı gruptan çıktı. En son bildirimizin 18 yazarı var.) İlk tartışmamız ‘Strumia’nın konuşmasını ciddiye almalı mıyız? Bunu tartışmaya açmak bu adamın yalan yanlış iddialarına güç vermez mi?’ oldu. En sonunda, biz ne kadar bu adamın kullandığı ‘data’nın gerçeklerini bilsek de duruşumuzu göstermemizin genç araştırmacılar için önemli olduğuna karar verdik. Slack aracılığı ile uykusuz geceler, aç bilaç günler boyunca paylaştığımız 5 bine yakın mesajdan sonra bildirimizi tamamladık.

 

Her kelimesine özen gösterdiğimiz bu bildiriyi ‘İlk başta ve en güçlü şekilde belirtmek isteriz ki, dil, din, ırk, etnik köken, cinsiyet, cinsiyet eğilimi ve fiziki durumu gözetmeksizin, hiç kimsenin insanlığı tartışma konusu yapılamaz’ diyerek açtık. Daha sonrasında Strumia’nın iddialarının bilimsel olmadığı gibi ‘araştırma’sının temelinin de olmadığını göstermeye soyunduk. Bildirimizi yayınlamadan önce yüzlerce parçacık fizikçiye gönderip imzalarını istedik. 5 Ekim Cuma günü bu bildiriyi Particles For Justice (Adalet İçin Parçacıklar) adlı sitede yaklaşık 250 imza ile yayınladık. Şu anda imza sayımız 4 bini aşmış durumda. Antarktika hariç her kıtadan bildirimize destek veren akademisyen var. Türkiye’den de umduğum kadar çok olmasa da destekçilerimiz mevcut. (Türkiyeli akademisyenler bildiri imzalamadan evvel on kez düşünmek istemiş olabilirler geçmişte yaşanan olaylardan dolayı.) Bildirimiz birçok yayın organı tarafından da haber yapıldı.

 

Neler olacak?

Strumia soruşturmasının ne kadar süreceğini ve sonucunun ne olacağını bilmiyoruz. Tabii bu olay Strumia ile de bitmiyor. Bildiriyi hazırlarken bilim kadınlarından duyduğum hikayeler sinirlerimi hepten gerdi. Bunlara başka bir yazıda değinirim. Ama araştırmalar ve kendi deneyimlerimiz gösteriyor ki bilimde cinsiyetçilik ve cinsel taciz sadece birkaç kişinin yaptığı bir olay değil. Akademinin damarlarına işlemiş. Strumia bize yüzünü gösteren biri, ama onun gibi niceleri var. Fizikte cinsiyetçiliğe karşı savaşta pozisyonunu belli eden Particles For Justice grubumuz şu anda kısa bir dinlenme molası veriyor. Fakat yakın zamanda savaşımız devam edecek. Ben de sizleri bilgilendirmeye devam edeceğim. Bu arada kendi hikayeleriniz veya cinsiyetçiliğe karşı çatışma yöntemlerinizi paylaşmak için benimle iletişime geçebilirsiniz!

 

 

Ana görsel: Parçacıkların dünyası CERN

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YSaçımın Teli
Saçımın Teli

Dinim ve ailem saçımın görünmesini yasaklıyor, devletim saçımı görmeyi eğitim almam için zorunlu tutuyordu.

KÜLTÜR

YBilim Kadınları Elime Mum Diksin!
Bilim Kadınları Elime Mum Diksin!

Bilimde kadınları nasıl daha görünür kılabiliriz?

TARİH

YYontma Taş Devri’nde Dişi Bedenler Kimin Gözünden Yontuluyordu?
Yontma Taş Devri’nde Dişi Bedenler Kimin Gözünden Yontuluyordu?

Vücutlarının orantısızlığıyla aklımızda yer etmiş 20 bin yıl evvelden kalma Venüs figürlerini, kendilerini görmeye çalışan kadınlar mı yontuyordu?

Bir de bunlar var

2018’de Okuyacağınız 35 Kitap
Migren Kolyesi
Evlenmeden Doğurabilirsin Nokta Net

Send this to friend