Yıllık olağan smear testinizi yaptırırken HPV tanısıyla karşılaşırsanız ne olur? "Kanser öncesi" lezyon nedir, nasıl tedavi edilir?

ECİNNİLİK

Okur Deneyimi: HPV Kaptım, Bir Kolposkopi Hatırası Çek(tir)dim!

Yıllık Smear testimi yaptırma zamanım geldiğinde, Türkiye’ye dönmeme bir ay kalmıştı. Amerika’da özel bir üniversitede burslu öğrenci olarak okuduğumdan kapsamlı bir sağlık sigortam vardı; yaz tatili için Türkiye’ye dönmeden önce sağlık taramalarımı yaptırmak istiyordum (Türkiye’de sağlık güvencem olmadığından aynı testler için ücret ödemek zorunda kalacaktım). Kampüste bulunan sağlık merkezinden randevu aldım.

 

Doktora hem Smear, hem HPV hem de kapsamlı CYBH (cinsel yoldan bulaşan hastalıklar) testi yaptırmak istediğimi söyledim. Doktor, genel sağlığım için önemli gördüğü için bu testlere diyabet ve kolesterol testlerini de ekledi. Ayrıca, hiç meme muayenesi olup olmadığımı sordu. Türkiye’deki jinekolojik muayenelerimde, yumurtalıklarımı ve rahmimi kontrol eden doktorların memelerimi kontrol etmediklerini o zaman fark ettim. Özel olarak talep mi etmek gerekiyordu bilmiyorum ancak mantar enfeksiyonu için gittiğimizde bile biz talep etmeden yumurtalıklarımızı ve rahmimizi kontrol eden doktorların (çoğunlukla) aynı özeni memelerimize göstermemeleri garip!

 

Kendi kendime meme muayenesini de henüz alışkanlık haline getirmemiştim. Soyundum ve kağıttan bir önlük giydim. Doktor muayene yatağına uzanmamı ve önlüğümün önünü açmamı istedi. Önce sözlü olarak neler yapacağını tek tek söyledi. Beni rahatlatmaya çalışıyordu. “Şimdi elimle dokunacağım, memenin üzerinde şöyle hareketler yapmalısın, ne çok bastırmalı ne de çok yumuşak olmalı hareketlerin, eline gelen şeyler memenin normal dokusu, farklı bir şey olursa onu hissedersin” diyerek uygulamalı anlattı. Hatta ben bir şey demeden, bir memem diğerine göre daha büyük olduğu için, bunun bazı kadınlarda görülen normal bir durum olduğunu söyledi. Testlere sıra geldiğinde ayaklarımı yatağın ucunda alçakta bulunan ayaklıklara koydum. Doktorun düğmeye basmasıyla yavaş yavaş bacaklarım yukarı yükselmeye başladı. Doktor yine “şimdi bakıyorum, ne yaparsam öncesinde söyleyeceğim, şimdi şunu yapıyorum şimdi bunu yapıyorum” diye özenli ve hassas bir şekilde davranıyordu. Hatta bünye bu hassasiyete alışık olmadığından mıdır nedir, “Ay tamam, ne yaparsan yap!” diyesim bile gelmedi değil! Şaka bir yana, jinekolojik muayene sırasında gösterilecek her türlü hassasiyetin ve özenin kadınları önemli şekilde rahatlatacağını düşünüyorum. Bunun nasıl olması gerektiği üzerine kadınlar ve doktorlar daha çok düşünmeli.

 

Doktorun açıklamaları arasında pamuklu çubuklar vajinama girip çıktı ve içinde sıvı bulunan plastik tüplere yerleştirildi. Tüpleri çıkarken laboratuvara bırakmam ve test sonuçlarını yaklaşık 1 hafta beklemem gerekiyordu. Sağlık merkezinden ayrılmadan önce resepsiyondaki görevli, sağlık bilgilerime daha hızlı ulaşabilmem ve doktorumla daha rahat haberleşebilmem için üniversitesinin online sağlık portalında bir hesap açmamı önerdi. Öyle de yaptım ve sonraki bir hafta boyunca test sonuçlarımı beklemeye koyuldum. Sağlık portalındaki hesabımda herhangi bir güncelleme olursa üniversite email adresime otomatik bilgilendirme emaili gelecekti.

 

Bir süre sonra, email beklerken bir telefon aldım. Sağlık merkezinden arıyorlardı ve test sonuçlarımla ilgili konuşmak istiyorlardı. Sağlık portalı hesabıma herhangi bir email gelmediğini söyleyince telefondaki kişi test sonuçlarımı sisteme yüklemeden önce benimle konuşmak istediklerini ancak bir kaç gündür bana ulaşamadıklarını söyledi. CYBH testlerim temiz çıkmıştı ancak başka bir sorun vardı.

 

HPV virüsü kapmıştım, Smear’imde ne olduğunu anlamadığım bazı hücresel değişiklikler görülmüştü ve her şeyin yolunda olduğundan emin olmak için bir işlemden geçmem gerekiyordu. Bu işlem sırasında hücresel değişimler görülen yerlere biyopsi yapılıp yapılmayacağına karar verilecekti ve gerekirse hemen orada biyopsi yapılacaktı. Biyopsi lafı hoşuma gitmemişti. Bir şeylerden şüpheleniyorlardı. En kötüsü ne olabilir diye sorunca telefondaki kişi her şeyin tedbir amaçlı yapıldığını ama sonuçlarda ‘kötü’ bir şey çıksa bile bunun illa ki kanser demek olmayacağını, ‘prekanser’ de olabileceğini söyledi. Pre-kanser (kanser-öncesi) lafını geçen yıl izlediğim bir İngiliz yapımı dizide duymuştum ilk kez.

 

image1

image2

image3

image4

image5

image6

image7

image8

 

Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği’nin websitesinde bu durum Rahim Ağzı Prekanseröz Lezyonlar başlığı altında şöyle açıklanmış:

 

“Her anormal Smear sonucu kanser varlığını işaret etmez. Her ne kadar anormal smear sonucu olan bazı kadınlarda prekanseröz lezyonlar veya CIN saptansa da bu lezyonlardan tamamen kurtulmak çok kolaydır. “Prekanseröz lezyon eğer tedavi edilmezse kansere dönebilecek doku anlamına gelir. Ancak kesinlikle kanser başlangıcı anlamına gelmez. Serviksteki böyle lezyonlara servikal intraepitelyal neoplazi veya kısaca CIN denir. Bu terim serviksin yüzeyindeki değişikliklere verilen isimdir ve bu lezyonlarda hastalığın yayılımı yoktur. CIN’ların ciddiyetine göre CIN1’den 3’e kadar farklı sınıflaması vardır.” … “CIN ve servikal kanserlerin neredeyse tümünde bir virüs olan Human Papillma Virüs (HPV) enfeksiyonu vardır. Ancak pek çok kadın herhangi bir hastalık olmadan HPV enfeksiyonu taşıyıcısı olabilir. Bu kadınların küçük bir kısmında anormal smear saptanır ve daha da az hastada servikal kanser gelişir.”

 

Peki kolposkopi nedir? Derneğin websitesine göre şudur:

 

“Kolposkopi rahim ağzı, vagen veya vulvanın yakından muayenesini sağlar. Kolposkop denilen ışıklı alet rahim ağzının görüntüsünü büyütür, böylece daha iyi muayenesini ve görülebilmesini sağlar. Kolposkopinin başlangıcında muayene olduğunuz gibi kadın-doğum masasına sırt üstü yatacaksınız. Muayene sırasında uygulanan alet vageninize yerleştirilerek rahim ağzınızın rahat görülmesi sağlanacak. Tuzlu su ile rahim ağzı ve vagendeki akıntılar giderildikten sonra, özel bir sıvı ile rahim ağzınız ıslatılacak. Eğer sorunlu bir doku, hücre varsa bu sıvı etkisi ile beyaz renge dönecektir. Bu sayede doktorunuz beyaz bölgeleri daha ayrıntılı inceler, gerekirse bu bölgelerden biyopsi (parça) alır. Alınan parça konunun uzmanı (patolog) tarafından incelenir. Bu işlem genellikle 20-30 dakika sürer.”

 

Türkiye’ye gider ayak yaptırdığım testlerden beklemediğim bir sonuç almıştım. Acabalarla dolu senaryolar kafamda dönmeye başlamıştı. Türkiye’ye dönmeme yaklaşık bir ay vardı. Telefonu kapatmadan kolposkopi işlemini yaptırmaya karar verdim ve yaklaşık 1 hafta sonraya randevu aldım.

 

Başlarda ne olduğunu anlamadan bir yabancılaşma duygusu yaşadım. Ama işlem tarihi yaklaştıkça durum tersine döndü ve stres ve endişe beni sarmaya başladı. Yurtdışında olduğumdan bu süreci yalnız yaşıyordum ve konuyu bilen yakınlarımdan sadece telefonla konuşarak destek alabiliyordum. Günler geçtikçe ve tarih yaklaştıkça eve kapanıp saatlerce bölüm üstüne bölüm yabancı dizi izlemeye ve sürekli bir şeyler yemeye başlamıştım. İşlem günü geldiğinde stresliydim ama soğukkanlı olmaya çalışıyordum. Sağlık merkezinin resepsiyonunda biraz bekledikten sonra biri adımı (tam olarak doğru telaffuz edemese de) seslendi. Güleryüzlü bir hemşire beni işlemin yapılacağı odaya götürmek için çağırıyordu. Bazı sorular sordu, tansiyonumu ölçtü, kilomu tarttı ve işlemin yapılmasına onay verdiğime dair bir formu imzalamam için elime verdi. Belden aşağıya soyunmamı ve işlemin yapılacağı yatağın üstüne bıraktığı beyaz kağıttan örtüyü bacaklarımın üstüne örtmemi söyledi. Söylenenleri yaptım ve bacaklarımda hışır hışır kağıt örtülü olarak işlemi yapacak doktoru beklemeye başladım. Sonunda kapı açıldı. Aynı hemşire, işlemi yapacak doktorla beraber içeri girdi. Doktor halimi hatırımı sordu, yapacağı işlemden bahsetti ve sorduğum soruları yanıtladı.

 

İşlem zamanı gelmişti. Doktor, ayaklıkları yükseltirken hemşire de bir yandan işlem sırasında beni rahatlatması için karnıma sıcak kompres koydu. Doktor, vajinama bazı sıvılar sürdü, biraz tuhaf hissettirebilir diye uyardı. Sol tarafında duran aletle şüpheli bir durum var mı yok mu diye yakından bakmaya başladı. Doktoru göremiyordum ama adım adım bana anlattıklarından ne yaptığını anlamaya ve takip etmeye çalışıyordum. İşlem boyunca iki elim sıcak kompresin üstünde tavana bakarak yattım. Arada nasıl olduğumu sorduğunda kısaca cevap verdim.

 

Kolposkopi bazı şüpheli şeyler göstermişti, bu yüzden biyopsi yapacağını söyledi. İki yerden parça alması gerekti. Her seferinde tek görebildiğim, doktorun uzun ince makas gibi bir aletin ucunda duran kanlı parçayı sağ tarafımda ayakta duran hemşirenin elinde tuttuğu plastik kaba koymaya çalışmasıydı. Biraz ağrı vermişti parça alma işlemi (işlemden bir saat önce ağrı kesici almam söylenmişti, öyle de yaptım). Biyopsi çok kısa sürmüştü ancak doktorun parça alma nedeniyle oluşan kanamayı tampon yaparak durdurmaya çalışması gerekiyordu. Bu kısım biraz rahatsız edici, azcık ağrılı ve görece daha uzun sürdü. Sonunda kanama durduruldu, altımdaki pedli örtü yenisiyle değiştirildi ve bacaklarım da yavaş yavaş aşağıya inmeye başladı. Artık giyinip çıkabilirdim. Hemşire meyve suyu içmek isteyip istemediğimi sordu. Bir de bana kalın ped uzattı, biraz kanamam olma ihtimaline karşın o gün kullanmamı söyledi. Eğer aşırı bir kanamam olursa mutlaka haber vermemi ekledi.

 

Doktor sonucun bir hafta içinde belli olacağını söyledi, yani dönüş tarihimden 2 gün önce! Ayrılmadan önce, hemşire bana HPV aşısından bahsetti, istersem yaptırabileceğimi söyledi. 6 ay içerisinde 3 doz şeklinde tamamlanıyormuş aşılama. Yakın bir tarihte Türkiye’ye döneceğimi ve bu aşının Türkiye’de olup olmadığını bilmediğimden aşıyı şimdilik yaptıramayacağımı, Amerika’ya döndüğüm zaman bu konuyu tekrar düşüneceğimi söyledim. Hemşire de çıktıktan sonra üstümü giyindim.

 

Kasıklarımda hafif adet sancısı gibi bir sancı vardı. Yavaş yavaş hareket ederek binadan çıktım. Çıkar çıkmaz sinirlerim boşaldı ve ağlamaya başladım. Bir yandan yürüyor bir yandan ağlıyor bir yandan da durumu bilen arkadaşlarıma mesaj yazıyordum. Kahve içmek ve tatlı yemek için kafeteryanın yolunu tuttum.

 

Bir hafta geçti, Cuma günü oldu, hala bir haber yoktu. Pazartesi gününe kalmıştı. Çarşamba günkü dönüş yolculuğum için hazırlık yapmaya başlamam gerekiyordu ancak konsantre olamıyordum. Biyopsi yapıldığı için kesin bir şey var diye düşünüyor, ya LEEP işlemi olacağım ya da daha kötüsü olacak diye bir biri ardına en kötü senaryoları kafamda yazıp duruyordum.

 

Öyle bir şey olursa, Amerika’da mı kalmak isterdim yoksa Türkiye’ye mi dönmek isterdim? Nerede olmak iyi gelirdi, yalnız olmak mı yoksa ailemle ve sevdiklerimle beraber olmak mı? Ailem çok üzülmez miydi? Sorular sorular… Dönüşüme 2 gün kala bunları düşündükçe daha da bunaldım ve endişelendim. “Ya kansersem” ihtimali kafamda büyüdükçe ben daha da çok eve kapanmaya, yemek yeme ve ağlama krizlerine girmeye başladım.

 

Pazartesi sabahı geldiğinde, sağlık portalı hesabımda güncelleme yapıldı diye bir bilgilendirme emaili aldım, ancak hesabımda hiçbir şey yoktu. Bana gelen emaildeki telefon numarasını aramaya çalıştım. Heyecandan ilk seferde yanlışlıkla kampüs polisini aradıktan sonra benimle işleme giren hemşireye ulaşmayı başardım. Hemşire, sonuçlarımda endişe verici hiçbir şey çıkmadığını, bir yıl sonra Smear testimi yaptırmam gerektiğimi ve HPV’yi de bağışıklık sistemimin yardımıyla belki bir-iki yılda vücudumdan atabileceğimi (özellikle vurguladıkları şey, sigara içmemek) söyledi. Sonuç raporu sonradan gönderdiyseler de bir süre ona bakmak hiç içimden gelmedi.

 

HPV teşhisi konulan ama bir iki yıl içinde virüsten kurtulan arkadaşım bana umut oldu. Bir yıl sonraki Smear testimi sabırla bekliyorum. O zamana kadar ve her zaman artık mottom: Seviş, korun, smear!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YBir HPV Hikayesi
Bir HPV Hikayesi

HPV, aşı, kanser, kolposkopi... Bütün o korkunç şeyleri bilmek.

Bir de bunlar var

Üçlü: Diyalektik İlişkinin Karşısında Yeni Bir Sistem
Asrın Yalanı: “Okudum, Hepsini Okudum”
Tatlılar Kendi İmalatımızdı

Send this to friend