70'lerde uzaya fırlatılan kadın ve erkek temsilinin öyküsü

TARİH

Merhaba Uzaylı! Ben Erkek Birey, Bu Da Bizim Hanım

Referandum, Pelikancılar, Trump, yaklaşan küresel ekolojik felaket, faşist Le Pen mi banker Macron mu diye beynim pelteye dönmüşken imdadıma tesadüfen gördüğüm, Duygu’nun yazdığı Uzaya Gönderilen Türkçe Selamın Ardındaki Hikaye yetişti.

 

Bilmeyenler, o yazıyı okumamış olanlar için kısaca özetleyeyim (ama üşenmeyip lütfen okuyun, çok güzel bir hikaye): 1977 yılında NASA’nın dış güneş sistemini incelemek için gönderdiği iki uydu var, Voyager 1 ve 2. Bunlar bir biri ile birkaç ay ara ile fırlatılıyorlar; Voyager 1 Satürn ve Jüpiter’in yanından uçup gidiyor. Kardeşi Voyager 2 ise gezegenlerin çok nadir gerçekleşen konumlanmasından yararlanıp Jüpiter ve Satürn’e ek olarak daha önce ziyaret edilmemiş ve sonrasında hala edilmeyen Uranüs ve Neptün’e de uğrayıp bize elveda diyor. Bu iki uydu üzerlerinde birer tane altın plak taşıyor. Bu plaklara, olur da bir gün akıllı yaratıklar bu aletleri bulursa ümidi ile dünya dillerinden selamlar, çeşitli şarkılar, fotoğraflar vs. yükleniyor. Yukarda bahsettiğim yazı bu disklere kaydedilen, uzaylı kardeşlere gönderilen selamın hikayesi (biraz uzun özetledim, kusura bakmayın).

 

Burada yazacağım hikâye ise benzer (işin içinde yine uydular ve uzaya yollanan mesajlar var) ve aynı zamanda benzer değil (bu sefer konu kadın bedeninin resmedilmesi). Voyager’ların, ki Türkçesi tam olmasa da Gezgin olarak çevrilebilir belki, uzaya yollanmasından yaklaşık dört yıl önce başka bir çift uydu bu Gezginler’e Öncü olması amacıyla aynı gezegenlere gönderiliyor. Pioneer 10 ve 11 yine birkaç ay arayla 1973 yılında Jüpiter’e doğru fırlatılıyor. Daha sonra Gezgin sondalarında olduğu gibi, birer plak taşıyor bu Öncüler. Altın kaplama alüminyum plakalara öyle figürler işleyelim ki, bunları bulması muhtemel uzaylı kardeşlerimiz bizim hakkımızda biraz bilgi sahibi olsun, diyorlar. Ünlü astronomlar Frank Drake (ki adıyla anılan denklem ile ünlü) ve Carl Sagan bu işe el atıp bir tasarım ile geliyorlar.

 

Kaynak: http://janetturpinmyers.com

 

Tasarımdaki figürler bizim galaksinin neresinde olduğumuz, yani bir nevi adresimiz, Güneş sistemi ve Öncü’nün rotası, Hidrojen atomunun belli enerji seviyeleri, Öncü sondalarının bir silüeti ve bu silüet önünde poz vermiş bir kadın ve bir erkek iki insan figürü.

 

Şaşırtıcı olmayacak bir şekilde, asıl mevzu kadın figürü hakkında. Erkek birey tamamen dik, bir eli avuç içini gösterir bir biçimde açık. (Bazı kültürlerde bu saldırgan bir hareket olarak kabul ediliyormuş. Bunu gören uzaylılar kendilerini tehdit altında hissedip, dünyamızı istilaya kalkar mı acaba diye de tartışılmış.) Uzaylı kardeşlerimize selam verirken (ve bu sırada tenasül uzvu yerli yerinde duruyorken), kadın birey birazcık arka planda gibi, biraz sağına kaykılmış, içinden “selam uzaylılar, ben de bu beyin hanımıyım işte” dercesine pasif bir şekilde konumlan(dırıl)mış. Bunun da ötesinde tenasül uzvu da, erkek bireyin aksine, yok. Evet, yok, silinmiş. Yani eğer ola ki bu plaka günün birinde, bir yerlerde (yer demişken, Yer özel isim olarak kullanıldığında teknik olarak Dünya gezegenini belirtiyor) sosyal melekeleri de gelişkin bir canlı türü tarafından bulunursa gezegenimizde işlerin nasıl işlediği ile ilgili şahane tespitler ve çalışmalar yapmaları mümkün.

 

Pioneer 10 üzerine yerleştirilmiş plaka (kaynak: nasa.gov).

 

Plakanın tasarımı sürecine geri gelirsek, figür Carl Sagan’ın o zamanki eşi Linda Salzman Sagan tarafından çizilmiş. İnternette gördüğüm kadarıyla hikayenin değişik versiyonları var. Ama genel olarak kabul edilen kadın figürün vajinasının önce çizildiği, fakat bunun daha sonra NASA yöneticilerini, ki ağırlıklı olarak beyaz erkek figürünün baskın olduğu bir hükümet kurumu nihayetinde, utandırmamak ve çizimler halka gösterildiğinde problem çıkarmaması için (halkın hassasiyetleri mühim tabi) sonradan çıkarıldığı. Fakat figürün meme uçları bile daha sonra basında çıkan haberlerde sansürlenmiş. İnternette çeşitli tartışma gruplarında bunu hatırlayanların mesajları var. Ayrıca erkek ve kadın dış görünüş olarak oldukça beyaz (caucasian dedikleri) göründükleri için sonradan o da ayrıca eleştirilmiş.

 

Kadın figürün erkeğe göre duruşu üzerine -belki biraz zorlama olsa da- kişisel yorumum, aslında spekülasyon demek daha doğru olur, figürün ünlü astronomun eşi tarafından çizildiği için bir nevi sanatçının bilinçaltında kendisini nerede konumladırdığını gösteriyor olma ihtimali olduğu. Bunu öğrendiğimde, aklıma yakın zamanda internette denk geldiğim kitaplarını eşlerine yazdıran (type ettiren xd) erkek yazarlar geldi. Twitter’da #ThanksForTyping (#daktiloiçinteşekkürler) heştegi ile birçok örneği verilmişti yakın zamanda. Fakat her halükarda sebebi ne olursa olsun, aynı derecede vahim. Ve eleştiriler üzerine NASA (aslında daha doğrusu Carl Sagan, Frank Drake ve Sagan’ın bu sefer yeni eşi), sonrasında biraz daha dikkatli olup, Voyager plaklarında daha kapsayıcı fotoğraflar kullanmış. Burada hikayenin magazinsel tarafı da var aslında. Voyager plaklarının hazırlanmasında yer alan Sagan’ın sonraki eşi Ann Druyan, bir önceki eş Linda Salzman’ın Pioneer için hazırladığı, bu yazının da konusu olan plakayı “pff, araba plakası gibi dandikti” kıvamında eleştirmiş.

 

Konuya geri dönersek, anlaşılan en azından Amerika’da kadının uzay yolu oldukça zorlu başlamış. Amerika ilk erkek astronotunu Öncüler’den ve kukusuz kadın figüründen yaklaşık 15 yıl önce göndermesine rağmen, bir kadın astronotun uzaya çıkışı için bir 10 yıl daha beklemek gerekiyordu. Sally Ride 1983’de ilk Amerikan kadın astronotu olarak Dünya çevresinde 97 tur atıp geri dönüyordu. Bu ise Sovyetlerin ilk kadın kozmonotu Valentina Tereshkova’nın seyahatinden tam 20 yıl sonrasıydı. Yazıyı da daha bugün bir radikal kitap fuarında gördüğüm şu poster ile bitireyim.

 

 

 

Ana görsel: NASA

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YBir Mezar Taşı
Bir Mezar Taşı

Cambridge Mill Road mezarlığından...

MEYDAN

YMalala Yusufzay ve Beyaz Adam’ın Yükü
Malala Yusufzay ve Beyaz Adam’ın Yükü

Malala'nın davası ne kadar kutsalsa, bu davanın o derece de manipüle edilebilir bir tarafı var gibi görünüyor.

MEYDAN

YAtom Bombası, Soğuk Savaş ve Bilimde Kadınlar
Atom Bombası, Soğuk Savaş ve Bilimde Kadınlar

Nobelli ev erkeği Roy Glauber ve bilimin bitirdiği kadınlar...

  • Fiona

    Queer Tahayyül kitabında da bundan bahseden bir makale vardı, çok benzer olmuş.

  • Famnexdo

    Bu yazı tamamen spekülatif olmuş. Özellikle Carl Sagan ile ilgili kısımlar. Açıp bir kitabını okumaya zahmet etseler durumun gerçekte ne kadar farklı olduğunu anlayabilirlerdi. Sagan hem bilim camiasında hem de halk tarafında ne tepkiler geldiğini bir bir anlatıyor ve özellikle kadın figürünün neden orda olması gerektiğini (ki en başında hiç kadın olmadan göndermek istiyorlar çizimi) ve bunun için verdiği mücadeleyi aktarıyor. Hele o adamın kalkan elinin kadın figürünü alçaltmakla hiç alakası yok. Bunu böyle görüp üzerine yazı yazan arkadaş aslında kendi konumlandırmasının önyargısıyla hareket etmiş. Burda eşitlik için verilmiş çok önemli bir mücadele var. Uzayın derinliklerine sadece insan diye tek bir adam figürü de yollanabilecekken bu insanlar engel olup kadını da bu tarihe geçirmişler. Hele Carl Sagan tek romanında(The Contact) baş karakterini bile kadın seçmiş ve bir kadının bilim dünyasında nasıl sorunlar yaşadığını anlatmış gerçek bir eşitlik savunucusu. Araştırma olmadan yazı yazmamak lazım. Olayla ilgiki Sagan’ın kendi kitabını açıp gerçekleri kendisinden de okuyabilirsiniz.

    • feliz

      Merhaba. Yorum için teşekkürler. Burada Carl Sagan’ı sorumlu tutan bir yorumum yok – en azından olmadığını düşünüyorum, öyle anlaşıldıysa üzücü olmuş. Nihayetinde bir şekilde, bunun için mücadele verilmişse bile zamanın ahlak normlarını çiğnememek için kadın figürünün vajinası silinmiş mesela. Bunun için de Sagan cinsiyetçidir, o yaptı vs de dememiştim yazıda. Bir şekilde, bizim bilmediğimiz bazı dinamikler neticesinde kadın figürünün temsili, kadının kadınlığından sıyrıldıktan sonra uzaya yollanmasına sebep olmuş. Burada Sagan’ı sorumlu tutan bir yönü yok yazının. Kadının silinen vajinası haricindeyse, erkeğin elinin kaldırılıp, kadının nispeten pasif durması üzerine olan yorumum ise, yazıda da söyledim, zorlama ve spekülasyon olabilir, diye. Bu böyledir, kesin bu yüzdendir diye net bir yorum yok zaten orada. Yazının genel amacı da yine bir kaç kere üstüne bastığım gibi, bu mevzu ecnebi internetlerinde tartışılmış, konuşulmuş diye Türkçe bir mecraya taşımak, derlemek. Yoksa sıfırdan, yazının yazarı olarak bu tespitleri ben yaptım gibi bir iddiası yok zaten yazının. Selamlar. Sevgiler.

      • feliz

        Bir de üstteki yorumu yazdıktan sonra aklıma geldi; “zamanında kadın figürü hiç yollanmayacaktı, Sagan’ın uğraşması ile bu figür yollandı” kısmı aslında yazının ana mesajını kuvvetlendiriyor bile. “Uzaya az kalsın insan ırkını temsilen sadece erkek yollanacaktı, onun yerine vajinası silinmiş de olsa, kenarda duran bir kadın figürü, güç bela, otoriteyi zorla ikna ederek yollandı” demek ki. Bu da tam olarak anlatmak istediğim şeyi destekliyor aslında.

  • Duygu Aytaç

    Aynen bu tartışmadan ve feministlerin o yıllardaki tepkisinden dolayı Voyager’da bu sefer elini kaldırarak selam vereni kadın yapıyorlar : ) https://uploads.disquscdn.com/images/10d227accb7d7caedb6507c0586852fd0c9e5f4f6b27d68f3275af70af7fa022.jpg

  • Duygu Aytaç

    Bu arada Famnexdo ve feliz’in yorumlaşmasına atfen Carl Sagan’ın Pioneer’deki bu temsile gelen eleştirilerle ilgili ne yazdığını kısaca anlatayım. Sadece birinin kolunun kaldırmasının sebebi eklemlerin bükülgenliğini anlatabilmekti, yani bir kolumuz hep böyle büküktür sanmasınlar diye diğerinin kolunu kaldırmadık, diyor. Vulva göstermememizin bir sebebi çizimin antik Yunan heykellerinden esinlenmesi ve onlarda olmaması, ama daha önemli sebebi Nasa’dan geçiremeyiz kaygısıydı diye açklıyor. Belki de Nasa’yı gözümüzde olduklarından daha püritan bellemiştik diyor ama aslında kaygı haksız sayılmaz, zira mesela Nasa daha sonra Voyager’a çıplak kadın erkek fotoğrafının koyulmasına izin vermiyor (silüetini koyuyorlar onun yerine). Neden sadece Avrupalıya benziyorlar eleştirisiyle ilgili de aslında adama Afro saç ve daha geniş bir burun vermeye çalıştık, kadını da çekik gözlü ve simsiyah saçlı yaptık Asyalı gözüksün diye ama tüm bu detaylar çizimi gravürleştirince malesef kayboldu… diyor.

Bir de bunlar var

Ayhan Işık Matematiği ya da “Öp Annenin Elini” (1964)
Kalp Kitabı
Arşaluys Martikyan Kimdi?

Send this to friend