30 yıldan fazla bir süre baştacı edilen sergi, insanların ırk konusundaki fikirlerinin değişmesiyle müze için baş ağrısı olmaya başlamış.

SANAT

Malvina Hoffman ve İnsanlık Heykelleri

Şikago’nun Field Doğal Tarih Müzesi’nde 2016 yılında gördüğüm çok ilginç bir sergi var. Kendimize Bakmak: Malvina Hoffman’ın Heykellerini Yeniden Düşünmek (Looking at Ourselves: Rethinking the Sculptures of Malvina Hoffman). Malvina Hoffman Rodin’in öğrencisi olmuş, 20. yüzyılın çok yetenekli heykeltraşlarından biri.

 

Hoffman 1930 yılında Field Müzesi direktörü Stanley Field tarafından dünya ırklarının heykellerini yapması için görevlendirilmiş. Bu o zamana kadar bir heykeltraşın aldığı en büyük iş. Hoffman bu iş için 5 yıl boyunca dünyayı geziyor, binlerce fotoğraf çekiyor, data topluyor. Sonunda 105 heykelden oluşan İnsanlığın Irkları (Races of Mankind) adlı sergisi Field Müzesi’nin en önemli parçalarından biri olarak sergiye açılıyor.

 

 

Serginin günümüze kalan ilginç hikayesi ise 1960’ların sonunda müze için bir utanç kaynağı hâline gelmesiyle başlıyor. Ama bundan önce 1930’lara geri dönelim.

 

 

Hoffman’ın Field Müzesi için çalışmaya başladığı 30’lar 2. Dünya Savaşı öncesi, Avrupa, Amerika, Asya, her yerde ırkçılık düşüncelerinin alıp başını yürüdüğü zamanlar. Bilim insanlarının da desteklediği öjenik teorisi, insanların ırklara göre gruplandırılabileceği ve bu grupların ten rengi, kafatası büyüklüğü, vs gibi özelliklerle belirlenebileceğini söylüyor. (Malvina Hoffman’ı dünya seyahatleri sırasında çekilmiş bir videoda bir adamın kafasının ölçüsünü alırken görmek mümkün yeni sergide.) Tabi insanlığı gruplara ayırdıktan sonra iş sıralamaya geliyor; üstün ırklar ve ilkel ırklar olarak. Hoffman’ın heykellerinin gösterildiği ilk sergi böyle bir zamanda ve böyle bir amaçla başlıyor. Değişik ırk türlerini Batılı halka göstermek için.

 

30 yıldan fazla bir süre baştacı edilen sergi, insanların ırk konusundaki fikirlerinin değişmesiyle (araya bir dünya savaşı, bir soykırım, soğuk savaş, ekonomik buhran, sivil haklar hareketi filan girdikten sonra tabi) müze için baş ağrısı olmaya başlıyor. En sonunda eserlerin çoğu 1969 yılında depoya kaldırılıyor.

 

 

Zaman zaman birkaç tanesi başka müzelere gidip gelse de çoğunlukla karanlıkta kalıyorlar. Ta ki Field Müzesi’nde antropolog olan Alaka Wali’nin düzenlediği yeni bir sergiye kadar.

 

Alaka Wali heykellerdeki sınıflandırma yerine bireyselliği öne çıkarmak için çok güzel bir yol bulmuş. Eski sergide isimleri belirtilmeden bütün bir ırkı temsil ediyormuş gibi sergilenen bazı heykellerin gerçekte kimlere ait olduklarını belirlemişler. Bunlardan bazıları çok ilginç hikâyelere sahip. Eski sergide sadece ‘Doğu Asyalı bir adam’ olarak tanımlanan büst ünlü bir Çinli diplomat ve akademisyen olan Hu Shih’ye ait mesela. Hu Shih ülkesinde o kadar ünlü bir entellektüel ki müzeye gelen Çinli ziyaretçiler hemen tanıyorlar büstü, adı altında yazılı olmasa da.

 

 

‘Dans eden Sara kadını’ adlı heykelde yarı çıplak dans ediyormuş gibi gösterilen model aslında modern kıyafetler içinde tenis oynarken arkadaşlarıyla muhabbet eden bir kadın. ‘Bali’de Horoz Dövüşü’ adlı bir başka heykel için kullanılan erkek bir model Bali değil Madura’dan gelen, Hoffman’ın Paris’te tanıştığı bir garson. Kıyafetleri çıkarıp etiketi yapıştırdığınızda herkes jenerik Afrikalı olmuş 1930’larda.

 

 

 

Benim en hoşuma giden örnek ‘İskandinav’ olarak adlandırılan kaslı bir erkek heykeli. Model gerçekte ABD’ye göç etmiş İtalyan bir aileden gelen, New York’ta doğmuş büyümüş bir vücut geliştiricisi olan Tony Sansone. Sanatçı burda çok çalışırsak hepimizin İskandinav olabileceğine dikkat çekmek istemiş olsa gerek.

 

Hoffman’a çok kızmamak lazım belki de. Kendisi de sergiyle ilgili çok çelişkiler yaşamış, eleştirilerde bulunmuş. Birkaç kereden sonra ziyaret ettiği insanların kafa ölçülerini almayı bırakmış mesela. Bu heykelleri yaparken edindiği anılarını topladığı Heads and Tales adlı bir kitap da yazmış. (Hala okuma listemde bu kitap.)

 

Alaka Wali’nin sergisi 2019 Şubat’ına kadar Şikago’da. Eğer orada ya da başka bir yerde denk gelirseniz görmenizi tavsiye ederim. Tarihten utanıp üstünü örtmek yerine, insanlığın hatalarını yalın bir şekilde önümüze seriyor bu sergi. Yanlışın üzerine de yanlışın nasıl sergilenebileceğine üzerine de güzel bir sinin egzersizi yaptırıyor.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YBilim Tanımayan Sınırlar
Bilim Tanımayan Sınırlar

Bilimin sınır tanımadığını düşünmek güzel, ama gerçek şu ki sınırlar bilim falan dinlemiyor.

SANAT

YBu Penisler Ağaçta Mı Yetişiyor?
Bu Penisler Ağaçta Mı Yetişiyor?

14. yüzyıl Fransasında bir çizer: Jean de Montbason. "Gülün Romansı" şiirinin çeşitli baskılarına illüstrasyonlar yapıyor. Peki bu şiir neden bir penis ağacına dönüşüyor?

KÜLTÜR

YMary K. Gaillard Ve Kadın Fizikçi Olmak
Mary K. Gaillard Ve Kadın Fizikçi Olmak

"Feminist olmaktan başka çare yoktu. Fiziğe tutkundum." sözünün de sahibi Mary K. Gaillard’ın kariyeri boyunca karşı karşıya kaldığı üstü kapalı ya da aleni cinsiyetçi yorumların haddi hesabı yok.

Bir de bunlar var

Zafer Hanım’ın Vatan Aşkı
Cuma Şarkıları 15: Onur Haftası Özel
Arkanı Kolluyorum!

Send this to friend