Maalesef link yok, boşuna aramayın. Ama çok güzel özet var, yorum var, derya kuzusu bunlar.

KÜLTÜR

Mad Men 6. Sezon 1. Bölüm

(Aşağıdaki yazı diziyi izlemeden öğrenmek istemeyeceğiniz detaylar içerebilir.)

 

Bundan önceki beş sezonu sonradan üzerinde yazı yazmak için izlemediğimden mi bilmiyorum, Mad Men‘in altıncı sezonu eşine az rastlanır derecede içkaratıcı bir bölümle (ya da iki bölümle) açıldı gibi geldi bana.

 

Bir kalp krizi, iki ölüm, bir cenaze, Betty’nin yatak odasında kocasını heyecanlandırmak için dile getirdiği onbeş yaşındaki komşu kızına tecavüz fantezisi, mevzubahis kızın “büyük şehir” hayallerine kapılıp ortadan kaybolması, Vietnam’da süregiden savaş, öldürdüğü Vietnamlıların kulaklarını kesip kolye yapan askerler, Don’ın otel kampanyası için farkına varmadan yarattığı intihar temalı reklam derken ölüm, yıkım ve şiddet bölümün her tarafına sinmiş.

 

Karakterlerin hayatlarında şu an bulundukları yerler göz önüne alındığında, bu karamsar yaklaşım oldukça ilgi çekici. Don kariyerinde ilerliyor gibi görünüyor, kendinden neredeyse yirmi yaş küçük, herkesin hayallerini süsleyen bir karısı var; Megan nihayet sağda solda durdurulup imza istenen bir oyuncu haline gelmiş; Peggy mutlu bir ilişkinin içinde ve patronu tarafından takdir görüyor, ama bütün bunlara rağmen bölüme genel bir umutsuzluk havası hakim.

 

Megan bütün Meganlığıyla aklımızı başımızdan alırken

Megan bütün Meganlığıyla aklımızı başımızdan alırken

 

Bunun birincil nedeni bölüm boyunca ele alınan tekrar ve döngüsellik temalarıydı sanırım. Roger’ın terapistine dediği gibi ömür bir kapıdan çıkıp öbürüne girmekle; bir o köprüyü, bir bu köprüyü geçmekle, yani sürekli tekrarla geçiyor. Don’ın Hawaii’de tanıştığı evlenmek üzere olan asker “Etme bulma dünyası bu. Biliyorum yarın bir gün ben de senin gibi gece uyuyamayıp bir otel barında takılıyor olacağım” derken, Peggy kampanyasını tekrar ele alması gerekince Don’ın yaptığı gibi hayali arkadaşlara mektup yazarken altı çizilen duygu hep bu hayatın döngüler ve tekrarlar halinde geçiyor olması. Peggy Don’a dönüştü, genç bir asker (ki Don’la bu askerin çakmaklarının birbirine karışması da manidar) de ileride Don’a dönüşecek, tabii bütün bunların ima ettiği şey de şu, hayat böyle akıp gider, yeni nesil eskisinin yerini doldururken Don’a gidecek tek bir yer kalıyor: ölüm.

 

Saçını boyatsan da tekrara mahkumsun Betty: eskiden Grace Kelly idin, şimdi Elizabeth Taylor.

Saçını boyatsan da birilerini tekrara mahkumsun Betty: eskiden Grace Kelly idin, şimdi Elizabeth Taylor oldun.

 

Don’ı pençesine alan bu ölüm korkusu ve hayatıyla hiçbir şey yapmıyor, hiçbir yere gitmiyor olduğu düşüncesi daha Don’ın göründüğü ilk sahneden sinyallerini veriyor haliyle. Bu bölümün başında elinde Dante’nin Cehennem (Inferno) adlı eseri, Tarancı gibi yolun yarısında olma kaygılarına düşmüş bir Don’la karşılaşıyoruz zira. Kitabın ilk sayfalarında takılıp kalan, bir türlü ilerleyemeyen Don’ın zamanla olan sorunlu ilişkisi, durmuş çalışmayan saatinde de kendini belli ediyor. Tekrar içinde ölümden başka gidecek yeri olmayan hayatların kaygısı Roger’a da annesinin cenazesinde yanlışlıkla “Bu benim cenazem” dedirtiyor.

 

Benim cenazem, şemsiyelerin arasına kusulacaksa da ben kusarım!

Bu benim cenazem! Şemsiyelerin arasına kusulacaksa da ben kusarım!

 

 

Don’ın sorunlarıyla başa çıkmak için her zaman başvurduğu  yöntemlerin (sıkıntılarını işine kanalize edip onların yaratıcı potansiyelinden istifade etmek) anlamsızlığını ise Hawaii’deki otel için hazırladığı kampanyada görebiliyoruz. Tanıtımını yaptıkları otelle müşterilerine sadece yeni bir tecrübe değil, yeni bir insan olmayı vaat etmeye çalışırken farkına varmadan intihar fikrine yöneliyor Don. Çünkü bilinç düzeyinde olmasa da biliyor ki kendinden ve ölümden kaçış yok.

 

 

Mad Men ve Don'ın bu resimde kendi ölüm arzusunu göremiyor olması mucizesi

Mad Men ve Don’ın bu resimde kendi ölüm arzusunu göremiyor olması mucizesi

 

Peki dizinin yazarı Matthew Weiner’ın tam da  heyecanla ve hayranlıkla takip edilen başarılı bir dizinin yaratıcısıyken, ve bölüm boyunca altını çizdiği üzere insanların ölümle ilgili kaygılarını unutmak için kendilerini “eğlence”ye verdiklerinin bu denli farkındayken, öncelikle bir eğlence aracı olan bir televizyon dizisinde ölüm düşüncesini bu denli vurgulaması, kendisiyle Don arasında belki farkında bile olmadığı bir paralellik çiziyor mu dersiniz?

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YDavid Foster Wallace (ve başka şeyler) – I
David Foster Wallace (ve başka şeyler) – I

David Foster Wallace takıntısı ve The Decemberists klibi

SANAT

YKitap Kulübü “Cool in California” Edisyonu
Kitap Kulübü “Cool in California” Edisyonu

Kulübümüz bu hafta Kaliforniya'da cool'luk peşinde

ECİNNİLİK

YÇantamı Taktım Koluma
Çantamı Taktım Koluma

Feride'nin Büyük Çanta Komplosu Teorisi!

KÜLTÜR

Y15 Yaşına Bastığım Sene
15 Yaşına Bastığım Sene

Lionel Shriver The Telegraph gazetesine dişlek ve çirkin bir ergen olmanın kendisi için ne anlama geldiğini yazmış.

Bir de bunlar var

Ben Hep Erkeklerle Oynar, Metal Dinlerdim
Sahneye Atlayanların Şerefine
Bir Röportaj: Madonna (İnsan) ve Norman Mailer (Romancı)

Send this to friend