Bizde kurallar biraz farklı...

ECİNNİLİK

Kuralları Biliyorum: Ailemizin Hiçbir Üyesini Yiyemeyiz

Şimdi Alf de nerden çıktı diyeceksiniz. Haklısınız. Bir kahkaha attım, tam da Alf gibi oldu, onu anımsadım işte. Küçükken Alf’in kahkahasını defalarca talim ettiğim, tam tonlamasını tutturmaya çalıştığım bir dönem vardı (o zamanki tabirle kafadan kontak mı diyorduk?) Sahi Alf nasıl gülüyordu derken, gugılın kapılarına dayandım tabii. Öncelikle, Türkçesiyle büyümüş biri olarak şunu söyleyeyim, İngilizcesi BERRRBAT! Sakın izlemeyin, ben hemen kapattım onları. Sonra Türkçe dublajlı halini arayıp bulduğumda bir de ne göreyim! Alf’i Müşfik Kenter seslendiriyormuş (bunu bilmeyen tek insan ben miydim acaba?) KOCA MÜŞFİK KENTER! Sen Amerika’da, allahın attığı bir dağda Tanner ailesinin yuvasına düşen uzaylı canavarı seslendir.

 

Alo Müşfik?! Sevgili kardeşim, ben bile kendimi böyle seslendiremedim. Amerika'dan selamlar!

Alo Müşfik?! Sevgili kardeşim, ben bile kendimi böyle seslendiremedim. Helal olsun sana! Amerika’dan selamlar!

 

Ama ne seslendirme! Belki binlerce Türkçe dublaj film izledim, böylesine rast gelmedim. Alf’in yakınlığını hiçbirinde bulamadım. Meğersem sırrı Müşfik Kenter’miş. Kenter ayarında bir sanatçı, elini aka da atsa boka da, hatırlanacak şahane sesler bırakıyormuş demek geriye.

 

 

Alf bu bölümde evdeki her şeyi silip süpürüyor. Kedi Şanslı’nın akıbeti bilinmiyor, ben de hatırlayamıyorum. Hatırlayanınız var mı? Bir yere mi saklandı? Ne oldu? Her neyse, umarım Şanslı şimdi her neredeyse iyidir. Benim takıldığım yerse Dünya Kuralları oldu. Dördüncü dakikadan itibaren efsane bir diyalog gerçekleşiyor:

 

Willie: Alf, Şanslı’nın nerde olduğunu biliyor musun?

Alf: Onu tanırsınız, özgür ruhlu bir kedidir. Son gördüğümde, camdan uzun bir atlayış yapmak üzereydi.

Willie: Peki sen ne yapıyordun?

Alf: Çatalla onu kovalıyordum tabii ki! HA HA HAAA!

Şakaydı! Malmek’te kedi ve çatal şakası bir klasiktir. Şimdi bunu isteseniz bile size açıklayamam zaten dostlar. Vodvi bu yüzden ölmüş!

Willie: Alf, Şanslı’yı en son gördüğümde sen ona saati nasıl söyleyeceğini öğretiyordun.

Alf: Nereye varmak istiyorsun?

Willie: Onu hipnotize edip kendini yemek zannettirdi!

Lynn: Yani şimdi Şanslı’yı Alf mi yedi?

Kate: Alf bunu yapamazsın!

Alf: Heeey hey hey hey! Sanırım burda ciddi bir suçlamayla karşı karşıyayız. Buna yargısız infaz dendiğinin farkında mısınız acaba? Haklarımı biliyorum, mahkemeleri izledim.

Willie: Alf! Onu yedin mi yemedin mi?

Alf: Willie kuralları biliyorum. Kendi ailemizin hiçbir üyesini yiyemeyiz.

Kate: Hiç bir ailenin üyesini yiyemezsin!

Alf: Ne farkeder!

 

Artık hangi politik gündeme çekiştirirsiniz; kültürel görelilik mi ararsınız, sofistlik mi buyurursunuz, sömürgeci mi avlarsınız, bilmem! Malmek’te kedi ve çatal şakası bir klasiktir! HA HA HAAAA (evde terelelli, rahatlatıyor.)

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YHortlayan Nafaka Tartışması
Hortlayan Nafaka Tartışması

"Yoksulluk nafakası erkeklerin kadınlara bir lütfu değil, pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de devletin kadınların güçlenmesine ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik aldığı tedbirlerdendir."

MEYDAN

YAmme Hizmeti: Tacizci Akademisyen Listesi
Amme Hizmeti: Tacizci Akademisyen Listesi

Hoca veya öğretim görevlisi kadın bilimcilerin en az yarısının cinsel tacize veya istismara uğradığı tahmin ediliyor.

Bir de bunlar var

Cinsiyetçi Termostatlar ve Klima Savaşları (yo dostum şaka değil!)
Anna Mouglalis
On Beş Adımda Onu Unutmak

Send this to friend