Kadın orgazmını anlatan bir kitabın 7 milyon satmasının anlamını bir durup düşünelim lütfen.

TARİH

Komünist Polonya’da Kadın Orgazmına Adanmış Bir Hayat: Michalina Wislocka

Geçtiğimiz hafta Polonyalı jinekolog, seksolog ve yazar Michalina Wislocka’nın hayatını anlatan bir film izledim ve çok etkilendim. Wislocka’nın adını daha önce duymamıştım. Filmden sonra, komünist Polonya’nın en ünlü seksoloğu olan bu benzersiz kadını ve yaşamını büyük bir merakla araştırmaya başladım. Türkçe’de bu konuda yazılmış tek satır olmadığını görünce de İngilizce’den derlediğim bilgileri 5Harfliler için biraraya getirmek istedim. Çünkü unutmamalı. Çünkü sevgiyle anmalı. Değil mi?

 

Wislocka’nın biyografileri ve üzerine yazılmış yazılar hep Lehçe. 2017 yapımı The Art of Loving: Story of Michalina Wislocka filminden sonra uluslararası alanda adı daha çok duyulur olmuş olsa da, Polonya’da cinsellik algısı için bir dönüm noktası olmuş kitabı A Practical Guide to Marital Bliss birçok dile çevrilmiş aslında. Bu kitap komünist Polonya’da cinsellik ve kadın orgazmı hakkında açıkça konuşan ilk çalışmaymış.

 

 

1921 doğumlu (ve yengeç burcu) Michalina Wislocka’nın çalışmaları dönemin cinsellik algısını hem kadınlar hem de erkekler için tamamen değiştirmiş. Üniversitede tıp okuyup, jinekoloji ihtisası yaptıktan sonra erken yaşta çalışma hayatına atılmış Michalina. Ama mesleğe başladığı andan itibaren hastalarıyla, yalnızca bir jinekolog olarak ilgilenme kalmayıp, onlara cinsel hayatlarıyla da ilgi soru yöneltmiş. Kısa sürede jinekolog doktor olarak ünü yayıldıkça, cinsel sorunları olan çiftler Michalina Wislocka’nın kapısını çalmaya başlamış. Gün be gün insanların cinsellikle ilgili yanlış fikirlerini görmek ve sorunlu çiftlerin süreçlerine yakından tanık olmak, Michalina’yı seksolojiye yönlendirmiş, bu konuda bildiklerini bir kitapta toplamak ve daha geniş kesimlerine danışmanlık yapmakla ilgili harekete geçirmiş.

 

İşte bu noktada yazmaya başladığı kitabın (ve aslında pek çok diğer çalışmasının) merkezinde ise tabi ki kadın orgazmı var. Danışmanlık verdiği bütün çiftlerde ve çok daha yaygın olarak bütün toplumda gördüğü en büyük sorunu kadınların -yüzyıllardır- seksi bir evlilik görevi olarak kabullenmeleri diye tarif ediyor. Bu yüzden her muayene ya da danışmanlık servisinde karşısındaki kadına orgazm olup olmadığını sorarak başlıyor Michalina. Ve aldığı yanıt genelde değişmiyor. Erkekler, eşlerini cinsel anlamda tatmin etmeyi bir sorumluluk olarak görmezken, kadınlar bunu istemeye hakları olduğunu bile düşünmüyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu kabulleniş, kadınları kendi bedenlerine yabancılaştıran ve cinselliği yalnızca eşlere karşı yerine getirilmesi gereken bir takım görevlere indirgeyen bir algının içine sıkıştırıyor.

 

 

 

Michalina cinselliği kadınlar için yeniden tanımlamak için kolları sıvıyor. Ama dönemin başka bir yaygın cinsel söylemi, mastürbasyon yapmanın sağlıksız olduğu. Oysa hastalarının/danışanlarının önce kendi bedenlerini tanımaları ve sevmeleri gerekiyor ki sağlıklı bir cinsellik yaşayabilsinler. Böylece kadınları önce modeller üzerinde çalışmaya ikna ediyor. Vajina modelleri üzerinden kendi bedenlerini anatomik olarak tanıma imkanı yaratıyor, ardından egzersizler geliyor. Bu arada erkeklere de önce seksin iki kişilik bir eylem olduğunu, ardından kadın orgazmını anlatıyor. (Bu dönem seks danışmanlığı için kapıyı aşındıranların yalnızca heteroseksüel çiftler olduğunu söylemeye bile gerek yok tabi.) Gel zaman git zaman Michalina Wislocka’nın rehberliğiyle, cinsel sorunlarını çözen, kadın orgazmını keşfeden ve kendi cinsel devrimlerini yaşayan insanların sayısı hızla artıyor. Haliyle, Wislocka’nın ünü de.

 

Seksle ilgili bu kadar açık konuşulması ve bunu bir kadının yapması 1950’lerin 60’ların Polonyası için çok sıradışı tabi. Bir kadının seks üzerine rahatça konuşabilmesi onu, ahlak yoksunu olarak damgalamaya yetiyor. Hatta Michalina’ya kadar, gazetelerde kadınlara evlilik ve cinsellik ile ilgili tavsiyeler veren köşe yazarları yalnızca erkekler. Ama seksin kutsal, önemli ya da abartılı bir şey olmadığını, hayatın doğal bir parçası olduğunu anlatmaya niyet etmiş olan Michalina, bir kadın doktor olarak önce kendi meslektaşlarıyla karşı karşıya geliyor. Ve tüm meslek hayatı ve bilimsel çalışmaları süresince toplumsal baskılarla savaşmak zorunda kalıyor.

 

İlk büyük zorluk kitabını yayınlatma süreci oluyor. Film tam da bu süreci konu alıyor zaten. Hükümet önüne bir çok engel koyuyor. Kitap ahlaka aykırı bulunuyor, kullandığı tabirler, ifadeler teker teker inceleniyor. Ama uzun müzakereler sonunda birkaç bölüm sansürlenerek ve bazı yerlerde ifade değişikliğine gidilerek sonunda baskı izni alıyor. Mücadele burada da bitmiyor. Kitap tam yayına hazırlanırken, orgazm bölümünü uygunsuz buldukları için kitaptan çıkartmak istiyorlar. Kitabı yazmasının asıl amacının bu bölüm olduğunu söyleyen Michalina ise bunu kabul etmiyor ve baskı iptal ediliyor. Fakat Michalina pes etmiyor. Yazdıklarını gazetede bölümler halinde tefrika olarak yayımlayarak tüm kitabı insanlara ulaştırıyor.

 

Michalina Wislocka’nın yazdıkları o kadar ilgi görüyor ki, 1978’de çalışmaları sonunda kitap olarak basıldığında, kitap 7 milyon satarak uzun dönem en çok okunanlar arasında yer alıyor. (Kadın orgazmını anlatan bir kitabın 7 milyon satmasının anlamını bir durup düşünelim lütfen.)

 

Michalina’nın bir başka çalışma alanı ise istenmeyen hamilelikler ve kürtaj. Kitabının bölümlerinden biri de bununla ilgili. Doğum kontrol yöntemleri üzerine yaptığı bilimsel çalışmalarının yanı sıra, mevcut yöntemleri insanlara tanıtmak için çok ciddi çaba harcıyor. Çünkü yine bu dönemde, hamilelik sonlandırma işlemleri sırasında hayatını kaybeden ya da ciddi zarar gören kadınların sayısı hayli yüksek. Evlilik dışı cinsel ilişkilerin görmezden gelinmesinin bu ağır sonuçları yarattığına inanıyor Michalina. Bu yüzden hem seksin doğallığı hem de doğum kontrolüyle ilgili kamusal alanda açıkça konuşulmasının da mücadelesini veriyor.

 

Milyonlarca insanın hayatını değiştiren bu kadın, 2005 yılında aramızdan ayrılmış. Eğer izlemediyseniz, son derece başarılı ve bir kadın yönetmenin elinden çıktığı çok belli olan The Art of Loving: Story of Michalina Wislocka’yı öneririm. Kadın cinselliğinin her yerde nasıl bir mücadele alanı olduğunu düşünmek ve jinekolojinin babalarını, kadın orgazmının mucidi adamları görüp duyup pes! derken, kadın orgazmını kazanmaya adanmış bir hayatı ve kadını tanımak çok iyi geliyor.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YAdam Smith’in yemeğini pişiren kimdi?
Adam Smith’in yemeğini pişiren kimdi?

Her şeyi yoluna koyan, üstüne bir de çay demleyen bir görünmez el.

TARİH

YEv kadınları soruyor: Hepsi bu mu?
Ev kadınları soruyor: Hepsi bu mu?

İçimdeki sıkıntıyı gidermek için bir kadının yapabileceği tüm hobileri denedim. Bahçeyle uğraşmak, komşularımla çok sık görüşmek, konserve ve turşu yapmak,aktif bir veli olmak...

Bir de bunlar var

Çiko’nun Zor Anları
Genç Dostuma Madımak ile İlgili bir Mektup
Nakışla İşlenmiş Filistin Tarihi ve Arap Dokuma Mirası

Send this to friend