Bütün bu kaybedilen hayatlara, kalp kırıklıklarına, kayıplara değer mi? Gerçekten bir fark yaratabilir miyiz? Yaralandığımda bu soru ile yüz yüze kalmıştım. Hatta bir gazete “Marie Colvin bu sefer fazla mı ileri gitti?” şeklinde bir manşet atmıştı. Şimdiki cevabım da o zamanki ile aynı: Hepsine değerdi!”

MEYDAN

“Benim Sonsuz Nostalji İçin Harcayacak Vaktim Yok”: Kadın Savaş Muhabirlerinden Hayat Dersleri

Savaş alanlarında kimi zaman korumasız ve eskortsuz bırakıldılar. Kimi zaman ise mesleklerini daha etkili bir şekilde yapabilmek için onlar reddetti askeri konvoylar ile hareket etmeyi. “Bir anne olarak bu mesleği nasıl yapıyorsunuz?”, “Sizce biraz sorumsuz davranmıyor musunuz?”, “Daha sakin bir hayat istemez miydiniz?” gibi bin bir türlü can sıkıcı soru ile karşı karşıya kaldılar. Kalabalık meydanlarda tecavüze uğrama tehlikesi atlattılar. Savaşın ortasına ulaşabilmek için kılık değiştirdiler. Yaralı halde makalelerini zamanında yetiştirdiler. Bütün bir ömrü, çoğu insanın televizyondan bile izlemek istemediği mekân ve zamanlarda tarihin en kanlı dönüm noktalarına tanıklık ederek geçirdiler ve hiç bir zaman pişman olmadılar.

 

Günlük gaza geliş ve motivasyon çabalarınıza katkısı olması dileği ile sizler için tarihin ve günümüzün en ünlü bazı kadın savaş muhabirlerinden alıntılar derledim efendim. ‘90’lı yılların efsanevi Zeyna Savaşçı Prenses dizisinin jenerik müziğini alttan vererek okumanız tavsiye olunur.

 

“Varşova’daki elçiliği arayarak sekreter Robin Hankey’e ‘Savaş başladı’ dedim. Bana “Saçmalık! Müzakereler devam ediyor” dedi. Ben de “duymuyor musun?” diyerek telefonu dışarı tuttum ve Alman tanklarının Polonya’ya girişinin seslerini dinlettim.”

 

Clare Hollingworth, II. Dünya Savaşı’nın resmi olarak başladığını dünyaya duyuran ilk kişi olan İngiliz savaş muhabirliği ‘duayeni’. Kendisi bugün 104 yaşında ve verdiği röportajlar ile hala genç muhabirlere yol gösteriyor.

 

 Clare Hollingworth, Daily Telegraph, Saigon, Haziran 1968. UMass Boston Digital Archives

Clare Hollingworth, Daily Telegraph, Saigon, Haziran 1968. UMass Boston Digital Archives

 

 

“Savaş sırayla herkesin başına gelir. Söylemek istediğim şey gerçekten sadece bu ve sanki en başından beri bunu söylüyorum. Savaşın öncelikli kurbanları olmadıkları sürece, insanlığın büyük kısmı, savaş sanki Tanrı’nın önlenemez bir eylemi imiş ya da başka yerlerdeki savaşlar onları ilgilendirmiyormuş gibi davranıyor. Eğer hayal gücümüzün kıtlığı yüzünden kendi kendimizi yok edersek bu gerçekten çok acı bir kozmik şaka olacak.”

 

Martha Gellhorn, ABD’li yazar ve savaş muhabiri, II. Dünya Savaşı’nın akışını değiştiren Normandiya Çıkarması’nı haber yapabilmek için bir hastane gemisinin tuvaletine sığınarak hemşire kılığında ABD askerleri ile birlikte kıyıya çıkan tek kadın gazeteci.

 

Martha Gellhorn Londra 1943 Das Bild

Martha Gellhorn Londra 1943 Das Bild

 

 

“Dışlanmıştım, izole edilmiştim, herkes tarafından bir baş ağrısı olarak biliniyordum. Yerel gazetemin, eleştirilir korkusu ile yayınlamak istemediği makaleler yazdım. O zamanlar böyle bir şey yaptığımı bilmiyordum. Bu belki benim naifliğimdi ya da be dürüst olanı yapmanın doğal olduğu fikri ile yetiştirilmiştim. Şimdiye kadar gazetecilerin ve ünlü yazarların yazılarında korku ve ikiyüzlülük gördüğümde şaşırıyordum. Ve bu yaptıklarını geçim sağlamak bahanesi ile meşrulaştırmaya çalışmalarına şaşırıyorum. Onların sadece birer insan olduklarını hatırlıyorum.”

 

Asmaa al-Ghoul, seküler ve feminist görüşleri ile ülkesinde dikkatleri üzerine çeken Filistinli genç savaş muhabiri ve köşe yazarı. Gazze Şeridi’ndeki inşan hakları ihlalleri üzerine yaptığı haberler ile 2012 yılında Uluslararası Kadınlar Medya Vakfı tarafından ‘Gazetecilikte Cesaret’ ödülüne layık görüldü. 2014 yılı Ağustos ayında Güney Gazze bölgesindeki Rafah şehrinde yapılan bombalı bir saldırıda ailesinden 9 kişiyi kaybetti.

 

asmaaalghul

 

“(Kadın olmak) Çok büyük bir avantaj çünkü sizi üçüncü bir cinsiyet olarak görüyorlar. Yerel değilsiniz bu yüzden erkekler size kendi kadınlarına davrandığı gibi davranmıyorlar. Ama bir erkek de değilsiniz bu yüzden fiziksel ya da entelektüel olarak tehdit de sayılmıyorsunuz. Onlar için bilinmeyen bir varlıksınız. Bu yüzden onlar size neden ısındıklarını tam olarak anlamasalar da size ısınmalarını sağlayabilirsiniz. Kadınlar konusunda ise -ki burada Hindistan, Afganistan ve Pakistan gibi ‘orta sınıf’ olmayan milyonlarca kadının yaşadığı ülkeleri kast ediyorum- kendileri ile hiç konuşulmayan kadınların öykülerini anlatma fırsatı buluyorsunuz.”

 

Alex Crawford, İngiliz Sky News Kanalı Savaş Muhabiri. 2011 yılı Ağustos ayında isyancılar ile birlikte Trablus şehrine giren ve bu tarihi anı çakmak soketi yardımı ile sağladığı uydu bağlantısı ile eş zamanlı olarak dünya ile paylaşan kadın. Aynı zamanda ayaklanma sonrası Kaddafi’nin evinden canlı yayın yapan ilk muhabir.

 

Alex Crawford. Libya 2011.

Alex Crawford. Libya 2011.

 

 

“Sri Lanka iç savaşı sırasında gözümü kaybettim. Gazetecilerinin girişinin yasak olduğu Kuzey Tamil bölgesine gitmiştim ve kimsenin haber yapmadığı bir insanlık dramı ile karşılaştım. İç sınıra doğru gizlice geri götürülürken bir asker bana el bombası fırlattı ve şarapnel parçası gözümü ve göğsümü parçaladı. O asker ne yaptığını biliyordu. Burada bulunan birçoğunuz kendi kendinize soruyor olmalısınız: Bütün bu kaybedilen hayatlara, kalp kırıklıklarına, kayıplara değer mi? Gerçekten bir fark yaratabilir miyiz? Yaralandığımda bu soru ile yüz yüze kalmıştım. Hatta bir gazete “Marie Colvin bu sefer fazla mı ileri gitti?” şeklinde bir manşet atmıştı. Şimdiki cevabım da o zamanki ile aynı: Hepsine değerdi!”

 

Marie Colvin, ABD’li savaş muhabiri. 21.yy’ın bütün önemli iç çatışmaları ve savaşlarında bulundu. Alıntıda bahsi geçen saldırıya uğradıktan sonra yaralı halde 3000 kelimelik makalesini zamanında yetiştirdi. 2012 yılında Suriye İç Savaşı’nda Humus Şehri’ndeki çatışmaları haberleştirirken kaynağı tespit edilemeyen bir bomba saldırısı ile hayatını kaybetti.

 

Marie Colvin

Marie Colvin

 

 

“Çoğu zaman buradan ayrılmayı düşündüm. Ama sonunda kalmaya karar verdim. Biliyorum ki Meksika’daki en iyi gazeteci değilim ama gerçekten ülkeme yardım etmek istiyorum. İyi gazeteciliğin dünyada bir şeyleri değiştirebileceğine yürekten inanıyorum. Yaptığım işler ile bu değişime katkıda bulunmak istiyorum.”

 

Anabel Hernandez, Meksikalı muhabir ve yazar. Babası kaçırılıp öldürüldü. Polis, rüşvet almadan cinayeti sorgulamayı reddedince gazeteci olmaya karar verdi. 5 yıllık bir araştırmanın ardından yayınlanan ve Meksika’daki uyuşturucu kartelleri-politikacılar ve iş adamları- savcı ve polis üçgeni arasındaki ilişkiyi en ince detaylarına kadar ortaya döktüğü kitapları Los Señores Del Narco sayesinde 2012 yılında Dünmya Gazeteciler Birliği tarafından verilen Golden Pen of Freedom ödülünü kazandı. Fakat aynı kitap yüzünden Meksika’daki bütün kartellerin ölüm listesine adı yazıldı.

 

Anabel Hernandez. Meksika 2011. Observer

Anabel Hernandez. Meksika 2011. Observer

 

 

“Benim sonsuz nostalji için harcayacak vaktim yok. ‘Aman Tanrım, eskiden…’ Hayat fazla kısa. Bir köşede oturup özlediklerim hakkında konuşmak için vaktim yok. Bunun amacı ne ki? Git ve başka bir şeyler yap!”

 

Kate Adie, İngiliz savaş muhabiri. Daha mesleğinin ilk yıllarında Pekin’e gitti ve 1989 Tiananmen Meydanı Olayları’nın tam ortasında askerler sivillerin üzerine rast gele ateş açarken yaptığı yayın ile efsaneleşti. Meslek hayatı boyunca o kadar belalı bölgeye girip çıktı ki kendisi hakkına şu soğuk şaka dilden dile dolaşır oldu: “Kate Adie’nin uçaktan indiğini gördüğünüz bir hava alanında bir an önce uçağa binseniz iyi edersiniz.”

 

Katie Addie. BBC News

Katie Addie. BBC News

 

 

“Kadın ve erkek büyük radikal ikilemin iki tarafını temsil ederler. Ama gerçekte sürekli olarak birbirleri içine geçerler. Sıvı olan katılaşır, katı olan tekrar sıvıya dönüşür. Hiç bir erkek tam olarak maskülen değildir ve hiç bir kadın sadece feminen değildir.”

 

Margaret Fuller, ABD’li gazeteci, yazar, eleştirmen ve kadın hakları aktivisti. 1846 yılında New York Tribune tarafından Londra’da edebiyat dünyası ile ilgili haberler yapması için gönderildi. O ise İtalya’da yükselişte olan vatansever akımlardan etkilenerek İtalya’ya gitti ve Avusturya İmparatorluğu’na karşı başlatılan 1948 devrimini takip etti. Savaşın ‘insanlara etkisini’ gözlemleyerek yazdığı öyküler ile çatışma bölgelerindeki insan hikâyelerinin arka sayfadan manşete taşınmasını sağlayan ilk savaş muhabiri oldu.

 

Margaret Fuller. John plumbe tarafından 1846'da dagerreyotipi ile basılmış

Margaret Fuller. John Plumbe tarafından 1846’da dagerreyotipi ile basılmış

 

 

Kaynaklar:

Clare Hollingworth ile röportaj. Neil Tweedie, The Telegraph
Gellhorn: A Twentieth Century Life (2003), Caroline Moorehead
Alex Crawford röportajı. Rosamund Urwin, Evening Standard
“Marie Colvin: ‘Our mission is to report these horrors of war with accuracy and without prejudice’”, Marie Colvin, The Guardian
“On This Day: 1989: Massacre in Tiananmen Square”, BBC News
The Women Who Fought to Report WWII
“16 women Journalists To Watch In The Middle East”, Mohammed Salem, Al-Monitor
“Anabel Hernandez on Mexico’s Lost Drug War and Her New Book Narcoland”, Melissa Del Bosque, Texas Observer

 

Ana görselde: Clare Hollingworth Mısır’dan Süveyş, 1968

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

Y#MeToo Güncel Feminizm İçindeki Uçurumu Nasıl Ortaya Çıkardı
#MeToo Güncel Feminizm İçindeki Uçurumu Nasıl Ortaya Çıkardı

#MeToo tarafından geliştirilip şu anda kullanılan “kadınlar” tanımı basitçe şu şekilde anlaşılabilir: Kadın düşmanlığına maruz kalmış herkes.

SANAT

Y“Küçülen Kadınlar”
“Küçülen Kadınlar”

Annem içine çekildikçe etrafındaki alan daha da büyüyor sanki. Babam çoğaldıkça annem azalıyor.

KÜLTÜR

YAsit Saldırısına Uğramış Bir Anne Kız
Asit Saldırısına Uğramış Bir Anne Kız

Anne ve kızı, bu asit saldırısına uğradığından beri en yakınlarının bile onları öpmek istemediğini söylüyor.

MEYDAN

YBir Otobüs Dolusu Rahibeden Vatikan’a Mesaj Var: “Yek Yea!”
Bir Otobüs Dolusu Rahibeden Vatikan’a Mesaj Var: “Yek Yea!”

Ciddi dogmatik problemlere sahip, sık sık hadlerini aşan, gelir dağılımı, yoksulluk, sosyal adalet gibi "kendi alanlarının dışında kalan" konulara burnunu sokan bir grup rahibe.

Bir de bunlar var

De Beauvoir, Lorde, Butler: Hangi Bedenler Neyi Düşünüyor?
Adam Smith’in yemeğini pişiren kimdi?
Başka Bir Kafa Mümkün

Send this to friend