Cerrahinin gümüş iplikleri kadınları parça parça sökerken...

TARİH

“Jinekolojinin Babası” ya da Tükür Babanın Suratına

J. Marion Sims 1813 Güney Karolina doğumlu, bugün modern jinekolojinin babası olarak anılan bir doktor. Vezikovajinal fistül* denen, özellikle uzun ve zorlu doğumlardan sonra gerçekleşen rahmin yerinden oynaması durumuna bulduğu tedaviyle ünlenir. Ayrıca kendi adını verdiği Sims spekulumu ve kateterinin icadı, üreme tedavileri, kanser çalışmaları ve safra kesesi ameliyatındaki başarılarıyla biliniyor. Bunların yanında, 1855’te New York’ta açılan ilk kadın hastanesinin kurucularından biri. 19. yüzyılın ortasında bulaşıcı olduğu sanılan kanserden muzdarip hastaların kadın hastanesine kabul edilmesini sağlar. Bu sebeple onlarca yıl kadın dostu bir doktor olarak anılır.

 

Şimdi bu hikayeye arka kapıdan girelim. İlk başlarda ne kadınlara ne de Alabama’da icra etmeye başladığı mesleğine pek bir ilgisi bulunmayan Sims, 1858’de New York’da basılan Cerrahinin Gümüş İplikleri adlı metninde şöyle yazar: “Mesleğimin ilk 10 senesinde kadınlara mahsus hastalıkların hepsinden olabildiğince uzak durdum.” Devam eden paragrafta ise 1845’te tesadüfen 3 kadın hastanın üst üste benzeri şikayetlerle kendisine başvurduğunu ve ilahi bir dokunuşla bu kadınlardan birini tedavi ettiğini yazar. Alabama’da attan düşmesi sonucu rahmi yerinden oynayan ve acılar içinde kıvranan bir kadını muayene ederken tesadüfen uyguladığı bir müdahale sonucu kadın iyileşir. Dr. Sims metninde tesadüfi uygulamanın elbette asla sadece tesadüf olmadığını, Allah’ın bir lütfu olduğunu da belirtmeden geçmez. Yani kendinden önceki milyon balon adam gibi o da Allah’ın onun parmakları aracılığıyla dünyaya şifa getirdiğine inanmaktadır. Yine kendi sözleriyle, geleceğinde büyük ve şanlı zaferini gören Dr. Sims, hem dünyanın bu en tatlı varlıklarını acıdan kurtarmanın saadetiyle sarhoş olur hem de milleti adına gururla dolar. Kat etmesi gereken yol bellidir ve her türlü cefaya katlanarak bu alanda ilerleyecektir.

 

Mesleki hayatında yaşadığı bu kırılmadan sonra Dr. Sims araştırmalara girişir. Tıbbi müdahalelerini mükemmelleştirmek için daha fazla kadının üzerinde deney yapmalıdır ve bunun için en uygun kadınlar, o dönemde neredeyse hiç acı duymadığı düşünülen ve zaten yarı insan olarak görülen siyah ırka mensuptur. Dr. Sims anestezi uygulamadan ve tabi rızalarını almadan cerrahi çalışmalarına başlar.

 

Harriet Washington ABD tıp tarihini araştırdığı Medical Apartheid (Tıbbi Apartheid) adlı kitabında (2006), Dr. Marion Sims’in siyah kadınlara uyguladığı genital müdahaleleri şöyle aktarır: Bir grup siyah kadını satın aldıktan sonra onları bir laboratuvara kapatan Sims, 5 yıl sürecek olan ve sadece tek bir kadın üstünde 40 cerrahi müdahalede bulunacağı ‘deney’lerine girişir. Bu ameliyatların hepsi kadınların vajinalarını kesme biçme, rahimlerinde kendi icat ettiği ve mükemmelleştirmeye çalıştığı tıbbi aletleri deneme gibi korkunç işkenceler içerir.

 

Sims pozisyonu. Cerrahi Gümüş İplikleri kitabından.

 

Sims spekulum ve Sims kateter. Cerrahi Gümüş İplikleri kitabından.

 

Dr. Sims sadece kadınları değil, kafatası araştırmaları için siyah çocukları da denek olarak kullanır. ABD’nin ilk kuruluşundan bu yana siyahların aşı denemeleri ve deneysel cerrahi operasyonlar için anestezi yapılmadan denek olarak kullanıldıkları biliniyor. Bazı kaynaklar bu verileri değerlendirirken, 19. yüzyıl değer ve bilgilerini, mesela anesteziyle ilgili kafa karışıklığını ve pek çok doktorun anestezi uygulamaktaki çekincelerini gözardı etmemek gerektiği uyarısını yapıyor. Lewis Wall adlı bir doktor, hala Afrika kıtasında pek çok kadının bu hastalıktan muzdarip olduğunu ve kendisinin Dr. Sims’in bulduğu yöntemler sayesinde bu kadınları tedavi ettiğini söylüyor.

 

Tarihsel bağlam bu uygulamaların nasıl bir tıbbi ve politik kültür içinde gerçekleşebildiğini anlamamızı sağlarken, diğer yandan bu uygulamaları tarihte olup bitmiş fenalıklar olarak gömemeyeceğimizi de bize hatırlatır. Harriet Washington’ın kitabı, geçmişteki ırkçı uygulamaların bugün tıp dünyasında ne tür veçhelerde devam ettiğini bir neşter keskinliğinde ortaya koymakla kalmaz, türlü işkencelere maruz kalan siyah kadınların, salt tıbbi ve teknolojik tartışmalarla yeniden tarihe gömülmesini engeller. Bugün tıp alanında devam eden üsttenci muamele ve kaynakların adaletsiz dağılımına yeni bir açıdan bakmamızı sağlar.

 

Yukarıda sözünü ettiğim kendi kaleminden çıkma metinde Dr. Sims, defalarca ameliyata doktor arkadaşlarını çağırdığını ve onların önünde rezil olduğunu anlatır. Hatta okurdan kendisiyle empati kurmasını, ne cefalar çektiğini anlamasını ister gibi, “tekrarlayan başarısız ameliyatlarım, içimde bugün istesem de tasvir edemeyeceğim bir ızdırap yarattılar” der. Ondan ümidi kesen doktor arkadaşları birer birer kendisini terkederken, kahramanımız içindeki umudu paylaşabileceği kadınlarla yalnız kalır. İnanmaktadır ki “ancak bir kadının göğüsleyebileceği türde acılara rağmen” onları ameliyat etmesi için yalvaran kadınlar Dr. Sims’in kurtarıcı maharetlerini izlemeyi/tecrübe etmeyi beklemektedirler.** Bunca sene ve operasyondan sonra Dr. Sims tek bir kadında başarıya ulaşmasının ardından New York’a taşınır ve hayli ün yapar. Daha sonra Amerikan Tıp Birliği’nin başkanı seçilecektir.

 

Tıp dünyasına olan katkılarından ötürü Alabama, Washington ve New York’da anıtları bulunan Sims’in mirasını göklere çıkartan kültürü reddeden Doğu Harlemli kadınlar, 2007’de mahallelerinde bulunan bu anıtın kaldırılması için ilk adımı atar, anıtın önünde eylem yapmaya başlarlar.

 

 

 

Fotoğraf: Andrew Padilla

 

Belediye anıtın kaldırılmasını reddeder ancak kadınlar bu cevapla yetinecek değillerdir. Eğer bu adam onurlandırılacaksa, onun ellerinden acılar çekmiş tüm kadınlar da anıtlaştırılmalıdırlar. Dr. Sims Harlemli kadınların çabaları sayesinde ‘baba’ ünvanından oldu dersek yanılmış olmayız sanırım. Ancak bizim sağlığımız için bedenleri ve ruhları kırılan bu kadınları nasıl hatırlayacağımızı ve kamusal olarak nasıl onurlandıracağımızı iyice düşünmemiz gerekiyor. Tarihte bir takım adamların ayakları altına gömülmüş olan, ama bizim bugünkü refahımızı borçlu olduğumuz ve henüz tanışmadığımız binlerce başka kadın gibi…

 

 

 

*Vezikovajinal fistül, rahimle sidik kesesinin anormal şekilde birbiriyle ilişkilenmesine ve vajinadan kontrolsüz sidik akmasına deniyormuş.

** Kitap sayfa 47’den itibaren Dr. Sims’in deneylerini ilk elden ayrıntılarıyla ve yer yer şeker kaplamalarıyla anlatıyor. Kitapta bu bölüme ‘Kadınların Ahlaki Cesareti’ başlığını vermiş.

 

 

Kaynaklar:

 

http://usslave.blogspot.com.tr/2011/05/dr-j-marion-sims-medical-experiments-on.html

http://waring.library.musc.edu/exhibits/Innovation/sims.php

http://jme.bmj.com/content/medethics/19/1/28.full.pdf

http://www.dailymail.co.uk/news/article-4808254/Protesters-want-removal-statue-controversial-doctor.html

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2563360/

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TARİH

YSylvia Pankhurst’ün Açlık Grevi ve Zorla Besleme
Sylvia Pankhurst’ün Açlık Grevi ve Zorla Besleme

Onurlu bir yaşam isteyen daha kaç insanın harcanması gerekiyor?

TARİH

Y1989’dan Konstantiniyye Haberleri ve İstanbul’un Dönüşümü
1989’dan Konstantiniyye Haberleri ve İstanbul’un Dönüşümü

"yıl 2010. kent: İstanbul. nüfus: 30 milyon, çoğunluğu kadın"

MEYDAN

YKırmızılı Kadınların Şerefine!
Kırmızılı Kadınların Şerefine!

G20 zirvesi Hamburg'da devam ederken sokaklarda onlarca gösteri var.

Bir de bunlar var

Bundan Böyle
Habig Şapkaların Enalâsıdır, Habig Şapkaların Enalâsıdır, Habig Şapkalarıın…
Viktoryen İffetfüruşlar ve Denize Girme Makineleri

Send this to friend