Sanki kusmam gerekenler hala boğazımda, her an çıkacak gibi. Keşke kusabilseydim. Neden kusamadım?

MEYDAN

İstismar Günlüğü: Filmle Konuşmalar

Uyarı: Aşağıdaki yazı çocuklukta yaşanmış cinsel istismarla ilgilidir. Bu tür yazıları okurken daha önce yaşamış olduğunuz olayı/olayları zihninizde tekrar yaşayabilirsiniz, korku ve kaygılarınız yüzeye çıkabilir. Böyle durumlarda okumayı bırakmak, ihtiyaç duyduğunuzda, gücünüzü topladığınızda tekrar okumaya dönmek isteyebilirsiniz.

 

Atlıkarınca. Film kurban sahnesiyle açılıyor. Ne tesadüf babam da kasaptı. Başrol oyuncusu babama ne kadar benziyor. Yüzü, boyu, favorileri. Erdem, şair olmaya çalışan bir memurdu, babamsa mezbahada her gün onlarca hayvanı kesen kasap. Rüyalarında kestiği hayvanların yavrularının ağladığını gören bir kasap. Benim için babam kestiği hayvanların yavrularına gözyaşı döken iyi yürekli adamdı. Evin dışındaki herkes için de öyleydi. Eve misafir geldiğinde başka bir adam olurdu babam. Kibar, saygılı, esprili, cömert. O kadar sevilen bir insandı ki kimseyi inandıramazdınız babamın bize şiddet uyguladığına. Annemi öldüresiye dövdüğüne bana tecavüz ettiğine. Yıllarca yaşadıklarımı kimseye söyleyememe sebeplerimden biri budur. Kimse babamın bunu bana yapmış olabileceğine inanmaz. Ama asıl sebep bu değildi. Asıl sebep babamı durdurmak için yaptıklarının küçük bir kısmını anneme anlattığımda annemin bana inanmamasıydı. Bana annem bile inanmadıysa kimse inanamazdı. Sustum, sakladım, yeri geldi üstünü kapatmaya çalıştım filmdeki çocuk, Sevgi gibi. Sevgi sadece felçli anneanneye anlatabiliyor yaşadıklarını. Hiçbir şey yapamayacak olan anneanne. Bugün istismara uğrayan çocukları için hiçbir şey yapmayan insanlar gibi anneanne. Sevgi’nin çığlıkları anneannede hapsoluyor.

 

Babası tecavüz ettikten sonra kusuyor Sevgi, ben kustuğumu hiç hatırlamıyorum. Hiç. Şaşıyorum kendime. Keşke kusabilseydim. Sanki kusmam gerekenler hala boğazımda, her an çıkacak gibi. Keşke kusabilseydim. Neden kusamadım? Yaşım Sevgi’den çok daha küçük olduğu için mi? Babamdan nefret etsem de onu sevdiğim için mi? Babamın yaptıklarını bir oyun sandığım için mi? Neden?

 

Tecavüzün ardından Sevgi’nin ödülü gelir. Uzun zamandır istediği müzik seti. Babam bana bir şey almış mıydı? Hayır almamıştı. Birkaç kere yapmak istediğim şeylere –mezuniyet törenime katılmak, tatilde İstanbul’a gitmek gibi- izin vermişti. Çünkü benim ev dışında bulunmam yasaktı. Bu izinler karşılığında yaptıklarına sesimi çıkarmamıştım. Çünkü çoğu zaman sessiz de olsa direnmeye çalışıyordum babamın yaptıklarına, büyüyüp bunun bir oyun olmadığını anladığım andan itibaren. Onun odasında bazen uyumadan sabaha kadar bekliyordum. Çünkü uyumak teslim olmak demekti. Geceleri hala uyuyamamam belki bundan.

 

Benim ödülüm neydi? Benim ödülüm babamın sevgisiydi. O tımarhane gibi evin içinde iyi olan tek şey babamın sevgisiydi. Annemin beni görmediği sevmediği, yoksulluğun, şiddetin dayanılmaz olduğu o tımarhanede tutunulabilecek tek şey babamın sevgisiydi. Babamın tarzında sevgi. Büyüdükçe anlıyorsun her şeyi nasıl birbirine karıştırdığını. Cinselliği sevgi, sevgiyi cinsellik sandığını. Güven duymanın her an istismar edileceğini. Daha bir sürü şey. Roller de birbirine karışıyor. Ben babamla birlikteysem annem benim neyim oluyor, kardeşlerim benim neyim? Annem annem değil, kardeşlerim kardeş değil. Ben çocuk değilim. Bildiğim şeyler vardı ama ben babamdan sonra evin en beceriklisi en yeteneklisi en zekisiydim. Babam öyle diyordu, bizler de bunu kabullenmiştik -şimdiyse deli gibi korkuyorum becerikli, zeki, yetenekli olmaktan-. Annem beceriksizin tekiydi, erkek kardeşim yaramaz bir gerizekalı, kızkardeşiminse hiçbir özelliği yoktu. Evdekilerle aramdaki mesafe giderek çoğalıyordu. Giderek yalnızlaşıyordum, yalnızlaştıkça babama yaklaşıyordum. Ondan nefret ettiğim halde. Öldüresiye. Yıllarca hayalini kurduğum kurtuluşumu -babamı öldürüşümü- bir Türk filminden esinlenmiştim. Babamı bir yatağa zincirleyecektim, sonra üstüne benzin döküp yakacaktım. Ama her seferinde babam zincirlerden kurtulup bizi öldüresiye dövüyordu. Kurtuluşum hiç beklemediğim bir şekilde oldu. Bir gün babamı kızdırmak için hamile olduğumu söyledim. Ben gülerken babam çok korkmuştu. Şaka yapıyorum dediğim halde bana inanmıyordu. Hayatımda ilk defa babamın korktuğunu gördüm. Bu korku bana cesaret verdi ve bir daha babamı yanıma yaklaştırmadım.

 

***

 

Bu yazı dizisiyle ilgili yazara ulaşmak isterseniz dilarasert40@gmail.com adresine yazabilirsiniz.

 

Görsel: Sakura Kelley

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YBaşlık: Merhaba Dilara
Başlık: Merhaba Dilara

Soruları kendimize değil hayata sormak gerek.

MEYDAN

Yİstismar Günlüğü: Söylemesi Zor
İstismar Günlüğü: Söylemesi Zor

Benim yüzümden, benim yüzümden öldürdü kendini. Sevinmeli miyim üzülmeli miyim? Seviniyorum, demek babam beni seviyordu, bana değer veriyordu ve sonunda pişman oldu.

MEYDAN

Yİstismar Günlüğü: Dava
İstismar Günlüğü: Dava

Artık yüzleşmek istiyorum babamla. Mahkeme kurulsun, suç asıl sahibine verilsin istiyorum.

YAZI

Yİstismar Günlüğü: Filmle Konuşmalar II
İstismar Günlüğü: Filmle Konuşmalar II

"Belki ben de anlatmaya cesaret edemediğim zamanlar hikâyeme “bir arkadaşım” diyerek başladığım için."

Bir de bunlar var

“Dünya Üzerindeki Hiçbir Adam Bize Ne Giyip Ne Giymeyeceğimizi Söyleyemez”
İstanbul Feminist Kolektif Kadınları Mahkemeye Çağırıyor
1 Mayıs 2018

Send this to friend