Devrim neydi? Devrim düzen miydi, düzensizlik miydi? (Alternatif başlık: Zamansız bir ruh hali olarak üzerindekileri çıkarmadan uyumak)

TARİH

İkonların ve Hamam Böceklerinin Rusyası’nda 94 Sene Önce Bugün

İyi Martlar. Sizlere Mart ayında doğan ve ölen Gallerli Rusya tarihçisi Roger Pethybridge’den alıntıyla bundan tam 94 sene önce Rusya’nın batı ucundaki bir köyden bir kesit sunmak isterim. Neden? Çünkü tarih. Pethybridge, Troçki’nin deyimiyle “ikonların ve hamam böceklerinin Rusyasını,” yani taşrayı ve köyü araştırmaya başlayan ilk Sovyet tarihçilerinden biri. Nitekim 1922’de Bolşevik Rusyasındaki ortalama insan Avrupa’da yaşayan bir köylüydü. Nereden biliyoruz? Bir önceki nüfus sayımına göre nüfusun %79.29’u, yani 133 milyon 890 bin kişi, Avrupa Rusyası’nda yaşıyordu. Tüm nüfusun %77.3’ü ise köylerde. Yakın zamanda başlarına geleceklerden habersiz şekilde.

 

1922 baharında bir sabah gün doğarken, Smolensk vilayetinin güneybatısına düşen Roslavl uyezdinde bir köyde, köylü bir kadın dışarıdan geçen çobanın dümbeleğinden gelen sesle birlikte uykusundan kalkıyor. Her zamanki gibi günlük kıyafetleriyle uyumuş olduğundan*, üstünü değiştirmeden süt kovasına uzanarak ineğini (zenginse iki ineğini) sağmaya gidiyor**.

 

 

 

1922 yılında işe gidip gelmek ortalama 38 dakika sürüyor, sıcak havalarda günde 14-15 saat çalışılıyor. Günün ikinci işi sobayı yakmak ki bu soba, kulübenin dörtte birini kaplayan bir anıt gibi. Orasında berisinde, yemekleri sıcak tutmak, kibrit ve bir takım ıvır zıvırı koymak, ıslak ayak sargılarını (ayakkabı olmadığı için) kurutmak, kış günleri donmuş tavukları ısıtmak ve en önemlisi, en tatlısı, kıvrılıp uyumak için türlü türlü uzantısı, girintisi ve çıkıntısı var sobanın. Şuna benziyor:

 

414528_31pushkinskie_gori

 

Sobanın olduğu köşenin karşı köşesinde ikonlar var. İkonların hemen yanında, ilk hasattan sonra ev halkını koruması için duvara asılan bir demet buğday. Bunlar bize, köylümüzün aynı anda birkaç kültürel zamanda yaşadığını anlatıyor, bir tanesinin kökleri pagan geçmişinde, biri dindar şimdisinde, biri de az sonra Roslavl ilçesine gerçekleştireceği yolculukta.

 

Kadın önce mısırla hayvanları, sonra lahana çorbasıyla ailesini besliyor ve Kasım ayından, bahara denk gelen Büyük Perhiz’e kadar köydeki diğer tüm kadınları meşgul eden asıl işine başlıyor: Ağustos 1921’de avuç avuç topladıkları o mavi çiçekli, narin yapraklı bitkilerden keten ipliği örmek. İplik önce dev bir tekerlekte döndürülüyor, sonra ilkel bir tezgahta dokunarak erkekler için gömlek ve pantolon, evde kullanılacak havlu ve sineklik yapılıyor.

 

belorus

belorus2

belarus3

 

Kadınların dokuma tezgahları başında konuştukları dil, Tolstoy’un pür-i pak köylü Rusçası değil, bir köyden diğerine değişen bir lehçe. Bu durum bundan sonraki onyıllar boyunca da değişmeyecek. Burada ‘strutskiy’ denen, Belarus, Rus ve Ukrayna dillerinden oluşan bir karışım konuşuluyor mesela. Sırf Belarus’ta bile, farklı dil, bölge, sınıf, din, nesil, iş kolu ve cinsiyetlerin ayrıştırdığı sayısız alt kültür var. 1920lerde, kadınlarla erkekler kültürel, ekonomik ve siyasi olarak iki ayrı dünyada yaşıyor.

 

Bizim kadın bugün köyünden 90 kilometre uzaktaki Roslavl ilçesine oğlunu görmeye gidiyor. İç Savaş’ta asker olan oğlu, trenle güneydeki Smolensk kentine giderken Roslavl’de bir saatlik bir mola verecek. Kadın tavada kızarttığı kalın krepleri bir mendile sarıp, köyün bahar çamurlarıyla kaplı yoluna çıkıyor. Önce bir tekneye, ertesi gün at arabasına biniyor. Roslavl’a vardığında pazardan biraz ip ve sabun, bir yandan da son havadisleri alıyor.

 

Gelişmeler şöyle: Son ziyaretinden beri fiyatlar epey artmış. Buraya gelirken, çoğu asker kaçağı olan haydutlara yakalanmadığı için şanslıymış (oğlunun aklına öyle bir fikir gelmesin diye dua ediyor). Kentte salgın olan lekeli humma daha tam geçmemiş. Aceleyle tren istasyonuna gidiyor, orada tam kaos var. Çeka’nın demiryolu polisi az önce biletsiz trene binmeye çalışan bir grup insanı tutuklamış – gerçi köylümüz bir yandan da parti üyelerinden birinin karısının, polise Çarlık yönetiminden kalma resmi evrak üzerine basılmış bir ücretsiz geçiş belgesi takdim ettiğini de gözden kaçırmıyor. Eski adetler, yeni ağalar, diye düşünüyor kadın.

 

Buradayız:

 

1920ler

 

tren1

 

1941-43 (Alman işgali altındayken; tabelası da değiştirilmiş)

 

roslavl2

 

2014

 

raslovl

 

Kadının köyü, o köyün bağlı olduğu ilçe, o ilçenin bağlı olduğu vilayet henüz devrime ve devrimin merkezine çok uzak, fiziken de, fikren de. Şimdilik, ülkenin diğer her yeri gibi bir dünya savaşı ve peşinden gelen iç savaştan etkilenen Roslavl’da kaos hakim, daha bir süre de öyle olacak, dünyanın en büyük ülkesini yönetenler kaosu kullanmayı ve yönetmeyi yaşadıkça öğrenecek, dünyadaki en büyük devleti kuracaklar. 1922 yılının bir bahar gününde bizim köylü kadın ise, treni geciken oğlunu göremeden köyüne geri dönecek.

 

* 2016 kışında kendi halimde ama zihnen ve fiziken biraz tarumar halde okumamı yaparken aniden yüz yıl öncesinden bir Belarus köylüsüyle özdeşleşmemi sağlayan sihirli imge.
** Özdeşleşme burada sona erdi.

 

Kaynak: Roger Pethybridge, One Step Backwards, Two Steps Forward: Soviet Society and Politics in the New Economic Policy (1990), 24-26.
Ana görsel: Arkady Shaikhet, Lenin’in Ampulü (1925)
Siyah beyaz fotoğraflar: Rusya, 1918. Library of Congress Arşivi.
Bugünkü Roslavl: Google Maps.
Roslavl garı: 1920ler, 1941, 2014

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YOrhan Pamuk’u Bezdirmişsiniz
Orhan Pamuk’u Bezdirmişsiniz

Orhan Pamuk, sırf yurtdışında başarılı diye eleştirilmekten (hâlâ) şikayetçi: “Romanın başarısını kendisine karşı bir silah olarak kullanıyorlar.”

KÜLTÜR

YKazuo Ishiguro ile Röportaj: Kurgu Sanatı
Kazuo Ishiguro ile Röportaj: Kurgu Sanatı

Edebiyat nobelinin yeni sahibi Kazuo İshiguro ile hayat hikayesi, ilham kaynakları, çalışma rutini üzerine yapılmış en kapsamlı röportajlardan biri.

ENGLISH

YIn Turkey, female patients bear brunt of misdiagnoses
In Turkey, female patients bear brunt of misdiagnoses

The common request shared by every woman I spoke to for this article was that they would be properly listened to.

Bir de bunlar var

Orta Çağ’da cadılığın gelişimi
“Ben de sünnet oldum, korkma”
Büyük Tiyatro

Send this to friend