İFK'nın hazırladığı Ocak 2015 raporunda hayatını savunmak için şiddete başvuran kadınlar var.

MEYDAN

Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor

 

İstanbul Feminist Kolektif (İFK), Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor Ocak 2015 raporunda, “yıllardır maruz kaldığı erkek şiddetine, işkencelere ‘şiddetle’ karşılık vermek durumunda kalan, yaşamak için öldürmek zorunda bırakılan kadınlar”a odaklandı. Taleplerimizin “erkek şiddetini önlemek için aileyi değil kadını güçlendirecek, boşanmayı değil şiddeti engelleyecek politikaların oluşturulması olduğunu” yineledi.

 

Aşağıda, İFK’nın çetelesini tutmaya başladığı, hayatta kalmak için şiddete başvuran kadınların haberleri ve davalarındaki son durumlara dair bilgiler var.

 

 

Kadınlar Erkek Şiddetine Direniyor

 

 

1 Ocak’ta İstanbul Taksim Meydanı’nda yeni yıl kutlamalarında kalabalığın arasında tacize uğrayan bir kadın, arkasındaki tacizciye dönerek tekme attı ve, “Ne yaptığını sanıyorsun” diyerek bağırdı. Tacizci ise olay yerinden uzaklaştı.

 

44 yaşındaki Nermin, 3 Ocak’ta Beyoğlu Örnektepe’de yaklaşık 1 buçuk yıldır görüştüğü ve evinde tecavüz girişimiyle karşı karşıya kaldığı Eyüp Altıparmak’ı boğarak öldürdü. Polise teslim olan Nermin, Gayrettepe Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Nermin, şube çıkışında soru yönelten gazetecilere şöyle dedi, “Herkes hak ettiğini bulur.”

 

Malatya’nın Kuluncak ilçesinde Zekine, kocası Virani Kergir’i 3 Ocak’ta silahla öldürdü. Zekine, Virani Kergir’in ikinci karısıydı ve resmi nikahları yoktu. Yakalanan Zekine cezaevine gönderilirken, 5 yaşındaki kız çocuklarının Jandarma tarafından Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı bir yuvaya verileceği öğrenildi.

 

Konya’nın Selçuklu ilçesinde Bünyamin Gür, 5 Ocak’ta sabaha karşı eski sevgilisi Gülşah’ın, kardeşi Leyla ile birlikte yaşadığı evlerine zorla geldi. 23 yaşındaki Leyla, evi terk etmesini söylediği Bünyamin Gür’ü bıçakla yaraladı. Leyla, olayda kullandığı bıçakla gözaltına alındı.

 

İzmir’de Y. 8 yılda 4 kez yaşadığı evliliklerin hepsinde kocaları tarafından şiddete maruz kaldı. Her seferinde koruma kararı alan ve evliliklerini bu şiddet sebebiyle bitiren Y., son evliliğinde de şiddete maruz kalınca kocası A. için koruma kararı aldırarak boşanma davası açtı. Ancak, A.’nın uyguladığı şiddet sona ermeyince Y. bu kez A.’yı dövdü. A. ise, “Karım bana şiddet uyguluyor” diyerek koruma kararı aldı ve 12 Ocak’ta boşandılar.

 

Adana’da yaşayan Eda, sevgilisi Serhat K.’nın şiddetine sürekli maruz kalıyordu. 18 Ocak’ta gece yarısı yine darp edilince Eda, bu kez dayanamayıp mutfaktan aldığı bıçakla Serhat K.’yı bacağından ve göğsünden yaraladı. Ardından 112 Acil Servisi arayarak ev adresini verip ihbarda bulundu. Adana Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Serhat K.’nın hayati tehlikesi bulunmadığı öğrenildi. Fatih Polis Merkezi’ne getirilen Eda, “Bana her gün şiddet uyguluyordu. Artık yeter deyip bıçakladım,” dedi.

 

Afyonkarahisar’da Fatma, dini nikahla yaşadığı Hasan Yılmaz’ı av tüfeğiyle vurarak öldürdü. Şiddetine sürekli maruz kaldığı ve daha önce ayrıldığı Hasan Yılmaz ile tekrar birleşmek durumunda kalan Fatma, 25 Ocak’ta Hasan Yılmaz’ı öldürdü. Fatma göz altına alınırken olayla ilgili soruşturma sürüyor.

 

Adana’da Deniz’in ayrılmak istediği ve ayrı yaşadığı kocası Mehmet Yıldırım, evlilikleri süresince birlikte aldıkları kamyonetten Deniz’e pay vermeyi reddetti. Deniz, adamın kulağını tırnağıyla kesti. Mehmet Yıldırım da Deniz’i yumruklayarak şiddet uyguladı. Her ikisine de ‘basit yaralama’ suçundan 29 Ocak’ta dava açılırken 1.5’ar yıl hapis cezası ile cezalandırmaları isteniyor.

 

 

Devam Eden Meşru Müdafaa Davaları ve Yargı Kararları

 

 

Fatma, 23 yıldır evli olduğu ve kendisinden yıllardır şiddet gördüğü kocası Metin Kaymak’ı kafasına vurarak öldürdü. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 30 Aralık’ta görülen davanın karar duruşmasında heyet, müebbet hapis cezasıyla yargılanan Fatma’ya evliliği boyunca gördüğü şiddetten dolayı tahrik indirimi ve iyi hal indirimi uyguladı. Ceza, 18 yıl 4 ay’a indirildi. Duruşmada Fatma, “Sürekli dayak yiyordum, aldatılıyordum. Oğluma cinsel tacizde bulunuyordu. Ruh ve sinir hastası oldum sayesinde. Sonunda bana kafayı yedirtti,” dedi.

 

Bursa’nın Gemlik ilçesinde N., 20 yıl evli kaldığı ve 3 yıldır ayrı yaşadığı eski kocası Y. Z.’nin tecavüz girişimine maruz kaldı. Polise yapılan bu başvuru, 20 Mayıs 2014 tarihinde hazırlanan iddianameyle yargıya taşındı. Hastaneye sevki yapılan N.’nin vücudunun çeşitli bölgelerinde sıyrık, morluk ve ekimozlar oluştuğu tespit edildi. Yapılan yargılama sonucu koca Y.Z. hakkında ‘beraat’ kararı verildi. Beraate gerekçe ise Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin “Cinsel saldırı suçunun basit halinin eşe karşı işlenmesi suç olarak düzenlenmemiştir” kararı oldu. Yargıtay’ın bu kararı sebebiyle sanığa ceza veremeyen Gemlik 1. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Levent Dağdeviren, bunun üzerine sanık için 5 Ocak’ta ‘eşe karşı yaralama’ suçundan suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

 

5 ay önce eski sevgilisini öldüren Selma’nın yargılandığı davanın ilk duruşması Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Elazığ’da yaşayan 23 yaşındaki Selma, sevgilisi Semih Al’dan ayrılmak istediğini söyleyince Semih Al, Selma’yı elindeki fotoğraflarla tehdit etmeye başladı. Selma’ya tecavüz etti. Selma’nın kendisi hakkında şikayetçi olduğu Semih Al, 7 ayrı suçtan tutuklanmasına rağmen Selma, ailesinin ısrarı yüzünden şikayetinden vazgeçmek zorunda kaldı. Semih Al ise serbest bırakıldı. 10 Ocak’ta görülen duruşmada verdiği ifadede Selma, “Onun yüzünden annemle Elazığ’dan kaçıp Antalya’ya geldik. Ancak peşimi bırakmadı. Olay günü beni 10. kattan aşağıya sarkıttı. Kavga sırasında bıçakladım,” dedi.

 

Isparta’nın Yalvaç ilçesinde sürekli saldırısına maruz kaldığı tecavüzcüyü öldüren Nevin’in yargılandığı davanın 13’üncü duruşması 12 Ocak’ta görüldü. Feministler olarak takip ettiğimiz duruşmada Savcı Osman Çabuk mahkeme heyetine sunduğu mütalaada, “Nevin’in tecavüze uğramadığını, Nurettin Gider ile 3 yıl süren gönül ilişkisi olduğunu” iddia ederek Nevin hakkında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası talep etti. Mütalaaya karşılık söz alan Nevin, “Ben namusumu temizledim. Ne gönüllü ilişkim vardı ne de o fotoğrafları gülerek ve poz vererek çektirdim. Tanıkların hepsi de onların yakınıydı. Para verdiler, konuşturdular,” dedi. Duruşma, 25 Mart tarihine ertelendi.

 

Kastamonu’da kendisine şiddet uyguladığı için kocası Mustafa Ö.’yü tabancayla öldürmekten yargılanan Nurgül’ün cezasına, kadına şiddet indirimi uygulandı. Ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla yargılanan Nurgül’ün cezası 17 yıl 6 aya indirildi. 21 Ocak’taki duruşmada Mahkeme heyeti, cezaevinde 2 yaşındaki kızı ile birlikte kalan Nurgül’ün tutukluluğunun devamına karar verdi.

 

Kendisine evlendiği günden beri şiddet uygulayan, ölümle tehdit eden kocası Özkan Kaymaklı’yı öldüren Yasemin’in yargılandığı dava, 26 Ocak’ta İstanbul Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Olay günü Özkan Kaymaklı Yasemin’i çocuğuyla birlikte bir odaya kilitleyerek bütün gece aç ve susuz bırakmıştı. Sabah olduğunda Özkan Kaymaklı’nın şiddeti yeniden başladı. Yasemin ise bu şiddet karşısında kendisini ve çocuğunu savunmak amacıyla Özkan Kaymaklı’yı bıçaklayarak öldürdü. Duruşmada tanıklık eden Yasemin’in kardeşi Eda, 2 yıllık evlilikleri boyunca ablasının maruz kaldığı ve kendisinin tanık olduğu şiddeti anlattı. Duruşma, 19 Mart’a ertelendi.

 

Zonguldak’ta geçen yıl 8 Ocak’ta şiddetine sürekli maruz kaldığı 18 yıllık kocası Muhammet Ali Erke’yi boğarak öldüren Ayşegül’ün yargılandığı davanın 30 Ocak’ta görülen duruşmasında Ayşegül’ün tutuksuz yargılanmasına devam edildi. Savcı mütalaasında, “Eylemini haklı görülebilir bir korku ve telaştan kaynaklanan güdü ile savunma sınırını zorlayarak gerçekleştirdiği” kanaatiyle sanığa ceza verilmemesini istedi. Ayşegül, eyleminde meşru savunma ve zorunluluk hali olduğu gerekçesiyle 24 yıla kadar hapis istemiyle tutuksuz yargılanıyor.

 

IFK Ocak 2015 Raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

Ana görsel: Brigitte Waldach, Kılavuz

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ENGLISH

YTurkey’s First Queer Olympics
Turkey’s First Queer Olympics

August 25-26-27, Istanbul. Free and open to the public!

MEYDAN

YTürkiye’nin İlk Kuir Olimpiyat Oyunları
Türkiye’nin İlk Kuir Olimpiyat Oyunları

24-25-26 Ağustos'ta, Heybeliada ve Kalamış'ta.

MEYDAN

Yİstanbul LGBTİ+ Onur Haftası İçin İki Çağrı
İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası İçin İki Çağrı

Bu sene 25. İstanbul Onur Haftası kutlanacak. Gerçekten de "nerdeen nereye."

  • Neşe

    Düzenli şiddet uygulayan birini öldürmek de nefsi müdafaaya girmeli gibi geliyor. Sonuçta eziyet altında yaşamak ne kadar yaşamak ki? Hele hem karısını döven hem de çocuğu taciz eden adamın öldürülmesine ceza verilmesine çok üzüldüm. Ama hukukçu değilim ne kadar mantıklı bilmiyorum bunu talep etmek.

  • Burcu

    Neşe hanım, sürekli şiddet gören kadın için (eğer kadın şiddet gördüğü anda kendisini savunmamışsa) hukuk düzeninde öngörülen çözüm boşanmaktır, korunma talep etmektir ya da o güne kadar kendisine karşı işlenmiş suçlardan şikayetçi olmaktır. (Cocuga cinsel istismar halinde bundan sikayetci olmak gibi.) Bu pratikte ne yazık ki her zaman mümkün olmuyor ancak aksi bir meşru müdafaa tanımı mümkün değil. Aksi halde kendisine yapılan bir fiile çok sinirlenen (dövülmek gibi) ancak fiil yapılırken herhangi bir tepki vermeyen ve kendisini sakinleştiren ancak aradan zaman geçince sırf faili cezalandırmak için gidip faili döven, öldüren kişiye meşru müdafaa halkı tanınmış olur ki bu durumda savunma yapıldığınKdan bahsedilemez.

    • Neşe

      Çok teşekkür ederim beni aydınlattığınız için Burcu Hanım. O zaman hakimlerin ciddi indirim yapmaları sevindirici bir durum?

    • bombom

      mevcut soyut hukukun somut ev içi şiddete bakışı mükemmelmiş. anında-meşru-müdafaanın önündeki psikolojik, sosyolojik, kültürel hatta en basitinden fiziksel engelleri hiç hesaba katma, sonra dayak yerken kendini savunmadın diye suçlu çık. daha neler!

  • Bisey

    Ozgecan’in katledilisinin uzerinden 2 tam gun gecmis hala konu hakkinda tek bir yaziniz yok. Tembel feminist websitesine hosgeldiniz. Pes gercekten.

    • ruhastasya kinski

      Demeyin öyle. Bazen acıdan insanın nutku tutulur. Benim internette okuduklarımdan gözlerimden kan geliyor artık.

    • http://www.5harfliler.com gyrfalcon

      acınız içinde ilk saldırdığınız şu siteye bir daha dönün bakın isterseniz. ne istiyorsunuz? 5harfliler de sussun mu? ekşi sözlük’ün kezban dedektörleri ile başbaşa mı kalmak istiyorsunuz?

  • Bisey

    Haklisiniz. Fakat boylesine agir ve acili bir tasin altina eller koyulacaksa, bu ellerin harekete gecme zamani simdi degildir de ne zamandir? Bir itfaiyeci yangin oldugu zaman, yangina mudahele etmek yerine yanginin sokunu atlatmayi bekler mi?

    • bombom

      ne diyebilir ki insan bu konuda? zaten yeterince yazılıp çizilmedi mi? taş hareket etmeye başlamadı mı? bir internet sitesinden ne bekliyorsunuz ki bu arada taşın altına el koyma konusunda? yukarıdaki yazı ve daha onlarcası eli taşın çok daha derinine koymak değil mi sizce?
      Özgecan’a çok yazık oldu, olanlar gerçekten çok korkunç! o geri gelmeyecek, suçluların nasıl bir ceza alacağı ise meçhul. ama bana garip gelen tepkinin büyüklüğü. evet hayırlara vesile bu tepkiler, ama şaşırıyorum. gezi’den beri sanırım ilk kez facebook taymlaynımda konu bütünlüğü var, herkes bir şeyler paylaşıyor bu konuda. çok iyi, çok güzel de, ilk kez mi bir kadın tecavüze uğruyor, ilk kez mi bir kadın cinayete gidiyor? tecavüz + cinayet ilk kez mi?
      birkaç sene önce artık hangisi unuttuğum bir doğu ilinde, engelli bir çocuk 8-10 adamın tecavüzüne uğradığında… ya da Münevver Karabulut cinayetinde… niye bir anda parlayan böyle bir ateş olmadı?
      fb’ta bir paylaşımda Özgecan’ın psikoloji okuması, vatana millete hayırlı bir insan olma yolunda olması öne çıkarılıyordu. doğulu bir engelli çocuk değildi Özgecan.
      sevgilisi de değildi ona (tecavüz edip) öldüren, olayın suçunu Özgecan’a atıp kenara çekilmemiz hemen hemen imkansızdı.
      öyleyse hemen idamı geri istememiz, aşırı tepkiler vermemiz gerekiyordu, ortam müsaitti, fazla tartışmaya düşünmeye gerek yoktu, suçlular zaten minibüs şoförüydü… nefretimizi lanetimizi kusmak için zaten senelerdir hazır bekliyorlardı.
      bu arada babalara dayılara ve dahi analara ‘gece dışarı çıkma kızım sakın ha!!!’ temalı bizim iyiliğimizi düşünen, kadını yine eve tıkmaya yarayacak uyarılar için de yeterince malzeme sağlanmıştı.
      (kimse yanlış anlamasın, sorunum Özgecan için gelen tepkileri yersiz bulmam değil, tam tersi, başka olaylarda bu tepkinin sadece üç-beş feminist tarafından dile getirilip toplumsal hafızadan silinip gidiyor olması)
      yine de bekleyip görmek gerek ne kadar kalıcı olacak bu tepkilerin sonuçları.
      bu arada illa farklı bir gözden, feminist bir yazı okumak isteyenlere cinsomedya’nın haberini tavsiye ederim.

  • ipek

    yaziyi sevdim ama bombom’un yorumunu daha cok sevdim. hala insanlar idam geri gelsin diyor ama anlamadiklari tecavuz, siddet her nasil olursa olsun toplum zaten kurbani, siddete ugrayani haksiz buluyor/bulmak icin inanilmaz bir caba gosteriyor. ne giydigi, o saatte orada isinin ne oldugu, zaten mesajlarindan onla flortlestigi, o yollu oldugu, riza gosterdigi, bagirmadigi, ama zaten ruh sagliginin bozulmadigi, velhasil aslinda bunu onun da istedigi gibi sapkin dusunenler toplumun cogunu olsuturuyor. Hal boyle olunca, simdiki hukuk duzeni nasil adalet dagitmiyorsa, gelen idam da adalet dagitmayacak. o idam, kadinlarin kendilerine siddet uygulayan adamlari oldurdukten sonraki cezalari olacak. acaba idam geri gelsin diyenler bunu dusunuyorlar mi?

Bir de bunlar var

“Biz barış istedik, onlar ölüm dedi”
Çocuk Hakları, Kadın Hakları, Bir Önerge
İyi Temiz Adil Gıda İçin Çabalayan Foça Yeryüzü Pazarı Dünya Birincisi

Send this to friend