Zor soruların sorucusu Helen Thomas 4 Ağustos'taki 93. doğum gününe 2 hafta kala vefat etti. Açtığı yolda, gösterdiği hedefe yürüyen bir sürü haberci, bir sürü kadın var. ARO.

MEYDAN

KÜLTÜR

Helen Thomas’ı Nasıl Bilirdiniz?

Helen Thomas adını ilk defa kendisi İsrail hakkındaki sözleriyle cümle aleme haber olup istifaya zorlandığında duydum – benim ayıbım. Yaşımın iki katı kadar senedir erk sahibi insanlara zor sorular sormayı kendine iş edinmiş olan bu babaannem gibi kadının kariyeri aniden bitti. Beyaz Saray’dan ayrılırken kendisine İsrail hakkındaki düşüncelerini soran bir hahama “[Israilli Yahudilere] Filistin’den defolup gitmelerini söyleyin. Hatırlayın ki o insanlar işgal altında ve orası onların memleketi” dediği kaydın yayınlanmasından üç gün sonra Thomas 2010’da Hearst’teki köşesinden emekli oldu. Aynı zamanda ismiyle oluşturulmuş burslar kaldırıldı, konuşmaları iptal edildi, kınama açıklamaları geldi.

 

O sırada 90 yaşındaydı. Geçtiğimiz Cumartesi, 93 yaşına 2 hafta kala öldü. Arkasından herkes uzun yazılar yazdı. Insan okudukça hayat hikayesini bir ucundan yakalayıp gurur duyuyor. Bana ne oluyor bilemedim ama yürü be Helen diye göğsüm kabardı hep. Hakkında Eisenhower’dan bu yana her ABD başkanını zor sorularıyla sıkıştırmayı bildiği, kadınların sadece saç baş, evlilik ve çocuklar hakkında yazı yazabildiği bir dönemde camdan tavanı inadı ve çalışkanlığıyla kırdığı yazıldı en çok.

 

1974’te United Press International’ın Beyaz Saray büro şefi olduğunda bir haber ajansında bu pozisyona gelebilmiş ilk kadındı Helen Thomas. Daha ilki olduğu bir sürü şey var, zorluğu ve önemi buraya sığmaz. Ama mesela Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin (hani her sene süslü yemeklerinin düzenlediği ve Obama’nın çıkıp stand up yaptığı) ilk kadın başkanı. Kariyerine başladığı 1943 senesinde olduğu gibi 2013’te de erkekler tarafından domine edilen bir alanda siyaset, savaş ve suç gibi meşakkatli ve o sebeple “erkek işi” olan konularda kendini kanıtlamanın çok ciddi kuvvet ve tahammül gerektirdiğini tahmin etmek için medyada çalışmanıza herhalde gerek yoktur.

 

Bu “kendini kanıtlama” da bugün hala olduğu gibi akşamdan sabaha çalışma, sonra sabahtan akşama bir daha çalışma gerektirmiş. Thomas örneğin Nixon’ın 1972’deki Çin gezisinde kendisine eşlik edebilmiş tek kadın olmuş. Kendisi hakkında çekilen kısa belgeselde “hiç cinsiyetinizi kullandığınız oldu mu?” diye bir soru var. Thomas kıkırdayarak “öyle bir potansiyelim yoktu” diyor. Bütün hayatını çalışmaya adamış, söylediğine göre hiç pişman da olmamış.

 

 

Hayat hikayesi de bugün giderek daha imkansız görünen Amerikan Rüyası’ndan bir sayfa gibi. Ailesi o zaman Suriye, bugün Lübnan’ın bir parçası olan Trablus’dan göçmüş. Okuma yazma bilmiyorken Helen dahil 9 çocuk yetiştirmişler. Üniversiteden sonra Washington’a taşınıp kısa bir süre garsonluk yapan Thomas medyada ilk işine metin yazarı olarak başlamış. Sekiz ay sonra iş arkadaşlarıyla birlikte greve katıldığı için işinden atılmış.

 

Daha sonra 2000 senesine kadar çalışacağı United Press’e geçmiş. Burada sekiz ABD başkanını takip etmiş, onları -İngilizce tabiri direkt çevirirsek- ızgaraya oturtmuş. Bir süre sonra Beyaz Saray’daki basın toplantılarını Helen Thomas’ın “teşekkürler sayın başkan” diyerek bitirmesi bir gelenek haline gelmiş.

 

Helen Thomas’ın başı en çok George W Bush hükumetiyle derde girmiş. Bu da kendisine bin defa saygı duyma sebebi, zira Irak Savaşı hazırlık süreci ve devamı ABD medyasının -her zamanki gibi birkaç istisna dışında- en iyi hallerde kafasını kuma gömdüğü, en kötü hallerde ise yalan veya yanlı haberleriyle savaşın başlamasına destek verip çanak tuttuğu bir dönemdi.

 

2003’te kendisinden imza isteyen kişinin bir gazeteci olduğunu bilmeyen Thomas “ABD tarihinin en kötü başkanını takip ediyorum” dedi. Bundan sonra 40 yıldan fazla bir süredir ilk defa basın toplantılarında kendisine söz verilmedi. Bir süre sonra bir ajansı temsilen orada bulunmadığı için en öndeki koltuğundan arkalara yollandı. Toplantılar da artık “teşekkürler sayın başkan” diye bitmiyordu.

 

Mayıs 2006’da, 3 senenin ardından Bush kendisine ilk kez söz verdiğinde sorusu şu oldu:

 

Sayın Başkan, size sorum Irak’ı işgal etme kararınızla ilgili olacak … Gösterilen her sebep, en azından açıkça bahsedilen, gerçek dışı çıktı. Sorum şu: Savaşa gitmek isteme sebebiniz aslında neydi? … Sebebin petrol, Israil ya da başka bir şey olmadığını söylediniz. Sebep neydi?

 

Temmuz 2006’da, İsrail-Lübnan savaşı sırasındaki bir Beyaz Saray basın toplantısında Thomas “ABD’nin Lübnan’ın bombalanmasına engel olabileceğini, İsrail üzerinde öyle bir kontrolünün olduğunu” söyledi. “Lübnan ve Filistin’in toplu olarak cezalandırıyoruz” dedi. Basın sözcüsü Tony Snow kendisine “Hizbullah bakış açısı için” teşekkür etti.

 

2007’de ABD’nin Irak’ta sivilleri öldürdüğünü ima ettiğinde, o sıradaki basın sözcüsü Dana Perino Thomas’a “Helen, sana meslektaşların tarafından verilmiş olan en ön sıradaki yerini bu tür sözler söylemek için kullanmanı gerçekten talihsiz buluyorum. Basın odasında bulunmak bir onur ve imtiyazdır ve bizim, ABD’nin masum insanları öldürdüğümüzü iddia etmek tamamen absürd ve gerçekten saldırganca” diyerek azarladı ve ölen birileri varsa da ABD’nin üzüntülerini dile getirdiğini hatırlattı. Söz başkasına verilmeden evvel Thomas kendisine üzüntünün bir hayatı geri getirmeyeceğini söyledi.

 

Şubat 2009’da, seçilmesinin ardından düzenlenen ilk basın toplantısında Barack Obama kendisine dönüp “Helen, heyecanlıyım. Bu benim için başlangıç anı”  demişti. Ölümünün ardından “Helen, nesilden nesile kadın gazeteciler için kapılar açan ve engelleri kıran gerçek bir öncüydü” dedi. “Ben dahil devlet başkanlarını hizaya getirmesini her zaman bildi.”

 

800px-HelenThomasAndBarackObama2009

Obama, kendisiyle aynı gün (4 Ağustos) doğan ve o gün 89. yaş gününü kutlayan Helen Thomas ve pastalar.

 

Kapatırken bir iki de video: Şurada kendisine kapkeyk veren Obama’ya “Afganistan’dan ne zaman çıkacağız? Neden orada öldürmeye ve ölmeye devam ediyoruz? Ve lütfen cevabınızda bize ‘biz oraya gitmezsek onlar buraya gelir’ tarzı Bushizm’lerden kaçının” diyor. Şurada, 5 sene önce, anayasaya göre telefon dinlemeleri için mahkeme kararı gerektiğini söylüyor ve “ama savaştayız” cevabını yemiyor. 

 

Thomas’ın Şubat 2009’da Beyaz Saray’daki ilk basın toplantısını gerçekleştiren ve o zaman daha İsrail’i aklama konusunda tecrübesiz olan Obama’ya sorduğu ilk soru da şuydu: “Sayın Başkan, Orta Doğu’da nükleer bombaya sahip bir ülke biliyor musunuz?”

 

Cevap “bu konuda spekülasyonda bulunmak istemiyorum” oldu.

 

Oysa bazı soruların net cevapları vardır. Helen Thomas’ı nasıl bilirdiniz diye sorarlarsa vicdanım rahat şekilde “iyi bilirdik” diyebilirim.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YOrhan Pamuk’u Bezdirmişsiniz
Orhan Pamuk’u Bezdirmişsiniz

Orhan Pamuk, sırf yurtdışında başarılı diye eleştirilmekten (hâlâ) şikayetçi: “Romanın başarısını kendisine karşı bir silah olarak kullanıyorlar.”

KÜLTÜR

YKazuo Ishiguro ile Röportaj: Kurgu Sanatı
Kazuo Ishiguro ile Röportaj: Kurgu Sanatı

Edebiyat nobelinin yeni sahibi Kazuo İshiguro ile hayat hikayesi, ilham kaynakları, çalışma rutini üzerine yapılmış en kapsamlı röportajlardan biri.

ENGLISH

YIn Turkey, female patients bear brunt of misdiagnoses
In Turkey, female patients bear brunt of misdiagnoses

The common request shared by every woman I spoke to for this article was that they would be properly listened to.

Bir de bunlar var

Aynı Bok, Farklı Konferans: Paris İklim Konferansında Geceyarısı Operasyonu
ABD’nin En Çok Aranan Teröristler Listesinde İlk Kez Bir Kadın: Assata Shakur
Stanford Kampüsünde Cinsel Saldırıya Uğrayan Kadının Yazdığı Muhteşem Mektup

Send this to friend