1945 yılının dertli gönülleri içlerini Gönül Abla'ya döküyor.

2013-04-08 17.39.43

KÜLTÜR

Gönül Abla’ya Mektuplar

Pek sevimli okuyucularımız, bu sıralar günlerimi neşe içinde geçirmemi sağlayan yeni bir keşfim vardır. O da sahafların birinden bulduğum Ev-Kadın dergisidir. 1945 senesinde yayınlanmaya başlayan bu pek güzel dergi, içinde zarif kanaviçe ve dantel örneklerinden Paris’in son moda şapka modellerine, gürbüz çocuk yetiştirme yollarından şiir köşesine doyurucu bilgiler sunmaktadır. En büyük alakayla okuduğum kısım ise Gönül Abla’nın köşesidir. Siz pek şirin okuyucularımıza bu derlemeyi yapabilmek için istemeden hafızama kaydettiğim ev hanımlığı bilgileri ve garip Türkçemle birlikte uzaklaşırken, hazırladığımız bu köşeden istifade edeceğinizi umuyorum.

 

Zaten, kıskanması da bu sevgisinden ileri gelmez mi? 

 

Bayan KADRİYE TAMER, Bursa – Bu sevgili okurum yirmi yaşındaymış. Bir Fransız mektebini bitirmiş. Altı ay kadar evvel yüksek bir mühendisle nişanlanmışlar. Mühendisin acaip bir tabiati varmış. Ufak bir münakaşadan sonra hemen darılıyormuş.

 

Sevgili okurum diyor ki:

 

“Kendisi gerek ailesi, gerekse tahsili itibarile tam benim dengim. Fakat asabi halleri beni korkutuyor. Bundan iki ay kadar evvel, mânasız bir kıskançlık işi çıkardı, beni dayızademden kıskandı. Ertesi günü yüzüğümü gönderdi. Fakat derhal pişman olmuş olacak ki, annesini yolladı. Bu mânasız hareketin hoş görülmesi için ricalar ettirtti. Annem, bana: “Ben senin işine karışmam!” diyor. Sen bir akıl ver Gönül Ablacığım. Nişanlımla barışayım mı, evlenirsem bahtiyar olur muyum?”

 

Bu sevgili okurumun müşkül durumu beni hayli düşündürdü. Onun saadet arayan gönlünü kırmamak için her şeyi düşündüm. Evvelâ, mektubun yazılışı nazarı dikkatimi celbetti. Bu üslüp tarzından anlamış bulunuyorum ki, sevgili okurumun genç nişanlısına büyük bir meyli var. Yalnız, onu korkutan nokta nişanlısının asabî olmasıdır (ARKADAŞLAR KADIN DAHİ!). Ona söyliyeceğim şundan ibarettir: Nişanı bozduktan sonra, annesini göndererek bu hareketin affedlmesini isteyen yüksek mühendisin de sevgili okuruma aşk derecesine varan bir meyli olduğu meydandadır. Zaten, kıskanması da bu sevgisinden ileri gelmez mi?  (Dayanamiyciim araya gireceğim ama: GELMEZ! Sen bunu dinleme Kadriye!)

 

Böyle olduğuna göre, ortada kala kala genç nişanlının -kusur diyebilirsek- asabiyeti kalıyor. Bence bunun pek ehemmiyeti yoktur. Çünkü insanlar -hele erkekler- yaşlandıkça çok halim selim olabilirler. Kaldı ki, ailede saadet ancak ve ancak karşılıklı fedakarlıklarla elde edilebilir. Eğer sevgili okuyucum, müstakbel zevcinin asabi hallerini hoş görmeğe alışacak olursa, mes’ut olmaması için ortada hiç bir sebep yoktur.

 

Edebiyatın kuralları (Pırrr..) diye uçuvermiş

 

Bayan Mihri ÖZNUR, Malatya – On sekiz yaşında olan bu okuyucumuz, bir kuşun -uçuşundan haberi bile engin göklere doğru- uçması gibi o masum gönlünün, kafesinden (Pırrr..) diye bir başka gönle uçuvermiş. Delikanlı kendisinden üç yaş büyükmüş amma, yavrucak şimdi bana soruyor. “Onun beni sevdiğini nasıl anlayayım?”

 

Kızım demek ki sevdiğin 21 yaşındaymış. Belki tahsil çağında. Belki henüz evlenmek istemiyor. Belki askerliği var? Amma, sen sade, kendisinden söylediğini anlamak istiyorsan onun göz ve bakışları bu, sevginin yegâne kaynağıdır. Onlara dikkat et. Bir sevgi ışığının parıltılarını o gözlerde göremezsen hemen sevgi kuşunu yakala, kafesinin içine koy ve hem de bir daha serazatlık yapmaması için biraz da onu azarla. Şiirlerini de bir parça edebiyat kurallarına uygun olarak yaz, emi Öznur? (“Sündürülmüş doğa metaforlarıyla günümüzde şiir anlayışı” adlı kitabım bayiilerde)

 

2013-04-08 17.39.43

 

Hüsran denizi

 

Bayan Nimet YENİSEY, Erenköy – Kocanızın ellerinizden kaçmasına (Tüüü beceriksiz, kafese koyaydın ya!) belki 4 yıl önce, henüz 16 yaşında iken evli olmanız ve kadınlık vazifelerini çocukluğunuza karıştırmanız sebep olmuştur. Mahkeme biterse yarın dul kalacaksınız (bence kendinizi mağaraya kapatın). Yeni talibinizin (pek ihtimal vermiyorum ama) size muvakkat sevgi göstermiş olmamasını dilerim. Eski kocanızdan ayrılık kararı alınca, yeniden bir hüsran denizine dalmamak için kendinize çok hâkim olunuz ve nikâh kâğıtlarınızın muamelesi tamamlanıncaya kadar nişanlılığınız temiz bir aşk hududunu geçmesin.

 

Beni ne doktorlar, ne mühendisler istedi

 

Bayan AYKUT BİLİR – Bu okuyucum Bursada oturuyormuş. Henüz 17 yaşında, boyu da 1.68 miş. Teni göz alacak kadar beyaz, saçları kestane rengindeymiş. Diyor ki:

 

“Kendimi methetmek gibi olmasın amma, hakikati yazıyorum.”

 

Bu sözün doğruluğuna hiç şüphem yok. Çünkü okuyucumun öyle talipleri var ki kendisinin kendi hakkında eksik malumat verdiğine şüphem kalmadı.

 

Tam on sekiz kişi kendisiile evlenmek istiyor. Annesile babası şaşkın bir halde: “Kızımızı kime verelim” diye düşünüp duruyorlarmış. Okuyucum da onları bu yükten kurtarmak için bana müracaat ediyor ve bu on sekiz kişinin arasından en münasiplerinin vaziyetini bana bildiriyor bir tercih yapmamı rica ediyor.

 

1 – Bir doktor var. Kendisi zengin. Bir annesi, bir kız kardeşi bulunuyor. Yaşı 35. Okuyucumu çılgın gibi sevdiğini söylemektedir.

 

2 – Bir başka doktor. 26 yaşında. İki apartımana sahip. Evli bir ablası var. Tahsilini Almanyada ikmal etmiştir. Şimdi İngiltereye gidecek ve üç ay kadar kurs görecek. Bu da 1.72. Eğer sevimli okuyucum kendisile evlenmezse, Bursadan çok uzaklara gideceğini, artık hiç bir kimseyle evlenmiyeceğini söylemektedir.

 

3 – 28 yaşında, zengin bir memur var. Fakat müthiş asabidir. O da okuyucuma deli gibi âşık.

 

4 – 25 yaşlarında kadar tahmin edilen bir tüccar var. Geceleri beyaz tenli, kestane renkli saçlara malik okuyucumu sayıklaya sayıklaya menenjide tutuldu. Şimdi hastanede. (Ve bu ÇOOK ŞİRRİİİN!)

 

5 – Bu tüccarın kendisinden bir yaş küçük bir kardeşi var. Bir sene sonra mühendis çıkacak. Sevgili okuyucuma âşık.

 

6 – Bir fabrikatör var. Yalnız boyu kısa, bir bacağı da sakat.

 

Geliniz sevgili okuyucularım, şimdi bu altı talipten birini seçelim ve bu Bursalı sayın kardeşimize, onun anasına babasına bir faydamız dokunsun (Yazık dertleri büyük tabii).

 

Mevcut vaziyete göre, birinci doktor fena bir talip değilse de, yaşı oldukça büyük. Elimizde başka talipler de olduğuna göre, onu şimdilik bir kenara bırakalım.

 

2 inci maddedeki doktor hakkında mütalaamızı en sonraya bırakarak üçüncü talibe geçelim.

 

Bu 28 yaşındaki zengin memurun asabi halleri, okuyucumun kuracağı yuvada bir geçimsizlik havası yaratabilir. Binaenaleyh, ona hep birden red cevabı verelim.

 

4 üncü maddedeki tüccara acımamağa imkân yok. Zavallı mukabele görmeyen aşkı yüzünden sevimli kızımızın ismini sayıklaya sayıklaya menenjide tutulmuş bulunuyor. Biz seçicilerin kalbi kendisinden tarafa olmakla beraber, elimizden ne gelir ki? Bir kere kızımız kendisine herhangi bir şekilde yüz vermiş de değil. Eğer menenjide tutulmamış olsaydı belki reyimizi onun lehine kullanabilirdik. Şimdi iş işten geçmiş bulunuyor. Çünkü menenjit denilen hastalığı çekmiş bulunanlar uzun müddet melekâtı akliyelerine sahip olamazlar. Bu yüzden onu da talep edenler listesinden -üzülerek- çıkarıyoruz.

 

5 inci maddedeki tüccarın mühendis çıkacak kardeşini derhal reddediyoruz. Çünkü ağabeysinin mukabele görmeyen bir aşk yüzünden menenjide tutulması bu talibi de reddetmemizi icabettiriyor. Yarın iki kardeşi birbirine düşürecek bir karar almak bize yakışmaz (Gönül Abla havaya girdi iyice, nereden biz oldularsa).

 

6 ıncı maddedeki kısa boylu, bacağı sakat fabrikatöre de kızımızı verecek değiliz a! (Ya belki çok iyi bir insan. İnsanlık ölmüş!)

 

Gelelim ikinci maddedeki iki apartıman sahibi Almanyada okumuş İngilterede kurs görecek 26 yaşındaki doktora.

 

Ben, en münasip talip budur. Okuyucumu ona verecek olursak, hem mükemmel bir yuva kurarlar, hem de kurs görmek için gidecekleri İngilterede mükemmel bir balayı geçirirler. Ayni zamanda bu seyahatin bir başka faydası da muhitlerinde çıkacak dedikodulardan da kurtulmuş olurlar.

 

Ne buyurulur efendim, mutabık mıyız?

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSMS’leriniz Google’ın Yasaklı Kelimeler Listesiyle Güvende
SMS’leriniz Google’ın Yasaklı Kelimeler Listesiyle Güvende

Android, büyük aşkım, gel birbirimizin kelimelerini tamamlayalım.

TARİH

YNezihe Muhiddin Hanım Ne Alemde?
Nezihe Muhiddin Hanım Ne Alemde?

Seçme ve seçilme hakkını kazanmamızın 79. yıldönümünde 1935 yılından bir Nezihe Muhiddin röportajı...

MEYDAN

YAraba Aldığım Gün Kadın Oldum
Araba Aldığım Gün Kadın Oldum

'Çok güzelsin yavrum' dedi. O güne kadar sadece sakattım. Araba alınca birden kadın olmuştum. Güldüm, teşekkür ettim.

MEYDAN

YKadının Adı Devletten Siliniyor: Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Kapanıyor mu?
Kadının Adı Devletten Siliniyor: Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Kapanıyor mu?

27 Kasım 2013 günü haber ajanslarının yayınladığı haberlere göre AKP hükümeti, Meclis'teki Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nu (KEFEK) kapatıp, Aile ve Sosyal Politikalar Komisyonu’na dönüştürmek istiyor! Eşitiz basın açıklaması:

  • nyavane

    Mutabik olmaz miyiz, sonuna kadar katiliyorum Gonul Abla’ya :)

  • Sinem güleş

    merhaba…
    herkes buraya büyük küçük demeden derdini yazıyor. ve sizlerde iyi ki varsınız vaktinizi ayırıp insanların acısını derdini paylaşıyorsunuz. bir nebze de olsa insanlara iyi gelmek çok güzel bir duygu olsa gerek..
    banada iyi gelir misiniz ? gelirsiniz biliyorum.. benim derdim küçücük ayağı olmadan gözü görmeden binbir türlü sıkıntı ve zorluk içinde hayat mücadelesi verenlerin yanında. ne insanlar var bu hayatta aç susuz evsiz barksız. hani onların yanına oturup benim derdim var kaynanam şunu dedi eşim bunu dedi maaşım yetmiyor vs birşeyler desek dert diye, heralde gülerler halimize. bin şükür rabbime ki bana bir aile bir ev bir yiyecek lokma nasip etti.
    böyle düşünürsek şükredecek ne çok şeyimiz var aslında değil mi ? ama öyle olmuyor.. herkese kaldırabileceği kadar yük veriyor allah,
    gel gelelim benim konuma.. hayatımda o kadar acı şeyler yaşadımki kendime göre, artık tükendim..
    4 yıllık bir ilişkim var ve inanır mısın bugün allaha saatlerce yalvardım canımı al diye. ( sanırım kafa gel gitliydi o an yoksa yapmazdım böle bişe )
    4 yıldır neler yaşadım neler duydum neler gördüm.. çok sevdim nişanlımı ( nişanlandık 2 yıl oldu) bir çok şeyden fedakarlık ettim onun için. sonuç tabiki hüsran.
    bana karşı ilgisiz. ilgisiz dediğim şakalar yapar kendisi bunu ilgi zanneder ama bir kadın daha fazlasını bekler sevildiğini bilmek ister özlendiğini bilmek ister yanına gelmek için can atan bir sevdiceği ister..
    bunlar yok tabiki 4 yıldır ağzından özledim lafı çıkmadı ben demedikçe. kavgalar ederiz ayrılmak isterim bırakmaz ama ağlar üzülür sözleer verir tutulmayanlar cinsinden. derim ki bu sefer oldu heralde bu sefer düzelecek herşey. ama en fazla iki gün sürer sonra aynı tas aynı hamam. sevdiğinden şüphem yok seviyor biliyorum ama benimde beklentilerim var bir kadın olarak pohpohlanmak isterim ara sırada olsa.. özlendiğimi bilmek isterim sevildiğimi kendi ağzından duymak isterim…
    tabi bu arada ben bunlarla savaşırken birde kaynana çıktı başıma. hoop düştüm mü bataklığa.. çıkamıorum çıkmak için çırpındıkça daha da derine iniyorum.
    kaynanam acayip bi kadın. herşeyi gösteriş çok güzel rol yapar yalan söyler yalan yeminler eder. dediği lafı demedim diye allahın adını bile alır ağzına. kesinlikle onla bir münakaşada haklı çıkamazsın öle bi savunurki kendini yanından çıktıktan sonra kendini haksız bile görürsün. laf cambazı anlıcağınız. hiçbirşeyimi beğenmez laf çakar çakmakla kalmaz direk lafı sayar döker ağzımı açamam. açtırmaz.. çok sıkıntılar yaşadım duymadığım laf görmediğim muamele kalmadı. aşağılandım dışlandım basit biri olarak karşılandım. daha neler neler ayrıntıya girmeyecğim sizi sıkmak istemiyorum.
    nişanlım anneci. bu iyi bir şey bana göre ama söz konusu evleneceğin eşinse o zaman sorun oluyor. görmüyor duymuyor bilmiyor 3 maymunu oynuyor. annesinin çoğu hatasını hata olarak kabul etmiyor. bana yapılan haksızlıklarda kötü muamelelerde bir an yanımda olmuyor. bana arka çıkmıyor. çıkmasın artık oda önemli değil sadece beni anladığını bilsem bana hak verdiğini bilsem yeter bnm için.
    günlerce yanında hüngür hüngür ağladım yüzüme acımasızca bakmakla yetindi. hiç mi değeri yoktu göz yaşlarımın da bu kadar kayıtsız kaldı.
    bana bağırmaları da cabası..

    bugün son olanlar oldu. kaç gündür aramız bozuktu bu meselelerden. rahatsızlandım boynumda düzleşme varmış acile gittim ağrıdan duramıyordum. ilaçları aldık eve dönerken ben bi kaç oğlanın olduğu yere bakmışım farkında bile değilim oğlanları görmedim bile ! bi tane hafif bir tokatla irkildim noluyor dedim önüne bak dedi. zaten kaç gündür ağlıyorum duygusal bi ruh halindeyim. başladım ağlamaya istem dışı. kmseyi görmedim dedim ağlaya ağlaya yeminler ettim. bir çok bişey saydım, hayatımı mahvettin dedim nişanı atıcam dedim bıktım dedim.. ellerini çenemde buldum çenemi sıkmaya başladı. yüzüğü çıkardım geri takmak için parmağımı kırıyordu az daha..
    bağırdı çağırdı ben o sıra nefes alamıyordum ve ağlamaktan dolayı kusuyordum.
    ben sonra dedim ki eğer orda birilerini farkettiysem gördüysem bilerek baktıysam allah bnm canımı kafir olarak alsın dedim.
    sonra yumuşadı sanırım birazda pişman oldu.
    dedi ki seni kıskanmam suç mu senin gözünde dedi. yani ona benzer bişiler söledi. önce düzgünce niye baktın diye sormasını beklerdim tokat çok ağrıma gitti.
    zaten nişan atmayı düşünüyorum sevmek yetmiyor artık psikolojim bozuldu yaa..

    lütfen, düşüncelerinizi çözüm önerilerinizi bekliyorum
    vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum…

Bir de bunlar var

liberacemain
Liberace İçin Yaz Gecesi Mavisi Eyeliner
cookisto1
Ucuz ve Lezzetli Ev Yemeği Paylaşım Ağı: Cookisto
Nakka+Catalog+Item+32 (1)
Garp ile Şark’ın Çok Cinsel Hikayesi III: Osmanlı Romanının Şehrazatları ve Tehlikeli “Box Woman”ları