“Gilda Radner muhteşem zaman geçirdi.”

KÜLTÜR

Gilda: Komedinin Günlüğü

Kendi içlerindeki dünyadan, önce kendileri için ilham çıkaran insanlara baktığımda, yazmanın gücünü bir kez daha görüyorum. Kendi kurdukları dünyaları yazan, bu dünyaları çoğaltan ve yaşam alanını kendi istekleri doğrultusunda genişleten isimler yapılabileceklere dair sarsılamaz bir güç veriyorlar çünkü. Gilda Radner da benim için bu güç kaynaklarından biri, belki de en önemlisi.

 

Gilda’nın kariyerine başladığı 1970’lerden biraz bahsedecek olursak, Mitzi Shore’un adını anmamak olanaksız. 1972 yılında açılan The Comedy Store’un kurucu üyelerinden olan Mitzi hâlen ABD’de mizahın ve kabare kültürünün gelişimi açısından örnek gösterilen isimlerden biri. Eğlence dünyasının ve komedinin bir arada, paylaşımla çoğaldığının somut örneği olan komedi salonları, birçok komedyenin yetişmesine yardımcı oluyor. Bu komedi salonlarından birinin kurucusunun Mitzi gibi kadın bir komedyen olmasının önemi büyük.

 

The Comedy Store’un sahne ve televizyon dünyasında kadın seslerini görünür kılmak adına yarattığı alan, yine 70’lerde ivme kazanan kabare kültürüyle paralel ilerliyor. Kulübün ABD’de ses getirmesi, kadın komedyenlerin varlığını mizah dünyasında etkinleştirmek adına önemli bir adım. Tam o dönemlerde Gilda, The Second City komedi topluluğuyla profesyonel kariyerine adım atıyor. Seyircilerin de 70’lerin yükselen kadın komedyenlerini artık iyiden iyiye tanımaya başladıkları bir dönem bu. The Comedy Store’da sahne alan çoğu komedyenin televizyon dünyasına adım atmasını hızlandıran komedi kültürü içinde Mitzi, bu kültürü değiştiren ve değişimi kadın oyunculara hissettiren önemli bir figür. Televizyonda yayınlanan mizahın sadece erkeklerin dünyasına ait olmadığı fikri sahnelere yansıyor, kadın komedyenlerin ve onların yarattığı tiplemelerin canlı yayınlarla izleyiciyle buluşacağı dönem böyle başlıyor.

 

Gilda’ya gelecek olursak, küçüklüğünden itibaren yarattığı karakterlerle, ufak skeçlerle gelecekteki kariyerine dair ipuçları vermiş aslında. 1946 yılında Detroit’de dünyaya gelmiş. Ailesi çocukluğundan itibaren ona kendi dünyasını kurması için alan açmış. Hatta kendi kendine taklitler yaptığı ya da tiplemelerini canlandırdığı ilk videolarını teşvik eden de babası olmuş. Böylece kendi yolunu küçük yaşlardan itibaren şekillendirmeye başlayan Gilda için inşa ettiği dünyası, yazdıkları, yaşadıkları onun hayatına olduğu kadar mizahla beslenen meslektaşlarının hayatına da etki etmiş. Liseden sonra komedi dünyasına giriyor. Eğlenmeyi hayatının merkezine koyduğunu kendisi de söylüyor. Komedi büyük bir ciddiyetle yürüttüğü mesleki bir başarı olduğu kadar onu çocukluğuyla, hayâlleriyle, dış dünyayla bir bütün hâline getiren en önemli aracı. Çocukken gittiği oyunlarda, sahneden yeni bir dünya kurmanın gücünü gören Gilda, ilerki yıllarda da bu hissi somutlaştırmanın peşinde koşuyor. Michigan Üniversitesi’nin ardından Toronto’ya taşınarak yine yazıda bahsi geçen The Second City komedi topluluğuyla komedyenlik kariyerine ilk adımını atıyor.

 

 

Hayatı, anıları kayda tutmak da burada devreye giriyor. Gilda iç dünyasını her an her dakika yazarak çoğaltan ve kendine ait olan her hissi sahneleyen biri. El yazısının biçiminden notlarındaki cümlelere, içinden geçen, aktarmak istediği her şeyi büyük bir yaratıcılıkla gözümüzün önüne getiriyor. Hayatının her döneminde, hayattan topladığı her ayrıntıda yeni bir tipleme ortaya çıkarıyor. Çocuklukluk zamanlarını beraber geçirdiği dadısının karakteristik özelliklerini zihninde saklayarak yıllar sonra onun özelliklerinden Emily Litella tiplemesini yaratıyor mesela. Oyunbaz çocukluğu da yeni tiplemeler yaratmasına yardımcı oluyor. Örneğin Saturday Night Live yıllarından aşina olduğumuz Judy Miller karakteri, kendi şovunun yaratıcısı olan küçük bir kız. The Judy Miller Show adını verdiği programla kendi odasında hayâl dünyasını gerçeğe çeviriyor. Bununla beraber Gilda’nın bir diğer tiplemesi olan, sözünü sakınmayan gazeteci Roseanne Roseannadanna, sert mizacıyla ve ikonik duruşuyla televizyonda kalıcı bir karakter yaratmanın en önemli örneklerinden biri oluyor.

 

 

Gilda, kendi yaptığı komedinin olan biten şeyleri daha iyi hâle getirmek üzere biçimlendiğini söylüyor. Hayatı yaptığı komediye paralel olarak sadece mutluluklarla dolu ilerlemiyor. Depresyonda olduğu, yeme bozukluğuyla mücadele ettiği dönemlerin ardından yine mizaha sarılarak mululuğa geri dönüyor. Bu yüzden hayatın gri bölgelerinin sesi ve kahkahası olmak diyebiliriz Gilda’nın mizahına. Aldığı komik notların kıyısına köşesine hüznünü de iliştirdiği cümleler oluyor çünkü hayatı boyunca. İçinde yaşadıklarına dair asla yalancı bir tutum da takınmıyor. Ne yaşıyorsa, ne hissediyorsa yaptığı iş de, ortaya koyduğu tiplemeler de ona göre biçimleniyor. Şovun her zaman devam etmesini önceleyen eğlence sektörünün bir parçası değil o yüzden Gilda’nın eğlence anlayışı. Daha çok, hayatla ve yaşanmışlıklarla şekillenen bir sürecin olağan yansıması gibi. Bu yüzden de yapay bir samimiyetten ya da gelip geçici kahkahalardan çok öte bir his bırakıyor. Sadece dönemini ya da kendi içinde bulunduğu coğrafyayı etkilemiyor. Yıllar sonrasında da her bir mimiğini, kilit cümlelerini, mesleki alışkanlıklarını hatırladığımız ve ilham bulduğumuz bir özgünlük sunuyor. Bu durum özellikle onun hatırasını hâlâ yanıbaşında hisseden komedyenler için geçerli.

 

Saturday Night Live yıllarıyla Radner’ın geniş kitlelere ulaşan sesi, kendinden sonra gelen birçok komedyeni de etkiliyor böylece. Tina Fey, Amy Poehler, Maya Rudolph gibi isimleri kastediyorum. Hepsi de erkek egemen eğlence sektörünün içinde, erkeklerin ellerinde bulundurdukları güce rağmen tahayyül bile edemeyecekleri bir cesaretle yeni nesil bir mizah yaratıyorlar. Yıldırmanın, tacizin, maddi ve manevi ayrımcılığın kapsamının yeni anlaşıldığı bu günlerin öncesinde başlayan ve kendine ait odalarını, kendi sözlerini büyük bir yaratıcılıkla harmanlayıp üretime geçen kadınların mizahı bu.

 

Gilda’nın hayatını merkeze alan 2018 yapımı belgesel Love, Gilda, meslektaşlarının onun mirasını, defterlerini, anılarını okuyarak hayatının kesitlerini onunla beraber tekrar yaşadıkları bir anlatıyı takip ediyor. Belgeselin ismi de günlüklerinin ve mektuplarının bitiş sözünden geliyor. Not ettiği her şeyin sonuna iliştirdiği ve orada olduğunu, orada olacağını, sesini hep duyuracağını simgeleyen bir tabire dönüşüyor “Love, Gilda”. Bu tabir ve bir yaratım sürecine imza atmak, hayatını ve kariyerini kendi kararlarından hiç yılmadan belirleyen Gilda için oldukça önemli. Çünkü bu noktada hem mizahın doğası gereği boyunduruğa girmeyen yapısı, hem de büyük bir kitleyi yaptıklarıyla kendine hayran bırakan bir kadının toplumsal eşitsizliğe karşı kazandığı bir başarı söz konusu. Hayalleri gerçeğe dönüştürmek ve kalıcılığın daimi olmasını sağlamak da bu yüzden çok değerli.

 

Sahnede olmayı çocukluğundan beri isteyen ve hikâyelerini paylaşmanın sevincini her daim hisseden Gilda’nın bir gösteri fikri var. SNL yıllarının ardından gelen bu gösteri, Gilda’nın hep sahne almak istediği Broadway’de gerçekleşiyor ve Gilda Live 1980 yılında izleyiciyle buluşuyor. Çocukluğundan itibaren hayatının dönüm noktalarını ve ona eşlik etmiş her karakteri büyük bir coşkuyla sahneliyor. O coşkunun içinde inşa ettiği kariyerinden duyduğu haz da var, hayâllerinin olmak istediği sahneyle buluşmasından duyduğu mutluluk da. Kendisinin hem izleyenlere hem de meslaktaşlarına başlı başına bir ilham kaynağı olduğunu sahnedeki her hareketinden ve yüzündeki her duygu geçişinden anlayabiliyoruz. Gösterinin sonunda hayatının en unutulmaz ve en romantik anına ithafen yazdığı şarkıyı okuması, bizi de kendi günlüklerinin bir parçası yapıyor adeta. Gilda okumak, izlemek ve üretmek için ilham ve güç kaynağı.

 

Gilda Radner’ın aklımdaki en önemli görüntülerinden biri, SNL’in 3. sezonunun 17. bölümünde yayınlanan bir skeç. Aslında Federico Fellini’nin La Dolce Vita’sının bir parodisi. Gilda’nın başrolde olduğu bu skeçte, sahne ışıkları ve eğlence sektörünün dur durak bilmeyen hareketine dair de enstantaneler mevcut. Kendi dünyasından bir yıldız çıkarma temasını izleyen skeç, mizahın yaratım sürecine dair ipuçları da veriyor aynı zamanda. Lâkin skecin Gilda’nın izleyicilere bakarak söylediği son cümleleri esas varmak istediğim yer:

“Hala beni mi takip ediyorsunuz? Bırakın! Beni rahat bırakın! Ben sadece alay ediyorum. Buraya gelin. Gelin, yaklaşın. Sizi sevdiğimi biliyorsunuz küçük maymunlarım. Ama bana hayâllerimi bırakın. Rüyalar kağıt gibidir, çok kolay gözyaşı dökerler. Ben oyun oynamayı seviyorum. Ve her oynadığımda… siz kazandınız. Ciao.”

 

Aynı skeç Gilda’nın ölümünün ardından yeni bir SNL bölümünde onun hatırasına tekrar yayınlandı. Ve bu sözlerin anlamı bir kez daha çoğaldı. Hayâllerini isteyen, onların peşinden giden, oyun oynamaktan hiç vazgeçmeyen Gilda, tiplemeleri Roseanne Rosseannadanna, Emily Litella, Lisa Loopner, Judy Miller ve daha birçoğuyla binlerce kapı açtı mizah dünyasında. Yine onun günlüğüne iliştirdiği sözleriyle:

 

“Gilda Radner muhteşem zaman geçirdi.”

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YGirls Dizisi ile Gönül Bağları, 20’li Yaşların Kafa Karışıklığı
Girls Dizisi ile Gönül Bağları, 20’li Yaşların Kafa Karışıklığı

Başlarda Hannah Horvath’ın yaptığı her hataya, daha pek kayda değer şeyler yaşamamış olan bendeniz kibirli bir tavırla gülüp geçerken, zamanla Hannah’nın yansımasına dönüştüm.

Bir de bunlar var

Snowden’dan yeni yıl mesajınız var!
Baba Evinden Çıkmak
24 Kadın, İki Kupa ve 7 Milyon Dolar

Send this to friend