Kadın avukatların, savcıların, hâkimlerin, tüm kadın yargı çalışanlarının mesleki sorunları da akla gelir de I. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi tertip edilip kadınlar için “Adalet mi, eşitlik mi?” konuşulacağı aklınıza gelir mi?

MEYDAN

YAZI

Feminizmle Mücadele Derneği Ya Da Siz Bu İstanbul Sözleşmesi’ni Neden İmzaladınız?

 

X ve Y kavramlarının yan yana konarak ilişkilendirildiği bir başlık genel olarak ne düşündürür bize? Kadın ve adalet örneğin. Adalete erişim mekanizmalarında kadın olmanın etkisi? Evet, mühim bir çerçeve. Yasa koyucular faaliyetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini ne kadar göz önünde bulunduruyor? Yeni çıkarılanlar var olan yasalarla çelişiyor mu?

 

Ya da toplumsal cinsiyetinden dolayı şiddetin mağduru olan kadınlar, adalete ne kadar erişebiliyor? Her düzeyde şiddetin faili gerektiği gibi cezalandırılıyor mu? Haksız tahrik indirimleri nasıl işliyor?

 

Kadın avukatların, savcıların, hâkimlerin, tüm kadın yargı çalışanlarının mesleki sorunları da akla gelir de I. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi tertip edilip kadınlar için “Adalet mi, eşitlik mi?” konuşulacağı aklınıza gelir mi? Neden adalet ve eşitlikten birini tercih ediyoruz, böyle bir çelişki mi var hayatta?

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün bu zirvede yaptığı fıtrat temalı konuşmayı, daha evvel de dile getirdiği, ancak kadınlar arası eşitliğin mümkün olabileceği yönündeki tezini, “Kadınların hak mücadelesi eşitliğe takılıyor” gibi mantık hudutları dahilinde değerlendirmesi güç cümlelerini burada tekrar uzatmayacağım. Lütfen kimse de pişpirikli, anne ayakaltları öpmeli, “Hamile kadın o zaman şu işi yapsın mı diyorsun?”lu argümanlarla gelmesin.

 

Bu tür çıkışlar, öncelikle 21. yüzyılda hâlâ kadın-erkek eşitliğini konuşuyor olmaktan kaynaklanan bir takatsizlik yaratıyor insanda. Ama eleştirimiz siyasi figürlerin ağzından çıkanların ta uzaktaki bir eve, bir sokağa, bir işyerine nasıl yansıyacağını hesaba katmaması ve eşitsizlik meselesini her açışlarında (en az) bir kadının ayrımcılığa uğramasına, şiddet görmesine neden olduğuysa, susmamak da gerekiyor. Tek bir kadına bile zarar verecekse bu riski göze alır mısınız? Demek alıyorsunuz.

 

 

Bu yıl “Önce adam ol” diyoruz

 

Bu zirveyi Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) düzenlemiş. Uluslararası zirve yapıp cumhurbaşkanını açılışta konuşturabilecek ilişki ağına sahip bir dernek KADEM. Bu zirvenin organizatörlerinden biri de başkan yardımıcısı sıfatıyla Sümeyye Erdoğan zaten. Hatırlarsanız KADEM, geçen yıl tam da 25 Kasım haftasında “Erkeksen öfkeni yen” sloganıyla bir kampanya duyurmuştu. “Erkeksen dışarı çık”, “Erkeksen gel” gibi tam da şiddet üreten erkekliği tartıya davet etmek için kullanılan bu kalıpla “ironi” yaparak şiddetsizliğe daveti tercih ediyorlardı. Öfke, erkeğin fıtratı olabilir ama erkeksen gel bunu tersine çevir gibi… Böylelikle o çok “normal” olan öfkesini yenen erkek tebrik edilebilir bir hale de geliyordu.

 

İlginçtir, bu zirvede sorun olarak tespit edilenlerin birçoğu zaten kadın hakları örgütlerinin, feministlerin tarif ettikleriyle aynı. İş, çözümü nerede gördüğünüzde değişiyor. Derneğin başkanı Sare Aydın Yılmaz’ın gayelerini anlattığı söyleşiler okumuştuk daha evvel. Daha aydınlatıcı bulduğum için oradan alıntı yapacağım. “Değerlerimizden ve manevi inançlarımızdan beslenen bir kadın bakış açısını yaygın hale getirmek için çalışıyoruz” diyordu örneğin. (Sabah, 1.12.2013) Erkekleri ötekileştirmemekten bahsediyor, devam ediyordu: “Feminist söylem içerisinde yer bulan ‘Kadının ikinci planda kalmasının sebebi erkektir!’ bakış açısını benimsemiyoruz. …‘Eşit işe eşit ücret’ sloganıyla yola çıkılan birinci dalga feminist hareket Batı’dan çıktı. Batı kendi kültüründen beslenerek oluşturduğu literatürü, kendi dışındaki ülkelere de empoze etmeye çalıştı, ta ki postmodern süreç dediğimiz 80’lerde ‘Hayır, kadını ikincilleştiren erkek değil, bilakis kadını ikincilleştiren feminist söylemdir’ söylemi ortaya çıkıncaya kadar.”

 

Bu yıl böylesi bir zirve düzenleyerek faaliyet alanlarını çok daha geliştirmişler. Yeni de bir sloganları var: Önce adam ol! Gerçekten… Sloganda da, niyeyse enerjiyi eşitlik talebine karşı kullanmakta da tutarlılar.

 

Ben bu zirveye katılan, bu dernek için çalışan birçok kadının hakikaten bu meseleyi samimiyetle çözmeye çalıştığına kaniyim. Ama samimiyet yetmiyor işte. Bu riskli dili nasıl bu kadar rahat kullanıyorlar anlamıyorum. Feminizme, feminizmlere eleştirileri olsun, var olduğu sürece sonsuza kadar AKP’ye de oy versinler… Ama sıfır noktasını, kadın-erkek eşitliğini sorgulayan bir erkeğin karşısında nasıl susulabilir bilmiyorum.

 

 

Yeni “paralel” olarak “feministler”

 

Buradan çıkaracağımız iki sonuç var. İlki bütüncül bakıştan yoksun, kadını eşit bir birey olarak görmeyen politikalar giderek artan ve kemikleşen kadına yönelik şiddet sorununu (doğal olarak) çözmeye yetmedikçe, hükümetin favorilerinden, şeytan yaratma politikası devreye giriyor. “Geziciler” kalıbının olur olmaz hangi cümelelere mesul olarak girdiğini bir düşünün. Ya da hükümet çevresinin derdini çözemeyip sonra genel-temsili öcü olarak kullandığı “paralel”i… Öyle görünüyor ki, Erdoğan’ın da adlı adınca andığı “feministler”, hükümet çizgisine uymayan kadın hakları savunucuları, bundan sonra bu konudaki yetersizliği örtmek için malzeme edilecekler. “Feminizmle mücadele dernekleri”nin sayısı daha da artabilir, ağızlardan çok daha sık “bu feministler” çıkabilir.

 

Kafama takılan ikinci nokta da dağlara taşlara hayırmak istediğim bir soru: O zaman siz bu İstanbul Sözleşmesi’ni neden, hem de koşa koşa imzaladınız? Adı İstanbul olsun, havalı görünür, İstanbul’un turizmine de katkısı olur diye mi?

 

Sözleşmenin amacı

 

Madde 1-b Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak…

 

Madde 4/2 – (Taraflar) ulusal anayasalarında veya ilgili diğer mevzuata kadın erkek eşitliği ilkesini dahil edecek ve bu ilkenin uygulamada gerçekleştirilmesini temin edeceklerdir.

 

Madde 6 – Taraflar bu Sözleşme’nin uygulanmasına ve sözleşme hükümlerinin etkilerinin değerlendirilmesine bir toplumsal cinsiyet bakış açısı katacak ve kadınlarla erkekler arasında eşitliğe ve kadınların güçlendirilmesine ilişkin politikalarını yaygınlaştıracak ve etkili bir biçimde uygulayacaklardır.

 

Madde 12 – Genel yükümlülükler

Taraflar kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır.

 

Sadece birkaç madde seçtim. Neticede bu sözleşmenin uygulamasına dair bir denetleme mekanizması (GREVIO) da öngörülüyor. Hükümet ona da ben kendi seçtiğimi yollarım, STK katkısı için KADEM zaten hazır diye mi düşünüyor acaba? Komitenin diğer üyeleri bu beyanatlarda sözleşme ihlali bulmayacaklar mı? Kaldı ki yıllık ülke raporlarının dışında, GREVIO acil ciddi ihlal çağrısı yapma hakkına da sahip. Erdoğan açısından bunu bir caydırıcılığı olmayabilir, o ayrı.

 

* İstanbul Sözleşmesi’nin (resmi) Türkçe çevirisi: http://www.coe.int/t/dghl/standardsetting/convention-violence/convention/Convention%20210%20Turkish.pdf

 

* İstanbul Sözleşmesi’ne dair bilgi için: http://www.5harfliler.com/kisaca-istanbul-sozlesmesi-sorular-ve-cevaplar/ (hane/eviçi şiddetin ‘aile içi şiddet’ olarak çevrilmesine dair uyarı gözden kaçmasın)

 

* Bu da sözleşmeye dair kitapçığın çevirisi: http://anayasagundemi.com/2014/11/25/kadina-yonelik-siddetle-ilgili-istanbul-sozlesmesi-hakkinda-brosurun-cevirisi/

 

 

Ana Görsel: Sabhan Adam

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YCumhuriyet Duruşmasından Çizilmemiş Mahkeme Resimleri 1
Cumhuriyet Duruşmasından Çizilmemiş Mahkeme Resimleri 1

"Duruşma salonunda resim çekmek, video ve ses kaydı yapmak kesinlikle yasaktır."

MEYDAN

YErkek şiddeti, evine yapılan baskında kıskıvrak yakalandı
Erkek şiddeti, evine yapılan baskında kıskıvrak yakalandı

Saniye saniye görüntülenen film gibi operasyonda “erkek şiddeti” yaralı olarak ele geçirildi. T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı öncülüğünde yürütülen operasyona hükümete bağlı Bayan Akademileri de büyük destek verdi.

  • 5h4rfl1

    tespitleriniz çok güzel, yazınız harika. teşekkürler Pınar Hanım.
    bence erdoğan açısından bundan sonra kolay kolay caydırıcı şey bulunamaz. artık gemileri yaktı çoğu yerle ve geri dönülemez yerlere girdi. bu nedenle uluslararası anlaşma falan vız gelir kendisine. zaten kendileri ne aym dinler ne aihm dinler. bu anlaşmayı da içeriğini okumadan imzalamışlardır.

  • Melike

    Istanbul Sozlesmesi’ni Turkiye neden imzaladi, hatta neden ilk olarak imzalayan ulke oldu? Mukemmel bir noktaya dikkat cekmissiniz, tesekkurler! Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’ne giden Opuz davasinda mahkum edilen ulkemiz (ki bu 2009 yilinda oldu), cizilen karizmasini toparlamak icin imzaladi bu anlasmayi (Opuz davasindan sadece 2 yil sonra). Baska hic bir sebep goremiyorum. (Opuz davasinin onemi: ILK DEFA bir ulke vatandasini koruyamadigi icin suclu bulundu) Zihniyet degisimi sifir, fakat kagit uzerinde surekli degisen, gelisen, daha adil, daha esit imkanlar sunan bir ulke imaji cizmekten vazgecmiyorlar. Iki yuzlulugun resmilesmis hali, ta-da! Opuz davasi hk. daha fazla bilgi edinmek isteyenler icin: http://www.aihmiz.org.tr/?q=tr/content/opuz-karari
    Ayrica 2011’den bu yana kac yil gecti, ortada GREVIO diye bir yapilanma yok.

  • Pinto

    Yazınız çok akıcı ve etkileyici, teşekkürler. Istanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasına gelince, iktidarın imzalayıp dikkate almadığı tek uluslararası sözleşme bu değil ( bknz ILO Çocuk İşçiliğin En Kötü Biçimlerinin Engellenmesi, Biyoçeşitlilik Sözleşmesi…vsvs) bu nedenle ben “paralel” yapı bir tercüme bürosuyla çalıştıklarını düşünüyorum. Bu büro hakları adalet, ayrımcılığı ayrılık/farklılık gibi değiştirerek iktidarın uluslararası arenanın bile kendileriyle aynı fikirde olduğu konusunda destekliyor. Böylece imzalarken hiç rahatsız olmuyorlar aksine bakın herkes bizim gibi düşünüyor deyip seviniyorlar. Herşeye karar vermek isteyen, kontrol çılgını bir iktidarın diğer ülkelerin ve konusunda uzmanların hazırladığı bir sözleşmeye kendi yorumlarını katmamasını beklemiyordunuz sanırım, sonuçta onlar bilirler, biz bilmeyiz, gelir açılış konuşmasında anlatırlar

  • http://ozgecankara.wordpress.com Ozgevon

    Erkeksen dövmezsin. Önce adam ol. Erkek adam sevdiğini dövmez. Erkek adam tecavüz etmez. Erkek adam el kaldırmaz.
    Böyle kulaklarımı tıkayıp çığlıklar atarak tepinmek istiyorum bu sloganları duyduğumda.
    Gerçekten çok başarılı bir iletişim taktiği.
    Şu da reklamıymış: http://www.youtube.com/watch?v=5WIiaumpYEA Kadına el kaldıran adam değildir. Seni adam yerine koyacağımızı mı sandın? ÖNCE ADAM OL!
    Ama hocam siz hiç anlamamışsınız ki olayı.
    Sonra ben bayılmışım işte, komşular su getirdiler.

  • Melike

    @Ozgevon bahsettiginiz reklamda herseyin apacik gosterilip kadina siddet kisminin golge uzerinden anlatilmasina ne diyorsunuz? Reklamin ana noktasi olan sey gosterilmiyor! Pek yaratici (!)

Bir de bunlar var

Oyunbazlık, Flört, Edebiyat, Eurovision – Hepsi Burda
Büyüyünce Cumhurbaşkanı Olacak Çocuklarla Bir Köy Okulunda İyilik Güzellik
Ayşe Deniz’in Seçimi

Send this to friend