Ermenistan'dan bir tablo: "Gözlerinin içine bakmam bile hoşuna gitmedi, çünkü bunu da cesaret diye betimledi."

MEYDAN

“Çok Gülme, Mütevazı ol, Mütevazı!”

Haftanın çevirisi Ermenistan’dan. Ülkenin bağımsız habercilik yapan yayınları arasında önde gelen Hetq’de yayınlanan Ruzan Gabrielian imzalı haber aşağıda.

 

 

Sevan şehrinde, Mesrop Mashtots okulunun 54 yaşındaki eski öğretmeni Anahit Sahakyan ile konuştum. Özgür ve açık fikirlerin böylesine egemen olduğu bir dönemde, erkeklerin çoğunun reddettiği şeyler Sahakyan’ı çok şaşırtıyor: “Ben etrafımdan birçok adam tanıyorum. Burada birçok insan birbirini tanır ve ben de onların fikirlerinden haberdarım, fakat onları anlayamıyorum. Erkeklerin çoğu 17-18 yaşında kızlarla çıkmayı tercih ediyor, çünkü onlara göre bu yaştaki kızlar hala hiçbir erkekle beraber olmamışlar, bir erkekle ilişki kurmayı bilmiyorlar, onların deyimiyle, henüz erkek yüzü görmemişler.”

 

Sevan’da yaşayan birkaç gence hangi yaştaki kızları tercih ettiklerini sordum, gülerek cevap verdiler: Küçük yaştaki kızları kendi istedikleri gibi terbiye etmeleri kolaymış. Onlara ‘doğru’ yaşam tarzını öğrettikten sonra, bu kızlar onlarla eve gelmeye hazır oluyormuş.

 

Anahit Hanıma göre bu gençler birer birey değil, “doğru” ve “yanlışı” keskin çizgilerle ayıran, hayatın içinde kendi kurallarını yaratan ve o kuralları başkalara empoze eden gruplar olarak yaşıyor.

 

“Genel olarak, tanıdığım herkes böyle davranıyor, hepsinin aynı şekilde düşündüğü ve aynı şekilde yaşadığı bir ortamda hayatlarını sürdürüyorlar. Taşrada ve köylerde bu durum daha da sarsılmaz bir temel.”

 

Böyle düşünen arkadaş gruplarında çok gülmek bile serbest, küstah kız davaranışı olarak görüldüğünden, bu onları düşündürüyor։ doğru bir ilişkideler mi? Vartenis’te oturan yirmi yaşındaki L. Hakobyan, bir gençle çıkmış, fakat ilk görüşmeleri aynı zamanda sonuncusu olmuş. “İlk buluşmalarda biraz farklı hareket ediyorsun, daha eğlenceli, daha rahat bir konuşma tarzı… Ben onunla teklifsiz, gevşemiş, gülerek ve şakalarla konuşmaya başladım. O ise bana dedi ki, ‘Sen belki böyle teklifsizsin, belki o senin tarzın, fakat yarın öbür gün ciddi çıktığımızda, seni arkadaşlarımla tanıştırmak istersem ve sen de böyle teklifsiz konuşur, gülersen, onlar başka bir şey düşünebilir, seni başka bir tarz kız yerine koyar. Çok gülme, mütevazı ol, mütevazı.’ Sırf bu değil, benim gözlerinin içine bakmam bile hoşuna gitmedi, çünkü bunu da cesaret diye betimledi (gülüyor).”

 

Gülmesinin ya da gülmemesinin mütevazılıkla ne alakası var, anlamak zor. Bu anlamda köylerin daha geride olduğunu vurguladıysak da, kent de geride kalmıyor. Erivan’da oturan 29 yaşındaki David Abrahamyan’ın çevresinde de böyle gençler var, ve ona göre “Onların kendi kendilerin kuralları var, bir kızın nasıl davranması gerektiğine dair. Kızları kendi arkadaşlarından bile kıskanıyorlar. Arkadaşlarının yanında kız arkadaşlarının şakalar yapmalarını, gülümsemelerini kabul etmiyorlar. Yanındaki kız bu “kurallar”ı çiğnerse, arkadaş grubu seninle alay edecek, zira demek ki kız arkadaşını kontrol edemiyorsun, orada burada gülüyor ya da şakalar yapıyor. Bu onlar için serbest bir kızın davranışıdır. Serbest kızlar isteyen gençlere o çevrede yer yok. Onlar gibi düşünmüyorsan ve onlar gibi yaşamıyorsan seni o çevrede barındırmıyorlar.”

 

On sekiz yaşında Narine Galstyan’ın erkek arkadaşı, başka bir kişinin sesini duymaması için taksi durağını aramasını yasaklanmış. Narine, “Ondan sonra ilişkimize son verdim, anlamsız bir kıskançlıktı, ve daha sonra daha kötü neticeler olabilirdi. Bunları anlatınca annem bana çok yardım etti. Yarın öbürgün de pencereden dışarı bakmak, evden çıkmak ya da başka bir insanla konuşmak yasaklanacaktı,” dedi.

 

Zannedilebilir ki, bu tarz düşüncelere sahip gençler hiç bir zaman eşlerini yanlız bırakmazlar, fakat tam da bu adamlar gidip başka ülkelerde çalışıyorlar ve eşlerini yanlız bırakıyorlar. Tsovagyug kentinde yaşayan Arpine, evlendikten henüz bir kaç ay sonra kocasını başka bir ülkeye yolcu etti. Böyle olacağını hiç düşünmemişti. “Biz üç yıl çıktık ve o sırada annemle bile dışarı çıkmama izin vermiyordu. Evlendik, gitti. Gerçi arada gidip geliyor. Önce şaşırıyodum, nasıl annemle bile evden dışarı çıkmamı yasaklayıp, sonra aylarca beni yalnız bırakıp gidebiliyor.” Arpine’nin 10 yıldır Rusya’da yaşayan eşi Artur’a ulaştık. Fazla konuşmak istemedi ve ailesine bakmak için orada olduğunu söyledi. Ailesine daha ne kadar uzaktan bakmayı sürdüreceğini sorunca da şöyle cevap verdi: “O benim eşim, ne zaman istersem buraya getiririm, şu an istemiyorum.”

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Mülteci Nefreti: Keçilerimizi Yediler, İşimizi Çaldılar
Polis Sergide Değil Meydanda Belli Olur
Atom Bombası, Soğuk Savaş ve Bilimde Kadınlar

Send this to friend