Çocukken olanları nasıl konuşmalı? Bir blogger'la söyleşi...

KÜLTÜR

Cinsel İstismardan Hayatta Kalan Bir Blogger’la Röportaj

 

Söyleşi yapmak istediğim blog yazarı ile bir kitabevinin kafesinde buluştuk. Çocuk kitapları bölümünde ne kadar çok kitap varmış! Etrafımız rengarenk çocuk kitapları kapakları ile dolu. Denizde, ormanda, gökyüzünde, yollarda, kahvaltı masasında, uykuda ve daha bir çok yerde çocuklar. Ama, elbette çocuklara anlatılan hikayelerde insan eliyle yapılan kötülükler yer almıyor. Çocukken maruz kalınan istismara dair anlatılar çocukların ulaşamayacakları yerlerde konuşulmalı. Yine de birazdan gerçekleşecek cinsel istismar konulu sohbet için başka bir yer seçmemize gerek yok. Etrafımızda kitaplar var, çocuklar değil. Kalıyoruz ve sohbete başlıyoruz.

 

Türkiye’de çocuklukta maruz kalınan istismarla ilgili son yıllarda sinema ve edebiyatta bazı anlatılar görünür olmaya başladı. (İlksen Başarır’ın yönetmenliğini yaptığı Atlı Karınca filmi, Elif Şafak’ın Baba ve Piç romanı sadece iki örnek) İnternet kullanımının yaygınlaşması ile birlikte forumlarda danışmanlık olanağı cinsel istismar deneyim paylaşımını da arttırdı. Hukuki prosedürlerin daha çok kişi tarafından biliniyor olması, ard arda izlediğimiz utanç davaları, şehirlerdeki erkek dayanışmasının toplu tecavüz vakaları olarak somutlaştığı örneklerde genellikle çocuk, engelli ve yabancı kadınlara yönelik sistematik cinsel istismar haberleri… derken konu bir çok yönden gündemimizde.

 

Cinselliği bir oyun, bir tehdit ve bir yasak olarak yaşadığımız çocukluk yıllarımıza bugünden bakmak çok boyutlu bir süreci beraberinde getirebiliyor. Çevreyle kurulan ilişkinin bütün katmanları birer birer görünür olabiliyor, o an neden yardım istemediğimizden tutun ilk dile getirdiğimizde karşılaştığımız tepkilerin hepsi kendi başına travma konusu olabiliyor.

 

Cinsel istismar sonrası kişisel anlatı ve iyileşme üzerine Türkiye’den yayınlanan bir blog var iki yıldır . Bu blogu kendisini trans erkek olarak tanımlayan bir blogger kurdu. Kendi ifadesiyle bu blog “çocuklukta yaşadığım cinsel istismar ve tecavüzden / ergenlik ve/veya yetişkinlikte yaşadığım tecavüzden, cinsel tacizden hayatta kaldım ve hayatıma devam etmek istiyorum…” diyenlere ama şimdilik “ağırlıklı olarak çocuklukta yaşanan cinsel istismar ve tecavüzden hayatta kalanlara” hitap ediyor.

 

Neden blog ismi hayatta kaldım?” diye soruyorum ilk olarak. Blogun kurucusu, mağdur ve kurban ifadeleri yerine güçlü bir ifade aradığını ve bu ifadeyi özellikle seçtiğini söylüyor. Ve devam ediyor:

 

Bir çok travma var insanların hayatında, cinsel şiddet de bu travmalardan biri. Bunları yaşadım ve şu anda hayatta ve kendime bakabilecek durumdayım demek önemli. Burdan hayatımı nasıl etkilediğine bakabilirim, o insanlarla yüzleşebilirim, ya da cezalandırılmaları icin uğraşabilirim, arkadaşlarımla dayanışabilirim. Kısacası, şu an bunu okuyorsanız hayattasınız.

 

 

Sen kurucusu olarak blogta açıklıkla kendi hikayelerini ve geçirdiğin bütün süreçleri de paylaşıyorsun. Dolayısıyla blogu ziyaret eden dikkatli bir okuyucu şunu söyleyebiliyor: “Ben bu blogun var oluş nedenini anlıyorum” Bundan sonra katılıp katılmamak onun bileceği iş elbette. Katılırsa bir örgütlenme öreceğinin farkında. Ama işin bir de öteki yüzü var ki çoğu zaman, popüler kültürün hızına yetişmeye çalışırken anlatma kültürü ve gücü nerden geliyor sorgulamıyoruz. “Anlat, rahatlarsın” kültürünü sonuçlarını düşünmeden savunabiliyoruz. Evet “kişisel olan politiktir”, ama bugünün sosyal/medyasında kişisel olan kendini dayatan biricik gerçekliğe dönüşebiliyor.

 

Evet, bu da biraz kişinin kendisine de kalıyor. Ama çocukluğunda cinsel istismara uğradığını söylemek ve ne yaşadığını anlatmak her ne kadar aşılmış gibi görünse de hala bir tabu, özellikle de yetişkin erkekler için. Cinsel şiddete karşı kadın platformunu aktive etmek, blog açmak, Morçatı’nın olması… Bunları biz tek tek algılıyoruz, ama tüm bu danışmanlık sistemleri bütün Türkiye’de yaygın olsa bunu belki düşünmeyeceğiz. Bunlar tek başımıza bizim yaptıgımız şeyler değil. Cinsel şiddete uğrayanlar kadar uğramayanların da onların yanında olanların yaptıkları yapmadıkları ile fikir üretenlerin hepsiyle ilgili. Biz bunlardan sadece birisiyiz. Bireysel ya da kurumsal farketmiyor.

 

Anlatınca “rahatlamak”tan öte başka bir şeyler mi oluyor sence?

 

Mesela anlattıkça değişiyor hikayeye bakış açınız. önce çok zorlanarak anlattığınız bir olayı daha sonra neredeyse gülerek anlatır konuma geliyorsunuz. Olayın etkisinin hafiflediği anlamına gelmez bu, ama sorunsallaştırarak anlatır hale gelebiliyorsunuz. Sizin için bir yük olmaktan çıkıyor. Yalnız olmadığınızı anlıyorsunuz.

 

Cinsel saldırıya dair çalışırken etki ettiğiniz yer size çok yetersiz geliyor bazen. Ee ne değiştirdik ki, diyorsunuz. Sonra biri hatırlatıyor ki sen ve yaptıkların büyük bir dönüşümün parçası. Hiçbir şey sadece senin elinde degil. Kendine nefes alma alanları yaratabilen böylesi bir yaklaşım olmazsa cinsel şiddet konusunda çalışmak oldukça zor. Blog kurucusunun okurlarla ilişkisini konuşalım birazcık da. Nasıl yorumlar alıyorsun? Bir dakika, öncelikle, site yorumlara açık mı?

 

Hayır, yazılar yoruma açık değil. Yorum bölümünde herkes içini döküyor. Insanlar orda birbirinin travmasını kötü etkileyebilir. Buna karşı bir şey yapmaya calışırken bunu beslemek istemem. Yorumların açık olması icin moderasyon olması gerekir. Ama bana gelen e-mailleri yayınlamamı ister misin diye soruyorum, kişi isterse siteye koyuyorum.

Benim girdiğim yabancı sitelerin hepsinde bir forum bölümü, psikologlarla chat yapabileceğin bir bölüm var. Kapsamlı bir ekiple bunu yapıyorlar. Ben yorumlara o anlamda yetişemem. çok sıkı kuralları da var, insanların birbirini incitmemesi icin. Ve bunların hepsi bir emek. Bense blogta yorumlara bir şey yapamam. Yüzyüze olsak bile yapabileceklerim sınırlı. Bunu unutmamak gerek diye düşünüyorum. Mesela Lambda icin “siz lgbtt örgütüsünüz neden bana ev bulmuyorsunuz?” diyorlar. Ama burası SHCK degil ki. Bu örnegi şundan verdim, sen nesin, ne bekliyorsun, karşılığında ne alıyorsun. Yorumları o yüzden kapattım. Yazdıklarımdan ibaret olmayi tercih ettim biraz da. Hatta o noktada bile bir uyarı yapıyor site: okuyacaklarınız sizi kötü etkileyebilir, diye.

 

Peki, ne kadar sürede bir güncelleniyor site?

 

Çeviri yayınladığım icin güncellemek zaman alabiliyor. Ama başka kadınlar, erkekler de yazsalar o zaman tadından yenmeyecek. Ben bunu yoktan var etmedim. Çok daha kapsamlı siteler var. malesurvivor diye bir site var mesela, çocukluğunda cinsel istismara uğramış erkeklerin yazdığı bir yer. Pandoras Project, önce kadınlar için kadınlar tarafından kurulmuş, sonra da  tüm cinsiyetten ve cinsel yönelimden hayatta kalanlara web üzerinden hizmet vermeye devam ediyor. Oralardan çok destek alıyorum.

 

Senin kişisel anlatın da yer alıyor blogta. Bunu okumak çok güçlendirici bir şey. Bir erkek olarak anlatıyorsun. Cinsel yöneliminin, cinsiyet kimliğinin, uğradığın istismarın, ve toplumsal baskının nasıl iç içe geçtiğini görüyoruz anlatında. “O olaydan sonra kız çocuk oldum” demişsin. Bundan bahsedelim mi?

 

Yıllarca, yaygın bir önyargıyla, uğradığım cinsel istismarın etkisiyle ve bunun sonucu kadınlara cinsel çekim duymaya başladığımdan ve cinsiyet kimliğimin farklılaştığından korktum. Demek ki, bunun olabileceğine inanmışım. Yaygın önyargı şu: kendini lezbiyen, gey, trans erkek, trans kadın diye tanımlayan birilerine hep şu sorulur “kötü bir şey mi yaşadın da bu oldun? Ima edilen kötü şey, bir natrans erkek tarafından tecavüze uğramaktır.

Halbuki uğradığım şiddet bende bu değişiklikleri değil başka şeyleri değiştirdi. Mesela, insanlarla yakın ilişkiler kurmamı engelledi. Kendi bedenimden daha fazla utanmama neden oldu. Haz almanın ve arzu duymanın tehlikeli bir şey olduğunu öğretti. Kimseye güvenmememi öğretti. Bir senedir bunu tersine çevirmek için uğraşıyorum.

Ben küçük bir çocukken de kendimi erkek olarak algılıyordum. Benim algımla babamın erkek çocuk istemesi aynı zamana denk geldi. Yani onun onayını aldım. Ne zaman ki bedenim ergenliğe hazırlanmaya başladı, küçük değişiklikler olmaya başladı, çevremdekilerin beni (zorunlu) kadınlık eğitimine almaları da başladı.  Iki ayrı cinsel istismarın oluş tarihiyle, zorunlu kadınlık  eğitiminin başlaması aynı zamanlara denk geliyor. Daha önce beni destekleyen babam da (belki çevrenin etkisiyle) bu eğitme işine katıldı. Evet, ben istismarlardan sonra kız çocuğu oldum. Şimdi ise özüme, kendi benliğime ve bedenime dönmeye çalışıyorum. Yani erkek oluşuma.

 

Evet, bunu çarpıcı bir dille blogunda da paylaşıyorsun. İlgilenenleri oraya yönlendirelim. Başka bir sorum var. Erkeklerin istismar hikayelerine de yer verilmesi açısından bu blog bir ilk değil mi?

 

Evet tek yer. O yüzden sadece kadın degil erkek ve lgbt hikayeleri de çevirip koymak istiyorum.

 

Hiç erkeklerden geri bildirim aldın mı?

 

Evet, bir kişi yazdı. Çocukluğunda bir kaç kişi tarafından uğradığı tecavüzü anlatmış. Uzun uzun hayatına etkisini yazmış. Kadınların anlatılarından farkı var. Bu konuda da bir şeyler çevirmek istiyorum. Ama elbette travma sonrası stres bozukluğu aynı. Çoğu şey elbette ortak. Sosyalist erkeklerle ilgili bir kitap çıktı. Orda bir tane yazı var. Erkekleşmek üzerine. İstismar hikayesi de var orda. Mesela kişinin onu o kitapta anlatmış olması çok değerli geldi bana. Cinsel şiddet bir çok şeyle de alakalı. İstismara uğrayan erkeklerin anlatamaması erkeklik üzerindendir ya. Kendi erkekliğimle de bağlantı kurduğum bir örnek bu. Bu hikayeler erkekliği sorunsallaştıran erkekler oldukca daha çok örnek olmuş olucak. Böylelikle daha çok duygularını ifade edebilen erkekler olacak hayatımızda.

 

Blogunda görsel kullanmıyorsun sanırım?

 

Görsel aradığımda sadece eliyle yüzünü kapatan kadınlar gorüyorum. Ağlayan çocuklar… Güçlendiren görseller bulamıyorum. Bunun için bir çalışma yapmak gerek. çizebilen birileriyle oturup bu yazılar üzerinden bir şeyler yapma planımız var. O zaman olabilir, istiyorum.  Ama şimdi o riske girmek istemedim. Ben kendim yazıyla daha yakınım. Belki de o yüzden.

 

Fantezi ve gerçeklik kavramlarıyla başlamışsın blog yazılarına. Ben çok isabetli buldum. Fantezi tartışmalı bir alan. Bdsm ile tanışık biri için çok normalken cinsel şiddetle uğraşanlar açısından bazen büyük bir tabu. İki taraf da keskin olabiliyor. Cinsel hayatında özgür ve deneysel olan biri cinsel şiddet konusunda cok cahil olabiliyor. Ya da cinsel şiddet konusunda uzmanlaşan biri cinsel fantezilere gereksiz olarak yaklaşabiliyor. Nedenini bir de senden dinleyeyim?

 

Aslında çok kişisel sebeplerden. Ben kendi cinsel istismar deneyimimle ilgili geriyedönüşler (flashback) yaşıyordum. Ruh gibi dolaşmaya başladım. Çok içe kapandım o dönem. Bundan nasıl çıkıcam derken bu bahsettiğim siteleri okumaya başladım. Gerçeklik ve fantezi de burdaki yazılardan biriydi. Beni kendime getiren. Psikologtan da faydalandım o dönem. Gerçeklik diye tanımladığımız bazı şeylerin öyle olmayabileceği gibi şeyler..  Kullandığımız kavramların açık ve net olması faydalı da bence.

 

Nasıl bir blog hayal ediyorsun, ileride ne olsun bu bloga?

 

Kişilerin kendi anlatılarını yazmasını istiyorum. Okurken ağlayarak okuyup ama bi yandan da hayır, bu seni ayakta tutuyor diyebildiğimiz yazılar olmasını istiyorum. “Gücünü kendinden alan yazılar” bölümü o yüzden var blogta. Bu ilk sefer kolay çıkmıyor. Kendine acıdığın, kendine kötü baktığın oluyor. İlk yazı güçlü olmayabiliyor.

 

Gelen yazılar öyle olmazsa ne yapacaksın?

 

Mesela öyle bir yazı var. Onlar için de bir bölüm var. Ama yeniden yazılabilir her hikaye. Yazım şeklinden bazen anlıyorsun, karşındaki aslında anlatamamış. Sadece bir şey söylemek istemiş,  kıvranmış ama anlatamamış. Bence bunlar da değerli.  Özellikle erkek hikayeleri çok değerli. Hikaye, yazı, çeviri, her türlü katkıya açığım. Benim onaylamadığım bir bakış açısı hakimse bunu sorun etmem. Her hikayenin burda temsil edilebileceğini düşünüyorum. Yeter ki çocuklukta yaşananlara tanıklık edilsin.

 

Çocuklarla cinsel şiddet hakkında nasıl konuşmalıyız, bu konuda bir çalışma yayınlamayı düşünüyor musun? diye soruyorum. “Hayır,” diyor, “bu epey uzmanlık gerektiren bir alan.”

 

 

 

Blogun adresi şöyle, kendisine şuradan ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

(Yazının görseli JT Leroy’un Harold’s End isimli kitabından, çizimler Cherry Hood’a ait)

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YBir Erkeğin Acıklı İsyanı
Bir Erkeğin Acıklı İsyanı

Beni aldattı, namusumu kirletti. Evlendiğimizde de kız değildi. Bunların araştırılmasını istiyorum.

  • BANU AY

    Cinsel İstismar yasası degişmezse cinsel istismarla suçlananlara acırım.Tecavüz edenlerede kızamam.Nedemi kızın burnuna dokunan,saçına dokunan istismarcı.istismarada tecavüzede aynı agırlaştırıcı ceza uygulanıyor.Yerel mahkeme bile tecavüz fiiliyle temas etme arasında fark vardır.agır suçla hafif suça aynı agırlaştırıcısı ceza uygulaması olmaz dedi.Tecavüzcüye verilen 15 yıllık ceza istismara burnuna,saçına dokunanada veriliyor.Kaza ilede olsa çünkü iddia oldumu sanıgın yapacagı bir şey yok.istismara 3 yıl verilmesi gerekirken 15 yıl 12 yıl düzmece ruhsaglıgı raporlarından fazladan adaletsizce veriliyor.onun için istismarla suçlananlara acıyorum.

    • Çağla Özbek

      Banu çat çat çıkıyorlar cezaevinden tecavüzcüler, istismarcılar, okuyoruz. Kızma ve acıma duygularımızı hatalı hukuk sistemine göre mi ayarlayacağız? Bu dediklerini bir hukukçu yorumuyla da dinlemek isterim aranızdan biri varsa lütfen ses etsin.

    • melis

      6 yıl süren bir akraba tacizi, tecavüz teşebbüsü, ve tecavüzüne dair bir öyküm var. (bizzat yaşıyor olduğum bir süreçten haber getirdim, demek için anlattım ve hala anlatmaya ihtiyacım olduğu hissi burada olduğu için de: başka bir sebebe çekilmesinden çekinerek bir not.) 15 yaşımdayım, şikayetçi olmaya henüz karar verebildim. yardım edebilecek bir avukata ulaşmam uzun sürdü.. ulaşabildiğimde, avukatım, dava açılmadan evvel, sözünü ettiğiniz ‘ruh sağlığı bozuldu’ raporundan almamı istedi, birkaç hafta bununla ilgilendim. ama doktorlar, davadan önce rapor verilmeyeceğini söylediler. üstelik, rapor almayı denediğim doktorların tavrı korkunçtu. ve şimdi, ‘savcı hiçbir kanıt olmadığı halde suç duyurusunu kabul edecek mi ki?’ düşüncesini de önüme koymak zorundayım. mor çatı’ya, ihd’ye, gözaltına cinsel şiddetle mücadele bürosuna gittim, ve cinsel şiddete karşı kadın platformuyla görüştüm.
      ..ve tabi süreç içinde örnek davalar da gördüm: ne istismarcıya, ne tecavüzcüye ağırlaştırılmış ceza uygulanmadığı öyle çok örnek var ki.. (mor çatı’da, ‘kazanılmış yalnız bir tane tecavüz davamız varken senin davanı alamayız,’ demişti görüştüğüm kadın.) ve zaten, çoğunlukla, anıları birleştirmek, onları düşünülmeyecekleri bir uzağa terk edip kaçtığım bütün alanlardan geri dönmek, ‘ama şiddet değilse? ama hiç ses çıkarmadım ki..’ diyen kendi içimden -de- çıkarak bir iyileşmeye varmak üzere hukuki yolların da kullanılabileceğini öğrenmek; ve bunlar olurken, zaman aşımının da henüz tehlikeli olmadığı bir zamanda bulunabilmek öyle zor ki, ‘yanlışlıkla saçına, burnuna dokunulan bir çocuğun’ failine 15 yıl ceza verilen davaların -örneği var mıdır?-, cinsel şiddet sözü edildiğinde ortaya atılarak üstünden genelleme yapılacak önem ve çoklukta olmadığını bildim. ‘Cinsel İstismar yasası degişmezse cinsel istismarla suçlananlara acırım.Tecavüz edenlerede kızamam.’ cümleleriyse zarar vermekten öte dokunamadı bana, ve tehlikeli olduklarını düşündürdü.
      apayrı: cinsel şiddet vakalarında ‘olay’ı yaşayanların ruh sağlığı bozuldu raporu alma zorunluluğu olmadan, ruh sağlıklarının bozulmuş olduğunun kabul edilmesi gereğiyle cezaların ağırlaştırılmasını isteyen, bunun için çabalayan kadınlar var.. söylemek önemli.

      • Duygu

        Bunu paylaştığın, anlattığın için çok çok teşekkür ederim. Tam nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum ve yazabileceğim her cümle eksikmiş gibi geliyor, şimdilik yalnızca teşekkür edebildim. Umarım her şey iyi olur senin için.

      • Çağla Özbek

        Melis paylaştığın için gerçekten çok teşekkürler. Davanda sana çok cesaret ve dirayet diliyorum, en iyi dileklerimi sevgilerimi gönderiyorum.

      • melis

        benim de ifade edebileceğim bir yol yok gibi, ikinize de teşekkür etmekten öte.. nasıl cevaplayacağımı bilemeyerek.

  • ozgul

    Banu, elbette istismarcilara ve tecavuzculere aciyabilirsiniz. Ama o islemedigini soylediginiz hukuka bir de cezasiz kalan onlarca istismar ve tecavuz vakasindan bakarsak ortaya cikan manzara sadece bir iki hatayla aciklanamayacak kadar vahim. Su an halihazirda devam eden bir dava var Akhisar’da. 15 yasindaki genc kizin yasi mahkeme karariyla (!) 19’a cikarildi. Sadece bir ornek. Simdi siz hala “hakki yenen” istismarcilardan yana olabilirsiniz tabi. Ayrica taciz ile tecavuz arasindaki fark (istismar demiyorum cunku istismar tecavuzu de kapsiyor bildigim kadari ile) sandigimiz kadar basit de degil. Riza olmadan elleme/dokunma/sikistirma icin kiside daha az hasara yol acar diyebilir miyiz? Bunu nerden cikariyoruz? Kisi cocuk olabilir, ciddi manada etkilenebilir, engelli olabilir, baska korkulari tetiklenmistir, yasli olabilir, olum korkusu yasatilmistir, vs vs. Evet, bir avukat arkadasimiz daha detayli bilgi verebilir belki.

  • burcu

    Bu mülakat için ve sonrasında melis’in paylaştıkları için çok teşekkür ederim. Sayenizde haberdar oldum ve bundan sonra “Hayattayım” blogunun takipçisi olacağım. Çok kısa bir soru sorma ihtiyacı hissettim, cevabını bilen arkadaşlar eminim vardır ve beni aydınlatırlarsa sevinirim: Cinsel taciz ve tecavüz davalarında taciz/tecavüze uğrayanın illa bir “ruh sağlığı bozuldu” raporu alması gerekiyor mu? Bunu sormamın bir nedeni şu: Ben lisansımı psikoloji üzerine yapmıştım ve her ne kadar uzmanlığım olmasa da bu konunun ne kadar katmanlı olabileceğini az buçuk hissediyorum sanırım. Bir kere “hayatta kalan” kendi yaşadıklarının travmasını kendinden ve çevresindekilerden gizleyebilir bilinçdışı süreçlerle. Sonra psikolojide resiliency diye bir kavram var ki -dayanıklılık diye çevirebiliriz sanırım- bize her insanın yaşadıkları travmalar karşısında aynı ruhsal tepkiyi vermeyebileceğini söylüyor: Bir kişi korkunç travma sonrası semptomlarla cebelleşirken bir diğeri yaşadığı durumu çok daha kolay atlatabilir. Yani demek istediğim hukuksal bir suçu kişinin üzerindeki etkilerine indirgemek ve ondan illa ki bir rapor istemek bana oldukça yanlış görünüyor. Bir de melisin anlattığı rapor alma sürecinde karşılaşılması bana oldukça muhtemel gelen sorunlar var: sizi dinleyecek doktorların size bir psikolojik şiddet uygulamayacağından nasıl emin olabiliyoruz ki!!!

    Neyse çok dallandırıp budaklandırmayım, yoksa ipin ucunu kaçıracağım:) Bu ruh sağlığı bozuldu raporu hakkında bilgisi olan yazabilirse sevinirim.

    Tekrar teşekkürler.

    • ozgul

      Bildigim kadari ile cevap vermeye calisayim. Cinsel saldiri davalarinda en buyuk sorun delillerin cok cabuk ortadan kaldirilmasi genelde. Kadin hemen olay anindan sonra bulgulari tespit ettiremediyse elinde hicbir delil olmayabiliyor. Bu yuzden de kadin orgutleri “kadinin beyani esastir” ilkesini savunuyorlar. Cinsel saldiri davalarinda kadin saldiriya ugradigina dair delil toplamasin da suclanan kisi saldirinin gerceklesmedigine dair delil toplasin, diyenler var. Cunku ozellikle yasanan saldirilarin cogunun tanidiklardan geldigini dusununce deliller ortadan coktan kalkmis oluyor. Melis’in son notu sanirim bununla baglantili.Bu durumda ruh sagligi raporuna da gerek kalmasin deniyor yani. Tam da, Burcu, senin dedigin sebeplerden. Bu raporlara bagli kalmak butun saldiriya ugrayanlari da defalarca magdurlastirmak demek oluyor, ki dedigin gibi, her kadin bu durumdan farkli sekillerde etkileniyor. Ama bu isin ideal boyutu. Hali hazirda isleyen sureclerde avukatlarin en buyuk kozlari da ruh sagligi raporu. (Sanirim sadece ruh sagligi raporu ile kazanilan davalar var.) Bir suredir sadece adli tip’tan alinan raporlar gecerliyken artik bazi univ. hastanelerinden alinan raporlar da gecerli. Ama bazi mahkemeler raporu illa ki adli tip’tan istiyor, e orda da birakin sizi dinlemeleri, size cok ciddi bir psikolojik siddet uygulaniyor. (Sirada beklerken dosyanizda kocaman adinizin ve tecavuz kelimesinin yazili olmasi sadece bir ornek.) Su an bu raporlarin tamamen iptalinden ziyade en azindan var olan sistemin duzgun isletilmesi icin caba gosteriliyor diye biliyorum. Bu oldukca temel bir tartisma cinsel siddet konusunda calisan aktivistler arasinda. Surdaki Sahika Yuksel roportaji okunabilir: http://www.bianet.org/bianet/insan-haklari/140407-tecavuzun-delili

  • senisectimpikacu

    5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU

    ALTINCI BÖLÜM
    Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar
    Cinsel saldırı

    MADDE 102. – (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda, yedi yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

    3) Suçun;
    a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
    b) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
    c) Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı,
    d) Silâhla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
    İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.

    4) Suçun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanılması durumunda kişi ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezalandırılır.

    (5) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

    (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

    Çocukların cinsel istismarı

    MADDE 103. – (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

    a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

    b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

    Anlaşılır.

    (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

    (3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

    (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

    (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

    (6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

    (7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

    Reşit olmayanla cinsel ilişki

    MADDE 104. – (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) Fail mağdurdan beş yaştan daha büyük ise, şikâyet koşulu aranmaksızın, cezası iki kat artırılır.

    Cinsel taciz

    MADDE 105. – (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur.

    (2) Bu fiiller, hiyerarşi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur işi terk etmek mecburiyetinde kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

    • misafir

      tecavüzcünün ve istismarcının kurtulmasına yarayan bu ruh saglıgı raporlarları derhal kaldırılmalıdır.Ayrıca bu ruh saglıgını tespit edeyim derken elle parmakla ruh saglıgını bozuyorlar sonrada bu rapora göre suçsuzlarda 15 20 yıl alıyor.8 sene önceki adaletli yasaya dönelim cinsel istismar yabancılardan 8 sene önce yanlış ögrendik herşeyi yanlış.çok öşürtüldü adalet kalmadı.herşey cinsel istismara sokuldu hakimler savcılar yolda yürümeye korkuyoruz diyorlar.oysa esas tanıdıktan geldigi belli bunları tespit edilmiyor.saçının teline kaza ile temas edene gel 15 20 yıl.hakimler bali rapor basitine olmasın diye yalvarıyor.eh söz verdiler yanlışlıgı farkettiler yasa çıkarda somut delillere göre gerçek adalet gelir.hemde kızlar muayene dalgasına orası burası ellenip pisikolajisi ni bozmazlar ve bazı masumlarda yüksek cezalara çarptırılmanın önü kesilir.ADALET GELİR..

  • senisectimpikacu

    Altta konuyla ilgili örnek Yargıtay kararlarını bulabilirsiniz:

    http://cocukhaklari.barobirlik.org.tr/dokuman/ictihat_yargitay/tck103.pdf

  • senisectimpikacu

    Bu da bir forumdan:

    “Tecavüze uğradığı iddiasıyla şikayetçi olan 13 yaşındaki şahıs sırasıyla aşağıdaki aşamalardan geçiyor:
    1- KARAKOLDA ŞİKAYETÇİ OLARAK İFADE VERİYOR,
    2- SAVCILIKTA İFADESİNİ VERİYOR,
    3- DEVLET HASTANESİNE KIZLIK MUAYENESİ İÇİN GÖNDERİLİYOR,
    4- DEVLET HASTANESİNE RUH SAĞLIĞI RAPORUNA YOLLANIYOR,
    5- FEZLEKE HAZIRLANIP AĞIR CEZADA DAVA AÇILIYOR VE ADLİ TIP ŞUBEYE RUH SAĞLIĞI RAPORU İÇİN YOLLANIYOR,
    6- MAHKEMEDE İFADESİNİ VERİYOR,
    7- TIP FAKÜLTESİNE BEYANLARINA İTİBAR EDİLİP EDİLMEYECEĞİ HUSUSU İÇİN YOLLANIYOR,
    8- İSTANBUL ADLİ TIP’A RUH SAĞLIĞI RAPORU İÇİN YOLLANIYOR,(6 AY SONRA GELİN DENİYOR-GEÇİCİ RAPOR)
    9- TEKRAR YOLLANIYOR,RUH SAĞLIĞI BOZULDU DENİYOR, (KARAR VERİLİYOR VE YARGITAY İHTİSAS KURULU RAPORU İSTİYOR)
    10-TEKRAR ADLİ TIPA SEVKEDİLİYOR”

    • Nigar Hacızade

      Korkunc bir surec. Cevabim/cozumum olmadigindan sacma bir sey soyluyor olabilirim ama hukuki sureclerde magdur tarafin zamanini, parasini ve en onemlisi ruhsal/bedensel enerjisini harcamak zorunda olmasi dusundukce akil almaz bir adaletsizlik gibi geliyor bana.

  • BANU

    YARGITAY ÜYESİNİN MECLİSE GETİRDİGİ ADALET KOMİSYONUNDAN DA GEÇEN SUÇUN ANİ VE KESİK İŞLENMESİ MADDESİ Nİ ÇIKARINDA ADALET GELSİN.CEZALARIDA O ZAMAN ARTTIRABİLİRSİNİZ.KESİN DELİL ARAYIN KADIN BEYANINI ESAS ALIRSANIZ ADALETLİ OLMAZ.DELİL YOKSA ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANDIRILIR İLKESİNİ UNUTMAYIN ÇALIŞTIRIN.İDDİA SAHİBİDE İDDİASINI İSPATLAMAK ZORUNDADIR.İLK ÖNCE BUNLARI SONRADA CEZALARI ARTTIRABİLDİGİNİZ KADAR ARTTIRABİLİRSİNİZ

  • misafir

    ADLİ BİLİMCİLER BU SORUNUN CEVABINI BİLİYORMUSUNUZ?
    ruh saglıgı kalıcı bozuk olan nasıl oluyorda fakülteyi kazanıyor.avrupa konseyi test yapın okul başarısına bakın diyor.tabi bizde bakmıyorlar sırf ceza vermek için düzmece raporlar 15 yıl adam suçlu olmasada cezaevleri doldu.Adli Bilimciler size soruyorum nasıl oluyor kendi yasamını idame edemeyecek derecede ruhsal saglıgı bozuk olan fakülteki kazanıyor.sizin rapora göre kazanamaz ama kazanmıiş demekki yankış rapor vermişsiniz yazık degilmi o adama yıllarca xeza evinde yatacak tek sizin raporunuzdan böyle binlerce şuçsuz kişi var yazık degilmi bu topluma bilgi verin adalet yok deyin konu cinsellik oldumu gerisi teferruat deyin.vicdanmı o ne yahu deyin.böyle rapor verip nasıl rahat yemek bogazınızdan geçiyor nasıl rahat uyuyorsunuz onu bu topluma anlatınız.hatta kalıcı bozuk dediginiz kişilerin hiç ilaç kullanmadıklarını tedavi olmadıklarını yazınız başarılarınızı anlatınız.Bunları delil olarak sunanların delilleri kabul olmadıgını insanların suçsuz içeri tıkmanın güzelligini anlatınız.iki feminist erkek düşmanı eylem yapınca cezaları 20 kat arttırdıgınızı anlatınız.Toplum ne kadar ahlaka önem verdigimizi anlasın çünkü biz ahlaklıksızlık olmasında adaletsizlige razıyız hoşnutuz deyip anlatınız

  • AYŞE ŞEN

    ben olsam ruh saglıgı muayesine gitmem veya göndermem.Aile itiraz etmekte haklı.gönderseler ruh saglıgı bozuk olmasada muayenede orasını burasını elleyerek ruh saglıgını bozacaklar.şu işten bir vazgeçemediler.tecavüzcüler istismarcılar bu raporlarla kurtuluyor.Magdur saglıgını bozuyor.Avrupa konseyi test yapın diyor yapmıyorlar.Bazen kendi toplantılarında ruh saglıgı bozulmaz ama bazı arkadaşlar her gelene bozuk rapor veriyor diyorlar.Başkanı kantarın topuzunu kaçırdık diyor.herşey en basit kaza bile olsa cinsel istismar oldu.kısacası ne magdura ne sanıga ne adalete bir faydası yok.Bu arada masum insanlarda yıllarca bu raporlardan ceza alıyor.Bu raporlar olmasa adalet olmayacakmı olacak ama delil buLamıyorlarmış.Bu adaletsiz düzmece raporları delil yaparak ya tecavüzcüyü kurtaracaklar.ya İstismarcıyı

  • secil haznedar

    ben o kadar çok sıkıldım ki.. bıktım..
    alanına girilmesi.. hayatının bitirilmesi..
    hak görmek..
    istismar o kadar fazla alandaki…
    lanet okumaktan başka söylenecek ya da yapılabilecek bir şey yok.

  • Leman Sevda Darıcıoğlu

    merhaba, blog adresini http://cinsel-istismardan-hayatta-kaldim.blogspot.com.tr ile değiştirebilir misiniz? tr uzantılı olmayan mahkeme engeline takılıyor.

    • Oşu Bubu

      Değiştirdik. Teşekkürler!

Bir de bunlar var

Belgesel: Kartalcı Kız Ayşolpan
Dünyanın En Pahalı GIF’i eBay’de Satışta
Günün Kitapları

Send this to friend