Yukarıdaki fotoğrafın hikayesini okuduğumda, sanki yüz yıl içimde tutmuşum gibi bir kahkaha patlattım. [En solda, emanet gibi duran sakallı kardeşimiz aslında Virginia Woolf. Sağa doğru ilerleyelim: Duncan Grant, Virginia’nın ağabeyi Adrian Stephen, Anthony Buxton, Guy Ridley ve ekibin elebaşı, Horace Cole. ]

TARİH

BUNGA BUNGA!

1910 yılının 7 Şubat sabahı, Virginia – Adrian Stephen kardeşlerin evinde oldukça heyecanlı bir sabah toplantısı yaşanıyor- Tiyatro kostümcüsü Willy Clarkson’un hazırladığı kaftanlar ve sarıklar denenmekte, takma sakallar özel bir boyayla itinayla boyanmış yüzlere dikkatlice yapıştırılmakta. Ekibimiz öğleden sonra İngiliz filosunun Weymouth’ta demirli olan sancak gemisi HMS Dreadnought’u ziyaret edecek. Bu esnada filo komutanına yollanacak telgraf işi de halloluyor, ekip Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Sir Charles Harding’in imzasını özenle taklit ediyor.

 

Tam teşekküllü bir maskaralık planladıklarından, Paddington İstasyonu’na vardıklarında kendilerine özel bir tren tahsis edilmesini istiyorlar. (Cole kendini Dışişleri’nden Herbert Cholmondeley olarak tanıtmış, bıyık burmuş. Görevli de sağolsun, kendilerine özel bir vagon ayarlamış gerçekten.) Yol boyunca rollerini çalışıyorlar.

 

Kostümleriyle uslu uslu poz veren Bungacılar

 

 

Yan sanayii Habeş prensleri ve çevirmenleri rolündeki Adrian, tren yolculuğunda ezberledikleri bir tutam Swahili’yi kafadan attıkları bilimum başka saçmasapanlıkla harman ederek, gezi boyunca inandırıcılıklarını korumayı başarıyor. (Gemiyi gezerken Duncan ve Virginia, Adrian’ın zırvalarına “Bunga, bunga” diye onay veriyor, kafa sallıyor.)

Bir kaç saat sonra, Adrian ziyareti bitirmek istediklerini dile getiriyor da, bu heyecan fırtınası öyle bitiyor. Eve dönerken de bu olayı duyurmasalar daha iyi olacağı kararına varıyorlar.

 

..velakin işler kararlaştırıldığı gibi ilerlemiyor çünkü Cole kardeşim, planladığı bu dahiyane soytarılığı, daha yaşandıktan bir gün sonra gidip Daily Mail’e yumurtluyor. (Duncan Grant’in hatırladığı şekli ile böyle tabii. Bazı başka kaynaklar Cole’un olayı bir arkadaşına anlattığı yönünde bilgi vermiş.)

 

Gazeteler bu kandırmacayı yazınca tabii ortalık birbirine giriyor- ülkenin dört bir yanında karaya inen denizciler ile dalga geçiliyor, filo komutanını Amiral Sir William May’in de hayatı biraz tatsızlaşıyor açıkcası. (Gemi bu olayın üzerine apar topar karadan ayrılıyor. Duncan Grant’e ceza olarak bir temiz sopa çekildiğine dair de rivayetler var.)

 

 

Dreadnought, açıklara süzülürken…

 

Aynı sene, gerçek Etiyopya Kralı II. Menelik, İngiltere’yi ziyaret ettiğinde ise sokakta peşinden “BUNGA BUNGA!!” diye bağırışarak koşan çocuklar olmuş.

 

 

Son olarak, Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen bir küçük olay var ki, üç gündür aklıma geldikçe kıkır kıkır gülüyorum- 1915 yılında, Dreadnought bir Alman denizaltısını batırıyor.

Gelen tebrik mesajlarının arasında şöyle bir telgraf var:

“BUNGA BUNGA!”

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSokaklar Sakin
Sokaklar Sakin

Handiyse çeyrek asırlık sosyal medyanın tozunu alabilir miyiz? Alırız be.

  • Nigar Hacızade

    hiii kim derdi ki sen koskoca virginia woolf git kendini bilmez beyaz amerikalı freshmanlar gibi black face yap, milletin dilini taklit et, oryantalizmin sağından gir solundan çık. basbayağı politically inkorekt bir o kadar da haşarıymış bu yahu? *hafifçe rahatsız ama nedense memnun surat ifadesi*

Bir de bunlar var

Hangi Kızla Evlenmeli?
Anadolu Şehirleri Nasıl Türkleştirildi? Iconium’dan Konya’ya
Paris’te 1942’den Kalma ‘Zaman Kapsülü’ Daire Keşfedildi

Send this to friend