Bugün Kırmızı Başlıklı Kız'dan alınabilecek yegâne ders; o kırmızı başlığı yırtıp atmak ve kurtlara aldırış etmeden ormana korkusuzca dalmak olacaktır. Erkeklere gelince, babaanne kılığın girmeyin artık, komik oluyorsunuz…

KÜLTÜR

TARİH

Bir Masalın Cinsel Sembolizmi Üzerine Ortaçağ’dan Tarihi Bir Kaynaklık

Çocuk masalları arasında belki akademik çalışmalarda en çok tartışılan “Kırmızı Başlıklı Kız” masalı edebi değeri bir yana içeriğiyle de oldukça çarpıcıdır. Cinsiyetçi, komik derecede ahlakçı ve bir o kadar kaba estetiğiyle bu “çocuk” masalı bütün eskimişliğine rağmen zamana karşı direnmektedir. Ortaçağ’dan bu yana bütün dünyada gittikçe popülerleşen masal birçok kereler kitaplaştırıldı, filme alındı ve dünyanın çeşitli yerlerinde çocuklara ders almaları maksadıyla anlatıldı. Ancak masalın neyi, neden ve nasıl anlattığı hep merak edildi. Masalı dinleyenlerin yaşı ve masalın anlatıldığı zaman ilerledikçe, masalın ana kahramanı ve başından geçenlere çok farklı anlamlar yüklendi. Masaldaki kötü ile iyi hep tartışıldı. Masumiyetin kötülüğü ile doğuştan kaynaklanan iyiliğimiz birbirine karıştırıldı. Kimileri için sıradan bir çocuk cinselliğidir anlatılan kimileri için ise sıradan bir masal.

 

Çok eski bir Avrupa halk masalıdır aslında bu. Bütün folklorik eserler gibi ilk söyleyeni ya da söyleniş nedeni zamanla unutulmuştur. Oysa masalın edebiyatımızı ve yaşantımızı etkisi oldukça derin olmuştur. Masal yaygın ve derin etkisine rağmen Avrupalı halklar arasında çeşitli adlar almıştır. Kahramanları çoğalmış ya da farklı anlamlar katılarak yoğunlaştırılmıştır. İtalyanlar “Yanlış Babaanne” diye adlandırmıştır, Fransızlar “Kırmızı Kaplı Kız” İngilizler “Küçük Kırmızı Hayta” Almanlar “Kırmızı Başlık” ve İskandinavlar ise “Rognvald and Raud’un Masalı” diye anlatmışlardır çocuklarına. Bu masal; her anlatıldığında, anlatıcının katkılarıyla genişlemiş ve çeşitlilik kazanmıştır. Kimi zaman ideolojik kaygılar kimi zaman dini vehimlerle karakterler sembolik özelliklerle çeşitlendirilmiştir.

 

Biz Türklerin “Kırmızı Başlıklı Kız” olarak bildiği masal ortaçağdan modern zamanlara algılarımızla birlikte anlam çeşitliliği kazanmış, içerdiği sembolizm ve anlatmak istediği dersin ifade ettiği anlam değişikliğe uğramıştır. Masalın Avrupa halkları arasında Grimm kardeşlerden ya da ilk kez yazılı hale getiren Charles Perrault’tan da önce anlatıldığı bilinmektedir. Ancak yine de masalın yazılı hale gelmesiyle bir anda tartışmalar başlamıştır. Masaldaki göndermeler çarpıcıdır. Birçok itiraz yükseltilir ama yazılı basımdaki cinselliğinden uzaklaştırılmış masal tam da bir çocuk masalıdır. Zaten kimi yerde dini göndermeler ile desteklenir. Zamanla cinsellikle dolu folklorik bir eserken çocukların aile sözü dinlemesini salık veren didaktik bir esere evrilmiştir. Yine de modern folkloristler masaldaki sembolizmi Freudyan bir yaklaşımla bir kız çocuğun ilk cinsel deneyimleri olarak yorumlanmıştır.

 

Masalın bilinen en eski kaydı Liége’li Egbert’in 1022 tarihli Fecunda ratis isimli şiir kitabında yer almaktadır. Kitaptaki “De puella a lupellis seruata” şiirinde anlatılan öykünün ana kahramanı bir kız çocuğudur. Anlatıcısı ve dinleyenleri ya da okuyanları erkek olan ve açıkça erkekler için yazıldığı belli olan bir öykünün ana kahramanının kız olması dikkat çekicidir. Zira eğer bu masal bir halk masalıysa ve dinleyen öğrencilerin de bu masalı zaten bildikleri varsayılırsa Egbert’in masal kahramanı hakkında yalan söyleyebilmesi mümkün görünmemektedir. Egbert’in versiyonunun bu anlamda modern folklorik çalışmalar gibi bir yazıya geçirme çalışmasından çok zaten bilinen bir masalın dini amaçlarla kullanılmasına örnek gösterilebilir.

Bu Latince şiirde anlatılan öykünün ana kahramanı bir kız çocuğudur. Anlatıcısı ve dinleyenleri ya da okuyanları erkek olan ve açıkça erkekler için yazıldığı belli olan bir öykünün ana kahramanının kız olması dikkat çekicidir. Bu noktada “Kırmızı Başlıklı Kız” masalının ortaçağdaki ilk yazılı kaydının da bir kızın öyküsü olması nedeniyle orijinalliği açıktır. Zira eğer bu masal bir halk masalıysa ve dinleyen öğrencilerin de bu masalı zaten bildikleri varsayılırsa Egbert’in masal kahramanı hakkında yalan söyleyebilmesi mümkün görünmemektedir. Egbert’in versiyonunun bu anlamda modern folklorik çalışmalar gibi bir yazıya geçirme çalışmasından çok zaten bilinen bir masalın dini amaçlarla kullanılmasına örnek gösterilebilir. Modern çocuk versiyonunda masaldaki kurdun seksüel bir baştan çıkarıcıdan “ailenin sözünü dinlemezseniz başınıza gelebilecek” şeytani kötülüğe evrilmesi gibi Egbert’in masalında da kurt dini bir kötülüğe benzetim yapılmıştır.

 

Egbert’in versiyonundaki dinsel motifler göz önüne alındığında masaldaki kırmızı renk göndermesinin neden değiştirilmediği zamanın ruhuna bağlanabilir. Ortaçağ insanın aklında ve edebi yazında dini sembolizm ve İncilleştirilmiş çağrışımlar, bastırılmış cinselliğin çok önündedir. Aydınlanma çağının hümanist yaklaşımları ya da on dokuzuncu yüzyılın devrimsel halklarındaki ulusal kimliklerinin yerini aldığı ortaçağ insanındaki dini değerler kendisini her alanda hissettirmektedir. Çocuk masallarında dahi. Modern algılarımızla kadın cinselliğinin evrimsel kaynaklarını aradığımız edebi eserlerde Ortaçağ insanı henüz mucizevi semboller aramaktaydı. Cinselliğin edebi kaynağı üzerine tartışmak için modern kaygılarımızın ortaya çıkmasını beklemeliydik.

 

Burada yapılacak açıklamada denilebilir ki ormanda kendi başına bir maceraya atılan kızın kırmızı rengi açıkça İsa’nın kanını sembolize etmektedir ve Egbert’in masalının sonundaki vaftiz töreni de düşünülürse; bunun kırmızı ile anılan Pazar gününde yapılacak olan töreni anımsatmaktadır. Ortaçağ dünyasında Pazar günü kırmızıyla özdeştir. Bir yandan İsa’nın masum kanını sembolize etmesi öte yandan yapılacak olan törenin pazara gününe işaret etmesi kırmızının ne Foucault’un pedagojileştirilmiş çocuk cinselliği ne de Freudyen bir çıkarımla adet kanamasını temsil ettiği Ortaçağ insanının aklına gelmemiştir.

 

Kırmızlı Başıklı Kız’ın katılacağı vaftizin törensel beyazlığı İsa’nın kırmızı kanını kutsayacaktır. Yine masaldaki kız kurt saldırısından mucizevî bir şekilde kurtulmaktadır. Bu nedenle kırmızının dini bir gönderme olarak saklanması masalın bütünlüğünü tamamlamaktadır. Öte yandan folklorik araştırmaların gösterdiğine göre; ortaçağdaki vaftiz törenlerinde vaftiz babalarının vaftiz edilecek çocuklara siyah, beyaz ya da kırmızı kıyafet hediye etmektedir. Böylece öyküdeki kırmızı ortaçağ insanı için dini bir göndermeden daha fazla bir anlam vermemektedir.  Ortaçağ insanı için sadece dini bir sembol olan kırmızı rengin zamanla cinsel bir değer olarak anlam kazanmasıyla modern insanın masala olan bakışı da değişmiştir. Cinselliğin Freud tarafından keşfedilmesiyle, masallardaki sembolizmin de yeniden yorumlanması algımızı değiştirmiştir.

 

Kırmızı Başlıklı Kız, hala okunmakta, tartışılmakta ve araştırılmaktadır. Kadınlığın masallardaki karşılığı çoğu zaman erkek bakış açısının hastalıklı birer yansımasıdır. Stereotipiler üzerinden ilerleyen, toplumsal kalıpları sorgulamaktan uzak, eleştiri ve ilerlemeden yoksun, tekrarlayan ve kronikleştiren kaba ve propagandist bir dilin hakim olduğu masallardan bir tanesi olan “Kırmızı Başlıklı Kız” bütün bu özelliklerini zaman içinde geçirdiği bütün diğer değişimlerine rağmen saklı tutmaktadır. Bu nedenle bu masalın da diğer bütün masallar gibi toplumsal yaralarımızı iyileştirmekten çok geçiştirdiği düşünülebilir. Bugün bu masaldan alınabilecek yegâne ders; o kırmızı başlığı yırtıp atmak ve kurtlara aldırış etmeden ormana korkusuzca dalmak olacaktır, tabi kadınlar için! Erkeklere gelince, babaanne kılığın girmeyin artık, komik oluyorsunuz…

 

 

Kaynaklar

– Jan M. Ziolkowski, A Fairy Tale from before Fairy Tales: Egbert of Liège’s “De puella a lupellis seruata” and the Medieval Background of “Little Red Riding Hood”, Speculum Sayı: 3 (Temmuz 1992)
– Alan Dundes, Little Red Riding Hood: A Casebook
– Erich Fromm, The Forgotten Language: An Introduction to the Understanding of Dreams, Fairy Tales and Myth
– Jack Zipes, Trials and Tributations of Little Red Riding Hood.
– Norbert Elias, Uygarlık Süreci, Batılı Dünyevi Üst Tabakaların Davranışlarındaki Değişmeler, Cilt 1
– Michel Foucault, Cinselliğin Tarihi

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YGerassi’nin 1976 Tarihli Beauvoir Röportajı: 25. Yılında “İkinci Cins”
Gerassi’nin 1976 Tarihli Beauvoir Röportajı: 25. Yılında “İkinci Cins”

"İkinci Cins'i yazarken hayatımda ilk kez bir gerçeğin farkına varmıştım; o da yanlış bir hayatı yaşadığımdı."

Bir de bunlar var

Yeni Kitabı, Feminizm, Akademi ve Sosyal Medya Hakkında Angela McRobbie ile Röportaj
Bak Oynamazsan Soğuk Derler
Serena Williams’ın Uykusuz Geceleri

Send this to friend