Zülfü Öztürk 36 yaşındaydı. 17 Eylül 2012 tarihinde öldürüldü.

MEYDAN

Bir Cinayet, Bir Park

Zülfü Öztürk 36 yaşındaydı. 17 Eylül 2012 tarihinde öldürüldü.

Katledilişinin hikayesi gazete sayfalarında görüp durduğumuz, hani o bir paragraflık ‘kadın cinayeti’ haberlerinden biri oldu:

Alınan bilgiye göre, Mamak Şahintepe Mahallesi’nde yaşayan Musa Öztürk (43), eşi Zülfü Öztürk’e (36) bir süre önce aralarında yaşanan tartışma nedeniyle boşanmaya karar verdi. 18 yaşında bir oğulları bulunan çift, devreye giren yakınlarının girişimiyle boşanmaktan vazgeçti. Musa Öztürk, kendisini aldattığından şüphelendiği eşine cep telefonuyla konuşmayı yasakladı. Bir hastanede temizlik görevlisi olarak çalışan Zülfüye Öztürk’ün, önceki gün akşam saatlerinde eve geldiğinde çantasında taşıdığı telefonu gören Musa Öztürk, eşiyle tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine Musa Öztürk önce 20 yıllık eşini darp etti, ardından eşine ruhsatsız tabancasıyla 9 el ateş etti. Olay sırasında Öztürk’ün oğlunu odasına kilitlediği öğrenildi. Zülfüye Öztürk olay yerinde hayatını kaybederken Musa Öztürk kaçtı. Seçkin Öztürk’ün polisi aramasının ardından olay yerine gelen ekipler kadının cansız bedeniyle karşılaştı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Musa Öztürk’ü aynı gün içinde yakaladı. Öztürk, emniyetteki sorgusunun ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Halkevleri’nin web sitesinde, 20 Eylül Perşembe günü toplanmak üzere, bütün kadınlara çağrı yapıldı – ki sanırım bir parka Zülfü’nün adını verme fikri bu yürüyüşte çıktı.  Halkevleri üyesi ve mahalle sakini kadınlar, Zülfü’nün evinin önünde epey gürültülü bir protesto eylemi yaptılar.

AKP’li Mamak Belediyesi’ne park ile ilgili taleplerini ilk ilettiklerinde ciddiye alınmayan kadınlar, Zülfü’nün kocası tarafından katledildiği evin önündeki ‘Güvendik Parkı’nın adının ‘Zülfü Kadın Yaşam Parkı’ olarak değiştirilmesi için imza toplamaya başladılar. Üniversiteli Kadın Kolektifi, Filmmor, Çankaya Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Kadın Dayanışma Vakfı’nın da desteği ile, kampanya büyüdü ve belediyenin kapısına bir kere daha dayanıldı.

Halkevci Kadınların 18 Kasım’daki açılışa çağrısı:

“18 Kasım, Zülfü Kadın Yaşam Parkı’nın açılışı kadınları kadın düşmanlığına karşı bir araya gelmeye davet, kadına yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini durdurmak için de bir umut, bir başlangıç olacak. Halkevci Kadınların ‘Bu son olsun!’ diyerek başlattığı kampanya, 25 Kasım’da Ankara sokaklarına AKP’ye, kadın düşmanlığına, erkek şiddetine karşı kadınların eşit yurttaşlık talepleri ile taşınacak. Kadınlar, 29 Kasım’da Zülfü’nün davasının takipçisi olacak.”

29 Kasım 2012 tarihinde, ilk duruşma Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kocası yarım saat kadar Zülfü’yü nasıl öldürdüğünü anlattı, Zülfü’nün “ben başkasını seviyorum” dediğini iddia etti. (Kadının işe gitmesi ve telefonla konuşması dışında, aldatmaya dair hiçbir kanıtın olmadığını da buraya not düşelim.)

Velhasıl, savcı bunun bir “namus cinayeti” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi, sanığın cezasında indirim istendi- duruşma da Zülfü’nün telefon mesajlarının incelenmesi kararıyla bitti.

 

Derken aylardan Aralık, mevsimlerden kış oldu-

Aşağıda Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül’ün parka Zülfü’nün adının verilmesini reddettiği yazıyı görmektesiniz canım 5Harfliler:

zulfu-2

Akgül, “Eğitim şart..” demiş ve eklemiş:

“Şiddete maruz kalarak hayatını kaybeden Zülfü Öztürk Hanımefendinin ismini parka verilmesinden ziyade, gerek yurdumuzda gerekse Mamak İlçemizde başka Zülfü Öztürk’lerin de aynı kaderi paylaşmaması için önlemlerimizi önceden almalı, hem belediye hem de devletimizin bu tür imkanlarını kullanarak topyekün bir şeklide bu sorunu asgariye indirmeliyiz.”

Bir parkın ismini değiştirmek, elbette ki kadına yönelik şiddete çözüm değil. (Fakat bu isimleri bellekte tutmak istemenin nesi kötü? İsimlerin çokluğundan epriyecek olmayasınız başganım?)

Çok değil, bundan iki yıl kadar önce, bir kadın daha, yine Mamak’ta, bir otobüs durağında beklerken bıçaklanarak öldürülmüştü. Adı Nejla Yıldız’dı.

Mesut Akgül, Zülfü’nün isminin parktan sökülmesini de istemiş olduğu için Mamak Belediyesi görevlilerinin, Mamaklı kadınlarla cebelleşmekte olduğu da kulağımıza çalınanlar arasında.

Şimdilik, belediye görevlileri tabelayı indirmeye çalıştıkça mahalleli bunu önlüyor, sökülürse getirip yerine koyuyorlar.

 

 Yazıyı görkemli bir finalle (Ramazan Can’ın kadına yönelik şiddeti önleme tasarısının tartışıldığı meclis toplantısındaki konuşmasından bir bölüm ile) bitirelim:

“Aile olmadan kadın olmaz, erkek olmaz. Burada bir sıralama yapmak gereği hasıl olacaksa, katılmıyorum ama, bu sıralamada aile ön planda olmalıdır diye düşünüyorum. Sonra çocuklar, sonra kadın, erkek. Eğer eşler arasında sıralamak gerekiyorsa, tabii kadınları öne alalım diyorum. Pozitif ayrımcılık uygulamaları boşanmayı kolaylaştırılacak, ailenin çabucak dağılmasına sebep olacak uygulamalara dönüştürülmemeli. Bir denge, tercih yapılması, birey olarak kadının haklarıyla birlikte ailenin hakları ve hukuku muhafaza edilmelidir. Erkeğin otoritesini, egemenliğini kıralım derken feminizme de davetiye çıkarmamak gerekir.”

 Böyle davetiye çıkaranlar utansın.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YMandalina Yer Miydik?
Mandalina Yer Miydik?

Eloğlu neşeli playlist yapmış.

KÜLTÜR

YSokaklar Sakin
Sokaklar Sakin

Handiyse çeyrek asırlık sosyal medyanın tozunu alabilir miyiz? Alırız be.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir de bunlar var

Hologram Kadınınız Kutlu Olsun!
İsveç Hükümetinden “İmza Öyle Atılmaz Böyle Atılır”
No Woman No Cry şarkısına Suudi dokunuş: No Woman No Drive