Bir alandaki akademisyenler zekaya çalışarak öğrenmekten daha çok önem verdikçe, o alandaki kadın oranı azalıyor.

KÜLTÜR

Bilimde Kadınlar: Dahi Misin? Çalışkan Mı?

“Parçacık fizikçisi olmak istiyorum. Ama sicim teorisi veya kuantum yerçekimi çalışacak kadar zeki olmadığımı düşünüyorum. Ne yapayım?”

 

Ara ara aldığım bu soru artık sinirlerimi bozmaya başladı ve bu sorunun özünün cinsiyetçilik ile bağlantısını sonunda görmeye başladım!

 

Parçacık fizikçiyim, fakat sicim teorisi çalışmadım hiç. Bazı insanlara göre ‘yeterince’ zeki değilim yani. Birçok insanın, belki farkında olmadan, gözüme soktuğu bu konu akademisyenleri derinden ilgilendiren bir gözlem: Bir alanda çalışmak için doğuştan bir dahi mi olmanız gerekiyor yoksa çalışarak o alanda başarı elde edebilir misiniz?

 

2015 yılında Sarah-Jane Leslie ve meslektaşları bu sorunun cevabının ABD akademisindeki birçok alanda kadın oranı ile bağlantılı olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, doğal ve sosyal bilimleri kapsayan 30 akademik alanda 1820 akademisyene, doğuştan gelen zekaya ne kadar önem verdiklerini anlamak için bazı sorular sormuşlar. Mesela: “Şu cümleye ne kadar katılıyorsunuz?: Alanınızda uzman olmak öğretilemeyecek bir yetenek gerektirir.”

 

 

Bu soruların cevaplarını ‘alana bağlı yetenek inancı’ dedikleri bir endekse dönüştürmüşler. (Bu endeks görseldeki x ekseni.) Endeks arttıkça o alandaki akademisyenler doğuştan gelen zekaya daha çok önem veriyor. Daha sonra araştırmacılar bu alanlardaki doktora seviyesindeki kadın oranına bakmışlar. (Grafikteki y ekseni.) En önemli bulguları şu: Bir alandaki akademisyenler zekaya çalışarak öğrenmekten daha çok önem verdikçe, o alandaki kadın oranı azalıyor. Bu makalenin beni en çok şaşırtan kısmı bu bulgunun hem doğal hem sosyal bilimlere ne kadar güzel uyduğu. Mesela, evet, herkes fizik ve matematikçiler dahi olmak zorundadır diye düşünür. Ama bu düşünceler filozoflar ve bestekarlar için de var. Ve aynen bu alanlarda çalışan kadın oranı biyoloji ve eğitim alanlarına göre daha az!

 

Araştırmacılar başka bağlantılara da bakmışlar. Mesela, bir alandaki çalışma saatleri ve ya o alandaki seçicilik (test sonuçları gibi) o alandaki kadın oranını etkiliyor mu? Hiçbiri alana bağlı yetenek inancı endeksi kadar disiplinlerarası bir bağlantıya işaret etmiyor.

 

Üstünü çizmek lazım: Bu çalışma, örneğin, fizik yapmak için doğuştan gelen bir yeteneğinizin olup olmaması gerektiğini göstermiyor. Gösterdiği tek şey fizikçilerin böyle bir inancı olup olmadığı. Bu araştırmada elde edilen bir başka veri ise bu düşüncenin ne kadar önyargıya bağlı olduğu. Aynı katılımcılara şu soru da sorulmuş: “Şu cümleye ne kadar katılıyorsunuz?: Politik olarak söylenmesi doğru olmasa da, erkekler kadınlara göre sizin alanınızda çalışmaya daha yatkındır.” Sonuçlar yine alana bağlı yetenek endeksi ile orantılı. Yani bu cümlenin doğru olduğunu düşünen insanların çok olduğu alanlarda kadın oranı az.

 

Akademik alanlardaki kadın oranı ile bağlantısının yanında, alana bağlı yetenek inancı endeksi ayrıca bu alanlardaki siyahi akademisyen oranı ile de aynı (ters) bağlantıyı gösteriyor. Çünkü kadınlar için varolan “yeteneksiz, zeki değil” önyargıları ABD’de siyahiler için de mevcut. Bunun yanında aynı önyargı Asyalılar için yok. Verilere bakıldığında da Asyalı akademisyen oranında bu bağlantı görülmemiş.

 

Bu tarz çalışmalara getirilen en büyük eleştiri bağlantıların sebep-sonuç ilişkisini göstermemesi. Bu bağlantıya bakarak kadınların bazı alanlardan uzak durmasının nedeninin insanların onların zeki olamayacağına dair önyargıları olup olmadığına sonucuna varamıyoruz. Ya da gerçekten iyi bir fizikçi olmak için zekanın çalışmaktan ne kadar önemli olup olmadığını da bilmiyoruz. Fakat bu sizin önyargılarınıza da uymuyor mu? Ben hep çok çalışan bir insandım. Bu doğuştan gelen bir deham olmadığı için miydi? Şimdi düşündüğümde “Saçmalama. Öğrenmeyi sevdiğin için çalıştın.” diyebiliyorum. Ama lise yıllarımda dahi olarak gösterilen (erkek) sınıf arkadaşlarımla kendimi kıyasladığımda böyle demezdim. Acaba bu tarz önyargılarımızı akademiye de taşıyor olabilir miyiz?

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YErkekler İçin Dizayn Edilmiş Bir Dünya 1
Erkekler İçin Dizayn Edilmiş Bir Dünya 1

Kullandığımız neredeyse her alet edevatın, toplumsal alanların, hizmetlerin, ilaçların, her şey erkek odaklı tasarlanırken...

TARİH

YAnne Thériault ve Bednam Kraliçeler
Anne Thériault ve Bednam Kraliçeler

Bazen unutulmuş, bazen bile bile gözardı edilmiş dünyaca ünlü kraliçelerin hikayeleri.

MEYDAN

YKadın-Erkek İşlerinde Görelilik Teorisi
Kadın-Erkek İşlerinde Görelilik Teorisi

Başarıyı erkek odaklı, erkeksel verilere göre, erkek egemen bir dünyada tanımlıyoruz.

Bir de bunlar var

Umman Nine’nin Mektupları: Kadınlar Çeker Zahmet Küreğini
Kendine İyi Bak!
Nobel Ödüllü Cinsiyetçiler Kulübü

Send this to friend