21. yüzyıl babası 20'ye çekmiş, maşallah, hık demiş burnundan düşmüş.

SANAT

BBC Kültür’den 21. Yüzyılın En İyi 100 Filmi Seçkisi

BBC Kültür dün 21. yüzyılın en iyi 100 filmi listesi yayınladı. Antarktika dışında dünya üstündeki tüm kıtalardan 177 film eleştirmeni, akademisyen, blogger’dan, 2000 senesi de dahil olmak üzere en beğendikleri 10 filmi sıralamalarını istemişler. Sinemanın öldüğünü söyleyenlere inat, listenin ana fikri şu: sinema ölmüyor, dönüşüyor.

 

Seçkideki filmlere bakarken ilk 10’da tek bir kadın yönetmen göremeyince ben de haliyle oturdum listeye ayrıntılı bir bakayım dedim. Öncelikle şunu belirtelim, 100. sırada 3 film olduğundan aslında listede 102 film var. Bunlardan 10’u kadın, 90’ı erkek. BBC’nin ‘farklı toplumsal cinsiyetler’ kutusunda yeller esiyor. Listedeki 102 filmden 12’si kadın yönetmenler tarafından yapılmış. İlk 100’de 2 kadın yönetmenin 2’şer filmi var. Ayrıca 3 filmde de, kadınlar eş yönetmen olarak mevcut. Listeye 22. sıradan giren ilk kadın yönetmen ise Sofia Coppola. Aşağıda sıra numaralarıyla bu yönetmenler ve filmleri:

 

22. sırada Sofia Coppola, Lost in Translation (2003)

38. sırada Kátia Lund’un Fernando Meirelles ile birlikte çektiği City of God (2002) filmi var.

56. ve 63. sırada Ágnes Hranitzky var, kocası Béla Tarr ile beraber çektikleri Werckmeister Harmonies ( 2000) ve The Turin Horse (2011)

65. Andrea Arnold, Fish Tank (2009)

Kathryn Bigelow hem 57. sıradaki Zero Dark Thirty (2012) ile hem de 67. sıradaki The Hurt Locker (2008) ile ilk 100’e girmiş.

70. sırada Sarah Polley, Stories We Tell (2012)

89. sırada Lucrecia Martel, The Headless Woman (2008)

97. sırada Claire Denis, White Material (2009)

99. sırada Agnès Varda, The Gleaners and I (2000)

3 tane de 100. seçilmiş, biri Maren Ade’in Toni Erdmann (2016) adlı filmi.

 

Hatunlar! Nerede eksik yaptık? Yine mi çekemedik? Yine mi olmadı? Yüzyılın geri kalanında yetişir miyiz dersiniz? 21. yüzyıl 21. yüzyıla benzemiyor dostlar, babası 20’ye çekmiş, hık demiş burnundan düşmüş…

 

Yalnız, eskiden olsa bu durumu çok da takan veya farkeden olmazken, BBC kendisini korumak için de olsa gerek, seçkiye istinaden ayrıntılı bir istatistik çalışması yapmış (ya da yapma gereği duymuş). Grafiklerde oy verenlerin toplumsal cinsiyet dağılımı, filmlerin dilleri, yönetmenlerin uyruğu gibi unsurlara bakılmış. İstatistiklerde bulunmayan bir veri filmlerin neleri konu ettiği. Acaba ortaklıklar var mı, özellikle yükselmekte olan bir tema? Teknik ayrıntılar, kullanılan kameralar, yani teknoloji de başka ilginç bir veri olabilirdi sanki. Mesela 35 mm’nin can çekiştiği bu zamanda, gözlerimiz hangi renklere, efektlere, hareketlere, kompozisyonlara meylediyor?

 

Film seçkisini gönderenlerin %31’i kadınlardan oluşuyor. İlk 100’e girenlerin cinsiyet grafiğini aşağıya yapıştıracağım. Maviler kadın yönetmenleri, sarılar erkek, kırmızılar da eş yönetmenleri ve farklı cinsiyet kategorisini gösteriyor ama buradaki 3 kırmızı işaretli film de eş yönetmeni ifade ediyor.

 

g01

g2

g3

g4

 

 

Dil grafiğinde ise ilk sırada 57 filmle İngilizce var. Sonra sırayla Fransızca (13), İspanyolca (4), Mandarin (3), Macarca (3), Tayca (3), Frasça (2), Portekizce (2), Rusça (2), Almanca (2), Korece (2).

 

 

diller

 

‘Holy Motors’ filmiyle en iyi yabancı film Oskar’ını alan Leos Carax’ın “Merhaba, ben Leos Carax, yabancı dilde çekilen filmlerin yönetmeniyim” diye başladığı meteorlar yağdıran ödül konuşmasını anmadan geçemeyeceğim.

 

Listede Türkiye’den Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ adlı filminin de 54. sırada yer aldığını belirtelim. Amma velakin bu filmin listedeki tek bir kadın tarafından önerilmediğini buraya not düşeyim. Türkiye’den seçkilerini yollayanlar ise Alin Taşçıyan ve Ali Arıkan.

 

İncelemek isteyenler için, kimlerin hangi filmleri seçtiğinin uzun bir listesi şurada mevcut.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YÇitlerin Öte Yanı
Çitlerin Öte Yanı

Evlerinden, mahallelerinden, yaşamlarından edilenler için...

MEYDAN

YDile Gelmez “Bu Cehennem” Bizim
Dile Gelmez “Bu Cehennem” Bizim

Cumhurbaşkanının dilinin varmadığı bu iki sözcüği ta içimizde duyuyoruz biz.

KÜLTÜR

YÇöplükte Piknik, Müstehcen Peyzaj ve Ücretsiz Kanser Tedavisi
Çöplükte Piknik, Müstehcen Peyzaj ve Ücretsiz Kanser Tedavisi

Müstehcen olan artık ne çıplaklık ne de sıradan insanların cinselliği, bugün esas müstehcen olan hiçbir varlığın öznesi olamadığı bu peyzaj.

Bir de bunlar var

İmparatoriçenin Popo Lazeri, Peaches’ın Işıldayan Yerleri
Yalan Dünya Sezon Finali
Issızlığın Ortasında, Yıldız Moran

Send this to friend