Uzayda daha kadınsı hissedebilir miyim acaba?

ECİNNİLİK

Bazı Kadınsı Kadınlar ve Burçin’in Galaksisi

“Siz” dedi, “ilk seanstan beri aynı şeyi merak ediyorsunuz aslında: bir kadın nasıl ‘kadın’ olur?”

 

Terapistimin bana en tuhaf ve büyülü gelen yanı, kelimeler ağzından çıktığı anda sanki beynimde yıllardır dönüp dolaşan koca harflerle yazılı bir pankartı yüksek sesle dillendirmiş hissi yaratmasıydı. Panik atak ve anksiyete krizlerim sebebiyle kapısını çaldığım hâlde haftalardır kendimi dönüp dolaşıp ebeveynlerimden bahsederken bulmaktan utanmaya başlamışken bir anda sanki “hah” dedim, “evet mesele tam da bu”. Kadınlık arayışında bir kadın olmak, anne-babasıyla olan ilişkisine takılıp kalmış, hayatı korkularla dolu bir yetişkin olmaktan daha havalı duruyordu, bildiğim sulardı. Dayatılan cinsiyet rollerinden, kadınsılık ve erkeksiliğin müphem sınırlarından, ‘delikanlı kız’ olmanın dayanılmaz hafifliğinden ya da ne bileyim ‘kadınlığını bilmenin’ sosyal huzurundan dem vurabilirdim. Elbette her bokumda olduğu gibi benim o nasıl olunacağını bilmediğim ‘kadın’ olma sorunumda da ebeveynlerimin etkisi vardı, ama ben bahsetmekten yoruldum, terapist dinlerken içinden ya sabır çekiyor mu bilmiyorum.
Boşverdim o kısmı, nasılsa esas meseleyi bulduk ve seslendirdik artık. Kafa yormaya başladım, bir sonraki seansa kadar birazcık ilerlemem gerektiğini hissettim. En azından o kafamdaki ‘kadın’ın ne olduğunu bulsam iyi olacaktı.

 

Bütün hafta ‘kadınsı’ bulduğum kadınları düşündüm, kadınsılıklarına göre sıraladım kafamda. Annem kafadan en altta kaldı, en üstte de zorlu bir rekabet var. Tanıdığım her kadını az çok bir ölçüde kadınsı buluyorum, kendim hariç. ‘Kadın’ tanımım her nasıl olmuşsa, kendim hariç her kadın olmuş. Oysa ben biyolojik olarak 10 yaşımda kadın oluvermiştim, yaşıtlarımdan çok önce girdim kanatlı pedler diyarına, o pedleri düzgün katlayıp çöpe atmam gerektiğini bile öğrendim, o yaşta ilk benim göğüslerim çıktı, okulda ilk benimle ‘memeli’ diye dalga geçildi. Hatta büyük gösterdiğim için yolda taciz edilmeye de erken başladım. Daha nasıl idrak etmem gerekirdi ‘kadın’ olduğumu.

 

Tek tek başka kadınlarda neyi kadınsı bulduğumu düşünmeye başladım, sayısız sebep buldum: sadece içinden geldiği için hep dantelli külotlar sutyenler giyenler, sevdiğini, beğendiğini içten belli edebilenler, her ay maniküre pediküre gidenler, ojeli gezenler, güzel giyinenler, parmakları zarif olanlar, vücutları güzel olanlar, vücutları güzel olmasa da zarif olanlar, bacak bacak üstüne zarif atanlar, erkekleri etkilemeyi iyi bilenler, çok iyi bilenler. Bir de bendeniz, her yerin eğretisi.

 

‘Sence kadınsı olmak ne demek?’ diye sordum sevgilime, ‘şiddetten uzak olmak galiba’ dedi, ‘erkek şiddete yatkın, kadın daha merhametli ve iyi geliyor bana.’ İyi bari dedim içimden, benim gibi sığ bir kırmızı ruj topuklu ayakkabı ikilisiyle ilişkilendirmedi. Kendi kadınsı yanlarımı düşündüm bütün hafta, bir iki tane buldum bile. Terapinin diğer bir tuhaf yanı da sorunlarınızı dillendirdiğinizde çözmeye başladığınıza inanmanız. İçten içe ‘kandırma kendini, çözemeyeceksin’ diyorum ama ömür billah terapistle konuşmak istiyorum artık, iyi geliyor. Başkasına söyleyemediğim ne kadar saçmalık varsa -kadın olamamak mesela- ciddi ciddi konuşabiliyoruz.

 

Tesadüf, Ted’te bir kadının konuşmasına denk geldim bu hafta, Burçin Mutlu Pakdil, Arizona Üniversitesi’nde astrofizikçi. Kadın yeni bir galaksi modeli keşfetmiş, Burçin’in Galaksisi de deniyor. Konuşmayı izlerken, ne kadar bana uzak bir kadın diye düşündüm, başı örtülü, doğa bilimci, üstelik bırak bu galaksiyi iyi bilmeyi yeni bir galaksi modeli bulmuş, belli ki çok çalışkan bir hanım. Kafamda deli sorularla denk geldiğim bu kadını dinlerken beni düşündüren şey Burçin’i epey kadınsı bulmam oldu. Oysa ne benim anlayışıma göre ‘kadınsı’ giyinmiş, ne de ‘kadınsı bir şey’ yapıyor, kafamdaki o tanımını yapamadığım müphem ve garip kadınsılığın çok dışında ama bir o kadar da kadın geldi bana Burçin.

 

Kendi adını alan galaksisinden bahsederken çok heyecanlı görünüyor, ders verir gibi değil müjdeler gibi konuşuyor “Şimdiye kadarki evren anlayışımızı sarsabilecek” bir keşifmiş yaptığı, öyle diyor. Şimdiye kadar evrenle ilgili çok bilgim olmadığından bende öyle bir sarsıntı yaratmadı, ama sonra 5Harfliler’deki bu daha ayrıntılı röportajını okuyunca azıcık daha iyi anladım ne yaptığını. Aslında daha önceden fark edilip de kimsenin üstüne düşünmediği bir cisim üzerine kafa yormaya başlamış, doktora tezini hazırlarken keşfetmiş ki bu cisim bir türlü diğer mevcut galaksi modellerine tam uymuyor, defalarca diğer modellere benziyor mu diye bakmış ama yok, yine de gözüne çarpan belli belirsiz sönük bir halka daha var. Yani Burçin’in Galaksisi daha önce hiç gözlenmemiş türden iki halkalı bir galaksi. Benim kuş kadar evren bilgim yine pek sarsılmadı gerçi ama Burçin konuşurken hep erkek kardeşim ya da erkek arkadaşımdan dinlediğim bu ‘uzay meseleleri’ bir kadınsı hâl aldı. Onları dinlerken aman cahil görünmeyeyim diye zorlama bir gayretle alaka göstermeye çalıştığım halde Burçin’in anlattıkları beni inanılmaz ilgilendiriyormuş gibi geldi.

 

Karadeliklerden heyecanla bahsediyor Burçin, zaman yokmuş karadeliklerde, güzel güzel anlatıyor. “Hakikaten” diyor “günlük hayatımızda göremeyeceğimiz, hissedemeyeceğimiz şeylerin uzayda yaşanabiliyor olması beni çok cezbediyor.” -Uzayda daha kadınsı hissedebilir miyim acaba diye düşünüyorum- Bir kadın nasıl ‘kadın’ olur bilmiyorum, Burçin benim bugüne kadarki kadınsılık anlayışımı sarstı baya. Tabi ki hâlâ ben hariç her şey kadınsı ama işin güzel yani kadın denen şey artık kafamda yarım yamalak tanımladığım ve sinir olduğum kadınsı kadın modellerinden uzaklaştı, böyle iki halkalı galaksi gibi bir şey oldu.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Yıldırım, Yağmur, Şimşek ve Dişi Eşeğin Kulakları
Yüksel Aytuğ Mağarada Yaşıyormuş
Güneşli Bir Öğleden Sonra Kaçamağı

Send this to friend