Bir şeyler hissetmenin “kadınsı” olduğuna inanılması bir neslin heteroseksüel erkeklerini derin, duygusal ilişkiler kuramaz hale getirdi. Şimdi bunun bedelini kadınlar ödüyor.

KÜLTÜR

Arkadaşı Olmayan Erkekler, Yükünü Çeken Kadınlar

Melanie Hamlett’in Harper’s Bazaar’da yayımlanan “Men Have No Friends and Women Bear the Burden” başlıklı makalesinin çevirisidir.

 

Kylie-Anne Kelly erkek arkadaşının her şeyine, “sensiz ne yapardım bilmiyorum”una dönüştüğü kesin anı hatırlamıyor. Ama hastanelik olacak duruma kadar kendi ihtiyaçlarını göz ardı ettiğini hala hatırlıyor. Erkek arkadaşıyla beraber olduğu zamanlar yüksek lisans yapan, şimdilerde İngilizce öğretmenliği yapan 24 yaşındaki Kelly, “Onun hayallerini dinledim, düşüncelerini onayladım, kariyerine destek oldum. Kendisi duyguları olduğunu itiraf etmekten korktuğu için onun duygusal akıl hocası ben oldum,” diyor.

 

Kelly’nin erkek arkadaşı duygularını başka erkeklere ya da bir terapiste açmayı reddediyor, kendisini rahatsız eden bir şey olduğunda saçma sapan kavgalar çıkarıyordu. Kelly zamanla erkek arkadaşının terapisti haline geldi. Sevgilisinin işle ilgili ya da ailevi sorunları olduğunda kaygılarını gideren Kelly oluyordu. Üç yıl süren ilişkilerinden sonra, Kelly halsizlik ve kaygı sebebiyle hastaneye düştüğünde erkek arkadaşı onu ziyarete gelemeyeceğini, ‘çok meşgul’ olduğunu söyleyince ayrıldılar.

 

Kelly’nin yaşadıkları uç bir örnek olsa da günümüz ilişkilerinde böyle örneklere çok rastlıyoruz. Kadınlar erkeklerin duygusal yükünü çekmeye devam ediyor. Neden çekmesinler ki? Nesiller boyunca erkeklere kibarlık ya da hassaslık gibi erdemleri reddetmeleri gerektiği öğretildi. Bu yüzden içselleşmiş öfkeleriyle başa çıkmaları gerektiğinde ya da hüsrana uğradıklarında ne yapacaklarını bilmiyorlar. Kurtarıcı kadın simgesi beyaz perdede romantize edilerek (Disney sağ olsun!) canavarın içindeki erkeği ortaya çıkarmak normalmiş gibi (hatta ideal olan buymuş gibi) gösterilmeye devam ediyor.

 

Erken yaştan itibaren derin arkadaşlıklar kurmaya teşvik edilen kadınlara karşın, (göğüs şişirmeleri, yumruk tokuşturmaları ve omza kol atmalarıyla) Amerikan erkekleri küçüklüklerinden itibaren diğer erkeklerin yanında robot gibi davranmaları gerektiğini ve duygusal desteğe ihtiyaçları olduğunda sadece kadınlara koşabileceklerini öğrenerek büyüyorlar. Modern ilişkilerde kadınların partnerlerinin Her Şey’i olmaya zorlanması (erkeklerin kız arkadaşları ve karılarından -kendilerine veya ileride çocuklarına- en iyi arkadaşlık, sevgililik, kariyer danışmanlığı, stilistlik, kişisel sekreterlik, duygusal amigoluk, annelik ve tabii ki saatte 200 dolarlık ücret almadan nöbetçi terapistlik yapmasını beklemeleri), bu ‘duygusal servet avcılığı’ erkeklere zarar vermekle kalmıyor aynı zamanda bir neslin kadınlarını da bitkin düşürüyor .

 

Yazar Erin Rodgers ‘duygusal servet avcısı’ kavramından ilk defa 2016’da attığı bir tweet’te bahsetmişti. Bu tweet, kendilerini feminist olarak tanımlayan erkeklerle evlenen kadınlar tarafından da daha muhafazakâr kocaları olan kadınlar tarafından da hala paylaşılıyor. Zehirli maskülenlik erkeklerin birbirine destek olmasını engelliyor ve onları yalnızlaştırıyor. Harcadıkları karşılıksız duygusal emeğin yükü altında ezilen kadınlar zehirli maskülenliğin sebep olduğu bu yükün artık farkındalar. Rodgers’ın tweet’inin bu kadar ilgi görmesinin sebebi de bu aslında. Her kadın özünde aynı şeyden şikayetçi. Kendileri kişisel gelişim kitapları okuyor, podcast’ler dinliyor, kariyer danışmanlarından yardım alıyor, kız arkadaşlarından tavsiye alıp destek görüyorken ya da terapistlere kapanmayan yaralarını ve güncel problemlerini anlatmak için yığınla para ödüyorken, beraber oldukları erkekler sadece onlara bel bağlıyor.

 

Sanatçı Lindsay Johnson tam da bu sebepten kendini “emre amade kız” diye tanımlıyor. Johnson’ın işi sadece kocası ve çocuklarıyla ilgilenmekle bitmiyor. Annesiyle de ilgilenebilmek için onun yanına yerleşmiş çünkü erkek kardeşlerinin annelerine bakmayacağını biliyor. İki erkek kardeşi de yeni boşanmış ve eşlerinden gördükleri desteği şimdiden Johnson’dan bekliyorlar (ama asla birbirlerinden beklemiyorlar). Nashville, Tennessee’de yaşayan 41 yaşındaki Johnson, “Erkekler kadınların duygusal enerjisini sömürüyor” diyor. “Kardeşlerimi çok seviyorum ama artık başıma sadece dert oluyorlar.” Johnson kardeşlerine hiçbir zaman hayır demeyerek onları böyle davranmaya teşvik ettiğinin de farkında. Buna devam etmesinin sebebi biraz kendini suçlu hissetmesi, biraz da birilerinin ona ihtiyaç duymasının hoşuna gitmesi. “Kendimi önemli hissediyorum” diye açıklıyor Johnson. “Paradoks gibi bir şey bu. Zamanla hepsi ağır gelmeye başlıyor. Bitkin düşüyorum ve sinirleniyorum.”

 

Johnson gibi, bu yazı için röportaj yaptığım diğer kadınlar da benlikleri ve öz değerleri erkeklere koltuk değnekliği yapmaktan ibaretmiş gibi hissediyorlar. Ancak kadınlar yaşlandıkça bir erkeğin her şeyi olmaya daha da isteksiz oluyorlar. Yaşla birlikte kendilerine olan güvenleri arttığı, olgunlaştıkları ve daha da yorgun düştükleri için değil, her geçen yılla birlikte sorumlulukları da üst üste binerek arttığı için buna isteksizler. Tanıdığım bütün emekli kadınlar hayatlarının en dolu yıllarını geçiriyorlar. Kocalarıyla, hasta arkadaşlarıyla, torunlarıyla ve anne babalarıyla ilgileniyor, arta kalan zamanda da gönüllülük yapıyorlar. Ancak işler yaşlanan kocaları için daha da kötüye gidiyor. Johnson, “Erkekler evlendikten sonra arkadaşlıklarını devam ettirmek için pek çaba göstermiyor,” diyor. “Kocam benden başka bir tek iş yerindeki erkek arkadaşlarıyla muhabbet ediyor. O insanlardan bazıları emekli olduğunda karılarından onları eğlendirmelerini bekliyorlar. Hatta karılarının kendi hayatları olmasını kıskanıyorlar.” Johnson ayrıca annesiyle yaşıt kadınların, kocalar ölse de kendi hayatımızı yaşamaya başlasak diye gün saydıklarını söyleyerek espri yapıyor. “Falanca ölmüş diye haber geliyor. Bir hafta sonra bir bakıyorum, dul karısı kız arkadaşlarıyla dünya turuna çıkmış.”

 

Annelerimizle aynı jenerasyondaki kadınların aksine X kuşağı ve milenyum kuşağı kadınları artık partnerlerini yaptıklarından sorumlu tutmaya başladılar ya da partnerlerinden ayrılmayı seçiyorlar. Los Angeles’ta yaşayan 30’lu yaşlardaki komedyen Ruby Marez, 5 yıllık erkek arkadaşına ücretsiz terapistlik yapmaktan bıkınca ondan bir seçim yapmasını istedi. Erkek arkadaşı ya psikoloğa gidecekti ya da ayrılacaklardı. “İş yeri psikolog ücretlerini karşılıyordu o yüzden gitmemek için bahanesi yoktu. Oysa ben, sağlık sigortası olmayan, geçim sıkıntısı çeken, serbest meslekle uğraşan biri olmama rağmen terapi ve yogaya hep öncelik vermiştim.” Erkek arkadaşı iki yıl boyunca psikoloğa gitmeyi reddetti. Sayısız kavgadan sonra, Marez’in iteklemeleri ve hatırlatmaları sonunda meyvesini verdi. Erkek arkadaşı psikoloğa gitmeyi sonunda kabul etti. Marez’in dediğine göre erkek arkadaşı terapiye nadiren gidiyor, uygun zaman ayarlayamadığı için psikoloğunu suçluyordu. Çift terapisine gitmeyi de Marez uygun bir psikolog bulmak için bütün araştırmayı tek başına yapıp randevu ayarladıktan sonra ancak kabul etti. Erkek arkadaşı terapiye ihtiyacı olmadığını, terapi yerine Marez’in ona yeteceğini söylediğinde aklı başına gelen Marez adamı terk etti.

 

“Erkeklere bir şeyler hissetmenin kadınsı olduğu öğretiliyor,” diye düşünüyor Johnson. Kocası Johnson’ın hep “derin konulardan konuşmak” istediğinden şikayetçiymiş. Johnson kocasının, diğer evli arkadaşlarının kocaları gibi her ihtiyacını onun karşılamasını beklemediği için kendi kocasının muhteşemliğiyle övünse de erkekler duygu patlaması yaşamadan önce terapi gibi güvenli ortamlarda duygularını keşfetmeye ve anlamlandırmaya teşvik edilse keşke diyor. “Kocam duyguları hakkında konuşmaya ihtiyacı olduğunu fark edemediği için komodini her kırdığında yenisini almaktan yoruldum,” diye itiraf ediyor.

 

Johnson bu konuda yalnız değil. Psikoloğa gitmenin zayıflık olarak görülmesi bir neslin erkeklerinin öfke, huzursuzluk ve saldırganlık gibi semptomlar göstermesine neden oluyor. Erkekler psikolojik yardım alma konusunda kadınlardan gerideler. Yardım aldıklarında bile duygularını ifade etmekte zorlanıyorlar. (Bu durum o kadar sık görülüyor ki “normatif erkek aleksitimisi” adıyla terim haline bile gelmiş.) Erkeklerin yardıma ihtiyacı olduğunu fark etmesi özellikle milenyum kuşağı erkekleri için çok zor. Dallas, Texas’ta Gazi İşleri Departmanı’nda klinik psikolog olarak görev yapan Dr. Angela Beard bu durumu şöyle açıklıyor: “Erkeklere duygusal ihtiyaçlarını, düşüncelerini ve duygularını nasıl anlayabilecekleri ya da bunları nasıl ifade edip birinden yardım isteyebilecekleri öğretilmiyor.” Terapi, hastaları toplum tarafından uzun süredir benimsenmiş erkeklik anlayışını sorgulamaya iterek en isteksiz hastalar için bile bu sürecin anlamlı olmasını ve hastaların bu süreçte değişime açık olmasını sağlıyor. Beard, “Kimse erkekliğin onlara ne ifade ettiğini sormamış, onlar da kendilerine sormamışlar,” diyor. “Bu süreçte farkındalık kazanıyorlar.”

 

Ancak ücretleri seans başı 200 doları bulan ve çoğu zaman sigorta tarafından karşılanmayan bireysel terapi herkesin bütçesine uymuyor. Grup terapisi, bireysel terapiye göre daha ulaşılabilir bir alternatif (seans başı ücreti 50-70 dolar arasında değişiyor), fakat grup terapisi deyince akla, yataklı ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri ile rehabilitasyon merkezlerinin yanı sıra mahkeme tarafından zorunlu tutulan öfke, aile içi şiddet, cinsel suçlar ve madde kullanımı tedavilerinin gelmesi hastalarda ön yargıya sebep oluyor. Birçok grup terapisi seansını yöneten Beard konuyla ilgili şöyle diyor: “Grup terapisi deyince kadın-erkek herkesin aklına Adam Sandler’ın Anger Management (Asabiyim) filmindeki garip sahne geliyor. Hastalar çember şeklinde oturmuş ağlıyor, birisi de hayat hikayesini diğerleriyle paylaşıyor. Gerçekte grup terapisinin o sahneyle alakası yok.” Beard, uzun zamandır grup terapisi alan erkeklerin, gruba yeni katılanlara kişisel hislerini paylaşabilecekleri güvenli bir yerde olduklarını anlatarak terapiyi onlar için normalleştirdiğini söylüyor. “Orduda görev yapmış, bazıları savaş travması geçirmiş bu adamlar, ihtiyaçlarının akranları tarafından onaylandığını görünce müthiş bir rahatlama yaşıyorlar. Grup üyeleri diğer grup üyeleri hakkındaki samimi görüşlerini dürüstçe paylaşabilecek kadar kendilerini rahat hissediyorlar. Bu sayede başkaları hakkında fikirlerini söyleyebilecekleri, başkaları tarafından da kendileri hakkında dönüt alabilecekleri, başka yerde bulamayacakları bir ortamı tatmış oluyorlar.

 

Bu yöndeki istatistikler de pek iç açıcı gözükmüyor. Kendilerini hiç olmadığı kadar yalnız hissetmelerine rağmen (İngiltere’de yapılan bir araştırmada 2.5 milyon erkek hiç yakın arkadaşı olmadığını belirtmiş.) erkeklerin sadece %5’i ayakta psikolojik yardım alıyor. Erkekler yaşadığı acıları ya da hastalıkları kadınlara göre daha çok içine atıyor. Erkeklerde intihara bağlı ölüm oranı kadınlara göre üç kat daha fazla. Siyahi erkekler için durum daha da zor çünkü onlar sistematik ayrımcılık, ırkçı basmakalıp inanışlar ve psikolojik hastalıklara duyulan ön yargı gibi engellerle karşılaşıyorlar. Peki partnerinden başka birinden dürüst, tarafsız bir desteğe ihtiyacı olan ama terapi alamayan ya da almak istemeyen erkekler ne yapacak? Amerikalı bazı erkekler buna etkili bir çözüm bulmuş: erkek destek grupları.

 

Kötü giden ilişkilerinden sonra Scott Shepherd, anlayışlı ve bilinçli bir adam olmasına rağmen duygusal sağlığı için gerekli olan önemli bir unsurun hayatında eksik olduğunu fark etti. Hayatında eksik olan o önemli unsur (farkındalık sahibi) birkaç erkekti.

 

Shepherd eskiden sadece kadınlarla duygusal yakınlık kuruyormuş çünkü en çok kadınlarla birlikteyken kendini güvende hissediyormuş (hadi canım!). Ancak bir süre sonra duygularını açtığı kadınlara bağımlı hale gelmeye başlamış ve kendini sürekli tekrarlayan bir döngünün içinde bulmuş. Portland, Oregon’lu açık hava macera rehberi Shepherd, “Sorunun bende olduğunu anladım. Dertlerimi anlattığım kadının kim olduğu önemli değildi. Yaşadığım sorunlar hep aynı oluyordu,” diyor. “Bu eski alışkanlıktan kurtulmak çok zor. İhtiyacım olan destek ve yakınlığı tek bir ilişkide aramamam gerekiyordu.” Bu karardan sonra Shepherd internette biraz araştırma yaptı, bulduğu erkek destek grubu kılavuzunu bilgisayarına indirdi ve kendisini dinleyeceğini bildiği birkaç erkek arkadaşını eve çağırdı. Shepherd üye sayısını en fazla 8 kişi olarak belirledi ve kesin sınırları olan kurallar koydu. Bunların en önemlisi, erkek grubunda konuşulan erkek grubunda kalır kuralıydı.

 

Her toplantı beş dakika süren bir meditasyonla başlıyor. Daha sonra, romantik ilişkilerde karşılaşılan zorluklardan, iş hayatında yaşanan sorunlara kadar her türlü konu üyeler arasında tartışılıyor. Bir grup erkeğin arasında oturup içlerinden biri ya da birkaçı kendini tutamayıp gözyaşlarına boğulurken onların yanında olmak Shepherd’a göre insana “bayağı güçlü” hissettiriyor. “Bu tecrübe, duvarlarını indirip savunmasız kalan erkekler kadar onların gözyaşlarına tanık olan, onlara ağlayabilecekleri güvenli bir ortam sunan diğer erkekler için de çok sağlıklı oluyor,” diyerek açıklıyor Shepherd. “Biz erkeklere insanları dinlemeleri öğretilmiyor, tamir işleriyle kendimizi meşgul etmemiz gerektiği öğretiliyor. Erkek adam ağlamaz, sadece öfkelenebilir deniyor. Ama bu grup o algıyı değiştirdi. Eskiden bize ‘ibne’ ya da ‘korkak’ denilmesinden korktuğumuz için reddettiğimiz şeyleri kabullenebilmenin aslında ne kadar cesur bir hareket olduğunu artık görüyorlar.”

 

Shepherd başlarda destek grubunun, erkeklerin bir kadına değil de başka erkeklere içini dökebileceği bir ortamdan ibaret olacağını düşünmüştü ancak grup bundan çok daha fazlası haline geldi. Aslında her erkeğin ihtiyacı olan, içten içe istediği ama kimseye itiraf edemediği bir şey. Shepherd, “Kültürümüzde erkekler birbirleriyle vakit geçirmenin farklı farklı yollarını buluyorlar ancak bunlar hiçbir zaman duygularını paylaştıkları ortamlar olmuyor,” diyor. “Kırık kalbe iyi gelen şeyin kankalarınızla içip dağıtmak, kadınları nesneleştirmek, birisini yatağa atmak olduğu öğretilir erkeklere. Yani kendi duygularımıza yabancılaşıp duygularımızı saldırganlıkla dışarı vurmak çözüm olarak gösterilir. Birilerinin fiziksel temasına ve yakınlığına aslında o kadar açız ki birbirimize dokunabilmek için sporu bahane ediyoruz. Ancak o yakınlık, savunmasızlık ve güvene dayanan bir yakınlık değil, yoldaşlık duygusu ve saldırganlıktan geliyor. Yoldaşlık ve saldırganlığa dayanan yakınlık da savunmasızlık ve güvene dayalı yakınlık kadar tatmin edici olmuyor, daha sığ kalıyor.”

 

Shepherd romantik ilişkiler söz konusu olduğunda, bazı konuları partnerinizle birlikte hareket ederek aşmak gerektiğini ancak bazı konuları da ilişkinin dışında halletmenin daha sağlıklı olduğunu öğrenmiş. Bir sorunla karşılaştığında kaçıp gitmek ya da “Bu ilişki yürümüyor,” gibi kesin ifadelerle kestirip atmak yerine önce dürüst sağlıklı erkeklerle konuşup kafasını toplamayı, ondan sonra partneriyle oturup yaşadığı sıkıntıları konuşması gerektiğini öğrenmiş.

 

Arkadaşım Stephen, (kendisi ailesinin gizliliğini tehlikeye atmamak için soyadını paylaşmamamı rica etti) erkek destek grubuna katılmanın ona sağlıklı bir evlilik hayatında gerekli olacak kişilik özelliklerini edinme konusunda yardımcı olduğunu söyledi. “Gruba üye olmak hayatımı değiştirdi, aile bağlarımızı güçlendirdi,” diyor. Stephen’ın üye olduğu grup dünya çapında özerk şubeleri olan, Shepherd’ın grubundan daha büyük ve daha örgütlü bir destek grubu. Grupta üyelerin kendilerine nasıl yeni hedefler belirleyebileceği ve bunlara nasıl ulaşabileceğinden, erkekliği yeniden tanımlamaya kadar her türlü konuya değiniliyor. Shepherd ve Stephen’ın gruplarının ortak noktası ise üyelerin gizliliğinin korunması. Stephen’ın destek grubunun kendine ait bir internet sitesi bulunmuyor. Yeni üyeler grubu birilerinden duyarak öğreniyorlar ve o sayede üye oluyorlar. Stephen grubuyla ilgili, “Maskemi indirip beni korkutan, üzen, kendimden şüphe ettiren ya da beni kızdıran şeyler hakkındaki gerçek hislerimi yargılanma korkusu olmadan ya da anlattıklarım başkasının kulağına gidecek korkusu olmadan paylaşabiliyorum,” diyor. “Hazmetmesi zor olan şeyleri, karşı taraf iyi karşılamayacak olsa bile birbirimize dürüstçe söyleyebiliyoruz.”

 

Erkek destek grubu Stephen’a erkek olmanın, koca olmanın ve baba olmanın farklı yollarını göstermekle kalmamış ona nasıl bir adam olmak istediğini keşfedebilmesi için gerekli ortamı da sağlamış. “Bu grup işini yapana kadar erkekliğin bildiğimiz tanımından daha farklı bir şey olabileceğini düşünmemiştim,” diyor Stephen. Artık karşısındakini daha iyi dinlediğini, sevgisini göstermekten kaçınmadığını ve “anı yaşamanın” önemini anladığını da ekliyor. Stephen, hedeflerine ilerlediği yolda ne zaman desteğe ihtiyacı olsa, bu bazen haftada bir bazen her gün olabiliyor, grup üyeleriyle mesaj yoluyla iletişim kuruyor. “Birbirimize sırtımızı dayayabildiğimiz zaman ve bunu hep birlikte yapabildiğimiz zaman en güçlü oluyoruz aslında,” diyor. Dışarıdan nasıl gözükürse gözüksün başka erkeklerin de sorunlar yaşadığını bilmek Stephen’a bu konuda yalnız olmadığını gösteriyor, sorun yaşıyor olmaktan eskisi kadar utanmıyor.

 

Brené Brown’ın yıllar boyunca yaptığı araştırmalara göre, zehirli maskülenliğin en büyük sebebi utanç duygusu. Kadınlar, toplumun gerçekçi olmayan ve birbiriyle çelişen beklentilerini karşılayamadıklarında utanç duyarken erkekler, zayıflık belirtileri gösterdiklerinde utanç hissediyorlar. Savunmasızlığın güçlü bir erdem olarak görülmesi yerine hala zayıflık olarak algılanması yüzünden erkekler savunmasız hissettikleri konularda konuşmaktan kaçınıyorlar. Erkek destek gruplarının bu kadar başarı göstermesi de bu nedenden kaynaklanıyor. Erkekler bu tarz gruplara sadece yeni kankalar bulmak için değil, savunmasız hissettikleri konuları özgürce konuşabilmek için katılmalılar.

 

Shepherd’ın grubu gibi daha küçük bir gruba da üye olsalar, Stephen’ınki gibi daha bilindik bir gruba da üye olsalar görüştüğüm her erkek bir konuda aynı fikirdeydi. O da bu gruplar sayesinde hayatlarındaki kadınlara daha iyi bir partner olabildikleriydi. Bunu söyleyenler sadece erkekler de değil. Arkadaşım Liz’in kocası Randy, üç sene önce en yakın arkadaşıyla birlikte yeni bir erkek destek grubu kurdu. Bu grup, New England’da yaşadıkları küçük kasabada erkeklere, yargılanma endişesi olmadan korkularını paylaşabilecekleri tarafsız, onlara özel bir ortam sağlamıştı. Randy bu grubu kurduktan sonra Liz’le olan evliliğinin güçlendiğine kendim tanık oldum.

 

Liz, Randy ile ilgili şöyle diyor: “O grup Randy’nin arkadaşlarla iki bira içmeye gittiği bir yer değil. Orası onun sorunlarını anlayan erkeklerden psikolojik ve duygusal destek alabileceği bir ortam. Karı kız peşinde koşmak, dedikodu yapmak ya da hayatlarından yakınmak için bir araya gelmiyorlar. Toplantıda ne konuşacaklarını, neden konuşacaklarını ve neyin onlar için önemli olduğunu çok iyi biliyorlar.”
Randy’nin grubunda, her üyenin diğer üyelerle arasında güven bağı kurabilmesi için aynı anda en fazla 6 üye bulunabiliyor. Grubun katı gizlilik kuralları da bulunuyor. Liz, “Birimizin evinde grup toplantısı yapılacağı zaman çocukları da peşimize alıp evi erkeklere bırakıyoruz. Bu sayede erkekler toplantılarını özel bir ortamda yapabiliyorlar,” diye anlatıyor. Liz kocasıyla ev işlerini eşit paylaştıklarını, gruptaki çoğu erkeğin de öyle yaptığını belirtiyor. Grup toplantıları genellikle akşam saatlerinde yapılıyor. Erkekler de o saate kadar çocukların karını doyurup onları yatırmış oluyorlar. Grup toplantısının yapılacağı akşam Liz’in planı olursa Randy çocuklara bakıcı tutuyor. “Lazım olduğunda işleri benim halledeceğime güvenmiyor. O akşam planım varsa kendisi grup toplantısına gidebilsin diye planlarımı iptal etmemi istemiyor.”

 

Grup üyeleri aralarında kurdukları mesaj grubu sayesinde toplantı olmadığı zamanlarda da iletişimde kalabiliyorlar. Bu arkadaşlıklar, gruptaki bazı erkeklerin kendi yaşıtı bir erkekle kurduğu ilk gerçek ilişki oluyor. Randy, “Böyle bir grup karşısında savunmasız kalabilmek insanı özgürleştiriyor,” diyor ve Liz’in artık onun Her Şey’i olmadığını, buna ihtiyacının kalmadığını da ekliyor.

 

Randy gibi Shepherd’ın da artık duygusal olarak birine bağlı hissetmek ve anlaşılmak için bir partnere ihtiyacı yok. Bundan sonraki ilişkilerinde duygusal olarak birisine muhtaç olmayacağını ya da bencil davranmayacağını söylüyor Shepherd. “Duygusal her ihtiyacınızı bir kişinin karşılamasını beklemek sağlıklı bir davranış değil.” Tony Porter’ın yaptığı Erkeklere Bir Çağrı ve Justin Baldoni’nin yaptığı “Yeterince erkek” olma denemelerimi neden bıraktım? Ted konuşmalarını izledikten sonra Shepherd, erkeklerin hayatlarındaki kadın için “iyi” bir adam olabilmenin ne demek olduğunu yeniden keşfetmenin ne kadar önemli olduğunu fark etmiş. Shepherd şimdilerde erkeklerin kendi içlerinde hesaplaşma yaşadığını düşünüyor. #MeToo ve #TimesUp hareketlerinde örneklerini gördüğümüz gibi bireysel olarak ya da toplumunun bir parçası olarak sadece geçmişte yaptıkları hatalarla değil, benlikleriyle ve olmak istedikleri kişiyle de bir hesaplaşma içindeler. Shepherd, “Kültürümüz kadınları ve erkekleri birbirine düşürüyor. Bu kültür yüzünden erkekler ne zaman başka erkeklerin karşısında fazla “kadınsı” davransa utançtan başka bir şey hissedemiyor,” diyor. “Artık bazı erkekler aslında düşündükleri kadar güçlü olmadıklarının içten içe farkına varmaya başladı.”

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YErken Ergenliğin Sağlık Açısından Riskleri
Erken Ergenliğin Sağlık Açısından Riskleri

Kız çocukları her geçen gün daha küçük yaşlarda ergenliğe giriyor ancak toplumun bu duruma verdiği tepki kızların sağlığını yıllar boyu kötü etkiliyor.

MEYDAN

YNepal’in Dünyadaki Gizli Sağlık Krizini Çözmek İçin Attığı Adımlar
Nepal’in Dünyadaki Gizli Sağlık Krizini Çözmek İçin Attığı Adımlar

Çoğu ülke aile içi şiddeti görmezden geliyor ancak Nepal’in bu sorunu çözmek adına yaptığı girişimler küresel bir çözüm için örnek teşkil edebilir.

KÜLTÜR

YBirini İfşa Etmenin Ardındaki Şiddet ve Kuir Sessizliğin Ölümcül Tehlikesi  
Birini İfşa Etmenin Ardındaki Şiddet ve Kuir Sessizliğin Ölümcül Tehlikesi  

Sessizlik bize fiziksel açıdan güvenlik sağlarken duygusal açıdan bizi savunmasız bırakıyor. Hayatta kalabilmek için adil olmayan pazarlıklar yapmamız gerekiyor.

Bir de bunlar var

Bir Müslüman Veet Reklamında Ne Görür?
Seda Sayan Dövdü, Ben Niye Dövmeyeyim Dedim
Tarık Tarcan’la Çarkıkötek

Send this to friend