Hayatta kaç kişi annesiyle, ona "seks oyuncağı" hediye edebilecek paravansızlıkta bir ilişki kurabilmiştir?

MEYDAN

ECİNNİLİK

Anneye Seks Oyuncağı

Bu yazıya anneler gününden hemen sonra niyet etmiştim. Ama malum, Türkiye gündemi. Onca kıyametin ortasında insanın elini kaleme kağıda klavyeye götüresi gelmiyor. Hele sırf başlığında anne ve seks kelimeleri yan yana diye hiç yoktan yaratılacak bir infialle uğraşasanız hiç olamıyor. Halbuki ne alakası var, niye infial çıksın, değil mi?

 

Ama çıktı. İstanbul Feminist Kolektif anneler günü için sosyal medya üzerinden mini bir kampanya yaptı: alternatif anneler günü hediyeleri. Neye alternatif? Mutfak robotuna, tavasına, tenceresine, süpürgesine, anneyi özünden tükenmez pilli bir ev aygıtı sanan bütün o reklam hediyelerine. Nesi alternatif? Anneyi çocuğun, kocanın, evin bişeysi olarak değil de yeryüzünde kendi hacmi, kütlesi, yaşamı olan bir varlık olarak hayal edebilen hediyeler seçilmiş. Biraz da şakalı hediyeler. Şöyle:

 

hediyeler

 

Kolektif, sosyal medya hesaplarından işte bu görseli yayınladığı anda, bir kaç saatlik mini bir fırtına koptu sosyal medya fanusunda. Bu fırtınanın bir kısmına şurada tanık olabilirsiniz. Yetmez, küçük dilimizi yutmadık daha diyorsanız, bu yazının da ana görselini süsleyen tekli hediye afişleri Kolektif’in hesaplarında mevcut, her birinin altında da hakaret ve küfürlerle bezenmiş sıra sıra yorumlar. “Şimdi oralara gidemeyeceğim, bakmadan yoruldum” diyenlere -hizmette sınır yok- şöyle temsil edici bir kesit sunalım:

 

twiit 1

 

Trollük müessesesi bir yana, afişe yapılan yorumlar içinde sosyal medyadaki ilk küfrünü feministler için kutusundan çıkaranlar, mekan basmakla tehdit edenler, “yazıklar olsun” diye veryansın edenler, afişi gördükten sonra annesinin yüzüne bir daha nasıl bakacağını bilemeyenler, feministlerin çirkinliklerine, aptallıklarına ve tabiki ahlaksızlıklarına “kanıt” bulanlar vardı. “Feminizm bu değil”, “Türkiye’de feminizm anlaşılamadı”, “bak elin feministi uzaya çıkıyor” kümesinden öğretici yorumlar da tabi ki eksik olmadı.

 

Afişi hazırlayanlar bu tepkilere hazırlıklı mıydı, “provokatif” bir eylem mi planlamışlardı bilmiyorum. Ben ilk bakışta “aa şakalı afiş” deyip atlamış, dış dünyayla her temasta pembeden yapış yapış kalplere bulandığımız Mayıs günlerinde “birilerinin anneler günüyle dalga geçmesi ne iyi” diye düşünmüştüm. Ama afişe gösterilen tepkinin tamamına yakını hediye işini ciddiye almış, “anneye seks oyuncağı” hediye etmeyi düşünen zihniyeti sorguluyordu. Feminist jinekolog (yeri geldiğinde yaşam destek ünitesi işlevi görür), mor megafon (anneler eylesin), tek kişilik tatil (anneler kafa dinlesin), savunma sporları kursu (vurdu mu oturtsun), feminist boşanma avukatı hizmeti (sildi mi tam silsin, nafakasını da alsın), mor iğne (utanmasın utandırsın, tacizciye batırsın) tek tük yorumlar alsa da esas mesele seks oyuncağıydı.

 

Hayatta kaç kişi annesiyle, ona “seks oyuncağı” hediye edebilecek paravansızlıkta bir ilişki kurabilmiştir bilmiyorum ama sayıları çok olmasa gerek. Hele Türkiye’de seks oyuncaklarıyla tanış olan kadınların toplumun miniminnacık bir kesimini oluşturduğunu düşünecek olursak afişin gerçekten tavsiye niteliğinde hazırlandığını düşünmek daha zor. Şahsen annemle ilişkimin en gelişmiş versiyonunda bile ona seksle ilgili bir hediye aldığımı hayal edemiyorum. Seks oyuncaklardan haberdar olup merak ettiğini, kullandığını ya da arkadaşına hediye ettiğini bildiğim kadınlar arasında da annesine bir pazar sabahı kurdelalı kutusuyla “sürprizz” yapabilecek olan yok.

 

Açık konuşalım. Anneye sürpriiiz yapmayı bırakın, yılda bir kalmaya gelen anne teklifsizce çekmecelere dolaplara dalacağı için, hayalindeki vibratörü hayalindeki annenin korkusundan alamamış olanlarımız var. Anneyle seks konuşabilen kaçımız var ki, böylesi bir hediyeyle annenin cinselliğini tanıma jesti yapalım? “Anneye seks oyuncağı” almak, aramızdaki kocaman cinsellik duvarı yüzünden imkansız bir eylem olarak afişte durabiliyor ancak. Feminist Kolektif’in afişine gelen tepkiler bu imkansızlığı ayıplayarak, aşağılayarak ortaya koyuyor. Ama yorumları okurken farkettim ki benim de ilk bakıştaki “aa şakalı afiş” deyip geçişim ve afişin sadece anneler günüyle dalga geçmek için hazırlandığını düşünmem aynı “imkansızlık” yüzünden. Yukarıda feministlere küfreden twitlerin sahipleri için de, afişi beğenip gülen benim için de “anneye seks oyuncağı” hediye etmek imkansız bir eylemse ama afişi onlar kınıyor, ben beğeniyorsam riyakarlık bende değil mi? Anneme seks oyuncağı hediye etmeyi bir saniye bile gerçekten düşünmemişken afişi neden beğeniyorum? E afişi bu kadar beğeniyorsam, anneme seks oyuncağı hediye etmeyi bir saniye olsun neden gerçekten aklımdan geçirmiyorum? Bazı duvarları aşmaya asla yeltenmediğimi ve yeltenmeyeceğimi göstermiyor mu bu? Bir yazıda içinden çıkılacak iş değil bu. Ama sırf bunları düşündürttüğü için bile afişin başarılı olduğunu, amacına ulaştığını söyleyebiliriz herhalde. Dokunulmasından hoşlanmadığımız yerleri kaşıyor.

 

Yalnız bu seks oyuncağı meselesi başka bir kanayan yaramıza daha parmak basmış oldu bilmeden. Anneye seks oyuncağı görseline gelen en tatlı yorumlar tabi ki “penissiz bir dünya düşünemiyorum” berraklığındaki dışavurumlardı:

 

twitlerr 2
seks o.

 

Penis olmadan asla! mı? Penetrasyonun modası geçti azizim. Kadınların klitoris adında şahane bir organları var. Umarım bir gün tanışırsınız. İşte bu klitoris sağolsun, kadınlar sayesinde penise ya da penis ikamelerine muhtaç değiller haz ya da orgazm için. Bugünlerde sizin o at toynağına, el bombasına, mouse’a benzettiğiniz oyuncak, kadınların vibratör tercihlerinde başı çekiyor. Şu aşağıdaki klitoris uyarıcı modeller kadınların en çok rağbet ettiği oyuncaklar:

 

collage

 

Bak, bunun da penise benzer bir tarafı yok ama kadınlar için “en kaliteli orgazm” oyuncağı seçilmiş geçenlerde.
Alamet-i farikası oral seks etkisi. “Annem için her şeyin en kalitelisi” diyenlere…

 

1

 

Benden bu kadar. Gidip biraz annemle ilişkimi sorgulayacağım izninizle.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSon Kadın Bükücü: Aka Kubi
Son Kadın Bükücü: Aka Kubi

Ataaaa! Erkill! Hızlı uçmayın, pelerininiz kırışacak çocuğum!

MEYDAN

YBaşlangıçta Cumhur Vardı
Başlangıçta Cumhur Vardı

Açıkçası benim de yeni dönemden umudum var.

KÜLTÜR

YBir Kertenkelenin Ömrü: Patrick Melrose
Bir Kertenkelenin Ömrü: Patrick Melrose

Dizi bir çocuğa tecavüz etmeyi ve bunu sürdürmeyi mümkün kılan bütün bir eril dünyayı küçük detaylarla gözler önüne seriyor.

Bir de bunlar var

100 Gün: “Burası Yok, Burada Duvar Var”
Toplumsal Barış
Okmeydanı’nda neler oluyor? Hedefte Aleviler mi var?

Send this to friend