Annesi Amelya Hanım rolünde Adile Naşit kendi çocukluğuna bakıyor.

ECİNNİLİK

Annesi Amelya Hanım’ı Oynarken Adile Naşit

Böyle bir kare var elimizde. Bir aile tablosu. Babayı oynayan Erol Günaydın, anneyi oynayan Adile Naşit, çocuklar isimsiz.

 

TRT arşivinde yer alan, 1974 tarihli, adı Unutulanlar olan bir programdan bu sahne, 5. bölüm ünlü tuluat sanatçısı Naşit’e ayrılmış. Erol Günaydın Naşit’i oynuyor burada, karısı Amelya Hanım rolündeyse Adile Naşit var. Yani annesini oyunuyor Adile Naşit, dahası ve bu sahneyi kesip biçip üzerine de yazı yazmama sebep: Bu sahnede Adile Naşit kendi çocukluğuna bakıyor aslında. Babanın yanıbaşında oturan kız çocuğu ta kendisi.

 

Unutulanlar çok tuhaf bir program, toplam dokuz bölüm yayınlanmış. Gösteri sanatlarında kendilerine yer edinmiş, ses duyurmuş, sonraları belki biraz arka plana düşmüş, kitlesel şöhretlerini kaybetmiş sanatçılar konu edinilmiş. Kimler var? Bölümlere konu  edildikleri sırayla: Peruz Terzekyan, Küçük Kemal, Afife Jale, Naşit, Şevkiye May, Deniz Kızı Eftelya, Turhan Seyfioğlu, Nevin Seval ve Cemal Sahir. Tuhaf dememe neden olan bu sanatçıların unutulduklarına dair ölçütün muğlaklığı aslında, yine de programın güzel bir yanı var. Haldun Dormen her bölümün başında, konu edinilecek sanatçının yaşadığı dönemin sanat hayatına, hangi tiyatro sahnesinde kimin hangi oyunu oynadığına, yeni çıkan filmlere, bazen Şehzadebaşı’nın son durumuna, biraz da memleketin genel politik ahvaline yer veriyor. Kıymetli bilgiler bunlar. Sonra canlandırmalar eşliğinde, ilgili sanatçının hayatını ve biraz da nasıl “unutulduğunu” seyrediyoruz. Gelelim Naşit’in anlatıldığı bölüme.

 

Naşit’in evli olduğunu öğreniyoruz daha en başta, fakat son altı senedir kantocu Verjin Hanım ve kemani Yorgi efendinin kızı Amelya’yı seviyormuş Naşit. Amelya da onu seviyor. Verjin Hanım kızını bir fırıncıya vermeye kalkınca Naşit deliriyor. Elinde silah kulis basıyor, “seni başka kimselere yar etmem, evleneceğiz, çocuklarımız olacak” diye çıkışıyor ve hatta bir itiş kakış neticesinde silahla Amelya’yı yaralıyor.  Vurulmadan önce Amelya’dan cılız bir itiraz yükseliyor:

 

“Sen evlisin zaten.”
“Olsun” diyor Naşit.
“Ya medeni Kanun çıkarsa?” (sene 1926, kanun hazırlanıyor)
Ona da bir “olsun.”

 

Seni kimselere yar etmem de etmem… neticesinde çiftin aralarında bir evlilik akdi yapılıyor ve 1928’de oğulları Selim, 1930’da kızları Adile doğuyor. Naşit ilk eşini bırakmıyor, ama Amelya Hanım’la yaşıyor. Hatta bu birlikte yaşam başladıktan sonra bir değişim oluyor hayatlarında, daha doğrusu canlandırmada böyle. Seyredenlerin gözünden kolaylıkla kaçacak türden, ama anlamı büyük bir değişiklik. Amelya Hanım’a Emel diye hitap ediyor Naşit.

 

İşte bu gördüğünüz sahnede de çiftin  çocukları geliyor yanlarına. Baba kızın arasında konusu yine tiyatro olan bir konuşma geçiyor. Adile’yi o gün okul piyesine seçmişler, babasına onun gibi büyük bir sanatkâr olacağını söylüyor. Babası da ona kendisi gibi alaylı değil, okumuş bir sanatkâr olmasi gerekiğini. Adile Naşit annesi rolünde, orada hemen yanda ayakta durarak onları seyrediyor, gülümsüyor, gülümsüyor… Oğlunun (kardeşinin) başını okşuyor ve çocuklarına “hadi ellerinizi yıkayın da yemek yiyelim” diyor. Burada Naşit, kızı Adile’yi bir anlığına alıkoyuyor. “Yemekten sonra gel de sana Sürpik Dudu öğreteyim, karşılıklı oynarız” diyerek. Sürpik Dudu Naşit’in oynamayı en sevdiği rollerdenmiş.

 

Fakat yine de bu programda yer verilenler kadarıyla, tiyatro tarihinde önemli bir yer tutsa da, Naşit’e sempati duymak hiç kolay değil, son andaki Sürpik Dudu çalımına rağmen. Bu güzel, dokunaklı, kendi çocukluğuna bakmasına olanak veren çekim, herhalde Adile Naşit’in oyunculuk kariyerindeki en anlamlı sahnelerden biriymiş, değil mi?  Keşke, Naşit’i bir kenara itselerdi de anne, kız konuşsalardı demeden edemiyor insan. İşte iki kare daha aynı sahneden:

 

Okul piyesine seçildim.

 

 

Sürpik Dudu’yu oynarız karşılıklı.

 

Henüz 27 yaşında rol aldığı bir filmdeki haliyle görmek isterseniz Adile Naşit’i, o da burada, zamanında Hayali Kadın Kahramanlardan biri olmuştu, Rabiş adıyla.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TARİH

YKarpuz Kabuğundan Taç
Karpuz Kabuğundan Taç

Maraton yüzen ilk kadın sporcu Canan Ateş, 1979'da katıldığı bir TRT programında yüzücülük kariyerini anlatıyor.

SANAT

YSöyleşi: Şövket Elekberova, Pıçıldaşın Lepeler
Söyleşi: Şövket Elekberova, Pıçıldaşın Lepeler

Sovyet Azerbaycanı'nın efsanevi ismi Şövket Elekberova'nın bu şarkısı neler anlatıyor?

ECİNNİLİK

YSanal Ev İşleri Sergisi: Sonsuz Patates
Sanal Ev İşleri Sergisi: Sonsuz Patates

Ne yapalım, nasıl yapalım da görünür hale getirelim ev işlerine gömdüğümüz zamanı? 

KÜLTÜR

YBir Ağaç Bir Yıl
Bir Ağaç Bir Yıl

Siz bir yerlerde bir şeylerle meşgulken, ormanda neler oluyor neler.

Bir de bunlar var

Hayali Kadın Kahramanlar Ansiklopedisi: Fürûzan Harmancı
Penisimin Katilleri
İzlanda’da Cinlerle Şey

Send this to friend